İfadeye Çağrılmak, Neden İfadeye Çağrıldığımı Nasıl Öğrenebilirim?

İçindekiler

ifadeye-cagrilmak-neden-ifadeye-cagrildigimi-nasil-ogrenebilirim

İfadeye Çağrılmak, Neden İfadeye Çağrıldığımı Nasıl Öğrenebilirim?(2026)

Neden İfadeye Çağrıldığımı Nasıl Öğrenebilirim?

Ceza muhakemesi hukuku kuralları uyarınca, bir kişinin hangi sıfatla ve hangi nedenden dolayı ifadeye çağrıldığı, kendisine tebliğ edilen çağrı kağıdı vasıtasıyla öğrenilmektedir. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun ilgili maddeleri gereğince çağrı kağıdında kişinin şüpheli veya tanık sıfatıyla mı çağrıldığı, çağrılma nedeni, davanın veya soruşturmanın numarası, geleceği gün ve saat ile gelmediği takdirde zorla getirileceği hususlarının açıkça belirtilmesi yasal bir zorunluluktur.

Çağrı kağıdının kişiye ulaşmaması veya belgedeki bilgilerin yetersiz olması durumunda, ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına veya davetiye çıkaran kolluk birimine bizzat yahut müdafi/vekil aracılığıyla müracaat edilerek soruşturma veya kovuşturma dosyasının detayları hakkında bilgi alınması mümkündür. Ayrıca e-Devlet platformu üzerinden Adalet Bakanlığı’nın sunduğu “Dava Dosyası Sorgulama” ekranı veya Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) Vatandaş Portalı vasıtasıyla, adınıza açılmış aktif ceza davasının bulunup bulunmadığı dijital ortamda kontrol edilebilmektedir. Soruşturma (savcılık) dosyaları e-devletten görünmez.

İfadeye Çağrılmak Ne Anlama Gelir?

İfadeye çağrılmak, bir suç soruşturması veya kovuşturmasıyla bağlantılı olarak, kişinin olay hakkında bilgi ve görgüsüne başvurulması amacıyla yetkili makamlar önüne davet edilmesini ifade etmektedir. Bu süreç maddi gerçeğin ortaya çıkarılması ve adil yargılanma ilkelerinin tesisi amacıyla yürütülen kamusal bir usul işlemidir.

Çağrılma işlemi, ceza muhakemesindeki sıfata göre farklı hukuki anlamlar taşımaktadır. Kişinin şüpheli sıfatıyla çağrılması durumunda, kendisine yöneltilen suç isnadına karşı savunma yapma ve haklarını kullanma imkanı tanınırken; tanık sıfatıyla çağrılması durumunda ise, gerçekleştiği iddia olunan vakıa hakkında bildiklerini adli makamlara aktarma yasal yükümlülüğü doğmaktadır.

Polis veya Savcılık Tarafından İfadeye Çağrılma Sebepleri

Kolluk birimleri veya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ifadeye çağrılma sebepleri, yürütülen bir ceza soruşturmasında maddi gerçeğin ortaya çıkarılması ihtiyacına dayanmaktadır. Temel gerekçe, işlendiği iddia olunan bir suçla ilgili olarak adli makamlarca bilgi, beyan veya savunma alınmasının zorunlu olmasıdır. Bu kapsamda çağrılma nedenleri, kişinin muhakemedeki sıfatına göre şu şekilde gruplandırılmaktadır:

  • Şüpheli Sıfatıyla Çağrılma: Hakkında suç ihbarı veya şikayeti bulunan kişinin, üzerine atılı isnatlara karşı savunmasının alınması, yasal haklarının hatırlatılması ve suçlama konusu vakıaya ilişkin beyanlarının dosyaya kaydedilmesi amacıyla gerçekleştirilir.

  • Tanık Sıfatıyla Çağrılma: Suç teşkil eden olay hakkında doğrudan veya dolaylı olarak bilgi ve görgüsü olduğu değerlendirilen üçüncü kişilerin, adli makamlarca yürütülen tespiti kolaylaştırmak ve vakıayı aydınlatmak üzere beyanlarına başvurulması hedeflenir.

  • Müşteki / Mağdur Sıfatıyla Çağrılma: İşlenen suçtan doğrudan zarar gören veya şikayetçi olan kişilerin, olayın oluş şekline ilişkin beyanlarının alınması ve şikayetlerinin, delillerinin ve şikayete bağlı haklarının tespiti amacıyla işlem tesis edilir.

İfadeye Çağrılan Kişi Hakkındaki Suçlama Nasıl Öğrenilir?

İfadeye çağrılan kişi hakkındaki suçlamanın niteliği ve kapsamı öncelikli olarak adli makamlarca gönderilen çağrı kağıdı üzerinden öğrenilmektedir. Şüpheliye gönderilen çağrı kağıdında açıkça hakkındaki suç isnadının ne olduğu ve hangi vakıaya dayandığı özetlenmek zorundadır.

Çağrı kağıdındaki bilgilerin yetersiz kalması halinde, suçlamanın detayları bizzat veya yetkilendirilmiş bir müdafi aracılığıyla ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma bürosuna veya işlemi yürüten kolluk birimine müracaat edilerek öğrenilir. Soruşturmanın gizliliği ilkesini ihlal etmeyecek ve kısıtlama kararı bulunmayan evrakın incelenmesi suretiyle isnat edilen suçun yasal unsurları ve dayanakları tespit edilebilmektedir.

Ayrıca Ceza Muhakemesi Kanunu‘nun 147. maddesi uyarınca, ifade alma işleminin fiilen başlamasından hemen önce, ifadeyi alan kolluk görevlisi veya Cumhuriyet savcısı tarafından şüpheliye üzerine atılı suçun açıkça anlatılması yasal bir zorunluluktur. Bu usul işlemi gerçekleştirilmeden ve kişi hakkındaki suçlamayı tam olarak öğrenmeden ifadenin alınmasına geçilememektedir.

Telefonla İfadeye Çağrıldım, Sebebini Nasıl Öğrenebilirim?

Uygulamada, adli makamların veya kolluk birimlerinin iş hacmini azaltmak ve zaman kaybını önlemek amacıyla kişilere telefon vasıtasıyla ulaşarak ifadeye davet ettikleri görülmektedir. Telefonla yapılan bu bildirimlerde, daveti gerçekleştiren görevlinin bağlı bulunduğu karakol, şube müdürlüğü veya Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma bürosu ile dosya numarasının öğrenilmesi sebebe ulaşmanın ilk adımını oluşturmaktadır.

Davetin gerekçesi ve hakkındaki suçlama, telefondaki görevliden kimlik teyidi yapıldıktan sonra sorulabileceği gibi, güvenliğin ve gizliliğin sağlanması amacıyla telefonda detaylı bilgi verilmekten kaçınılabilmektedir. Bu durumda suçlamanın niteliği, bizzat veya yetkilendirilmiş bir müdafi aracılığıyla, belirtilen ilgili kolluk birimine veya adliyeye gidilerek dosya tetkiki suretiyle öğrenilmektedir.

UYAP ve E-Devlet Üzerinden Soruşturma Bilgileri Görülebilir mi?

Telefonla arayan makamın teyit edilmesi ve olası dolandırıcılık faaliyetlerinin önüne geçilmesi adına, arayan birimin sabit numarası üzerinden geri arama yapılması veya UYAP Vatandaş Portal / e-Devlet sistemlerine giriş yapılarak adınıza tanımlanmış bir soruşturma dosyasının ya da yakalama benzeri adli bir işlemin bulunup bulunmadığının kontrol edilmesi mümkün değildir. Adliyeden ya da karakoldan öğrenilebilir.

İfadeye Çağrılmadan Önce Dosya İncelenebilir mi?

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 153. maddesi uyarınca, müdafi soruşturma evresinde adli makamlar nezdindeki dosya içeriğini incelemeye ve istediği belgelerin bir örneğini almaya yetkilidir. Bu kapsamda şüpheli olarak ifadeye çağrılan bir kişinin müdafisi, ifade verme işleminden önce soruşturma dosyasını inceleyerek isnat edilen suçun niteliği ve dosyadaki deliller hakkında bilgi sahibi olabilmektedir.

Ancak soruşturmanın amacı tehlikeye düşecekse, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hakiminin kararıyla dosya içeriğini inceleme veya belgeden örnek alma yetkisi kısıtlanabilmektedir. Yakalama tutanağı, ifade tutanakları ve bilirkişi raporları gibi temel belgeler ise kısıtlama kararının istisnası olup, her halükarda ifadeye çağrılmadan önce müdafi tarafından incelenebilmektedir. Şüphelinin bizzat kendisinin ifade vermeden önce dosya inceleme yetkisi ise kanunen sınırlandırılmış olup, bu hakkın müdafi aracılığıyla kullanılması esastır.

Şüpheli Olarak İfadeye Çağrılmak Ne Demektir?

Şüpheli olarak ifadeye çağrılmak, yetkili adli makamlarca yürütülen bir ceza soruşturmasında, bir suç işlediği hususunda kuvvetli veya basit bir şüphe altında bulunan kişinin beyanının ve savunmasının alınması amacıyla davet edilmesini ifade etmektedir.

Bu sıfatla çağrılan kişiye, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 147. maddesi uyarınca isnat edilen suçun açıkça anlatılması, müdafi seçme hakkının bulunup bulunmadığının bildirilmesi, yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının yasal bir hak olduğunun hatırlatılması ve somut delillerin toplanmasını isteme imkanının tanınması gerekmektedir.

Tanık Olarak İfadeye Çağrılmak Ne Demektir?

Tanık olarak ifadeye çağrılmak, ceza muhakemesine konu olan suç teşkil edici olay hakkında, şüpheli veya sanık dışındaki üçüncü bir kişinin doğrudan ya da dolaylı olarak edindiği bilgi, görgü ve algılarını adli makamlara aktarması amacıyla davet edilmesidir.

Tanık sıfatıyla çağrılan kişi için şüpheliden farklı olarak, adli makamların davetine uymak, belirlenen gün ve saatte hazır bulunmak ve doğruyu söylemek hususlarında yasal bir zorunluluk bulunmaktadır. Kanunda açıkça belirtilen tanıklıktan çekinme hakları saklı kalmak kaydıyla, haklı bir sebep olmaksızın çağrıya uymayan veya beyanda bulunmaktan kaçınan tanıklar hakkında zorla getirme ve disiplin hapsi gibi usuli yaptırımların uygulanması söz konusu olmaktadır.

Polis İfadeye Çağırdı Gitmedim, Ne Olur?

Usulüne uygun olarak tebliğ edilen çağrı kağıdına rağmen haklı bir mazeret bildirmeksizin belirlenen gün ve saatte adli kolluk birimine gitmeyen kişi hakkında, dosyanın yürütüldüğü soruşturmanın niteliğine göre yasal işlem başlatılmaktadır. Soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcısının talimatı doğrultusunda kişi hakkında ifadenin alınmasına yönelik ”yakalama” kararı talep edilmektedir. Sulh ceza hakimliği kararı ile yakalama kararı verilmektedir.

Kolluk birimlerinin davetine icabet edilmemesi, doğrudan bir hapis cezası yaptırımı doğurmasa da, kişinin adli makamlardan kaçtığı veya saklandığı izlenimini uyandırabilmektedir. Bu durum, özellikle şüpheli sıfatını haiz kişiler bakımından, ceza muhakemesinde tutuklama veya adli kontrol gibi daha ağır koruma tedbirlerinin uygulanmasına gerekçe oluşturabilecek hukuki bir zemin hazırlayabilmektedir.

İfadeye Gitmemenin Hukuki Sonuçları Nelerdir?

Mazeretsiz olarak ifadeye gitmemenin birincil hukuki sonucu, Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri uyarınca kişi hakkında yakalama kararı düzenlenmesidir. Bu karar doğrultusunda kişi, kolluk görevlileri marifetiyle yakalanarak ifade vereceği makamın huzuruna götürülmektedir. Sürecin taraflarına göre ek hukuki sonuçlar da mevcuttur:

  • Şüpheliler Bakımından: İfadeye gelinmemesi, kaçma şüphesinin varlığına delil kabul edilerek haklarında yakalama emri çıkarılmasına veya tutuklama yasağı bulunmayan suçlarda tutuklama tedbirinin değerlendirilmesine yol açabilmektedir.

  • Tanıklar Bakımından: Kanuni bir çekinme sebebi olmaksızın çağrıya uymayan veya ifade vermekten kaçınan tanıklar hakkında, zorla getirme kararının yanı sıra adli makamların kararıyla disiplin hapsi ve ortaya çıkan yargılama giderlerinin tazmini yaptırımları uygulanabilmektedir.

Zorla Getirme Kararı Hangi Durumlarda Verilir?

Zorla getirme kararı, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 146. ve devamı maddeleri uyarınca, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı, kovuşturma evresinde ise mahkeme veya hakim tarafından adli işlemlerin kesintiye uğramaması amacıyla verilmektedir. Bu kararın tesis edilebilmesi için öncelikli olarak kişiye usulüne uygun bir çağrı kağıdı tebliğ edilmiş olması ve kişinin makul/haklı bir neden sunmaksızın bu çağrıya icabet etmemiş olması aranmaktadır.

Bununla birlikte, kanunda belirtilen istisnai hallerde, önceden bir çağrı kağıdı tebliğ edilmeksizin de doğrudan zorla getirme kararı verilebilmesi mümkündür. Hakkında tutuklama kararı verilmesi veya yakalama emri düzenlenmesi için yeterli nedenler bulunan şüpheli veya sanıklar ile açıkça kaçacağı ya da saklanacağı yönünde somut emareler bulunan kişiler hakkında, davetiye şartı aranmaksızın doğrudan zorla getirme kararı çıkartılabilmektedir.

İkinci Kez İfadeye Çağrılmak Ne Anlama Gelir?

Ceza muhakemesi sürecinde bir kişinin ikinci kez ifadeye çağrılması, yürütülmekte olan soruşturma veya kovuşturma dosyasında yeni hukuki gelişmelerin, maddi vakıaların veya delillerin ortaya çıktığını ifade etmektedir. Bu durum, ilk ifadenin geçersiz sayıldığı anlamına gelmemekle birlikte, dosyanın tekemmül etmesi ve maddi gerçeğe ulaşılması amacıyla adli makamlarca ek beyan alınmasına ihtiyaç duyulduğunu göstermektedir.

2 Kez İfadeye Çağrılmak Normal midir?

Soruşturma ve yargılama süreçlerinin devingen yapısı gereği, bir kişinin birden fazla kez ifadesine başvurulması ceza muhakemesi usulünde olağan ve normal bir durumdur. Ceza yargılamasının temel amacı hiçbir kuşkuya yer bırakmaksızın maddi gerçeğe ulaşmak olduğundan, dosyanın genişlemesi veya derinleştirilmesi süreçlerinde adli makamlar aynı kişinin beyanına mükerrer defalar ihtiyaç duyabilmektedir.

2. Kez İfadeye Çağrılma Hangi Durumlarda Yapılır?

İkinci kez ifadeye çağrılma işlemi, yargılama makamlarının dosyada aydınlatılmamış veya çelişkili kalmış hususları tespit ettiği durumlarda uygulama alanı bulmaktadır. Özellikle suçun niteliğinin değişmesi (vasıf değişikliği) veya şüpheliye isnat edilen eylemlerin kapsamının genişlemesi hallerinde, ek savunma hakkının tanınması amacıyla bu işleme başvurulmaktadır.

Bunun yanı sıra, ilk ifadenin alındığı tarihten sonra dosyaya dâhil olan yeni şüpheli, müşteki veya tanıkların beyanlarında geçen iddiaların, daha önce ifadesi alınmış kişiye sorulması gerektiğinde de ikinci kez çağrılma yoluna gidilmektedir. Usul hukuku kuralları uyarınca, tarafların lehe ve aleyhe olan tüm deliller ve iddialar karşısında beyanda bulunma hakkı güvence altına alınmaktadır.

İlk İfadeden Sonra Yeniden İfade Alınmasının Sebepleri

İlk ifadenin tamamlanmasının ardından adli makamlarca yeniden ifade alınmasının temel sebepleri şu şekilde sıralanmaktadır:

  • Yeni Delillerin Ortaya Çıkması: İlk ifadeden sonra dosyaya giren kriminal raporlar, kamera kayıtları, HTS (telefon trafiği) kayıtları, dijital inceleme raporları veya adli tıp raporları gibi teknik delillerin kişiye okunması ve bunlara karşı beyanının alınması zorunluluğudur.

  • Beyanlar Arasındaki Çelişkilerin Giderilmesi: Dosyadaki diğer kişilerin (tanık, şüpheli, mağdur) ifadeleri ile ilk ifade arasında esasa etkili çelişkiler tespit edilmesi halinde, bu uyuşmazlıkların giderilmesi amacıyla ek sorular yöneltilmektedir.

  • Dosyanın Savcılığa veya Mahkemeye İntikali: Kolluk biriminde (karakolda) alınan ifadenin ardından, soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısının veya kovuşturmayı yürüten Mahkeme Hakiminin, adil yargılanma ve yüz yüzelik ilkeleri gereğince beyanı bizzat kendi huzurunda almak istemesidir.

  • Suç Vasıf Değişikliği ve Ek Savunma: Soruşturma konusu eylemin yasal unsurlarının değişmesi (örneğin kasten yaralama olarak başlanan soruşturmanın kasten öldürmeye teşebbüse dönüşmesi) durumunda, şüpheliye ek savunma hakkı verilmesi amacıyla yeniden ifade prosedürü uygulanmaktadır.

Ek Delil Ortaya Çıkması Halinde Tekrar İfade Alınabilir mi?

Ceza muhakemesi hukukunda, soruşturma veya kovuşturma aşamalarında ek delillerin ortaya çıkması halinde ilgililerin tekrar ifadeye çağrılması hukuken mümkündür. Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca maddi gerçeğin araştırılması ve adil yargılanma hakkının tesisi esas olduğundan, ilk ifadeden sonra dosyaya dâhil olan kamera kayıtları, HTS dökümleri, bilirkişi raporları, adli tıp raporları veya dijital materyal inceleme sonuçları gibi yeni bulgular hakkında kişilerin beyanlarının alınması zorunluluk arz etmektedir.

Özellikle şüpheli sıfatını haiz kişiler bakımından ek delillerin ortaya çıkması, savunma hakkının kısıtlanmaması adına yeniden ifade alınmasını gerektirmektedir. Şüpheliye, aleyhine yeni beliren delilleri inceleme, bunlara karşı itirazlarını sunma ve lehe olan hususların toplanmasını talep etme imkânı tanınması amacıyla ek ifade/savunma usulü işletilmektedir.

Savcılık Tarafından İkinci Kez İfadeye Çağrılmak

Soruşturma evresinin mutlak hakimi ve yürütücüsü olan Cumhuriyet Savcılığı, dosyanın eksiksiz bir şekilde tekemmül ettirilmesi amacıyla bir kişiyi ikinci kez ifadeye çağırma yetkisine sahiptir. İlk ifadenin kolluk (polis veya jandarma) birimleri tarafından alınmış olması durumunda, soruşturmayı derinleştiren veya dosyada çelişkili hususlar tespit eden Cumhuriyet savcısı, bizzat kendi huzurunda beyanda bulunulmasını isteyebilmektedir.

Cumhuriyet Savcılığı tarafından ikinci kez çağrılma gerekçeleri arasında, suç vasfının değişme ihtimali, ek savunma hakkı verilmesi, dosyaya yeni eklenen şüpheli veya tanık beyanlarına karşı diyeceklerinin sorulması yer almaktadır. Bu davet, usulüne uygun tebliğ edilen bir çağrı kağıdı veya ivedi hallerde telefon vasıtasıyla gerçekleştirilmekte olup, mazeretsiz olarak icabet edilmemesi halinde savcılık makamınca zorla getirme kararı düzenlenebilmektedir.

Mahkeme Aşamasında Yeniden İfade Verilmesi Gerekebilir mi?

Ceza muhakemesi usulü uyarınca, soruşturma evresinde kolluk veya savcılık makamında ifadesi alınmış olan kişilerin, kamu davası açıldıktan sonra mahkeme aşamasında (kovuşturma evresinde) yeniden ifade vermesi (beyanda bulunması) hukuken zorunludur. Ceza Muhakemesi Kanunu’na hakim olan yüz yüzelik ve doğrudan doğruyalık ilkeleri gereğince, hüküm kuracak olan mahkeme hakiminin veya ağır ceza heyetinin, sanıkları, mağdurları ve tanıkları bizzat kendi huzurunda dinlemesi esas kabul edilmektedir.

Soruşturma aşamasındaki ifade tutanakları adli makamlar için birer referans niteliği taşısa da, mahkeme aşamasında sanığa iddianame okunarak hakları yeniden hatırlatılmakta ve esas hakkındaki savunması tespit edilmektedir. Dolayısıyla, ilk aşamada beyanda bulunulmuş olması, mahkeme huzurunda yeniden ifade verme yükümlülüğünü ortadan kaldırmamaktadır.

Yasa Dışı Bahis İçin İfadeye Çağrıldım Ne Yapmalıyım?

7258 sayılı Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanun kapsamında yasa dışı bahis sebebiyle ifadeye çağrılma durumunda, öncelikle adli makamlarca hangi sıfatla (şüpheli, tanık veya bilgi sahibi) çağrıldığınızın tespit edilmesi gerekmektedir. İfade verme işlemi öncesinde, sürecin hukuki risklerinin doğru analiz edilebilmesi adına uzman bir müdafi yardımından faydalanılması yasal bir haktır ve tavsiye edilmektedir. İfadeye gitmeden önce veya ifade esnasında şu usuli hakların göz önünde bulundurulması önem arz etmektedir:

  • Dosya İnceleme Yetkisi: Şüpheli sıfatıyla çağrılma durumunda, müdafi aracılığıyla soruşturma dosyasındaki banka hesap hareketleri, MASAK (Mali Suçları Araştırma Kurulu) raporları veya dijital inceleme tutanakları gibi delillerin önceden incelenmesi mümkündür.

  • Hakların Hatırlanması ve Doğru Beyan: İfade esnasında suçlamanın niteliği dikkatle dinlenmeli, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 147. maddesindeki yasal haklar (susma hakkı, müdafi talep etme hakkı vb.) etkin şekilde değerlendirilmelidir. Beyanların, daha sonra aleyhe delil oluşturmayacak şekilde, maddi gerçekle uyumlu ve tutarlı olmasına özen gösterilmeli, tutanak imzalanmadan önce dikkatle okunmalıdır.

Yasa Dışı Bahis Soruşturmasında İfade Süreci Nasıl İşler?

7258 sayılı Kanun kapsamında yürütülen yasa dışı bahis soruşturmalarında ifade süreci, adli makamlarca gönderilen çağrı kağıdı veya kolluk tarafından yapılan telefon daveti ile başlamaktadır. İfade verme işlemi, soruşturmanın aşamasına ve savcılık talimatına göre ilgili kolluk biriminde (genellikle Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü) veya doğrudan Cumhuriyet Başsavcılığı bünyesinde gerçekleştirilmektedir.

İfade odasında öncelikle kişinin kimlik tespiti yapılmakta ve Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 147. maddesi uyarınca yasal hakları hatırlatılmaktadır. Süreçte şüpheliye, genellikle MASAK (Mali Suçları Araştırma Kurulu) raporları doğrultusunda tespit edilen şüpheli banka hesap hareketleri, para transferleri veya dijital veriler gösterilerek bu işlemlerin hukuki gerekçeleri sorulmaktadır; alınan beyanlar tutanağa geçirilerek imzalanması suretiyle işlem tamamlanmaktadır.

Siber Suçlardan İfadeye Çağrılma Nedenleri Nelerdir?

Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü veya ilgili adli makamlar tarafından ifadeye çağrılma nedenleri, bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle işlenen veya odağında dijital verilerin yer aldığı suç tiplerine dayanmaktadır. İnternet ve ağ teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte, sanal ortamda gerçekleştirilen hukuka aykırı eylemlerin takibi neticesinde kişilerin beyanlarına başvurulması zorunluluğu doğmaktadır. Bu kapsamda siber suçlar birimince ifadeye çağrılmaya sebebiyet veren temel unsurlar şu şekilde sıralanmaktadır:

  • Bilişim Sistemlerinin İhlali: Bir bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girilmesi, sistemdeki verilerin değiştirilmesi, kopyalanması veya sistemin işleyişinin engellenmesi iddiaları,

  • Bilişim Sistemleri Vasıtasıyla Nitelikli Dolandırıcılık: İnternet siteleri, sosyal medya mecraları veya dijital ödeme sistemleri aracı kılınarak kişilerin maddi zarara uğratılması eylemleri,

  • Sosyal Medya Üzerinden İşlenen Suçlar: Hakaret, tehdit, şantaj veya halkı kin ve düşmanlığa tahrik gibi suçların dijital platformlar üzerinden gerçekleştirildiğine dair şikayetler,

  • Yasa Dışı Bahis ve Kumar: İnternet üzerinden yasa dışı bahis oynatılması, oynanmasına yer ve imkân sağlanması ya da bu sistemlere aracılık eden banka/kripto hesaplarının tespiti.

Siber Suçlar Kapsamında İfade Verirken Dikkat Edilmesi Gerekenler

Siber suçlar kapsamında ifade verilirken, bu alandaki soruşturmaların büyük ölçüde somut dijital delillere (IP adresleri, log kayıtları, HTS dökümleri ve imaj raporları) dayandığı göz önünde bulundurulmalıdır. Bu nedenle, teknik verilerin hukuki niteliğini ve dosyaya etkisini doğru analiz edebilmek adına, ifadenin uzman bir müdafi (avukat) eşliğinde verilmesi yasal hakların korunması bakımından önem arz etmektedir.

İfade işlemi esnasında, suçlama konusu dijital eylemin (örneğin bir sisteme giriş veya mesaj gönderimi) gerçekleştirildiği iddia edilen cihazların, açık Wi-Fi ağlarının veya hesapların üçüncü kişiler tarafından rıza dışı kullanılıp kullanılmadığı hususu açıklığa kavuşturulmalıdır. Sorulan teknik sorulara net ve çelişkisiz yanıtlar verilmeli, yasal haklar (özellikle susma hakkı) titizlikle değerlendirilmeli ve hazırlanan ifade tutanağı, satır aralarında yer alabilecek teknik ibareler kontrol edilerek imzalanmalıdır.

Dolandırıcılık Suçundan İfadeye Çağrılmak Ne Anlama Gelir?

Dolandırıcılık suçundan ifadeye çağrılmak, bir kişinin hileli davranışlarla bir başkasını aldatarak, onun veya başkasının zararına olarak kendisine veya bir başkasına yarar sağladığı iddiasıyla yürütülen bir ceza soruşturmasında beyanına başvurulması anlamına gelmektedir. Bu davet, kişinin muhakemedeki sıfatına göre şüpheli olarak savunmasının alınmasını veya tanık/mağdur olarak olgular hakkında dinlenilmesini ifade eder.

Türk Ceza Kanunu’nun 157. ve 158. maddelerinde düzenlenen dolandırıcılık suçu, özellikle bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması halinde nitelikli hal alarak ağır ceza mahkemesinin görev alanına girmektedir. Dolayısıyla bu suç tipinden şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrılmak, kişi hakkında hapis cezası ve adli para cezası yaptırımı öngören ciddi bir adli sürecin başlatıldığını ve hukuki koruma mekanizmalarının etkin şekilde işletilmesi gerektiğini göstermektedir.

Bilişim Suçları Nedeniyle İfadeye Çağrılma Süreci

Bilişim suçları nedeniyle ifadeye çağrılma süreci, Türk Ceza Kanunu’nun bilişim alanında suçlar başlığı altında düzenlenen (sisteme hukuka aykırı girme, verileri değiştirme, banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması gibi) eylemlerin tespitiyle başlamaktadır. Cumhuriyet Başsavcılığı talimatı doğrultusunda, genellikle Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesindeki Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından ilgili kişiye yazılı çağrı kağıdı gönderilmekte veya ivedi durumlarda telefon vasıtasıyla adli birime davet gerçekleştirilmektedir.

İfade merkezinde, siber uzmanlar ve adli kolluk görevlileri tarafından yürütülen süreçte, IP adresleri, log (erişim) kayıtları, HTS dökümleri ve dijital materyal inceleme raporları gibi somut teknik deliller üzerinden sorular yöneltilmektedir. Şüphelinin beyanları ile bu teknik verilerin uyuşup uyuşmadığı kontrol edilerek hazırlanan ifade tutanağı kayıt altına alınmakta ve dosya, değerlendirilmek üzere soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcılığına intikal ettirilmektedir.

İfadeye Çağrılan Kişinin Hakları Nelerdir?

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 147. maddesi uyarınca, şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrılan kişinin savunma hakkının güvence altına alınması amacıyla yasal haklarının işlem öncesinde hatırlatılması zorunludur. Bu kapsamda en temel hak, müdafi (avukat) seçme hakkı olup; şüpheli, ifadenin her aşamasında avukatının hazır bulunmasını talep edebileceği gibi, avukat tayin edecek maddi gücü bulunmuyorsa barodan ücretsiz bir avukat görevlendirilmesini isteme yetkisine sahiptir. Diğer önemli haklar ise şu şekilde sıralanmaktadır:

  • Suçlamayı Öğrenme Hakkı: İfade işlemine başlanmadan önce, kişiye üzerine atılı suçun ne olduğunun ve dayandırıldığı vakıaların açıkça anlatılması zorunluluğudur.

  • Susma Hakkı: Şüphelinin, yüklenen suç hakkında beyanda bulunmaktan kaçınma ve yöneltilen sorulara cevap vermeme yönündeki anayasal ve yasal hakkıdır.

  • Lehe Olan Delillerin Toplanmasını İsteme Hakkı: Kendisini suçlamadan kurtaracak somut delillerin araştırılmasını, toplanmasını ve dosyaya eklenmesini adli makamlardan talep etme imkânıdır.

  • Kötü Muamele Yasağı ve İfade Serbestliği: İfadenin özgür iradeye dayanması esas olup; şüpheliye yönelik hiçbir şekilde işkence, eziyet, ilaç verme, aldatma, cebir, şiddet veya yasaya aykırı vaatlerde bulunma gibi usulsüz yöntemler uygulanamaz.

İfade Vermeden Önce Avukatla Görüşme Hakkı

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 147. ve 154. maddeleri uyarınca, şüpheli veya sanığın ifadenin her aşamasında ve ifade vermeden önce müdafi (avukat) ile görüşme hakkı mutlak bir hukuki güvence altına alınmıştır. Bu kapsamda, kolluk birimlerinde veya Cumhuriyet Başsavcılığında ifade vermeden önce kişi, avukatıyla başkalarının duyamayacağı bir ortamda, kendisini serbestçe savunabilmesi amacıyla ön görüşme yapma yetkisine sahiptir.

Bu hakkın kullanımı, vekaletname ibrazı şartına bağlı kılınmamış olup, şüphelinin talebi üzerine barodan bir avukat görevlendirilmesi de mümkündür. İfade vermeden önce avukatla görüşme hakkının engellenmesi veya kısıtlanması, adil yargılanma hakkının ve savunma hakkının ihlali niteliğini taşıdığından, bu yolla elde edilen ifade tutanaklarının yargılamada hukuka aykırı delil olarak değerlendirilmesi söz konusu olmaktadır.

İfadeden Sonra Dava Açılır mı?

İfade verme işleminin tamamlanmasının ardından doğrudan bir kamu davası açılması usulen söz konusu olmayıp, bu husustaki takdir yetkisi soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcısına aittir. İfade, soruşturma dosyasındaki delillerden yalnızca biri olarak kabul edilmekte ve savcılık makamı, ifadenin ardından dosyadaki tüm lehe ve aleyhe delilleri bir bütün olarak değerlendirmektedir.

Yapılan değerlendirme neticesinde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 170. maddesi uyarınca suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturacak delile ulaşıldığı kanaatine varılırsa, Cumhuriyet savcısı tarafından bir iddianame düzenlenerek kamu davası açılmaktadır. Ancak ifadedeki savunmalar ve toplanan deliller suçun işlenmediğini veya cezalandırma şartlarının oluşmadığını gösteriyorsa, dava açılması yoluna gidilmemektedir.

İfade Sonrası Takipsizlik Kararı Verilebilir mi?

Soruşturma evresinde şüphelinin ifadesinin alınmasının ardından, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından dosya hakkında Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar kamuoyunda bilinen adıyla takipsizlik kararı verilmesi hukuken mümkündür ve uygulamada sıklıkla karşılaşılmaktadır. Bu karar, yürütülen adli soruşturmanın kamu davasına dönüştürülmeden sonlandırılmasını ifade etmektedir.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 172. maddesi gereğince, ifade sonrası yapılan hukuki incelemede kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya suçun yasal unsurlarının oluşmadığının anlaşılması hallerinde takipsizlik kararı tesis edilir. Bu kararın kesinleşmesiyle birlikte şüpheli hakkındaki adli süreç sona ermekte ve dosya arşivlenmektedir.

Yargıtay Kararları Işığında İfadeye Çağrılma Süreci

İlk derece mahkemesince tebligat çıkartılması yönünde tensip zabtı düzenlenmesine rağmen, sanık, mağdur ve tanıkların duruşmaya usulüne uygun şekilde çağrılmaması ve sanığın CMK’nın 147. ve devamı maddeleri uyarınca sorgusu fiilen yapılmadan hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. Yargıtay 14. Ceza Dairesi’nin 11.12.2018 tarihli, 2015/3137 Esas ve 2018/7457 Karar sayılı ilamında; sanık sorgusu yapılmaksızın ve soruşturma aşamasındaki ifadelerle yetinilerek beraat kararı verilmesi, ceza muhakemesinin doğrudan doğruyalık ve yüz yüzelik ilkelerine aykırı görülmüş ve mahkemenin kararı usul yönünden bozulmuştur.

Ceza muhakemesinde maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla suçun niteliğini doğrudan etkileyebilecek beyan sahibi kişilerin usulüne uygun şekilde dinlenmesi esastır. Yargıtay 17. Ceza Dairesi’nin 08.04.2015 tarihli, 2015/746 Esas ve 2015/591 Karar sayılı ilamında; soruşturma evresinde ifadesi alınan ve davanın seyrini değiştirebilecek nitelikte beyana sahip olan bir tanığın, kovuşturma aşamasında zorla getirme kararı çıkarılmasına rağmen adresi tespit edilemediği gerekçesiyle dinlenilmesinden vazgeçilmesi hukuka aykırı bulunmuş; bu durumun eksik inceleme teşkil ettiği belirtilerek ilk derece mahkemesinin mahkumiyet hükmü bozulmuştur.

Ceza muhakemesinde sanığın yöntemince sorgusunun yapılması ve uyuşmazlığın çözümü için önem arz eden tanıkların usulüne uygun olarak adli makamlar huzuruna çağrılması zorunludur. Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 12.03.2015 tarihli, 2013/11377 Esas ve 2015/24494 Karar sayılı ilamında; mahkemeye gelmeyen sanık hakkında CMK’nın 193/2. maddesinin hatalı uygulanması suretiyle sorgusu yapılmadan düşme kararı verilmesi ile duruşmaya çağrılmasına rağmen gelmeyen görgü tanıklarının yasal usule uyulmaksızın dinlenilmesinden sarfınazar edilmesi hukuka aykırı bulunmuş ve yerel mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmiştir.

Ceza Hukuku hakkında daha fazla bilgiye buradan erişebilirsiniz.

Neden İfadeye Çağrıldığım Öğrenilebilir Mi?

Usulüne uygun olarak tebliğ edilen çağrı kağıdı (davetiye) üzerinde yer alan bilgiler vasıtasıyla kişinin hangi sıfatla ve hangi hukuki nedenden ötürü ifadeye çağrıldığı öğrenilebilmektedir. Ayrıca bizzat veya müdafi aracılığıyla ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına ya da adli kolluk birimine başvurularak çağrılma gerekçesine ulaşılması mümkündür.

İfadeye Çağrılma Sebebi İfade Öncesinde Açıklanmak Zorunda Mıdır?

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 147. maddesi uyarınca, ifade alma işleminin fiilen başlamasından hemen önce, ifadeyi alan kolluk görevlisi veya Cumhuriyet savcısı tarafından şüpheliye üzerine atılı suçun açıkça anlatılması yasal bir zorunluluktur. Bu usul işlemi gerçekleştirilmeden, şüpheli hakkındaki suçlamayı ve sebebini öğrenmeden ifade alımına geçilememektedir.

Telefonla İfadeye Çağrılma Halinde Suçlama Öğrenilebilir Mi?

Telefonla yapılan davetlerde arayan kolluk görevlisinden kimlik teyidi yapıldıktan sonra dosya numarası ve suçlama konusu sorulabilmekte, ancak adli gizlilik gerekçesiyle telefonda detaylı bilgi verilmesinden kaçınılabilmektedir. Bu durumda suçlamanın kesin mahiyeti, arayan birimin bağlı olduğu karakola veya adliyeye gidilerek dosya tetkiki suretiyle öğrenilmektedir.

Polis İfadeye Çağırdıktan Sonra Gidilmemesi Haline Ne Olur?

Mazeretsiz olarak adli kolluk birimine gitmeyen kişi hakkında, soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcısının talimatı doğrultusunda ifade işleminin gerçekleştirilebilmesi amacıyla yakalama prosedürü devreye sokulmaktadır.

İfadeye Gitmeyen Kişi Hakkında Zorla Getirme Kararı Verilebilir Mi?

Usulüne uygun tebligata rağmen haklı bir mazeret sunmaksızın belirlenen gün ve saatte ifade vermeye gelmeyen mağdur veya tanıklar hakkında Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri uyarınca zorla getirme kararı verilebilmektedir. Bu karar doğrultusunda adli kolluk personeli marifetiyle ilgili makamın huzuruna çıkarılan kişiden, çağrıya uymama nedeniyle devletin uğradığı kamusal masrafların da tahsiline hükmedilmektedir.

2 Kez İfadeye Çağrılmak Normal Kabul Edilmekte Midir?

Soruşturma ve yargılama süreçlerinin devingen ve genişleyen yapısı gereği, bir kişinin birden fazla kez ifadesine başvurulması ceza muhakemesi usulünde son derece olağan ve normal bir durumdur. Maddi gerçeğin tam ve eksiksiz olarak ortaya çıkarılması hedeflendiğinden, dosyanın ilerleyen aşamalarında adli makamlar aynı kişinin beyanına mükerrer defalar ihtiyaç duyabilmektedir.

2. Kez İfadeye Çağrılma Hangi Durumlarda Gerçekleştirilmektedir?

Bu işleme, ilk ifadenin alındığı tarihten sonra dosyaya dâhil olan yeni şüpheli, müşteki veya tanık beyanlarındaki çelişkilerin giderilmesi ya da suçun niteliğinin değişmesi (vasıf değişikliği) durumlarında başvurulmaktadır. Şüpheliye ek savunma hakkının tanınması ve hak kaybının önlenmesi amacıyla adli makamlarca ikinci kez ifade prosedürü işletilmektedir.

İlk İfadeden Sonra Yeniden İfade Alınması Mümkün Müdür?

Soruşturma veya kovuşturma evrelerinde ek delillerin toplanması, yeni vakıaların belirmesi veya kollukta alınan ifadenin ardından Cumhuriyet savcısının ya da mahkeme hakiminin beyanı bizzat kendi huzurunda almak istemesi halinde ilk ifadeden sonra yeniden ifade alınması hukuken mümkündür.

Yasa Dışı Bahis Nedeniyle İfadeye Çağrılan Kişiler Hakkında Dava Açılabilir Mi?

7258 sayılı Kanun kapsamında yürütülen yasa dışı bahis soruşturmalarında, şüphelinin ifadesi ve toplanan deliller neticesinde suçun işlendiğine dair yeterli şüpheye ulaşılması halinde Cumhuriyet savcısı tarafından iddianame düzenlenerek kamu davası açılabilmektedir. Ancak eylemin yalnızca idari para cezası gerektiren bahis oynamak fiiliyle sınırlı kalması ve ceza sorumluluğu doğurmaması durumunda dava açılması yoluna gidilmemektedir.

Siber Suçlardan İfadeye Çağrılan Kişiler Hangi Haklara Sahiptir?

Bu kapsamda ifadeye çağrılan kişiler, başta müdafi (avukat) yardımından yararlanma ve susma hakları olmak üzere, suçlamayı açıkça öğrenme, lehlerine olan somut delillerin toplanmasını isteme ve özgür iradelerini sakatlayacak kötü muameleye maruz kalmama haklarına ceza muhakemesi güvenceleri altında sahiptirler.

İfade Verilmeden Önce Dosyanın İncelenmesi Mümkün Müdür?

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 153. maddesi uyarınca şüphelinin müdafisi (avukatı), ifade verme işleminden önce soruşturma dosyasını, varsa kısıtlılık kararı sınırları dahilinde inceleme ve deliller hakkında bilgi sahibi olma yetkisini haizdir. Şüphelinin bizzat kendisinin ifade vermeden önce dosya inceleme yetkisi ise kanunen sınırlandırılmış olup, bu hakkın müdafi aracılığıyla kullanılması esastır.

İfade Sırasında Avukat Bulundurulabilir Mi?

Şüpheli, mağdur veya müşteki sıfatıyla adli makamlar önüne çıkan kişiler, ifadenin alınmaya başlandığı andan tutanağın imzalandığı ana kadar tüm aşamalarda yanlarında bir müdafi veya vekil (avukat) bulundurma hakkına sahiptirler. Avukat, ifade işlemi esnasında hukuka aykırı adli işlemlere müdahale etme ve tutanağa şerh düşme yetkisini haizdir.

İfade Sonrasında Takipsizlik Kararı Verilebilir Mi?

İfade alma işleminin ve delil toplama sürecinin tamamlanmasının ardından, şüphelinin üzerine atılı suçu işlediğine dair kamu davası açmaya yetecek ölçüde “yeterli şüphe” oluşturacak delil elde edilememesi durumunda, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar (takipsizlik kararı) verilebilmektedir.

İfadeye Çağrılan Herkes Hakkında Dava Açılması Zorunlu Mudur?

İfade, soruşturma dosyasındaki delillerden yalnızca biri olup, ifadeye çağrılan her kişi hakkında dava açılması yönünde adli bir zorunluluk bulunmamaktadır. Dosyadaki lehe ve aleyhe tüm unsurları inceleyen Cumhuriyet savcısı, suçun unsurlarının oluşmadığına veya yeterli delil bulunmadığına kanaat getirirse takipsizlik kararı tesis etmektedir.

Savcılık Tarafından Yeniden İfadeye Çağrılma Ne Anlama Gelmektedir?

Kolluk biriminde (polis/jandarma) alınan ilk beyanın ardından soruşturmanın hamisi olan Cumhuriyet savcısının dosyada çelişkili hususlar tespit etmesi, suç vasfının değişme ihtimalinin belirmesi veya yeni ortaya çıkan teknik delillerin (HTS, MASAK, kriminal rapor) kişiye bizzat sorulmak istenmesi anlamına gelmektedir.

İfadeye Çağrılma Sonrasında Yurt Dışına Çıkış Yasağı Uygulanabilir Mi?

İfade işleminin ardından soruşturmanın niteliğine, suçun ağırlığına ve şüphelinin kaçma veya delilleri karartma şüphesinin varlığına göre, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine Sulh Ceza Hakimliği tarafından adli kontrol tedbiri kapsamında yurt dışına çıkış yasağı kararı tesis edilebilmektedir.

İfade Verildikten Sonra Dosya Durumu Nasıl Öğrenilebilir?

İfade işleminin tamamlanmasının ardından soruşturma dosyasının güncel durumu, bizzat adliyelerin ön bürolarından, dosyaya yetkilendirilmiş bir müdafi vasıtasıyla Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma kaleminden veya dijital ortamda e-Devlet ve UYAP Vatandaş Portalı sistemleri üzerinden takip edilebilmektedir.

Şüpheli Olarak İfadeye Çağrılma Ile Tanık Olarak İfadeye Çağrılma Arasında Fark Bulunmakta Mıdır?

Şüpheli olarak çağrılmada kişiye suç isnat edilmekte, kendisine susma ve müdafi tayin etme hakları tanınmaktadır; tanık olarak çağrılmada ise kişi suçun tarafı olmayıp, sadece görgü ve bilgisine başvurulan üçüncü kişi konumundadır. Şüphelinin aksine tanığın adli makamların davetine icabet etme ve doğruyu söyleme yönünde mutlak bir yasal yükümlülüğü bulunmakta, mazeretsiz devamsızlık halinde hakkında disiplin hapsi uygulanabilmektedir.