İNTERPOL ARAMASI KALDIRMA

İçindekiler

İNTERPOL ARAMASI VE KIRMIZI BÜLTEN KALDIRMA

Interpol Araması ve Kırmızı Bülten Kaldırma (2026)

İNTERPOL araması kaldırma ve kırmızı bülten kaldırma işlemleri INTERPOL kurumuna resmi bir başvuru ile yapılmaktadır. İNTERPOL uluslararası seviyede suçların önlenmesi, herhangi bir devletin iç hukuku nedeniyle aranan suçluların izlenmesi, yakalanması, tutuklanması ve iade edilinceye kadar devam eden işlemlerin yürütülmesi, uluslararası polis işbirliğinin sağlanması amacıyla kurulmuştur. Bir kişinin İnterpol tarafından aranması gittiği her ülkede aranıyor olması anlamına gelmektedir. İnterpol, herhangi bir devletin iç hukuku sebebiyle aranan kişilerin ilgili ülkeye iadesi hususunda köprü vazifesi görmektedir. Uygulamada İnterpol köprü vazifesi görmesi nedeniyle iletişim ağı hızlı ve güvenli şekilde kurulmakta olup veri tabanları ve yayımladığı bültenler ile ülkelerin yargılama mercilerine kolaylık sağlamaktadır.

İNTERPOL TARAFINDAN YAYIMLANAN BÜLTEN ÇEŞİTLERİ

İnterpol tarafından yayımlanan 7 çeşit bülten bulunmaktadır:

Kırmızı Bülten: İnterpol üyesi ülkeleri taleplerine istinaden bir şüpheli yahut sanığın iadesi maksadıyla ilgili kişinin aranması ve görüldüğü yerde yakalanmasına yarayan en temel bülten türüdür. İnterpol bu bülten ile şüpheli yahut sanığa ait kimlik bilgileri, fotoğraf görselleri, parmak izi, suçun türü vb. bilgileri üye ülkeler ile paylaşarak iade prosedürünü hızlandırmayı amaçlamaktadır.

Mavi Bülten: Bu bülten türü ile kişilerin kimlik bilgilerinin kayıt edilerek tespit aşamasına geçilmesine yardımcı olmak ve suç faaliyetleri hakkında bilgi toplamak amaçlanmıştır.

Yeşil Bülten: Bu bülten, geçmişte suç işlemiş veya suç işlemeye meyilli kişiler hakkında bilgi sağlayarak uyarı niteliğindedir.

Sarı Bülten: Kayıp kişilerin ve özellikle kayıp çocukların bulunması ve kimliklerinin tespit edilmesi için kullanılan bir bülten türüdür.

Turuncu Bülten: Silahlar, bombalı paketler ve diğer tehlikeli maddelerle ilgili ciddi güvenlik tehditlerine karşı ülkeleri uyarmak amacıyla kullanılan bir bülten türüdür.

Siyah Bülten: Ölü olarak bulunan kişilerin kimliklerinin tespit edilmesine yardımcı olmak amacıyla kullanılır.

Mor Bülten: Belirli suçların işleyişi, örgütlenme biçimleri ve benzeri bilgiler hakkında ülkeleri bilgilendirerek bu tür suçlara karşı önlemler alınmasına yardımcı olan bir bültendir.

İNTERPOL ARAMASI NASIL KALDIRILIR?

İnterpol aramasını kaldırmak için öncelikle kişinin hangi ülkenin iç mevzuatına istinaden İnterpol’e bildirim yapıldığını, ilgili ceza dosyasının mevcut durumunu teyit etmek gerekir. İlgili kişinin başvuru şartlarını sağlaması halinde öncelikle İnterpol’e başvuru yapılır. Başvuru bizzat ilgili tarafından yahut bu konuda vekaletname verdiği avukat tarafından yapılır. Önemle belirtmek gerekir ki; başvurudan netice alınabilmesi için uluslararası hukuk mevzuatına hakim, İnterpol aramasının kaldırılması konusunda tecrübeli bir avukatla çalışmak önem arz etmektedir.

INTERPOL araması, kırmızı bülten, Diffusion veya INTERPOL Bilgi Sisteminde (INTERPOL Information System) işlenen diğer kişisel verilerin kaldırılması için başvurular, INTERPOL Dosyalarının Kontrol Komisyonu’na (Commission for the Control of INTERPOL’s Files – CCF) yapılmaktadır.

CCF bir mahkeme değildir. Delil değerlendirmesi yapmaz, ceza davasının esasını incelemez, beraat veya mahkûmiyet kararı vermez. Komisyonun görevi yalnızca INTERPOL Bilgi Sisteminde işlenen verilerin INTERPOL Anayasası ile Veri İşleme Kurallarına uygun olup olmadığını denetlemektir

26 Mart 2026 tarihinden itibaren CCF başvuru usulünde önemli bir değişikliğe gidilmiş olup, erişim (Access Request), veri düzeltme veya silme (Correction/Deletion Request) ile Komisyon kararlarının yeniden incelenmesine (Revision Request) ilişkin tüm başvurular, CCF’nin güvenli çevrimiçi başvuru sistemi üzerinden kabul edilmektedir. Kural olarak e-posta veya posta yoluyla yapılan başvurular artık işleme alınmamaktadır.

CCF’ye yapılacak başvurularda Komisyon yalnızca yazılı beyanlar ve sunulan belgeler üzerinden inceleme yapmaktadır. İstisnai durumlar dışında sözlü duruşma yapılmamakta; başvurular, başvuru sahibi veya vekili tarafından sunulan bilgi ve belgeler esas alınarak değerlendirilmektedir.

Bu nedenle başvurunun, yalnızca bir dilekçe sunulmasından ibaret olmadığı unutulmamalıdır. Başvuruda, INTERPOL kurallarının hangi yönlerden ihlal edildiğinin ayrıntılı şekilde ortaya konulması ve bu iddiaları destekleyen resmî belgelerin eksiksiz olarak sunulması gerekir.

Başvuru kapsamında genellikle başvuru sahibinin kimliğini gösteren belgeler, vekâletname (başvuru avukat aracılığıyla yapılıyorsa), mahkeme kararları, savcılık veya soruşturma belgeleri, insan hakları ihlallerine ilişkin kararlar,adil yargılanma hakkı, siyasi saik, zamanaşımı, beraat, kovuşturmaya yer olmadığı kararı veya benzeri hukuki durumları gösteren belgeler,başvuruyu destekleyen diğer resmî evraklar Komisyona sunulmaktadır.

Silme veya düzeltme taleplerinde Komisyon yalnızca başvuru sahibinin sunduğu belgelerle yetinmez. Gerektiğinde ilgili ülkenin Ulusal Merkez Bürosundan (NCB), INTERPOL Genel Sekreterliğinden veya diğer ilgili makamlardan ek bilgi ve açıklama talep ederek verilerin INTERPOL kurallarına uygun şekilde işlenip işlenmediğini denetler.

Başvuru kapsamında sunulan hukuki açıklamalar ile ek belgelerin birbirini desteklemesi büyük önem taşımaktadır. Komisyon, gerektiğinde başvuru sahibinden, INTERPOL Genel Sekreterliğinden, veriyi sisteme kaydeden ülkeden veya ilgili diğer makamlardan ek bilgi ve belge talep edebilir.

CCF, başvurunun öncelikle kabul edilebilirlik şartlarını taşıyıp taşımadığını inceler. Başvurunun kabul edilebilir bulunması hâlinde ise, INTERPOL Bilgi Sisteminde işlenen verilerin INTERPOL Anayasası, INTERPOL Veri İşleme Kuralları (Rules on the Processing of Data) ve Komisyon Tüzüğü hükümlerine uygun olup olmadığı değerlendirilir.

Komisyon, gerekli tüm bilgi ve belgelere ulaştığını değerlendirdiğinde başvuru hakkında karar verir. Karar, uygulanmak üzere INTERPOL Genel Sekreterliğine gönderilir ve daha sonra gerekçeli karar başvuru sahibine veya vekiline yazılı olarak bildirilir. Verilerin silinmesine karar verilmesi hâlinde, INTERPOL Genel Sekreterliği kararın gereğini yerine getirerek ilgili kayıtların INTERPOL Bilgi Sisteminden kaldırılmasını sağlar.

INTERPOL aramasının kaldırılması başvurularında en önemli hususlardan biri, yalnızca ulusal ceza yargılamasına ilişkin iddiaların ileri sürülmesi değil; aynı zamanda söz konusu verilerin INTERPOL Bilgi Sisteminde tutulmaya devam edilmesinin neden hukuka aykırı, gereksiz, orantısız veya INTERPOL kurallarına aykırı olduğunun somut delillerle ortaya konulmasıdır. Bu nedenle başvuru dosyasının, INTERPOL uygulamalarına ve CCF’nin güncel içtihadına uygun şekilde hazırlanması, sürecin sağlıklı yürütülebilmesi bakımından önem taşımaktadır.

Kırmızı Bülten Kararına Konu Edilebilecek Suçlar 

Interpol tarafından kırmızı bülten kararları genellikle aşağıdaki suçlar için verilir:

Terörizm: Terör örgütlerine üye olmak, terör eylemi planlamak veya gerçekleştirmek.
İnsan Kaçakçılığı: İnsan ticareti ve göçmen kaçakçılığı.
Uyuşturucu Kaçakçılığı: Uluslararası uyuşturucu ticareti ve bu ticaretle bağlantılı suçlar.
Organize Suçlar: Mafya örgütleri, çete faaliyetleri ve uluslararası suç örgütlerinin işledikleri suçlar.
Silah Kaçakçılığı: Uluslararası silah ticareti ile ilgili suçlar.
Siber Suçlar: Bilgisayar sistemlerine yönelik saldırılar, veri hırsızlığı, kimlik dolandırıcılığı gibi suçlar.
Finansal Suçlar: Kara para aklama, yolsuzluk, büyük çaplı dolandırıcılık ve vergi kaçakçılığı.
Hürriyetten Yoksun Kılma ve Kasten İnsan Öldürme: İnsan öldürme, hürriyetten yoksun kılma, zorla alıkoyma gibi ağır ceza gerektiren suçlar.

Bu suçlar, İnterpol’ün yetki alanına giren ve uluslararası hukuk düzenlemeleri gereği ülkeler arası iş birliği ile soruşturulması gereken suçlardır. Interpol, bu suçlar karşısında kırmızı bülten çıkarma yetkisine sahip olup, bu süreç uluslararası adli iş birliğinin bir parçasıdır.

Kırmızı Bülten Kararına Konu Edilemeyecek Suçlar 

Interpol’ün kırmızı bülten çıkarma yetkisi belirli suçlarla sınırlıdır. Bazı suçlar ve durumlar için kırmızı bülten kararı çıkarılamaz. İşte kırmızı bülten çıkarılamayacak başlıca suçlar ve durumlar:

1. Siyasi Suçlar: Interpol’ün temel ilkelerinden biri, üye devletler arasında siyasi suçlara karışmamak ve siyasi gerekçelerle bülten talebinde bulunulmamasıdır. Bu kapsamda:

Siyasi eylemler: Siyasi muhaliflik, protestolar, gösteriler veya seçimle ilgili faaliyetler nedeniyle bir kişi hakkında kırmızı bülten çıkarılamaz.
Devlet karşıtı suçlamalar: Bir devletin yönetimine veya politikalarına karşı yapılan siyasi faaliyetler neticesinde kırmızı bülten talep edilmesi mümkün değildir.

2. Askeri Suçlar : Bir devletin askeri yasalarına aykırı eylemler ya da askeri mahkemelerce yargılanmayı gerektiren suçlar için kırmızı bülten çıkarılamaz. Bu suçlar genellikle askeri disiplinsizlik, firar, Askeri mahkeme kararlarına itaatsizlik gibi konuları kapsar.

Interpol, bu suçlar için bir kişinin yakalanmasını talep edemez çünkü bu suçlar, uluslararası düzeyde hukuki iş birliğini gerektiren suçlar olarak değerlendirilmez.

3. Aile Hukuku ve Özel Hukuk Uyuşmazlıkları : Aile hukuku kapsamında yaşanan anlaşmazlıklar veya özel hukuk uyuşmazlıkları kırmızı bülten konusu olamaz. Örnek olarak:

Boşanma davaları,
Velayet uyuşmazlıkları,
Nafaka anlaşmazlıkları,
Mal paylaşımı gibi özel hukuk konularında kırmızı bülten çıkarılması mümkün değildir.

Bu gibi anlaşmazlıklar, cezai bir boyut taşımadığı için uluslararası bir yakalama talebi kapsamına girmez.

4. Basit Suçlar ve Hafif Kabahatler : Interpol kırmızı bülten çıkarmak için ciddi ceza gerektiren suçları esas alır. Dolayısıyla hafif suçlar ve kabahatler için bülten çıkarılamaz. Bunlara örnek olarak:

Trafik ihlalleri,
Küçük çaplı hırsızlıklar,
Küçük bedelli dolandırıcılıklar,
İdari para cezaları gerektiren eylemler sayılabilir.

Bu tür hafif suçlar, genellikle bir kişinin iadesini gerektirecek düzeyde ciddi kabul edilmez.

5. İfade Özgürlüğü ve Medya Faaliyetleri : Gazetecilik faaliyetleri, basın özgürlüğü kapsamında yapılan haberler veya düşünce özgürlüğü çerçevesinde ifade edilen görüşler nedeniyle bir kişi hakkında kırmızı bülten çıkarılamaz. Özellikle gazetecilik faaliyetleri, Sosyal medya paylaşımları, Düşünce açıklamaları gibi durumlar kırmızı bülten kapsamı dışındadır.

6. İnsan Hakları İhlalleri ile İlgili Suçlamalar : Eğer kırmızı bülten talebine konu olan suçlamalar, bir kişinin insan haklarını ihlal etmek amacıyla yapıldığına dair kanıt varsa, Interpol bu bülteni reddedebilir. Bu tür durumlar şunları içerir:

Adil yargılanma hakkının ihlali,
İşkence veya kötü muamele göreceği endişesi,
Suçun siyasi amaçlı olduğu yönündeki güçlü kanıtlar.

Interpol, insan hakları ihlallerini önlemek adına bu tür talepleri titizlikle inceler ve hukuki süreçlerin adil bir şekilde yürütülmesini sağlama amacı güder.

İNTERPOL ARAMASI HANGİ DURUMLARDA KALDIRILIR? 

Bir Interpol avukatının, müvekkilinin kırmızı bültenle arandığı durumlarda bu aramanın kaldırılması için başvurabileceği birkaç hukuki yol bulunmaktadır. Bunlar genellikle, aramanın hukuka uygun olup olmadığının ve Interpol kurallarına aykırılık içerip içermediğinin sorgulanması etrafında şekillenir. İşte bu durumların başlıcaları:

1-Hukuka Aykırı Kırmızı Bülten Talepleri : Kırmızı bültenin kaldırılması taleplerinin en yaygın sebeplerinden biri, bültenin hukuka aykırı bir şekilde düzenlenmiş olmasıdır. Bu durum genellikle, talep edilen suçun Interpol’ün yetki alanına girmediği, suçun siyasi, askeri, dini veya ırksal nitelikte olduğu iddiaları ile gündeme gelir. Interpol’ün anayasası gereği, bu tür suçlarla ilgili taleplerin dikkate alınmaması gerekmektedir. Interpol avukatı, müvekkilinin suçlanma gerekçesinin bu kapsamda olup olmadığını inceleyerek, başvuruda bulunabilir.

2-Adil Yargılanma Hakkının İhlali : Kırmızı bülten talepleri her zaman hukuka uygun süreçlere dayanmamış olabilir. Eğer müvekkilin, aranma nedeni olan suçla ilgili olarak adil yargılanma hakkı ihlal edildiyse, yani kişi hakkında bağımsız ve tarafsız bir mahkemede adil bir şekilde yargılama yapılmamışsa ya da yapılmayacaksa, bu durum Interpol’e itiraz gerekçesi olabilir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 6. maddesi gibi uluslararası sözleşmeler, adil yargılanma hakkını güvence altına alır ve Interpol de bu standartlara aykırı talepleri reddedebilir.

3- Zamanaşımı ve Hukuki Dayanak Eksikliği : Bazı durumlarda, kırmızı bülten talepleri zamanaşımına uğramış suçlar ya da hukuki dayanağı olmayan suçlamalarla ilgili olabilir. Örneğin, belirli bir sürenin geçmiş olması nedeniyle kovuşturma yetkisinin ortadan kalkmış olması veya suçun işlenmediğine dair yeterli delil bulunmaması gibi durumlar, Interpol avukatının aramanın kaldırılması için başvuruda bulunabileceği diğer önemli hukuki gerekçeler arasındadır.

4-Siyasi Nitelikli Suçlamalar : Interpol Anayasası’nın 3. maddesi, siyasi, askeri, dini ya da ırksal nitelikli suçlamalarla ilgili taleplerin dikkate alınmamasını öngörmektedir. Bu nedenle, bir kişinin kırmızı bültenle aranmasına neden olan suçun siyasi amaçlı bir kovuşturma veya cezalandırma aracı olarak kullanıldığı durumlarda, bu talebin iptali mümkündür. Bir Interpol avukatı, müvekkilinin siyasi bir kovuşturmanın mağduru olduğunu kanıtlayarak aramanın kaldırılması için başvuruda bulunabilir.

5-İltica Durumu ve Uluslararası Koruma : Eğer kişi, aranma süreci boyunca bir başka ülkeden iltica hakkı kazanmış veya uluslararası koruma altına alınmışsa, bu durum Interpol tarafından göz önünde bulundurulabilir. Uluslararası koruma statüsündeki bir kişi hakkında kırmızı bülten çıkarılması, hem ulusal hem de uluslararası hukuka aykırı olabilir. Bu nedenle, Interpol avukatı, müvekkilinin iltica ya da koruma statüsünü kullanarak aramanın kaldırılmasını talep edebilir.

HAKKIMDA İNTERPOL ARAMASI OLUP OLMADIĞINI NASIL ÖĞRENEBİLİRİM? 

INTERPOL Bilgi Sisteminde bulunması muhtemel bilgilere erişim talebinde bulunmak mümkündür. Komisyon, öncelikle başvuru sahibine ait herhangi bir verinin INTERPOL Bilgi Sistemi’nde işlenip işlenmediğini kontrol eder. KVKK Tüzüğü’nün 35. maddesi uyarınca, Komisyon, bir taleple ilgili bilgileri açıklamadan önce, verinin kaynağına danışır.

Komisyon, veriye erişim talebi hakkında, talebin kabul edilebilir bulunduğu tarihten itibaren genellikle dört ay içinde karar verir ve başvuru sahibine yazılı kararını bildirir. Yapılacak bu bilgi edinme başvurusu ile ilgilinin hakkında İnterpol araması olup olmadığını öğrenmesi mümkündür.

İlgili hakkında eğer bir interpol araması mevcut değilse, İnterpol tarafından şu şekilde bir cevap yazısı gönderilir :

Sayın İlgili,
../…/… tarihli yazışmamız üzerine, Komisyonun görev alanına uygun olarak talebinizle ilgili gerekli kontrolleri gerçekleştirdiğini ve müvekkilinizin şu anda bir INTERPOL bildirimi veya dağıtımına tabi olmadığını bildirmek isteriz. İnterpol Genel Sekreterliği’nden yukarıdakileri teyit eden resmi bir yazı ekte yer almaktadır.

INTERPOL ANAYASASI’NIN 2. VE 3. MADDELERİ NEDİR?

INTERPOL Dosyalarının Kontrol Komisyonu (CCF) tarafından incelenen veri silme ve kırmızı bülten kaldırma başvurularında en önemli hukuki dayanaklardan biri INTERPOL Anayasası’nın 2. ve 3. maddeleridir. Komisyon, INTERPOL Bilgi Sisteminde işlenen verilerin bu temel ilkelere uygun olup olmadığını her başvuruda ayrıca değerlendirmektedir.

INTERPOL Anayasası Madde 2

INTERPOL Anayasası’nın 2. maddesi, INTERPOL’ün faaliyetlerini yürütürken İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin ruhuna uygun hareket etmesini zorunlu kılmaktadır.

Bu nedenle INTERPOL Bilgi Sisteminde yer alan verilerin işlenmesi; hukuka uygun, gerekli, ölçülü ve temel haklara saygılı olmak zorundadır. CCF tarafından yapılan incelemelerde yalnızca ulusal yakalama kararının bulunması yeterli görülmemekte; aynı zamanda ilgili kaydın INTERPOL kurallarına ve temel insan haklarına uygun olup olmadığı da değerlendirilmektedir.

Uygulamada aşağıdaki durumlar INTERPOL Anayasası’nın 2. maddesi kapsamında ileri sürülebilmektedir:

  • Adil yargılanma hakkının ciddi şekilde ihlal edilmesi,
  • İşkence veya kötü muamele görme riskinin bulunması,
  • İade edilmesi hâlinde yaşam hakkı veya kişi özgürlüğünün tehlikeye girmesi,
  • Mülteci veya uluslararası koruma statüsüne sahip olunması,
  • Yakalama talebinin ölçülülük ilkesine aykırı olması,
  • INTERPOL Bilgi Sisteminde veri tutulmasının artık gerekli veya orantılı olmaması.

CCF, bu tür iddiaları yalnızca soyut beyanlarla değil, mahkeme kararları, uluslararası kuruluş raporları, iltica kararları ve diğer resmî belgelerle desteklenmiş olması hâlinde dikkate almaktadır.

INTERPOL Anayasası Madde 3

INTERPOL Anayasası’nın 3. maddesi ise INTERPOL’ün siyasi, askerî, dinî veya ırkî nitelikteki olaylara herhangi bir şekilde müdahale etmesini veya bu konulara ilişkin faaliyet yürütmesini yasaklamaktadır.

Bu nedenle bir ülke tarafından gönderilen kırmızı bülten veya Diffusion talebi, görünüşte adi bir suç isnadı içerse dahi gerçekte siyasi veya benzeri saiklerle yapılıyorsa, CCF bu kayıtların INTERPOL kurallarına aykırı olduğuna karar verebilmektedir.

Uygulamada özellikle siyasi muhalifler,gazeteciler,insan hakları savunucuları,aktivistler,muhalefet partisi üyeleri, rejim karşıtı kişiler hakkında düzenlenen bazı INTERPOL kayıtları, suç isnadının gerçekte siyasi amaç taşıdığı tespit edildiğinde INTERPOL Anayasası’nın 3. maddesi kapsamında silinebilmektedir.

Ancak yalnızca bir davanın siyasi ortamda yürütülüyor olması tek başına yeterli değildir. Başvuru sahibinin, ceza soruşturmasının veya kovuşturmasının gerçekte siyasi, askerî, dinî veya ırkî nedenlerle başlatıldığını somut delillerle ortaya koyması gerekir.

CCF Başvurularında Madde 2 ve Madde 3 Birlikte Değerlendirilebilir:  Uygulamada birçok başvuruda INTERPOL Anayasası’nın 2. ve 3. maddeleri birlikte ileri sürülmektedir. Örneğin, bir başvuru sahibinin hem siyasi nedenlerle soruşturulduğu hem de iadesi hâlinde adil yargılanma hakkının ihlal edileceği veya işkence riskiyle karşılaşacağı iddia ediliyorsa, CCF bu iki maddeyi birlikte değerlendirerek INTERPOL Bilgi Sisteminde bulunan verilerin işlenmesinin INTERPOL kurallarına uygun olup olmadığını incelemektedir.

Bu nedenle başarılı bir CCF başvurusunda yalnızca ulusal ceza dosyasındaki usulsüzlüklerin ileri sürülmesi yeterli olmayıp, söz konusu verilerin INTERPOL Anayasası’nın 2. ve/veya 3. maddelerine neden aykırı olduğunun somut olayın özelliklerine göre hukuki gerekçeler ve belgelerle ortaya konulması büyük önem taşımaktadır.

INTERPOL RED NOTICE (KIRMIZI BÜLTEN) İLE DIFFUSION ARASINDAKİ FARK NEDİR?

INTERPOL tarafından uluslararası polis iş birliğinin sağlanması amacıyla kullanılan en önemli iki araç Red Notice (Kırmızı Bülten) ve Diffusion (Difüzyon Bildirimi) sistemidir. Uygulamada bu iki kavram çoğu zaman birbirinin yerine kullanılsa da hukuki nitelikleri, yayımlanma usulleri ve denetim mekanizmaları bakımından önemli farklılıklar bulunmaktadır.

Red Notice, INTERPOL Genel Sekreterliği tarafından yayımlanan uluslararası bir bildirimdir. Bir üye devletin talebi üzerine hazırlanmakla birlikte, yayımlanmadan önce INTERPOL Genel Sekreterliği tarafından INTERPOL Anayasası, Veri İşleme Kuralları (Rules on the Processing of Data – RPD) ve diğer hukuki düzenlemeler bakımından uygunluk denetimine tabi tutulur. Kişinin aranmasına esas teşkil eden suçun adi suç niteliğinde olması, yeterli hukuki dayanağın bulunması ve başvurunun INTERPOL kurallarına uygun olması gerekir.

Diffusion ise INTERPOL Genel Sekreterliği tarafından yayımlanan bir bülten değildir. Diffusion bildirimi, talepte bulunan ülkenin Ulusal Merkez Bürosu (National Central Bureau – NCB) tarafından doğrudan diğer üye ülkelere veya belirli ülkelere gönderilen uluslararası iş birliği talebidir. Başka bir ifadeyle, Red Notice merkezî olarak yayımlanırken, Diffusion bildirimi doğrudan ilgili devlet tarafından INTERPOL iletişim ağı üzerinden dolaşıma sokulmaktadır.

Her iki sistemin ortak amacı, hakkında yakalama kararı bulunan kişinin yerinin tespit edilmesi, yakalanması veya hareketlerinin sınırlandırılması konusunda uluslararası kolluk kuvvetleri arasında iş birliği sağlamaktır. Ancak Diffusion bildiriminin yayımlanma usulü daha hızlı olmakla birlikte, bu durum INTERPOL kurallarından muaf olduğu anlamına gelmez. Diffusion talepleri de INTERPOL Anayasası ile Veri İşleme Kurallarına uygun olmak zorundadır. Özellikle yakalama amacı taşıyan Diffusion bildirimleri, INTERPOL bünyesindeki uygunluk denetimine tabi tutulmakta; siyasi, askerî, dinî veya ırkî nitelik taşıyan ya da insan haklarına aykırı olduğu değerlendirilen talepler INTERPOL sistemine kaydedilmemektedir.

Uygulamada en sık karşılaşılan hatalardan biri, yalnızca Red Notice kayıtlarının kaldırılabileceğinin düşünülmesidir. Oysa INTERPOL Dosyalarının Kontrol Komisyonu (CCF), şartların oluşması hâlinde hem Red Notice hem de Diffusion bildirimleri hakkında yapılan silme veya düzeltme taleplerini inceleme yetkisine sahiptir. Bu nedenle kişi hakkında kamuya açık bir kırmızı bülten bulunmaması, INTERPOL Bilgi Sisteminde herhangi bir kaydının bulunmadığı anlamına gelmez. Bazı durumlarda kişi hakkında yalnızca Diffusion bildirimi veya kamuya açık olmayan başka bir INTERPOL veri kaydı bulunabilmektedir.

Bu nedenle, hakkında INTERPOL kaydı bulunduğundan şüphelenen kişilerin öncelikle Access Request (Veriye Erişim Başvurusu) yaparak INTERPOL Bilgi Sisteminde kendileri hakkında herhangi bir veri işlenip işlenmediğinin tespit edilmesini talep etmeleri, ardından gerekli şartların oluşması hâlinde Correction/Deletion Request (Veri Düzeltme veya Silme Başvurusu) yoluna başvurmaları mümkündür. Böylece yalnızca kamuya açık kırmızı bültenler değil, INTERPOL Bilgi Sisteminde bulunan diğer kayıtların da hukuka uygunluğu CCF tarafından denetlenebilmektedir.

INTERPOL DOSYALARININ KONTROL KOMİSYONU (CCF) NEDİR?

INTERPOL Dosyalarının Kontrol Komisyonu (Commission for the Control of INTERPOL’s Files – CCF), INTERPOL Bilgi Sisteminde işlenen kişisel verilerin INTERPOL kurallarına uygunluğunu denetlemek amacıyla kurulmuş bağımsız bir denetim organıdır. Kırmızı bülten, Diffusion bildirimi veya INTERPOL Bilgi Sisteminde yer alan diğer kayıtların silinmesi, düzeltilmesi ya da bu kayıtlara erişim talepleri doğrudan CCF tarafından incelenmektedir.

Kamuoyunda yaygın olarak düşünüldüğünün aksine CCF, bir ceza mahkemesi veya temyiz mercii değildir. Komisyonun görevi, ulusal mahkemeler tarafından verilen yakalama kararlarının hukuka uygun olup olmadığını değerlendirmek veya kişi hakkında isnat edilen suçun işlenip işlenmediğine karar vermek değildir. CCF’nin inceleme yetkisi yalnızca INTERPOL Bilgi Sisteminde işlenen verilerin INTERPOL Anayasası, INTERPOL Veri İşleme Kuralları (Rules on the Processing of Data – RPD) ve Komisyon Tüzüğü hükümlerine uygun olup olmadığının denetlenmesiyle sınırlıdır.

Bu nedenle bir ülke tarafından verilen yakalama kararının hukuken geçerli olması, tek başına INTERPOL kaydının da hukuka uygun olduğu anlamına gelmez. CCF, somut olayın özelliklerine göre söz konusu verilerin INTERPOL sisteminde tutulmasının hâlen gerekli olup olmadığını, veri işlemenin ölçülülük ilkesine uygun bulunup bulunmadığını, temel hak ve özgürlükleri ihlal edip etmediğini ve INTERPOL Anayasası’nın 2. ve 3. maddelerine aykırılık bulunup bulunmadığını ayrıca değerlendirmektedir.

Komisyon, yaptığı incelemelerde başvuru sahibi tarafından sunulan hukuki açıklamaları, mahkeme kararlarını, savcılık evraklarını, uluslararası koruma belgelerini, insan haklarına ilişkin kararları ve diğer resmî belgeleri birlikte değerlendirir. Gerekli görmesi hâlinde ise ilgili ülkenin Ulusal Merkez Bürosundan (NCB), INTERPOL Genel Sekreterliğinden veya diğer yetkili kurumlardan ek bilgi ve belge talep edebilir.

CCF tarafından verilen kararlar doğrultusunda, INTERPOL Genel Sekreterliği ilgili verilerin düzeltilmesine, güncellenmesine veya tamamen silinmesine ilişkin işlemleri yerine getirir. Dolayısıyla INTERPOL Bilgi Sisteminde bulunan bir kaydın kaldırılması bakımından yetkili makam ulusal mahkemeler değil, INTERPOL bünyesinde faaliyet gösteren CCF’dir.

CCF HANGİ BAŞVURULARI İNCELER?

INTERPOL Dosyalarının Kontrol Komisyonu, yalnızca INTERPOL Bilgi Sisteminde işlenen kişisel verilere ilişkin başvuruları incelemektedir. Komisyonun görev alanı, INTERPOL kayıtlarının hukuka uygunluğunun denetlenmesiyle sınırlı olup, ulusal ceza soruşturmaları veya mahkeme kararlarının esasına ilişkin değerlendirme yapma yetkisi bulunmamaktadır.

Güncel uygulamada CCF tarafından incelenebilen başvurular temel olarak üç gruba ayrılmaktadır.

Veriye Erişim Başvurusu (Access Request)

Kişiler, haklarında INTERPOL Bilgi Sisteminde herhangi bir veri bulunup bulunmadığının tespit edilmesini talep edebilirler. Bu başvuru türü özellikle kamuya açık bir kırmızı bülten bulunmamasına rağmen INTERPOL kaydı olduğundan şüphe edilen durumlarda önem taşımaktadır.

Komisyon, erişim talebini kabul edilebilir bulması hâlinde öncelikle INTERPOL Genel Sekreterliğinden gerekli kontrolleri yapmasını ister. Verilerin açıklanmasından önce ise ilgili kaydı sisteme giren ülkenin görüşü alınır. Bu süreç sonunda başvuru sahibine, INTERPOL kuralları çerçevesinde açıklanması mümkün olan bilgiler yazılı olarak bildirilir.

Veri Düzeltme veya Silme Başvurusu (Correction / Deletion Request)

CCF’ye yapılan başvuruların büyük çoğunluğunu veri silme veya düzeltme talepleri oluşturmaktadır. Bu başvurularda amaç, INTERPOL Bilgi Sisteminde bulunan kayıtların hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle tamamen kaldırılması veya düzeltilmesidir.

Komisyon bu kapsamda yalnızca başvuru sahibinin sunduğu bilgi ve belgeleri değil, gerektiğinde ilgili ülke makamlarından ve INTERPOL Genel Sekreterliğinden temin edilen bilgi ve belgeleri de birlikte değerlendirerek kayıtların INTERPOL kurallarına uygun şekilde işlenip işlenmediğini incelemektedir.

Yeniden İnceleme Başvurusu (Revision Request)

Komisyon tarafından verilen kararların ardından belirli şartların gerçekleşmesi hâlinde yeniden inceleme talebinde bulunulması da mümkündür. Ancak bunun için, önceki inceleme sırasında bilinmeyen ve sonradan ortaya çıkan yeni olguların bulunması ve bu olguların Komisyonun önceki kararını değiştirebilecek nitelikte olması gerekir.

Bu nedenle Revision Request, aynı iddiaların tekrar edilmesine imkân veren olağan bir itiraz yolu olmayıp, yalnızca yeni ve önemli gelişmelerin ortaya çıkması hâlinde başvurulabilecek istisnai bir hukuki imkândır.

CCF HANGİ KRİTERLERE GÖRE KARAR VERİR?

INTERPOL Dosyalarının Kontrol Komisyonu (CCF), kendisine yapılan başvuruları yalnızca başvuru sahibinin iddiaları doğrultusunda değil, INTERPOL Anayasası, INTERPOL Veri İşleme Kuralları (Rules on the Processing of Data – RPD), CCF Statüsü ve somut olayın tüm özelliklerini birlikte değerlendirerek karara bağlamaktadır. Komisyonun temel görevi, kişinin suçlu olup olmadığına karar vermek değil, INTERPOL Bilgi Sisteminde işlenen verilerin uluslararası kurallara uygun şekilde işlenip işlenmediğini denetlemektir.

CCF tarafından yapılan incelemelerde öncelikle söz konusu kaydın INTERPOL Anayasası’nın 2. ve 3. maddelerine uygun olup olmadığı değerlendirilmektedir. Başvurunun siyasi, askerî, dinî veya ırkî nitelikte bir uyuşmazlıktan kaynaklanması ya da temel insan haklarının ihlal edilmesine yol açabilecek nitelikte olması hâlinde, ilgili kaydın INTERPOL sisteminde tutulmasının uygun olmadığı sonucuna varılabilir.

Komisyon ayrıca veri işlemenin hukuka uygunluk, gereklilik ve ölçülülük ilkelerine uygun olup olmadığını da inceler. Bu kapsamda isnat edilen suçun niteliği, uluslararası iş birliği ihtiyacı, soruşturmanın güncel durumu, yakalama kararının devam edip etmediği, kişinin hukuki statüsünde meydana gelen değişiklikler ve kayıtların hâlen sistemde tutulmasını gerektiren meşru bir neden bulunup bulunmadığı birlikte değerlendirilmektedir.

CCF’nin önem verdiği bir diğer husus ise başvurunun delillerle desteklenmiş olmasıdır. Başvuruda ileri sürülen iddiaların mahkeme kararları, savcılık evrakları, beraat kararları, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar, uluslararası koruma belgeleri, insan hakları ihlallerine ilişkin raporlar veya diğer resmî belgelerle desteklenmesi, Komisyonun değerlendirmesinde önemli rol oynamaktadır.

Bunun yanında Komisyon, gerekli gördüğü hâllerde ilgili ülkenin Ulusal Merkez Bürosundan (NCB) veya INTERPOL Genel Sekreterliğinden ek bilgi ve belge talep edebilir. Başvuru sahibi tarafından sunulan açıklamalar ile ilgili devlet tarafından iletilen bilgiler birlikte değerlendirilerek nihai karar verilmektedir.

Dolayısıyla CCF kararları yalnızca ulusal ceza dosyasına değil; INTERPOL kuralları, uluslararası insan hakları ilkeleri ve veri işleme hukukuna ilişkin çok yönlü bir inceleme sonucunda verilmektedir.

KIRMIZI BÜLTEN KALDIRMA BAŞVURUSU REDDEDİLİRSE NE OLUR?

CCF tarafından yapılan inceleme sonucunda kırmızı bülten veya diğer INTERPOL kayıtlarının silinmesine yönelik talebin reddedilmesi hâlinde, mevcut kayıt INTERPOL Bilgi Sisteminde işlem görmeye devam eder. Bu durumda ilgili üye devletler, kayıt doğrultusunda uluslararası polis iş birliğini sürdürmeye devam edebilir.

Ancak başvurunun reddedilmiş olması, aynı konuda hiçbir zaman yeniden başvuru yapılamayacağı anlamına gelmez. Başvuru sonrasında yeni hukuki veya fiilî gelişmelerin ortaya çıkması, önceki inceleme sırasında mevcut olmayan önemli delillerin elde edilmesi veya ilgili ceza soruşturmasında kişinin hukuki durumunun değişmesi hâlinde CCF’ye yeniden başvurulması mümkündür.

Örneğin başvuru sonrasında beraat kararı verilmesi,yakalama kararının kaldırılması,ceza davasının düşmesi,soruşturmanın kapatılması,iltica veya uluslararası koruma statüsünün tanınması,insan hakları ihlallerini ortaya koyan yeni karar veya raporların yayımlanması gibi gelişmeler, yeniden yapılacak başvuruda Komisyon tarafından değerlendirilebilecek yeni olgular arasında yer alabilir.

Bununla birlikte, daha önce ileri sürülen iddiaların hiçbir yeni bilgi veya belge sunulmaksızın tekrar edilmesi, kural olarak yeniden inceleme için yeterli görülmemektedir. Bu nedenle ret kararından sonra yapılacak başvurularda, önceki başvurudan farklı ve sonuca etkili nitelikte yeni hukuki gerekçelerin ortaya konulması büyük önem taşımaktadır.

Başvurunun reddedilmesi, ilgili ülkenin ulusal mahkemeleri veya diğer idari merciler önünde yürütülebilecek hukuki süreçleri de ortadan kaldırmaz. INTERPOL kaydının dayanağını oluşturan yakalama kararı veya ceza soruşturmasına ilişkin iç hukuk yolları ayrıca kullanılmaya devam edilebilir.

INTERPOL KAYDI SİLİNİRSE ULUSAL YAKALAMA KARARI DA KALKAR MI?

INTERPOL Bilgi Sistemindeki kaydın silinmesi ile ulusal yakalama kararının kaldırılması birbirinden tamamen farklı hukuki işlemlerdir.

CCF tarafından verilen silme kararı yalnızca INTERPOL Bilgi Sisteminde bulunan verilerin kaldırılmasına ilişkindir. Bu kararın sonucu olarak kırmızı bülten, Diffusion bildirimi veya diğer INTERPOL kayıtları uluslararası sistemden silinir ve ilgili verilerin INTERPOL aracılığıyla dolaşımı sona erer.

Buna karşılık, söz konusu kayda dayanak oluşturan ulusal yakalama kararı, ceza soruşturması veya ceza davası ilgili devletin kendi hukuk sistemi içerisinde varlığını sürdürebilir. INTERPOL’ün, bir ülkenin mahkemesi veya savcılığı tarafından verilen yakalama kararını kaldırma ya da değiştirme yetkisi bulunmamaktadır.

Bu nedenle INTERPOL kaydının silinmiş olması, kişinin hakkında yürütülen ceza soruşturmasının sona erdiği veya ulusal yakalama kararının ortadan kalktığı anlamına gelmez. Ulusal yakalama kararının kaldırılabilmesi için ilgili ülkenin yetkili mahkemeleri veya soruşturmayı yürüten adli makamları nezdinde ayrıca hukuki girişimlerde bulunulması gerekir.

Bununla birlikte uygulamada, ulusal yakalama kararının kaldırılması veya ceza dosyasının kesin olarak sonuçlanması, INTERPOL kaydının silinmesi bakımından önemli bir hukuki dayanak oluşturabileceği gibi; bazı durumlarda CCF tarafından verilen silme kararı sonrasında ilgili devlet de ulusal kayıtlarını güncelleyebilmektedir. Ancak bu sonuç kendiliğinden gerçekleşmez ve her iki süreç birbirinden bağımsız olarak yürütülür.

Bu nedenle, INTERPOL kaydının silinmesi uluslararası dolaşımdaki arama kaydını ortadan kaldırırken, ulusal ceza dosyasına ilişkin hukuki durumun ayrıca değerlendirilmesi ve gerektiğinde ilgili ülke makamları nezdinde ayrı başvurular yapılması gerekmektedir.

HANGİ ÜLKELER INTERPOL’Ü SIK KULLANIYOR?

INTERPOL’e bugün 190’dan fazla ülke üyedir ve her üye devlet, kendi iç hukukunda yürütülen ceza soruşturmaları kapsamında uluslararası polis iş birliği talebinde bulunabilmektedir. Bu nedenle INTERPOL sistemi belirli ülkelere özgü olmayıp, uluslararası suçlarla mücadelede kullanılan ortak bir iş birliği mekanizmasıdır.

Bununla birlikte uygulamada, sınır aşan suçlarla mücadele eden veya çok sayıda uluslararası ceza soruşturması yürüten bazı ülkelerin INTERPOL sistemini daha yoğun kullandığı görülmektedir. Özellikle uluslararası organize suçlar, mali suçlar, uyuşturucu kaçakçılığı, terör suçları, siber suçlar ve iade talepleri bakımından INTERPOL başvurularına sıklıkla rastlanmaktadır.

Uygulamada INTERPOL aracılığıyla uluslararası arama talebinde bulunan ülkeler arasında özellikle;

  • Almanya,
  • Fransa,
  • İtalya,
  • İspanya,
  • Amerika Birleşik Devletleri,
  • Birleşik Krallık,
  • Rusya Federasyonu,
  • Ukrayna,
  • Gürcistan,
  • Kazakistan,
  • Özbekistan,
  • Türkmenistan,
  • İran,
  • Çin,
  • Birleşik Arap Emirlikleri

gibi ülkeler hakkında çok sayıda INTERPOL başvurusu ve CCF incelemesiyle karşılaşılmaktadır.

Ancak bu durum, söz konusu ülkelerin diğer devletlerden daha fazla kırmızı bülten yayımladığı anlamına gelmemektedir. INTERPOL, ülke bazında güncel kırmızı bülten veya Diffusion istatistiklerini kamuoyuyla düzenli olarak paylaşmadığından, kesin bir sıralama yapmak mümkün değildir.

CCF uygulamasında dikkat çeken hususlardan biri, bazı ülkeler hakkında yapılan başvurularda yalnızca ceza soruşturmasının değil, aynı zamanda insan hakları standartlarının da ayrıntılı şekilde değerlendirilmesidir.

Özellikle başvuru sahibinin;siyasi nedenlerle soruşturulduğunu,adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini,işkence veya kötü muamele riski bulunduğunu,uluslararası koruma veya mülteci statüsüne sahip olduğunu,ceza soruşturmasının gerçekte siyasi amaç taşıdığını ileri sürdüğü dosyalarda CCF, INTERPOL Anayasası’nın 2. ve 3. maddeleri ile INTERPOL Veri İşleme Kuralları çerçevesinde daha kapsamlı bir inceleme yapabilmektedir.

Bu nedenle özellikle Rusya, İran, Belarus, Çin ve bazı Orta Asya ülkelerinden kaynaklanan başvurular ile siyasi nitelik taşıdığı iddia edilen dosyalar, CCF kararlarında daha sık tartışılan örnekler arasında yer alabilmektedir. Ancak her başvuru kendi somut olayına göre değerlendirilmekte olup, yalnızca talepte bulunan ülkeye bakılarak INTERPOL kaydının hukuka aykırı olduğu sonucuna varılması mümkün değildir.

Sonuç olarak, INTERPOL bakımından önemli olan husus talepte bulunan ülkenin kimliği değil; talebin INTERPOL Anayasası, INTERPOL Veri İşleme Kuralları (RPD) ve uluslararası insan hakları standartlarına uygun olup olmadığıdır. CCF de kararlarını ülkeye göre değil, her dosyanın kendine özgü hukuki ve fiilî koşullarını değerlendirerek vermektedir.

INTERPOL AVUKATI

INTERPOL avukatı; hakkında kırmızı bülten (Red Notice), Diffusion bildirimi veya INTERPOL Bilgi Sisteminde yer alan diğer kayıtlar bulunan kişilerin uluslararası hukuk kapsamında haklarını koruyan ve INTERPOL Dosyalarının Kontrol Komisyonu (CCF) nezdindeki başvuru sürecini yürüten avukattır. INTERPOL, ulusal mahkemelerden farklı işleyen uluslararası bir sistem olduğundan, bu süreç hem ceza hukuku hem de uluslararası hukuk alanında teknik bilgi gerektirmektedir.

INTERPOL nezdinde yürütülen başvurular, yalnızca bir dilekçe hazırlanmasından ibaret değildir. Başvuru kapsamında öncelikle kişinin hakkında bulunan INTERPOL kaydının hukuki dayanağı, ilgili ceza dosyasının mevcut durumu, ulusal yakalama kararları, insan hakları boyutu ve INTERPOL kurallarına aykırılık oluşturabilecek hususlar ayrıntılı şekilde incelenmektedir. Bu değerlendirme sonucunda somut olayın özelliklerine göre izlenecek hukuki strateji belirlenmektedir.

INTERPOL avukatının en önemli görevlerinden biri, CCF’ye sunulacak başvurunun hukuki altyapısını oluşturmaktır. Bu kapsamda başvuru dosyası hazırlanırken INTERPOL Anayasası’nın 2. ve 3. maddeleri, INTERPOL Veri İşleme Kuralları (Rules on the Processing of Data – RPD), CCF uygulamaları ve uluslararası insan hakları standartları birlikte değerlendirilir. Başvurunun yalnızca ulusal ceza dosyasındaki iddialara dayanması çoğu zaman yeterli olmadığından, INTERPOL kuralları bakımından hukuka aykırılık oluşturan hususların somut delillerle ortaya konulması gerekir.

Bunun yanında INTERPOL avukatı, başvuruya eklenecek mahkeme kararları, savcılık evrakları, beraat kararları, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar, iltica veya uluslararası koruma belgeleri, insan hakları raporları ve diğer resmî belgelerin başvuru ile uyumlu şekilde sunulmasını sağlar. Gerektiğinde bu belgelerin yeminli tercümelerinin hazırlanması ve CCF’nin talep ettiği usule uygun olarak dosyaya eklenmesi de sürecin önemli bir parçasıdır.

CCF tarafından başvuru sürecinde ek bilgi veya belge talep edilmesi hâlinde, bu taleplerin süresi içerisinde ve hukuki gerekçelerle cevaplandırılması da avukat tarafından takip edilir. Komisyonun değerlendirmesi boyunca başvuru dosyasının eksiksiz ve güncel tutulması, sürecin sağlıklı ilerleyebilmesi açısından önem taşımaktadır.

INTERPOL avukatının görevi yalnızca kırmızı bülten kaldırma başvurusu yapmakla sınırlı değildir. Somut olayın özelliklerine göre Access Request (Veriye Erişim Başvurusu), Correction/Deletion Request (Veri Düzeltme veya Silme Başvurusu) veya Revision Request (Yeniden İnceleme Başvurusu) süreçlerinin yürütülmesi de avukat tarafından gerçekleştirilebilir.

Bununla birlikte, INTERPOL avukatı ulusal mahkemeler tarafından verilen yakalama kararlarını tek başına kaldıramaz veya ceza davasını sona erdiremez. INTERPOL sistemi ile ulusal ceza yargılaması birbirinden bağımsız süreçlerdir. Bu nedenle birçok olayda hem CCF nezdindeki uluslararası başvuruların hem de ilgili ülke makamları önündeki ceza soruşturması veya dava süreçlerinin eş zamanlı olarak yürütülmesi gerekebilir.

Sonuç olarak, INTERPOL başvurularında başarılı bir sonuca ulaşılabilmesi yalnızca başvuru yapılmasına değil; başvurunun INTERPOL mevzuatına uygun hukuki gerekçelerle hazırlanmasına, güçlü delillerle desteklenmesine ve CCF uygulamalarına uygun şekilde yürütülmesine bağlıdır. Bu nedenle sürecin, INTERPOL uygulamaları ve uluslararası ceza hukuku alanında deneyim sahibi bir avukat tarafından takip edilmesi, hak kayıplarının önlenmesi ve başvurunun etkin şekilde yürütülmesi bakımından önem arz etmektedir.

İNTERPOL ARAMASI KALDIRMA İŞLEMİ BAKIMINDAN SIKÇA SORULAN SORULAR:

İnterpol Aramasının Kaldırılması Ve İnterpol Kaydının Silinmesi Ne Kadar Sürmektedir?

Başvurunun usulüne uygun ve eksiksiz şekilde yapılmasını takiben ortalama 1 ay içerisinde İnterpol tarafından talep kabul edilir ve değerlendirmeye alır. Başvurunun değerlendirilmesi ve Komisyon görüşmelerinin tamamlanması ortalama 8 ay sürmektedir.

İnterpol Araması Kaldırılması Sonrası Seyahat Edebilir Miyim?

İnterpol kaydının silinmesi ve İnterpol aramasının kaldırılmasını takiben ilgili kişinin adres kaydı dahi yaptırmadan seyahat etmesi mümkündür. Ancak şu hususu önemle belirtmek isteriz; İnterpol kaydının silinmesi ve İnterpol aramasının kaldırılması kişinin iç hukuktaki yargılama sürecinde beraat kararı verildiği veyahut suçsuz bulunduğu anlamına gelmemektedir. Örneğin, İran’da geçirdiği yargılama sebebiyle İnterpol’den kırmızı bültenle aranan kişinin İnterpol aramasının kaldırıldığı ve interpol kaydının silindiği varsayımında Türkiye’ye girişinde herhangi bir sakınca yoktur, ancak ceza yargılaması sebebiyle İran’da verilen arama kararı icra edilebilecektir.

İnterpol Arama Kararının Kaldırılması Başvurusunu Bulunduğum Ülke İçerisinde Yapabilir Miyim?

İnterpol başvuruları vekalet ile ya da şahsen bulunduğunuz ülke içerisinden yapılabilmektedir. Ancak her halükarda başvuru makamı İnterpol Dosyalarının Kontrol Komisyonu (CCF) ‘dur. INTERPOL Dosyalarının Kontrol Komisyonu güncel adresi 200 quai Charles de Gaulle, 69006 Lyon,/ Fransa’dır.

İnterpol Aramasının Kaldırılmasının Hukuki Sonuçları Nelerdir?

İnterpol kaydı silinen ve İnterpol araması kaldırılan kişi hakkında artık INTERPOL kanalları aracılığıyla uluslararası polis teşkilatlarıyla işbirliği yapılamaz. Ayrıca İnterpol kaydının silinmesi ve İnterpol aramasının kaldırılmasını takiben İnterpol, üye ülkelerde bulunan tüm birimlerine ulusal veri tabanlarını güncellemesi hususunda bilgilendirmektedir. Ancak şu hususu önemle belirtmek isteriz, İnterpol kaydının silinmesi ile kişinin yalnızca INTERPOL Bilgi Sistemindeki verileri silinmektedir. İnterpol bir yargılama merci değildir. INTERPOL kayıtlarının silinmesi veyahut arama kaydının silinmesini aşan her işlem için ilgili ulusal makamlarla temasa geçilmelidir.

İnterpol Kırmızı Bülten Kaldırma İşlemi Nasıl Yapılır?

İnterpol kırmızı bülten kaldırma işlemi için İNTERPOL merkezine yazılı başvuru yapılması ve sürecin takip edilmesi gerekir.

İran Vatandaşı Kırmızı Bülteni Nasıl Kalkar ?  

Uygulamada İran devleti tarafından yargılama yapılmaksızın İran vatandaşları hakkında kırmızı bülten çıkarıldığı, kişinin üye ülkelerin birinde yakalanması halinde ise İran Devletinin gerek üye ülkelere gerekse de İnterpol’e yargılamalarla ilgili bilgi vermediğine sıkça denk gelinmektedir. Bu durumda süreç uzatmakta ve gıyabında yargılanarak ceza alan İran vatandaşı kişi ciddi zorluklar yaşamaktadır. Hakkında kırmızı bülten çıkarılan İran vatandaşının bu süreci bilen bir kırmızı bülten avukatıyla çalışması önemlidir. Türkiye’de hakkında tahdit kodu konulan yabancılar ” N-99 interpol tahdit kodu “isimli makalemizi okuyabilirsiniz.

İnterpol Avukatı Ne Yapar ? 

İnterpol kırmızı bülten kaldırma başvurularında avukatla temsilin mümkün olduğunu belirtmiştik. İnterpol’ün bir yargılama mekanizması olmaması, genel merkezinin Fransa’da olması, Türkçe dili dışında hizmet vermesi, sürecin aşırı detaylı olması sebepleriyle deneyimli bir interpol avukatından destek almak başvurunun başarılı ve kısa sürede sonuçlanmasını sağlayacaktır.

INTERPOL Kırmızı Bülteni ile Yakalama Kararı Aynı Şey Midir?

Hayır. Kırmızı bülten, INTERPOL tarafından yayımlanan uluslararası bir bildirim olup tek başına uluslararası geçerliliğe sahip bir yakalama kararı niteliğinde değildir. Kırmızı bültenin hukuki sonuçları, kişinin bulunduğu ülkenin iç hukukuna göre değişiklik göstermektedir. Birçok ülkede kırmızı bülten, geçici yakalama işlemlerine dayanak oluşturabilmekteyse de, nihai değerlendirme ilgili devletin yetkili makamları tarafından yapılmaktadır.

Hakkımda INTERPOL Kaydı Bulunması Kesin Olarak Suçlu Olduğum Anlamına Gelir mi?

Hayır. INTERPOL herhangi bir mahkeme değildir ve kişiler hakkında suçluluk veya masumiyet kararı vermez. INTERPOL Bilgi Sisteminde kayıt bulunması yalnızca ilgili üye devlet tarafından uluslararası polis iş birliği talebinde bulunulduğunu göstermektedir. Ceza sorumluluğu ise yalnızca yetkili mahkemeler tarafından belirlenebilir.

INTERPOL Kırmızı Bülteni Kaldırılırsa Ceza Dosyası da Kapanır mı?

Hayır. INTERPOL kaydının silinmesi yalnızca INTERPOL Bilgi Sistemindeki verilerin kaldırılması sonucunu doğurur. Başvurunun dayanağını oluşturan ulusal ceza soruşturması, yakalama kararı veya dava dosyası kendiliğinden ortadan kalkmaz. Bu işlemler bakımından ilgili ülke makamları nezdinde ayrıca hukuki süreç yürütülmesi gerekir.

INTERPOL Araması Varken Pasaport Alınabilir mi?

INTERPOL kaydının bulunması tek başına pasaport alınmasına engel değildir. Ancak kişinin vatandaşı olduğu ülkenin iç hukukunda uygulanan idari veya adli tedbirler nedeniyle pasaport düzenlenmesi sınırlandırılmış olabilir. Bu nedenle değerlendirme, ilgili ülkenin mevzuatına göre yapılmalıdır.

INTERPOL Kaydı Nedeniyle Vize Başvurum Reddedilir mi?

Her ülkenin vize politikası farklıdır. Bazı ülkeler güvenlik değerlendirmesi kapsamında INTERPOL kayıtlarını dikkate alabilirken, bazı ülkeler yalnızca ulusal güvenlik kayıtlarını esas almaktadır. Bu nedenle INTERPOL kaydının bulunması otomatik olarak vize başvurusunun reddedileceği anlamına gelmez.

INTERPOL Araması Nedeniyle Havalimanında Gözaltına Alınabilir Miyim?

Evet. Hakkında INTERPOL kaydı bulunan kişiler, sınır kapılarında yapılan kontroller sırasında tespit edilmeleri hâlinde ilgili ülke mevzuatı uyarınca geçici olarak gözaltına alınabilir veya haklarında iade süreci başlatılabilir. Ancak uygulanacak işlem, kişinin bulunduğu ülkenin iç hukukuna göre değişmektedir.