Çekişmeli Boşanma Davasında Nafaka Ve Tazminat Ne Kadar Olur?

Çekişmeli Boşanma Davasında Nafaka Ve Tazminat Ne Kadar Olur

Çekişmeli Boşanma Davasında Nafaka Ve Tazminat Ne Kadar Olur? (2026)

Çekişmeli boşanma davasında nafaka ve tazminat ne kadar olur sorusu tarafların boşanma sonrası maddi durumunu doğrudan etkileyecek önemli bir sorudur. Bu soruya cevap verebilmek için tarafların kusur durumu, ekonomik ve sosyal koşulları, çocuğun üstün yararı ile dosyadaki deliller önem arz etmektedir.

Bu yazımızda sırasıyla çekişmeli boşanma davasında nafaka ve tazminat türlerini ve hangi koşullarda hakimin nafaka ve tazminata hükmedeceğini açıklayacağız.

Çekişmeli Boşanma Davasında Nafaka Nedir?

Nafaka kısaca; bir kimsenin bakmakla yükümlü olduğu kimselere sağladığı yiyecek, giyecek ve barınacak yer veya bunlar için verdiği para; bu amaçla mahkeme kararıyla bağlanan aylık olarak tanımlanabilir.

Nafakanın temelinde aile hukuk ve ahlak kuralları yatmakla birlikte aynı zamanda Anayasa’nın 41. maddesinde ailenin huzur ve refahı, çocuk ve ananın korunması için gerekli önlemleri alma ve teşkilatı kurma ödevi devlete yüklenmiştir.

Bu sebeple çekişmeli boşanma sonucunda ortak çocuk olması sebebiyle velayeti kendisine bırakılmayanın iştirak nafakası ödemesine ya da yoksulluğa düşecek tarafa yoksulluk nafakası ödemesine mahkeme karar verecektir. Aslına bakıldığında bu durum da devletin Anayasa’da belirtilen ödevini yerine getirme yöntemidir.

Nafaka alacağı, diğer alacak türlerinden bazı nitelikleri ile farklılık göstermektedir. Öncelikle nafaka alacağı aile hukukundan doğan yükümlülüklerin niteliği gereği kamu düzeni ile ilgilidir. Aynı zamanda nafaka alacağı işin niteliği gereği devri mümkün olmayan alacak hakları arasında yer almaktadır. Çünkü nafaka alacağı kişiye sık sıkıya bağlı bir hak niteliğinde olup sosyal amacı onun diğer alacak hakları gibi devrine engel olmaktadır. Bununla birlikte nafaka alacağı rehnedilemez, haczedilemez ve takas edilemez. 

Bununla birlikte nafaka alacağının kamu düzeni ile ilgili olmasının önemli bir yansıması da nafaka borcunu ödemekten kaçınan kişinin şikayet üzerine hapis cezası ile cezalandırılmasıdır. Esasen bu durum 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) md. 344 kapsamında öngörülmekte olup alacaklının şikayeti üzerine borçlunun 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılacağı düzenlenmektedir.

Hukukumuzda nafaka, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu kapsamında farklı bölümlerde ve farklı hükümlerle düzenlenmiştir. Türk Medeni Kanunu’nda nafaka, yardım nafakası ve bakım nafakası olmak üzere ikiye ayrılır. Bakım nafakası da yoksulluk nafakası, iştirak nafakası ve tedbir nafakası olmak üzere üçe ayrılır. Yardım nafakası makale konumuzla ilgili olmadığından bu yazımızda yalnızca bakım nafakası türlerine değinilecektir.

Çekişmeli Boşanma Davasında Nafaka Türleri Nelerdir?

Çekişmeli boşanma davasında nafaka türleri; yoksulluk nafakası, iştirak nafakası ve tedbir nafakası olmak üzere 3 adettir. Bu 3 nafaka türünün de birbirinden ayrı koşulları mevcuttur.

Tedbir Nafakası

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’na göre hakim; boşanma/ayrılık davası açıldığında davanın devamı süresince eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin gerekli olan geçici önlemleri re’sen alır. Bu önlemler arasında bulunan tedbir nafakası ise, maddi imkanlarının kısıtlı olması sebebiyle geçimini sağlayamayan eş ve çocuk lehine karar verilen, aile birliğinin korunması, eşlerin ve çocukların geçiminin sağlanması amacına hizmet eden nafaka olarak karşımıza çıkmaktadır.

Kanunda kusur unsuruna yer verilmediğinden tedbir nafakasına karar verilirken tarafların kusurlu olup olmaması bir önem taşımamaktadır. Kusurlu eş yararına dahi, tedbir nafakasına hükmedilmesi mümkündür. Bunun yanı sıra talep olmasa dahi hakim kendiliğinden tedbir nafakasına hükmedebilir. Lakin tarafların talebinin var olduğu durumlarda hakim bu taleple bağlıdır. Tedbir nafakasının miktarı belirlenirken hakim tensip kararı ile eşlerin ekonomik ve sosyal durumlarının araştırılmasına karar verir. Tarafların sosyal ve ekonomik durumları araştırıldıktan sonra TMK. md.4 ile düzenlenen hakkaniyet ilkesi de gözetilerek uygun bir nafakaya hükmedilmelidir.

Yoksulluk Nafakası

Yoksulluk nafakası da boşanmanın mali sonuçlarından biri olmakla birlikte boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafça istenebilen bir nafaka türüdür. Bu nafakanın miktarı nafaka yükümlüsünün ekonomik gücüne göre karar verilir. Ayrıca taraf lehine yoksulluk nafakası hükmedilebilmesi için talep edenin kusuru nafaka yükümlüsüne göre daha ağır olmamalıdır. Başka bir deyişle kusuru daha ağır olmayan taraf yoksulluk nafakası isteyebilir.

Yoksulluğa düşme kavramından anlaşılması gereken yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür ve eğitim gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmaması durumudur. Yoksulluk nafakasının toptan ya da irat biçiminde ödenmesine karar verilebilir. Nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü ile sona erer. Nafaka alacaklısının evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi halinde ise yoksulluk nafakasının kaldırılması mahkemeden talep edilmelidir.

İştirak Nafakası

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’na göre velayetin kullanılması kendisine bırakılamayan eş ortak çocuğun bakım ve eğitim giderlerine mali gücü oranında katılmakla yükümlüdür. İştirak nafakasının amacı ortak çocuğun korunması olduğundan, velayet hakkı kendisine verilmeyen tarafın çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılmasına tarafların talebi olmasa dahi hakim re’sen (kendiliğinden) karar verir.

Tedbir nafakasında olduğu gibi, iştirak nafakası talep etmediği yönünde beyanda bulunan taraf daha sonra talep ederse hakim iştirak nafakasına karar verecektir. İştirak nafakasının miktarı belirlenirken çocuğun yaşı, sağlığı, nafaka yükümlüsünün mali gücü dikkate alınır. Bunların yanı sıra evlilik birliği devam ederken çocuğun alıştığı yaşam şekli de dikkate alınmalıdır. 

Nafaka türlerinden bazısı talep edilmese dahi hakim tarafından hükmedilebilirken bazısında taraflardan birinin bu yönde talebi olması gerekir. Boşanma davasının mali sonuçlarından olan nafaka açısından mahkemeye nafaka taleplerinin yazılı bir biçimde bildirilmesi sonrasında oluşabilecek hak kayıplarını engeller. Ayrıca zaman zaman boşanma davasından ayrı bir biçimde de nafaka taleplerinin ileri sürülmesi gündeme gelebilmektedir. Bu sebeple aile hukuku avukatından destek almak tarafların haklarını en etkili şekilde kullanmalarını sağlayacaktır.

Çekişmeli Boşanma Davasında Nafakaya Hangi Şartlarda Hükmedilir?

Çekişmeli boşanma davasında nafaka türüne göre koşullar değişmektedir. Tedbir nafakasına boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim tarafından geçici olarak hükmedilmektedir. Tedbir nafakası maddi imkanı kısıtlı olan eş ve çocuk lehine geçimlerini sağlamak amacıyla verilen bir nafakadır.

Kanun koyucu, boşanma davası açılınca çocuklar ve eş lehine alınacak önlemlere karar verilmesinde, tarafların kusurlu ya da kusursuz olmasıyla ilgili herhangi bir düzenlemeye yer vermemiştir. Hakim tedbir nafakasına ya da kanunda öngörülmüş diğer önlemlere hükmederken tarafların kusurunu dikkate almaz. Zira tedbir nafakası kusurlu eşin ödemekle yükümlü olduğu bir para cezası niteliğinde değildir. 

Bu husus Yargıtay’ın bir kararında şu şekilde vurgulanmıştır;

Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, malların yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri bu hususta talep olup olmadığına bakmaksızın kendiliğinden (re’sen) almak zorundadır (TMK. Md.169). Yasada yazılı geçici nitelikteki bu tedbirlerin alınmasında tarafların kusurlu olup olmadıklarının önemi bulunmamaktadır. Kanunda “kusur” unsuruna yer verilmemiştir. Kusurlu eş yararına dahi, bu tedbirlerin alınması mümkündür.” (Yargıtay 2. HD., T. 17.05.2012, E.2011/17190, K.2012/13456.)

Lakin bunun yanında Yargıtay kararları incelendiğinde fiilen başkasıyla yaşayan eş lehine tedbir nafakasına hükmedilmediği görülmektedir;

“…davacını davalıyla fiilen ayrılmalarından bir süre sonra başka bir erkekle gayriresmi evlendiği ve fiilen evliymiş gibi karı koca hayatı yaşadığı gerçekleşmiştir. Bu durumda davacı lehine, gerektirici nedenler gösterilmeden tedbir nafakasına hükmedilmesi ve yasal şartları bulunmadığı halde yoksulluk nafakası takdiri usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir” (Yargıtay 2. HD, T.26.02.2004, E.1367, K.2264)

İstek olmasa bile davanın devamı süresince gerekli tedbirlerin davaya bakan hakim tarafından kendiliğinden (re’sen) alınması gereklidir. Lakin tedbir nafakası yönünde bir talep olması halinde hakim taleple bağlı kalmalı, talep edilenden fazla bir tedbir nafakasına hükmetmemelidir. Nitekim Yargıtay bir kararında bu şekilde içtihatta bulunmuştur;

“Boşanma, ayrılık ya da evliliğin iptali davalarının açılmasıyla talep olmasa da mahkemece kendiliğinden eşlere yönelik diğer geçici tedbirlerin yanında onların geçimi ve barınması gibi konularda tedbir nafakası da dahi her türlü önlemi alır.” (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, T.08.06.2016, E.2014/1008, K.2016/776)

Yoksulluk nafakasında ise aranacak önemli iki şart mevcuttur.

  • İlk şart nafaka isteminde bulunan eşin yoksulluğa düşecek olmasıdır. Yoksulluk açısından kanunda bir tanımlamaya yer verilmese de Yargıtay vermiş olduğu kararlarda yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür, eğitim gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların “yoksul” kabul edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Yoksulluğa düşme olayı boşanma yüzünden olmalı, boşanma ile yoksulluğa düşme arasında illiyet bağı bulunması gerekmektedir. 
  • İkinci şart ise nafaka isteminde bulunan eşin diğerinden daha ağır kusurlu olmaması gerekmektedir. Diğer bir deyişle boşanmaya sebebiyet veren olaylarda yoksulluk nafakası isteminde bulunan eşin kusurunun, nafaka yükümlüsü eşin kusurundan daha ağır olmaması gerekir. Burada bir diğer önemli durumda eşlerin eşit kusurlu olması halidir. Normal şartlarda çekişmeli boşanma davasında tazminat talepleri (maddi ve manevi tazminat) tarafların eşit kusurlu olması halinde reddedilirken aynı durum yoksulluk nafakası açısından geçerli değildir. Taraflar boşanmaya sebebiyet veren olaylarda eşit kusurlu olsa dahi boşanma neticesinde yoksulluğa düşecek taraf yoksulluk nafakası talep edebilecektir.

Çekişmeli boşanma davasında nafaka türlerinden olan iştirak nafakası kural olarak boşanma kararı ile birlikte verilmektedir. Ancak boşanma kararı ile iştirak nafakasına hükmedilmemişse sonradan açılacak bir dava ile de iştirak nafakası talep edilebilir. Anne ve babanın ortak çocuk ergin oluncaya kadar ona bakma yükümlülüğü devam eder.

Çocuğun ergin olduğu tarihte iştirak nafakası kendiliğinden ortadan kalkar. Lakin ergin olduktan sonra çocuk eğitim ve öğretime devam etmekteyse anne ve babanın bakım yükümlülüğünün devam ettiği kuşkusuzdur.

Bu durum doktrinde ve yargı kararlarında iştirak nafakasının çocuğun ergin olmasından itibaren yardım nafakası olarak devam edeceği şeklinde yorumlanmaktadır.

Çekişmeli Boşanma Davasında Tazminata Hangi Şartlarda Hükmedilir?

Çekişmeli boşanma davasında tazminat türleri, maddi tazminat ve manevi tazminat olmak üzere iki tanedir. Bu durum 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nda da düzenlenmiştir. Boşanmada tarafların birbirinden maddi ve manevi tazminat talep etmek için belirli şartların varlığı aranmaktadır.

Maddi Tazminat

Çekişmeli boşanma davasında tazminat türlerinden ilki maddi tazminat olup şu şartların varlığı halinde eşler birbirinden maddi tazminat talep edebilir:

  • Maddi Tazminat Talep Eden Tarafın Kusursuz veya Daha Az Kusurlu Olması: Boşanma davasında bir tarafın boşanmaya sebebiyet veren olaylarda hiç bir kusuru olmayabilir. Lakin bu durum ender görülen bir durumdur. Çoğu durumda boşanmaya sebebiyet veren olaylarda her iki tarafın kusuru bulunmaktadır. Bu durumda ise daha az kusurlu olan taraf diğer taraftan maddi tazminat talep edebilmektedir. Ancak önemle belirtmek gerekir ki daha az kusurlu olan tarafın kusuru olması nedeniyle hükmedilecek tazminattan indirim yapılması gerekir. Bunların haricinde yukarıda da belirttiğimiz gibi eşit kusurlu olma durumunda maddi tazminat taleplerinin reddi gerekmektedir.
  • Kendisinden Maddi Tazminat Talep Edilen Tarafın Kusurlu Olması: Maddi tazminat talep edenin kusursuz veya daha az kusurlu olması gerekirken kendisinden maddi tazminat talep edilen tarafın da boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kusurunun mevcut olması gerekir. Örneğin eşe fiziksel şiddet uygulama, tehdit veya hakaret etme, güven sarsıcı davranışlarda bulunma gibi eylemler kusur olarak yüklenebilir. Burada değinilmesi gereken bir diğer konu da mutlak boşanma sebeplerinin (zina, hayata kast, pek kötü davranış veya onur kırıcı davranış, terk) varlığı sebebiyle boşanmaya karar verildiğinde davalı tarafın kusurlu taraf olduğunun kabulü gerekir. Zira mutlak boşanma sebepleri aynı zamanda kusura dayanmaktadır.
  • Zararın Varlığı: Maddi zarar kısaca zarar veren olay gerçekleşmeseydi kişinin malvarlığı ile bu olay gerçekleştiği için kişinin malvarlığı arasındaki farktır. Türk Medeni Kanunu’nda çekişmeli boşanma davasında tazminat talebi için kişinin mevcut veya beklenen menfaatlerinin zedelenmesi aranmaktadır. Mevcut menfaat ifadesiyle kastedilen durum evlilik birliği devam etseydi kişinin bulunacağı durumdur. Mevcut menfaatlerin belirlenmesinde evlilik birliğinin sağladığı hak ve yararlar gözetilir. Buna en temel örnek evlilik birliği sona ermesi ile eşlerin birbirine sağladığı parasal destekten mahrum kalmaları durumudur. Zira evlilik birliği içerisinde herkes ekonomi gücü oranında birliğe katkı sağlamakla yükümlüdür. Boşanma durumunda mevcut olan bu menfaat hiç kuşkusuz zedelenmektedir. Beklenen menfaat ise henüz var olmayan fakat evlilik birliği devam etse idi gerçekleşmesi olası olan menfaatlerdir. Bu duruma en temel olarak tarafların ileride mahrum kalacağı emekli aylığı, dul aylığı ya da miras hakkının yitirilmesi verilebilir.

Manevi Tazminat

Çekişmeli boşanma davasında tazminat türlerinden ikincisi ise manevi tazminat olup şu şartların varlığı halinde eşler birbirinden manevi tazminat talep edebilir:

  • Manevi Tazminat Talep Eden Taraf Kusursuz veya Daha Az Kusurlu Taraf Olmalıdır: Maddi tazminatta olduğu gibi manevi tazminatta da talep eden taraf kusursuz taraf olmalı ya da diğer eşe göre daha az kusurlu taraf olmalıdır. Manevi tazminat talep eden tarafın daha az kusurlu olması halinde de tazminattan indirim yapılması gerekmektedir. Tarafların eşit kusurlu olması halinde de manevi tazminat taleplerinin reddi gerekmektedir.
  • Manevi Tazminat Talep Edilen Tarafın Kusurlu Olması: Boşanmaya sebep olan olaylar neticesinde kişilik hakları zarara uğrayan tarafın manevi tazminat talep edebilmesi için talep edilen tarafın kusurlu olması gerekmektedir. Burada değinilmesi gereken bir nokta akıl hastalarının durumudur. Akıl hastası olan tarafın kusurundan bahsedilemeyeceğinden manevi tazminat sorumluluğu mevcut olmayacaktır.
  • Zararın Varlığı: Manevi tazminat talep edilebilmesi için aranan son şart ise boşanmaya sebebiyet veren olaylar neticesinde manevi tazminat talep edenin kişilik haklarının zarara uğramasıdır. Manevi tazminat belirlenirken kişilik hakkının ihlaline sebebiyet veren davranışın şekli, süresi, sayısı, zarar görenin üzerinde yarattığı psikolojik etki gibi etmenler dikkate alınacaktır.

Çekişmeli Boşanma Davasında Nafaka ve Tazminat Ne Kadar Olur?

Miktarlar hakim tarafından tarafların geliri, yaşam standardı, ihtiyaçları ve kusur durumuna göre belirlenir. Nafaka türleri (tedbir, iştirak, yoksulluk) ayrı ayrı; maddi–manevi tazminat ise kusur ve uğranılan zarara göre takdir edilir.

Çekişmeli boşanma davasında nafaka; yoksulluk, iştirak ve tedbir nafakalarının tamamında nafaka yükümlüsünün ödemekle mükellef olduğu miktar ekonomik gücüne göre belirlenecektir.

Bu konuya ilişkin Yargıtay bir kararında şu şekilde içtihatta bulunmuştur:

“Davalının çalışmadığı, herhangi bir geliri ve malvarlığının bulunmadığı yapılan soruşturma ve toplanan delillerden anlaşılmaktadır. Velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin, çocuğun eğitim ve bakım giderlerine katılma zorunluluğu mali gücü varsa mevcuttur. Mali gücü yoksa, bu yükümlülüğü söz konusu olmaz. Bu husus nazara alınmadan, velayeti babasına bırakılan müşterek çocuk H. için hiç bir geliri ve malvarlığı bulunmayan davalının, davacıya tedbir ve iştirak nafakası ödemekle sorumlu tutulması doğru bulunmamıştır.” (Yargıtay 2. HD 11.12.2014 Tarih, 2014/14461 Esas, 2014/25529 Karar)

Burada önemli bir durum da lVelayet kendisine verilmeyen ve ekonomik gücü bulunmadığı için lehine yoksulluk nafakasına hükmedilen eş, kural olarak iştirak nafakasıyla sorumlu tutulmaz. Zira burada eşin iştirak nafakasını ödemeye yetecek ekonomik gücü bulunmamaktadır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi bir kararında bu duruma ilişkin şu şekilde içtihatta bulunmuştur:

“lehine yoksulluk nafakası takdir edilenin, iştirak nafakasıyla sorumlu tutulamayacağının anlaşılmasına göre yerinde bulunmayan temyiz isteğinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA” (Yargıtay 2. HD 09.05.2011 Tarih, 2010/7445 Esas, 2011/7958 Karar)

Çekişmeli boşanma davasında nafaka türlerine göre nafaka miktarının değerlendirilmesi değişmektedir.  Mahkeme tarafından çekişmeli boşanma davasında nafaka belirlenirken esas alınan temel kriterler şunlardır:

  • Tarafların Sosyal ve Ekonomik Durumları: Nafaka miktarının tespitinde en temel ve en sık vurgulanan kriter, her iki tarafın da gelir düzeyi, mal varlığı, yaşam standardı ve sosyal çevresinin detaylı bir şekilde araştırılmasıdır.
  • Hakkaniyet İlkesi (TMK Md. 4): Neredeyse tüm kararlarda atıf yapılan Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesi uyarınca, belirlenen nafaka miktarının her iki taraf için de adil, ölçülü ve hakkaniyete uygun olması zorunludur.
  • Nafakanın Niteliği: Tedbir, yoksulluk veya iştirak nafakası olmasına göre değerlendirme kriterleri farklılaşabilmektedir.
  • Çocuğun İhtiyaçları: İştirak nafakasında çocuğun yaşı, eğitim durumu, sağlık giderleri ve genel yaşam standartları gibi ihtiyaçları öncelikli olarak gözetilir. Bunun yanı sıra çocuğun evlilik birliğinin devamı sürecinde yaşadığı hayat standartın da korunması gerekmektedir.
  • Günün Ekonomik Koşulları ve Paranın Alım Gücü: Mahkemeler, karar tarihindeki ekonomik şartları, enflasyon oranlarını ve paranın satın alma gücünü dikkate alarak nafaka miktarını belirler.
  • Kusur Durumu: Özellikle yoksulluk nafakası ve maddi/manevi tazminat taleplerinde, tarafların boşanmaya neden olan olaylardaki kusur dereceleri de değerlendirmeye alınır
  • Nafaka Artırımında TÜFE Oranı: Mahkemelerce gelecek yıllarda uygulanacak nafaka artış oranında, TÜİK tarafından açıklanan Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE – bir önceki yılın aynı ayına göre değişim oranı) esas alınır.

Uygulamada genellikle nafaka yükümlüsünün aylık gelirinin %10-20’si arasında bir miktara hükmedilmektedir. 100.000 TL aylık geliri olan bir kişi için 10.000 – 20.000 TL arasında bir tutardır.

Nafaka Ne Zamana Kadar Ödenir?

Çekişmeli boşanma davasında nafakanın ne zaman ödeneceği, nafakanın türüne göre değişkenlik göstermektedir. Örneğin tedbir nafakası boşanma davası süresince istenebilen bir nafaka türü olduğundan boşanma kararının kesinleşmesi ile birlikte tedbir nafakası kendiliğinden ortadan kalkacaktır. Bunun dışında yoksulluk nafakası kural olarak süresizdir. Yargıtay ve doktrinde de ağırlıklı görüş, bu nafakanın kanunda süresiz olarak nitelendirilmesi sebebiyle hakimin yoksulluk nafakasını süreyle sınırlandırma yetkisi olmadığı yönünedir.

Bunun haricinde çekişmeli boşanma davasında nafaka türlerinden bir diğeri de iştirak nafakasıdır. İştirak nafakası velayet hakkı kendisine bırakılmayan tarafın çocuğun giderleri için yaptığı ödemedir. İştirak nafakası kural olarak çocuğun reşit olmasıyla kendiliğinden kalkar. Bu süreden sonra çocuğun eğitiminin devam etmesi halinde yardım nafakası talep edebileceğini söylemek mümkündür.

Süresiz Nafaka Kaldırıldı mı?

Anayasa Mahkemesi (AYM), Haziran 2026’da aldığı kararla Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde yer alan yoksulluk nafakasının “süresiz” verileceğine ilişkin kuralı iptal etmiştir. Ancak hukuki bir boşluk doğmaması için iptal kararının yürürlüğünü 9 ay süreyle ertelemiştir. Bu erteleme süresi boyunca mevcut yasal düzenleme uygulanmaya ve mahkemeler süresiz nafaka kararı vermeye devam etmektedir. TBMM tarafından verilen süre içerisinde evlilik süresi ve sosyal durumları esas alan yeni bir nafaka düzenlemesi yapılması beklenmektedir.

Gelecekte yasal bir değişiklik yapılarak kademeli nafaka sistemine geçilse dahi, Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümezliği ilkesi gereği bu durum geçmişte verilen kararları etkilemeyecektir. Yeni düzenleme yürürlüğe girmeden önce kesinleşen süresiz nafaka kararları kazanılmış hak sayılacağından, mevcut nafaka yükümlülükleri devam edecektir.

Emekli Maaşından Nafaka Ne Kadar Kesilir?

Kural olarak emekli maaşlarının haczedilemeyeceğini söylemekle birlikte çekişmeli boşanma davasında nafakaya hükmedildiği takdirde bu durumun istisnasını oluşturacağını söyleyebiliriz. Bu durumun dayanağı 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 83. maddesidir. Çekişmeli boşanma davasında nafakaya ilişkin kararın icra takibine konulur. Nafaka borçlusu emekli ise emekli maaşından nafaka tutarı kadarı kesilerek nafaka alacaklısına ödenir. Nafaka miktarı genellikle nafaka yükümlüsünün aylık gelirinin %10-20’si arasında belirlenmektedir.

Evlilik Dışı Çocuğa Nafaka Ne Kadar Ödenir?

Evlilik dışı çocuk da diğer çocuklar gibi iştirak nafakası talep edebilir. Bu durumda çocuğun evlilik dışında olması iştirak nafakası alıp almama sonucunu etkilemeyecektir. Zira çocuk evlilik dışında da doğsa anne ve babanın bu çocuğa bakım yükümlülükleri devam eder, bu bakım yükümlülüğü evlilikten değil ebeveyn olmaktan kaynaklanır. Nafaka miktarı genellikle nafaka yükümlüsünün aylık gelirinin %10-20’si arasında belirlenmektedir. En az gelir asgari ücret olarak değerlendirilir.

Çekişmeli Boşanma Davası Avukatla Mı Takip Edilmelidir? 

Hukukumuzda avukatla çalışma zorunluluğu bazı istisnalar dışında yoktur. Çekişmeli boşanma davaları bu istisnalardan değildir. Bu kapsamda isteyen kişi çekişmeli boşanma davasını bizzat takip etmekte özgürdür. Ancak çekişmeli boşanma davaları; karşı tarafın kusura yönelik iddialarının değerlendirilmesi ve cevap hazırlanması, ilgili tarafın kendi delil ve iddialarının hukuki dayanaklarıyla birlikte mahkemeye sunulması, tanıkların hazırlanması, duruşmaların takibi ve duruşmalarda gerekli beyan ve itirazlarda bulunulması gibi teknik aşamalar içerir.

Bu kapsamda yukarıda açıklanan hususlar sonucu doğrudan etkileyen usuli işlemlerdir. Somut olayın özellikleri her dosyada farklılık gösterdiğinden ve her olayın aile hukuku avukatı tarafından değerlendirilmesi ve buna göre bir yol oluşturulması hak kayıplarının önlenmesi bakımından hak sahiplerinin menfaatinedir.

Çekişmeli Boşanma Davasında Nafaka Ve Tazminat Ne Kadar Olur

Sık Sorulan Sorular

Asgari Ücret Alan Ne Kadar Nafaka Verir?

Net asgari ücretli birinin toplam nafaka yükü, genelde zorunlu giderleri de gözetilerek “geçimini aşmayacak” düzeydedir. Uygulamada çoğu dosyada toplam yükün gelirin yaklaşık %20–30’unu aşmaması hedeflenir (duruma göre artıp azalabilir).

Çocuğu Olmayan Kadın Ne Kadar Nafaka Alır?

Şartları varsa “yoksulluk nafakası” talep edilebilir; miktar, evlilik süresi, yaşam standardı ve tarafların gelir–gider dengesine göre belirlenir. Çocuk olmadığı için “iştirak nafakası” söz konusu olmaz.

50.000 TL Maaş Alan Ne Kadar Nafaka Verir?

Somut olaya göre değişmekle birlikte, bir çocuk için iştirak nafakası genelde net gelirin makul bir yüzdesi olarak takdir edilir; ayrıca şartları varsa eş için yoksulluk nafakası belirlenebilir. Toplam yük, kişinin barınma ve zorunlu giderlerini aşmayacak dengede kurulur. Uygulamada genellikle aylık ücreti %10-20’si civarında nafakaya hükmedilmektedir. Bu durumda 50.000 TL alan bir kimse genellikle 5.000 – 10.000 TL arasında bir nafaka öder.

40.000 TL Maaş Alan Ne Kadar Nafaka Verir?

Çocuk sayısı, özel ihtiyaçlar (okul, sağlık) ve diğer nafaka/borç yükleri dikkate alınır. Hakim, gelirin makul bir yüzdesini aşmadan, çocuğun yararı ve tarafların denge ihtiyacına uygun bir miktar takdir eder.

Uygulamada genellikle aylık ücreti %10-20’si civarında nafakaya hükmedilmektedir. Bu durumda 40.000 TL alan bir kimse genellikle 4.000 – 8.000 TL arasında bir nafaka öder.

Boşanmada Çocuğa Nafaka Ne Kadar Verilir?

Çocuğun yaşı, eğitim–sağlık giderleri ve anne–babanın gelir durumuna göre belirlenir; her çocuk için ayrı hesap yapılır. Çoğu kararda TÜFE/ÜFE gibi endekse bağlı artış hükmü de eklenir.

En Düşük Nafaka Ne Kadar?

Kanunda bir alt sınır yoktur; teorik olarak çok düşük (sembolik) nafaka bile mümkündür, ancak hakim ihtiyacı karşılayacak makul bir tutar kurmaya çalışır. Miktar, dosyadaki gelir–gider ispatına sıkı sıkıya bağlıdır.

İki Çocuğa Ne Kadar Nafaka Verilir?

Her çocuk için ayrı iştirak nafakası takdir edilir. Yaş ve ihtiyaçlar farklıysa tutarlar da farklı olabilir. Toplam yük, nafaka yükümlüsünün geçimini zora sokmayacak ama çocukların masraflarını karşılayacak bir dengede belirlenir.

Çekişmeli Boşanma Davasında Nafaka Talepleri Ne Kadar Sürede Sonuçlanır?

Süre; mahkemenin iş yükü, davanın çekişmeli olup olmadığı, delil–tanık sayısı ve bilirkişi gereksinimine göre değişir. İlk derece yargılaması ortalama 12-16 ayda tamamlanabilir; istinaf ve (varsa) temyiz aşamaları toplamda 6–24 ay ekleyebilir. Öte yandan “tedbir nafakası” talebi çoğu yerde dosyanın başında, genellikle birkaç hafta içinde ara kararla hükme bağlanır ve nihai karar beklenmeden işlemeye başlar.

Nafaka Ödenmezse İcra Takibi Başlatılır Mı?

Boşanma davası devam ederken verilen Tedbir Nafakası ara kararları ilamlı icra yoluyla takibe konulur. Dava sonundaki Yoksulluk ve İştirak Nafakası hükümleri de kesinleşme aranmaksızın yine ilamlı icra yoluyla takibe geçilebilir.