AKILLI SÖZLEŞME NEDİR? NASIL ÇALIŞIR? GÜVENLİ MİDİR? (2026)
Akıllı sözleşme, dijital çağın en yenilikçi teknolojilerinden biri olarak finans, hukuk ve veri güvenliği alanlarında köklü bir değişiklik yaratmaktadır. Blokzincir altyapısı üzerinden çalışan bu sözleşmeler; aracı kişilere ihtiyaç duymadan işlemleri otomatikleştirmekte ve şeffaflık sağlamaktadır. Bu sayede de taraflar hem süreçten hem de maliyetten tasarruf edebilmektedir. Günümüzde bireyler ve şirketler, akıllı sözleşmelerin nasıl çalıştığını, hangi alanlarda kullanılabileceğini ve ne ölçüde güvenilir olduğunu merak etmektedir. Bu yazımızda akıllı sözleşmenin nasıl çalıştığını ve işleyiş mekanizmasını güvenlik boyutlarıyla birlikte kapsamlı bir biçimde ele alacağız.
- Akıllı Sözleşmeler Nasıl Çalışır?
- Akıllı Sözleşmelerin Hukuki Geçerliliği
- Akıllı Sözleşmeler ile Gelen Hukuki Riskler
- Geleneksel Sözleşmelerle Farkları Nelerdir?
- Hangi Alanlarda Akıllı Sözleşme Kullanılır?
- Akıllı Sözleşme Türleri
- Akıllı Sözleşme Hazırlarken Nelere Dikkat Edilmeli?
- Akıllı Sözleşmelerin Avantajları ve Dezavantajları
- Akıllı Sözleşme Değiştirilebilir mi? İstisnası Var Mı?
- Akıllı Sözleşme ve Blockchain Teknolojisi
- Akıllı Sözleşme Örnekleri
- Akıllı Sözleşmeler İçin Avukat Desteği
- SIKÇA SORULAN SORULAR
- Akıllı sözleşme nedir?
- Akıllı sözleşmeler yasal mı?
- Akıllı sözleşme hazırlamak için avukata ihtiyaç var mı?
- Hatalı bir akıllı sözleşme iptal edilebilir mi?
- Akıllı sözleşmeler hangi alanlarda kullanılır?
- Akıllı sözleşmeler güvenli midir?
- Akıllı sözleşmenin geçerli olması için noter onayı gerekir mi?
- Türkiye’de akıllı sözleşmeler ile ilgili özel bir yasa var mı?
- Akıllı sözleşmeler mahkemede delil olarak kullanılabilir mi?
Akıllı Sözleşmeler Nasıl Çalışır?
Öncelikle akıllı sözleşmenin kısaca tanımını yapmakta fayda vardır. Akıllı sözleşmeler taraflar arasında şartları daha önceden belirlenmiş olup değiştirilemeyen, blokzincirde saklanmış olup icra edilmesi için üçüncü bir kişiye (aracıya) ihtiyaç duyulmayan bilgisayar programlarıdır. Bu sözleşmelerin en büyük avantajı taraflara zamandan ve maliyetten tasarruf sağlamasıdır. Zira sözleşmede yer alan yükümlülüklerin gerçekleştirilmesi için aracı bir kişi gerekmemektedir. Aynı zamanda yüksek derecede kesinlik sağlar, yani muğlaklık oldukça azdır. Sonradan tek bir tarafça değiştirilememesi sebebiyle de oldukça güvenlidir.
Bu sözleşmeler çalışma prensibi bakımından, zaman zaman günümüz ürün otomatlarının gelişmiş hali olarak nitelendirilmektedir. Bilindiği üzere ürün otomatlarında da bir kişi geri dönüşü mümkün olmayacak şekilde parayı atar. Makine paranın yeterli tutarda olup olmadığını kontrol eder ve yeterli tutarın otomata atıldığının tespit edilmesiyle ürün alıcıya teslim edilmektedir. Tıpkı ürün otomatlarındaki gibi akıllı sözleşmelerde de, belirli bir koşulun gerçekleşmesi halinde bu koşulun karşılığı olan edim kendiliğinden yerine gelmektedir. Kısaca akıllı sözleşmelerde “eğer-o zaman” kalıbı (if-then) kullanılmaktadır.
Akıllı sözleşmeler ile tarafların bilgisayar yazılımı tarafından blockzincir ağı üzerinden sözleşme ile ilgili edimleri ifa etmesi “eğer şöyle olursa bunu yap (if/then döngüsü)” şeklinde şartlı bir çerçeveye oturtulmaktadır. Böylece tarafların kendileri edimleri yerine getirmektense bilgisayar yazılımı sayesinde otomatik yerine getirilmektedir.
Akıllı Sözleşmelerin Hukuki Geçerliliği
Akıllı sözleşmeler ilk bakışta bir sözleşmeyi ifade ediyor gibi gözükse de aslında bir sözleşme değil yalnızca bilgisayar programıdır. Aslında akıllı sözleşme hukuki bir işlemin adı değil bu işleme aracılık eden bilgisayar programının adıdır. O yüzden akıllı sözleşmeler için, sözleşmenin şartlarını yerine getiren yazılım da denebilir. Akıllı sözleşme var olan geleneksel sözleşmelere bilgisayar kodlarına indirgemekte ve tarafların zamandan ve masraftan tasarruf etmesini sağlamaktadır.
Tipik veya atipik sözleşmelerin taraflarca birlikte hazırlanarak akıllı sözleşme şeklinde düzenlenmesi mümkündür. Lakin geçerliliği resmi şekle bağlı sözleşmelerin akıllı sözleşme şeklinde akdedilemeyeceği aşikardır.
Akıllı sözleşmeler bakımından değinilmesi gereken bir diğer konu ise genel işlem koşullarını muhteviyatında barındırıp barındıramayacağıdır. Genel işlem koşulu ilk kez 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlenmiş olup bir sözleşme yapılırken düzenleyen tarafından tek taraflı olarak ileride çok sayıda benzer sözleşmede kullanmak amacıyla hazırlanan ve karşı tarafa sunulan sözleşme hükümleri şeklinde tanımlanabilir. Bir sözleşme hükmünün genel işlem koşulu olarak tanımlanabilmesi için; önceden, tek taraflı olarak ve ileride çok sayıda benzer sözleşmede kullanılmak amacıyla hazırlanması gerekmektedir. Ayrıca Türk Borçlar Kanunu’nun 20. maddesinin son fıkrasında; kişi ve kuruluşların sundukları hizmet, kanun veya yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütmekte ise bunların hazırladıkları sözleşmeler açısından niteliklerine bakılmaksızın genel işlem koşulları ile ilgili hükümlerin uygulanacağı düzenlenmiştir.
Akıllı sözleşmeler de önceden ve tek taraflı olarak ileride çok sayıda benzer sözleşmede kullanılmak amacıyla hazırlanabilir. Bu durum akıllı sözleşmenin niteliğine de oldukça uygundur. Gerek amaçları gerekse de standart olma niteliği ile akıllı sözleşmeler ile genel işlem koşulları arasında sıkı bir ilişki mevcuttur. Fakat ikisinin arasındaki fark genel işlem koşulu yükümlülük içerirken akıllı sözleşmeler yükümlülüğün yerine getirilmesini sağlamaktadır. Bu sebeple irdelenmesi gereken konu akıllı sözleşmeye genel işlem koşulunun dahil edilip edilemeyeceğidir.
Genel işlem koşullarının sözleşme metninde veya ekinde yer alması, kapsamı, yazı türü ve şekli, nitelendirmede önem taşımayacaktır. Dolayısıyla genel işlem koşulları yazılım diline aktarıldığında hukuki niteliğinde bir değişiklik olmayacaktır. Ancak bunların doğru kodlanması gerekmektedir. Kodlamayı yapan taraf bu hükümlerini içeren akıllı sözleşmeyi defalarca kullanabilecektir. Fakat tarafların birlikte hazırladığı akıllı sözleşmelerin genel işlem koşulu içerdiğinden söz edilemez. Akıllı sözleşmeler ve içeriğinde bulunan genel işlem koşulları açısından sözleşmeler hukukuna ait ilke ve kurallara tabidir. Dolayısıyla Türk Borçlar Kanunu’nun 20. madde ve devamında düzenlenen genel işlem koşullarında denetim kurallarının akıllı sözleşmelerde bulunan genel işlem koşulları açısından da uygulanacağı düzenlenmiştir.
Genel işlem koşullarının denetimi ile ilgili hükümlerle, kendisine sözleşme dayatılan kişinin korunması amaçlanmıştır. Zira bu kişinin sözleşme tarafları açısından zayıf pozisyonda olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Genel işlem koşulları ile ilgili Türk Borçlar Kanunu’nda yürürlük, yorum ve içerik denetimi olmak üzere 3 aşamalı bir denetim öngörülmüştür.
Yürürlük denetiminden kastedilen, genel işlem koşullarının yürürlük kazanabilmesi için o koşulların varlığı hakkında karşı taraf açıkça bilgilendirilmiş olmalı, içeriğinin ne olduğu konusunda karşı tarafa öğrenme imkanı verilmiş olması gerekir. Aksi halde ilgili koşullar yazılmamış sayılacaktır. Burada karşı tarafa açıkça bildirmek ve öğrenme imkanı için süre tanımak yeterli olacaktır yoksa genel işlem koşulunun madde madde açıklanmasına gerek yoktur. Aynı şekilde sözleşmenin niteliğine yabancı olan hükümler de yazılmamış sayılacaktır. Yabancı hükümlerden kastedilen ise sözleşmenin türünü değiştiren ya da sözleşmenin kanundaki içeriği ile bağdaşmayan hükümlerdir. Akıllı sözleşmelerde de genel işlem koşullarının yürürlük denetimi bu şekilde yapılmalı, ilgili hükümler karşı tarafın bilgisine ve açık onayına sunulmalıdır. Aynı zamanda yazılımı yapılan akıllı sözleşme türününü içeriğine yabancı hükümler de yazılmamış sayılacaktır.
Yorum denetimi ise genel işlem koşullarının açıkça anlaşılamaması ya da birden fazla anlam taşıması anlamında yorumlanmasıdır. Bu durumda düzenleyen aleyhine ve karşı taraf lehine yorum yapılması gerekmektedir. Böylece sözleşmedeki taraflar arasında denge kurulmuş olacaktır. Genel işlem koşullarını düzenleme gücüne sahip olan kişi muğlak bir hüküm düzenlediğinde ilgili hükmün kendi aleyhine yorumlanması sonucuna katlanmaktadır. Akıllı sözleşmelerde bulunan genel işlem koşullarındaki yorum denetimi de bu şekilde gerçekleşir. Lakin akıllı sözleşmelerdeki program kodları pek fazla yorumlamaya müsait değildir. Yine de belirsiz ibareler söz konusu ise düzenleyen aleyhine yorum yapılması gerekmektedir.
Genel işlem koşullarındaki son denetim ise içerik denetimi olup dürüstlük kuralı ile bağlantılıdır. Genel işlem koşulları dürüstlük kuralına aykırı ve diğer tarafın aleyhine, onun durumunu ağırlaştırıcı nitelikte olamaz. Aksi halde genel işlem koşulu geçersiz sayılacaktır. Bu durumda sözleşmeyi hazırlayan taraf, eğer o hüküm olmasaydı sözleşmeyi yapmak istemediğini ileri süremez.
Akıllı sözleşmelerde genel işlem koşulları ile ilgili değinilmesi gereken son nokta ise Türk Borçlar Kanunu’nun 24. maddesinde düzenlenen değiştirme yasağıdır. Öncelikle belirtmek gerekir ki akıllı sözleşmelerde programlanan kodların değiştirilmesi oldukça zordur. Fakat yine de düzenleyen akıllı sözleşmede karşı tarafın aleyhine değiştirme hakkını saklı tutarsa bu yazılmamış sayılacaktır.
![]()
Akıllı Sözleşmeler ile Gelen Hukuki Riskler
Bu tür sözleşmelerin oldukça fazla avantajının yanında birtakım dezavantajları da mevcuttur:
- Siber Saldırı Sebebiyle Güvenlik Eksikliği: Her ne kadar bu tür sözleşmelerin blokzincir ağıyla şifrelense de yeni bir teknoloji olması sebebiyle siber saldırı sebebiyle zaman zaman güvenlik zaafiyeti bulunabilmektedir. Örneğin 2011 yılında internet korsanları tarafından siber saldırıda bulunularak Bitcoin’in kur değeri 17.50 Amerikan Dolarından 0.01 Amerikan Dolarına indirilmiştir. Ayrıca korsanlar bir Bitcoin değişim şirketinin veritabanına girerek kullanıcıların kişisel verilerine erişmişlerdir.
- Esnek Olmaması: Akıllı sözleşmeler blokzinciri ağı üzerinde çalışmakta olup tarafların edim yükümlülüklerinde herhangi bir insiyatif bulunmamaktadır. Bu durum blokzinciri yapısının değiştirilemez yapısından kaynaklanmaktadır.
- Akıllı Sözleşmelerle İlgili Düzenlemelerin Eksikliği: Gerek ülkemizde gerek dünyadaki birçok ülkede, akıllı sözleşmeler ile ilgili hukuki düzenlemeler ya hiç yoktur ya da yeterli seviyede değildir. Özellikle siber saldırılarla mücadele edilmesi açısından etkin yasal düzenlemelerin getirilmesi gerekmektedir.
- Sözleşmelerin Gizliliğinin Temin Edilememesi: Geleneksel yazılı sözleşmeler taraflarca fiziki olarak saklanır ve güvenlik bu şekilde sağlanır. Lakin akıllı sözleşmelere ilişkin kodlar blokzincir ağı üzerinde dağınık veri ağında kayıt altına alındığı ve mutabakat mekanizması gereğince tüm paydaşlara açık olması sebebiyle gizlilik noktasında birtakım sorunlar gündeme gelmektedir.
Geleneksel Sözleşmelerle Farkları Nelerdir?
Hangi Alanlarda Akıllı Sözleşme Kullanılır?
Sektörel açıdan akıllı sözleşmelerin uygulamalarına bakınca ticari işlemler, tedarik zinciri ve finans gibi pek çok sektörde bu teknolojiden faydalanıldığı göze çarpmaktadır. Örneğin finans sektöründe ticari işlem hacminin rakamsal olarak hesaplanması, fonların otomatik olarak transfer edilmesi, sigorta poliçeleri kapsamında yapılacak ödemelerin hesaplanması gibi işlemlerde kullanılmaktadır.
Ayrıca sağlık hizmetinde de bu teknolojiden faydalanılmaktadır. Özellikle sağlık konusunda araştırmacılara belirli kişisel sağlık verilerine erişim imkanı sağlaması, hastaların sağlık durumlarının nesnelerin interneti teknolojisi yolu ile takip edilmesi, hasta ve sağlık personeli arasında çok taraflı imza onayları ile medikal sağlık kayıtlarının transfer edilmesi gibi işlemlerde kolaylık sağlamaktadır.
Özellikle son senelerde elektrikli araçların üretim ve kullanımının arttığı göz önünde bulundurulduğunda da bu alanda akıllı sözleşmelerin kullanımı artmıştır. Örneğin otonom elektrikli araç şarj etme istasyonlarında depozito alınması, bunun sonucunda şarj istasyonu tarafından şarj işlemi ve süreç tamamlandığında temin edilen depozitonun karşı tarafa iade edilmesi süreçlerinde bu teknoloji kullanılmaktadır.
Burada bahsedilmesi gereken güncel bir konu da Hollanda’da Rotterdam Limanında yürütülen “Akıllı Liman” projesidir. Burada akıllı sözleşmelerden ve blokzincir teknolojisinin getirdiği avantajlardan faydalanılmak istenmiştir. Bu projede deniz taşımacılığında faaliyet gösteren gönderici, taşıyıcı ve alıcı gibi taşıma konusundaki tüm bilgiler (örneğin taşımaya konu malın cinsi, taşıma koşulları, malın limana giriş saati, varış bilgileri) blokzincir ağına kaydedilmektedir. Böylece taşıma süreci en az masrafla, güvenilir ve daha ucuz şekilde gerçekleştirilmektedir.
Akıllı Sözleşme Türleri
Akıllı sözleşmeler işlevlerine ve amaçlarına göre farklı türlere ayrılabilmektedir.Bir sınıflandırmaya göre ödeme sözleşmesi, emanet sözleşmesi, yönetim sözleşmesi ve çoklu imza sözleşmesi olmak üzere dört tür akıllı sözleşme bulunmaktadır.
Ödeme sözleşmeleri, önceden tanımlanmış koşullara göre taraflar arasında fon transferini kolaylaştırmaktadır. Bu sözleşmeler ödeme süreçlerini otomatik hale getirerek fonların yalnızca belirli kriterler karşılandığında serbest bırakılmasını sağlarlar. Örneğin, alıcı mal veya hizmeti aldıktan sonra parayı satıcıya serbest bırakmak için bir ödeme sözleşmesi oluşturulabilir.
Emanet sözleşmeleri, belirli koşullar yerine getirilene kadar fonları veya varlıkları tutarak işlemlerde aracı görevi görür. Eşler ya da ortaklar arasındaki işlemlerde ek bir güvenlik ve güven katmanı sağlayarak her iki tarafın da fonlar veya varlıklar serbest bırakılmadan önce yükümlülüklerini yerine getirmesini sağlar.
Yönetim sözleşmeleri, bir blokzincir ağı veya organizasyonu içerisinde merkezi olmayan karar almayı mümkün kılmaktadır. Bu sözleşmeler, token sahiplerinin, ağın kurallarındaki teklifler veya değişiklikler üzerinde oy kullanmalarına olanak tanıyarak demokratik ve şeffaf bir yönetim sağlamaktadır.
Çoklu imza sözleşmeleri, bir işlemin gerçekleştirilebilmesi için birden fazla tarafın onay veya imza sağlamasını gerektirir. Bu sözleşmeler ekstra bir güvenlik katmanı ekler ve birden fazla tarafın mutabakatının veya mutabakatının gerekli olduğu durumlarda kullanılabilir.
Akıllı sözleşmeler; bir diğer sınıflandırmaya göre, harici akıllı sözleşmeler ve dahili akıllı sözleşmeler olarak gruplandırılmaktadır. Bununla birlikte kısmen harici akıllı sözleşme özelliğini kısmen de dahili akıllı sözleşme özelliğini yansıtan hibrit akıllı sözleşmeler de bulunmaktadır. Her üç ihtimalde de ortak olan özellik, bilgisayar kodu sözleşmesel sürece dahil olmakta ve icra akıllı sözleşmeler ile gerçekleştirilmektedir.
Harici (off-chain) akıllı sözleşmeler, tarafların önceden geleneksel yöntemler ile doğal dilde üzerinde anlaşmış olduğu sözleşme hükümlerinin yalnızca sözleşmenin uygun olan belirli bir bölümünün veya uygun düştüğü ölçüde tamamının daha sonrasında bilgisayar kodunda yazılması halinde oluşan sözleşmelerdir. Burada sözleşmenin icrasına ilişkin olan hükümler kodlanmak suretiyle blokzincire işlenmekte ve bu hükümlerin otomatik ve kendiliğinden yürütülebilir hale gelmesi sağlanmaktadır.
Bu durumda halihazırda zaten taraflar arasında akdedilmiş olan bir sözleşme mevcuttur. Akıllı sözleşme uygulaması da halihazırda var olan bu sözleşmenin uygulamasındaki somut aşamaların otomatikleştirilmesine yardımcı olur. Örneğin, kiracı ile kiraya veren arasında blokzinciri ağı dışında bir araç kiralama sözleşmesi yapıldığını farzedelim. Ancak kiraya veren ile kiracı arasında kira bedelinin ödemesinin akıllı sözleşmeyle yapılacağı öngörülmüş olsun. Böylece, kiracının kira bedelini ödemede temerrüde düşmesi halinde akıllı sözleşme devreye girerek arabayı kilitler veya arabanın motorunun çalışmasını önler yani kiracının arabayı kullanamamasını sağlar.
Dahili (on-chain) akıllı sözleşmelerde, harici akıllı sözleşmelerin aksine, akıllı sözleşme kodundan önce herhangi bir hukuki işlem bulunmamakta yani tarafların hak ve borçları doğrudan bilgisayar kodu ile birlikte belirlenmektedir. Dolayısıyla, sözleşme tamamen kod dilinde kurulmakta ve oluşturulan akıllı sözleşme metni bütün hükümlerin yerine geçmektedir. Bu nedenle, bilgisayar kodunda yer almamış olan bir husus, taraflar arasındaki anlaşmanın hukuki bir parçası sayılmayacaktır. Burada tarafların sözleşmeye dair tüm iradeleri blokzinciri üzerinde kurulan akıllı sözleşmeye yansıtılmıştır.
Bunların haricinde üçüncü bir sözleşme türü olan hibrit akıllı sözleşmelerde ise, sözleşme yükümlülüklerinden bazılarının doğal dilde, bazılarının ise bir bilgisayar programının kodunda tanımlanmaktadır. Böylece sözleşme yükümlülüklerinin bir kısmı veya tamamı bilgisayar koduyla otomatik olarak yerine getirilir.
Akıllı Sözleşme Hazırlarken Nelere Dikkat Edilmeli?
Akıllı sözleşme hazırlanırken taraflarca dikkat edilmesi gereken birtakım hususlar mevcuttur. Öncelikle uygulanacak hukuk, sözleşmenin konusu ve tarafların edimleri açık ve ayrıntılı biçimde belirlenmelidir.
Tarafların önceden yaptığı bir sözleşme bulunmaksızın tarafların hak ve borçlarının akıllı sözleşmede ortaya konması halinde, öneri ve kabul blokzincirinde gerçekleşmektedir. Dolayısıyla, kişi akıllı sözleşmeyi özel anahtarı ile imzaladıktan sonra ilgili blokzinciri ağına kaydettiği esnada bağlanma iradesini içerir bir öneriyi ortaya koymuştur. Bu tarz sözleşmelerde bir kripto paranın veya çevrimdışı bir varlığın dijital versiyonunun akıllı sözleşmedeki hükümlere uygun olarak gönderilmesiyle beraber, muhatap akıllı sözleşmedeki şartları yerine getirmiş ve sözleşme kurma iradesini örtülü olarak göstermiş olur.
Akıllı sözleşmelerin hüküm doğurması açısından da belirli şartların sözleşmenin kurulması aşamasında sağlanması gerekmektedir. Tıpkı geleneksel sözleşmeler gibi akıllı sözleşmelerin de hukukumuzdaki geçerlilik şartlarını sağlaması gerekmektedir. Bu sebeple tarafların hukuken geçerli bir sözleşme yapabilmeleri için hukuki işlem ehliyetini haiz olmaları gerekmektedir. Hak ve fiil ehliyetinin bulunması sözleşme taraflarının geçerli bir sözleşme akdedebilmeleri için zorunluluk teşkil etmektedir.
Geleneksel sözleşmelerde olduğu gibi akıllı sözleşme tarafları da fiil ehliyetine sahip gerçek ve tüzel kişiler olmalıdır. Ancak, burada tartışma oluşturan husus ise akıllı sözleşmelerde tarafların, birbirlerini birtakım rakam ve harflerden oluşan takma kullanıcı isimleri aracılığıyla görmesidir. Yani akıllı sözleşmenin tarafları, birbirlerini kimliği tespit edilebilir kişiler olarak değil, bir adres olarak görebilirler. Dolayısıyla, kullanıcılar sözleşmenin karşı tarafı ile ilgili yalnızca bir dizi rakam ve harf bilgisine sahip olduğundan, bu kişinin gerçek kimliğine ilişkin bilgi edinebilmesi mümkün değildir. Bu nedenle, akıllı sözleşmenin tarafları hukuki işlem ehliyetine sahip olmayabilir. Buna göre ayırt etme gücünden yoksun kişiler tarafından kurulan akıllı sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür.
![]()
Akıllı Sözleşmelerin Avantajları ve Dezavantajları
Teknolojinin son yıllarda hızla gelişmesi sebebiyle hayatımıza giren akıllı sözleşmelerin belirlilik, maliyet ve hız gibi alanlarda birçok avantajı olduğu gibi dezavantajları da bulunmaktadır.
Geleneksel yazılı sözleşmelerde, sözleşme akdedildikten sonra taraflar arasında bazı anlaşmazlıklar ve sözleşme ihlalleri gündeme gelebilmektedir. Fakat akıllı sözleşmelerde “eğer böyle ise o zaman şöyledir” şeklindeki döngüsü ve blokzincir teknolojisinde içeriğin şifrelenerek saklanması sebebiyle normal yazılı sözleşmelerle kıyas yapıldığında daha belirlenebilir içeriğe sahiptir. Zira sözleşmenin taraflarının tamamı tarafından sistem içerisinde inkar edilemez şekilde kayıt altına alınmaktadır.
Aynı zamanda sözleşmelerin ifasında herhangi bir aracı üçüncü kişi olmadan otomatik bir biçimde ifa sağlanmaktadır. Bu da sözleşmeyi üçüncü kişilerin müdahalesinden bağımsız olmasını sağlamaktadır.
Ayrıca akıllı sözleşmeler klasik sözleşmelerde fiziki şekilde elle yürütülen aşamaları yazılım tabanlı olarak otomatik hale getirmekte ve aracı üçüncü kişileri aradan çıkarmaktadır. Bu da sözleşmede ifa sürecinin hızlanmasına sebebiyet vermektedir. Zamandan tasarruf sağlamasının yanında ifa için herhangi bir aracı üçüncü kişiye ücret ödenmemesi sebebiyle maliyetten de tasarruf sağlanacaktır.
Akıllı sözleşmeler ve bünyesinde bulunan veriler blokzinciri teknolojisindeki kriptografi tekniği kullanarak saklanmaktadır. Dolayısıyla şifrelenen bu verilere izinsiz şekilde erişim imkanının oldukça zor olduğu, bu sebeple klasik yazılı sözleşmelere oranla daha güvenli saklandığını söylemek mümkündür.
Avantajlarının yanında dezavantajlarına değinmek gerekirse; blokzincir teknolojisinin yeni bir teknoloji olması sebebiyle güvenlik açıklarının olması, bu güvenlik açıklarına yapılan siber saldırıların zaman zaman kişisel verilerin izinsiz erişilmesine sebebiyet verdiği, ayrıca siber saldırı sebebiyle sözleşmelerin gizliliğinin tam anlamıyla temin edilememesi, sistemin esnek olmaması sebebiyle insiyatif imkanının sıfıra yakın olması ve bu sözleşmelere ilişkin yasal düzenlemelerin yetersizliği dezavantaj olarak söylenebilir.
Akıllı Sözleşme Değiştirilebilir mi? İstisnası Var Mı?
Akıllı sözleşmeler, yayımlandıktan sonra kural olarak sabit çalışacak şekilde tasarlanır; bu durum öngörülebilirlik ve güvenlik amacı taşır. Bununla birlikte, bazı yapılar yönetici onayıyla parametre güncellemesi veya yeni sürüme geçiş imkanı tanıyabilir. Değiştirilebilirliğin sınırı, sözleşmenin yayımlanmadan önce belirlenen kurallarına ve taraflara şeffaf biçimde duyurulan yönetişim mekanizmalarına bağlıdır.
Akıllı Sözleşme ve Blockchain Teknolojisi
Akıllı sözleşme, işlemlerin kayıt altına alındığı dağıtık bir defter üzerinde çalışan otomasyon mantığıdır. Bu yapı, işlem adımlarını programlanmış kurallara göre kendiliğinden yürütür ve kayıtların geriye dönük değiştirilmesini güçleştirir. Böylece süreçler hızlanır, taraflar arasındaki güven ihtiyacı azaltılır ve denetlenebilirlik artar.
Akıllı Sözleşme Örnekleri
Uygulamada sık görülen örnekler arasında, şart gerçekleştiğinde otomatik ödeme yapan teminat/escrow düzenekleri ve teslim doğrulamasına dayalı tedarik zinciri akışları yer alır. Abonelik ve lisans yönetiminde erişim izninin süre veya kullanım miktarına göre otomatik güncellenmesi de yaygındır. Bunun yanı sıra, oylama ve ortak karar süreçlerinin saydam biçimde yürütülmesini sağlayan yönetişim uygulamaları örnek gösterilebilir.
Akıllı Sözleşmeler İçin Avukat Desteği
Akıllı sözleşmeler; Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlenen sözleşmeler hukuku ile ilgili genel hükümlerin, elektronik imza ile ilgili yasal mevzuatın (5070 sayılı Kanun), tüketici ve kişisel veri mevzuatının (Kişisel Verilerin Korunması Kanunu), ayrıca sektöre göre finansal düzenlemelerin kesişiminde yer aldığı için düzenlenmesi aşamasında uzman bir avukattan destek almak gerekmektedir. Uzman bir avukat; iş modeline uygun sözleşme tipolojisini seçer, riskleri önceden kategorize etmektedir. Ayrıca kod–metin tutarlılığını güvence altına alır ve hükümlerin denetim süreçlerini yürütür. Böylece hem geçerlilik ve icra kabiliyetini güçlendirir hem de riskleri asgariye indirir. Bilişim hukuku avukatı ile ilgili yazımıza buradan ulaşabilirsiniz.
SIKÇA SORULAN SORULAR
-
Akıllı sözleşme nedir?
Akıllı sözleşme, şartlar gerçekleştiğinde kendini otomatik olarak icra eden, çoğunlukla blokzincir üzerinde çalışan kod tabanlı bir bilgisayar programıdır. İlk bakışta sözleşme olarak anlaşılsa da aslında sözleşmenin icrasına yardımcı olan bir bilgisayar programı olarak tanımlanması daha doğru olacaktır.
-
Akıllı sözleşmeler yasal mı?
Evet, 6098 sayıklı Türk Borçlar Kanunu’nda bulunan genel sözleşme kurallarına ve elektronik işlemlere ilişkin mevzuata uyduğu sürece geçerlidir. Yazılı şekil veya imza şartı aranan hallerde güvenli elektronik imza gibi gereklilikler sağlanmalıdır. Aynı zamanda genel işlem koşulları içerdiğinde bunların da yürürlük, yorum ve içerik denetiminden geçecek niteliğe sahip olması önemlidir.
-
Akıllı sözleşme hazırlamak için avukata ihtiyaç var mı?
Bu tarz bir yasal zorunluk mevcut değildir. Ancak sözleşmenin taraflarının hak ve borçların doğru formüle edilmesi, şekil şartlarının sağlanması, yükümlülüklerin gözetilmesi için hukuki danışmanlık pratikte çok faydalıdır. Özellikle kodun hangi durumda öncelikli olacağı, uyuşmazlık çözümü ve yetkili mahkeme gibi maddelerin avukatla netleştirilmesi sonraki safhalarda uyuşmazlık yaşadığında hak kaybı yaşanmasının önüne geçecektir.
-
Hatalı bir akıllı sözleşme iptal edilebilir mi?
Evet; hata, hile, gabin, ehliyetsizlik, imkânsızlık veya emredici hükümlere aykırılık gibi sebepler varsa Türk Borçlar Kanunu çerçevesinde hükümsüzlük veya iptal gündeme gelebilir. “Kod hatası” (bug) teknik müdahaleyi gerektirmektedir. Fakat bu durum hukuki geçerlilik incelemesinden tamamen bağımsız değildir ve tazmin ya da uyarlama taleplerine yol açabilmektedir.
-
Akıllı sözleşmeler hangi alanlarda kullanılır?
Bu sözleşmeler finans, sağlık, teknoloji, medya, enerji ve hatta kamu sektöründe bile kullanılabilmektedir. Zira bu sözleşmeler hız ve maliyet açısında taraflara tasarruf sağlamaktadır.
-
Akıllı sözleşmeler güvenli midir?
Kriptografi ve dağıtık defter yapısı güçlü güvenlik sağlar; fakat kod güvenlik açıkları, yanlış oracle verisi ve yetki/yükseltme anahtarlarının kötü yönetilmesi durumunda taraflar açısından ciddi riskler gündeme gelebilmektedir. Fakat yine de oldukça güvenli olduğunu söylemek gerekir.
-
Akıllı sözleşmenin geçerli olması için noter onayı gerekir mi?
Hayır, ancak kanunun geçerliliğini resmi şekle bağladığı veya noterlik işlemi gerektiren sözleşmeler (ör. taşınmazla ilgili bazı işlemler, kefalet gibi) akıllı sözleşme-kodla kurulamaz; ilgili resmi şekil ayrıca sağlanmalıdır.
-
Türkiye’de akıllı sözleşmeler ile ilgili özel bir yasa var mı?
Bu konuya ilişkin doğrudan yasal bir düzenleme mevcut değildir. Uygulamada uyuşmazlık çıktığında çözümü; Türk Borçlar Kanunu, 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun delil hükümleri, tüketici/finans/veri koruma mevzuatı ve ilgili ikincil düzenlemelerle yürütülmektedir.
-
Akıllı sözleşmeler mahkemede delil olarak kullanılabilir mi?
Evet; işlem kayıtları, blokzincir zaman damgaları, akıllı sözleşme kodu ve tarafların dijital beyanları delil olarak ileri sürülebilir. Hatta 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre güvenli elektronik imza ile oluşturulan veriler senet hükmündedir. Bir uyuşmazlık çıktığında ise mahkeme tarafından teknik doğrulama ve bilirkişi incelemesi yaptırılmaktadır.
![]()

