TEVDİ MAHALLİ TAYİNİ (ÖDEME YERİ BELİRLENMESİ) DAVASI

İçindekiler

tereke-tespit-davasi tevdi mahalli tayini

TEVDİ MAHALLİ TAYİNİ (ÖDEME YERİ BELİRLENMESİ) DAVASI (2026)

Türk borçlar hukukunda borcun ifa yerinin taraflar arasında açıkça kararlaştırılmamış olduğu ya da sözleşmenin niteliğinden belirlenemediği hâllerde, borçlunun temerrüde düşme riskini bertaraf etmek amacıyla başvurulan tevdi mahalli tayini davası, koruyucu nitelikte bir hukuki imkân olarak kabul edilmektedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu uyarınca para borçlarında ifa yeri kural olarak alacaklının yerleşim yeri olmakla birlikte, ifanın bu yerde gerçekleştirilmesinin mümkün olmaması veya hukuken belirsizlik arz etmesi hâlinde mahkemeden uygun bir tevdi yerinin belirlenmesi talep edilebilmektedir. Borcun belirlenen yere usulüne uygun şekilde tevdi edilmesiyle birlikte borç hukuken ifa edilmiş sayılmakta, borçlu temerrüt hükümlerinden, gecikme faizinden ve sair sorumluluklardan kurtulmaktadır.

Tevdi Mahalli Nedir?

Tevdi mahalli, borçlunun edimini doğrudan alacaklıya ifa edemediği veya ifanın alacaklı tarafından kabul edilmediği hâllerde, borcun hukuken geçerli biçimde yerine getirilmiş sayılabilmesi amacıyla edimin bırakıldığı veya yatırıldığı yeri ifade etmektedir. Bu yer, özellikle para borçlarında bankaya yatırma, kıymetli evrakta mahkeme veznesine tevdi veya taşınır mallarda güvenli bir depoya bırakma şeklinde ortaya çıkabilmektedir. Tevdi mahalli, borcun ifasına elverişli ve alacaklının menfaatini zedelemeyecek nitelikte olmalıdır.

Tevdi Mahalli Tayini Davası bahsinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu sistematiği içerisinde tevdi, alacaklının temerrüdü hükümleri ile bağlantılı bir kurum olup, borçlunun kusuru olmaksızın ifanın gerçekleşemediği durumlarda borçluyu sorumluluktan kurtarmaya hizmet eden tamamlayıcı bir hukuki mekanizma olarak düzenlenmiştir.

Tevdi Mahalli Tayini (Ödeme Yeri Belirlenmesi) Davası Nedir?

Tevdi mahalli tayini davası, borcun ifa yerinin belirli olmaması, mevcut ifa yerinin fiilen kullanılamaması veya alacaklının ifayı kabulden kaçınması gibi hâllerde, mahkeme tarafından uygun bir tevdi yerinin belirlenmesi amacıyla açılan çekişmesiz yargı niteliğinde bir başvurudur. Bu dava ile borçlu, borcun ifasını gerçekleştirmek iradesinde olduğunu ortaya koymakta; ancak objektif engeller nedeniyle ifayı doğrudan alacaklıya yöneltemediğini mahkeme aracılığıyla tespit ettirmektedir.

Mahkeme, somut olayın özelliklerini, borcun niteliğini ve tarafların menfaat dengesini gözeterek ifaya en uygun tevdi yerini belirlemektedir. Belirlenen yer, borcun güvenli ve eksiksiz biçimde muhafazasına elverişli olmalıdır.

Hangi Hallerde Dava Açılması Gerekir?

Tevdi mahallinin tayini davası özellikle şu hâllerde gündeme gelmektedir:

  • Alacaklının ifayı haklı bir sebep olmaksızın kabulden kaçınması,
  • Alacaklının kimliğinin veya yetkisinin belirsiz olması,
  • Alacaklının yerleşim yerinin bilinmemesi ya da ödeme yerinin tespit edilememesi,
  • Birden fazla kişinin aynı alacak üzerinde hak iddia etmesi nedeniyle borçlunun tereddüde düşmesi,
  • Sözleşmede kararlaştırılmış ifa yerinin ortadan kalkması veya fiilen kullanılamaz hâle gelmesi.

Bu gibi durumlarda borçlu, doğrudan temerrüt riskine maruz kalmamak adına mahkemeden tevdi mahallinin belirlenmesini talep edebilmektedir.

Mahkeme Kararının Sonucu Ne Olur?

Tevdi Mahalli Tayini Davası bahsinde mahkeme tarafından tevdi mahallinin belirlenmesine karar verilmesiyle birlikte borçluya, edimini bu yerde yerine getirme imkânı tanınmaktadır. Kararda gösterilen yere usulüne uygun şekilde yapılan tevdi, borcun ifası hükmünü doğurmaktadır. Böylelikle borçlu, edimini ifa etmekten kaçınmış sayılmamakta ve temerrüt hükümlerinin uygulanması engellenmektedir.

Tevdi Kararı Borcu Sona Erdirir mi?

Tevdi mahallinin tayinine ilişkin karar tek başına borcu sona erdirmemekte; ancak borcun belirlenen yere usulüne uygun şekilde tevdi edilmesiyle birlikte borç hukuken ifa edilmiş sayılmaktadır. Bu aşamada borçlu borcundan kurtulmakta ve borç ilişkisi sona ermektedir.

Dolayısıyla sona erme sonucunu doğuran husus mahkeme kararı değil, bu karar doğrultusunda gerçekleştirilen geçerli tevdi işlemidir. Bu yönüyle tevdi kurumu, alacaklının temerrüdü hâlinde borçlunun hukuki güvenliğini sağlayan ve borcun ifasını tamamlayıcı nitelik taşıyan bir ifa mekanizması olarak değerlendirilmektedir.Konuya ilişkin olarak Borç Verdiğim Kişi Borcunu Ödemiyor… başlıklı makaleye göz atabilirsiniz.

Tevdi Mahallinin Tayini (Ödeme Yeri Belirlenmesi) Davası Şartları Nelerdir?

Tevdi mahallinin tayini davasının açılabilmesi için öncelikle geçerli bir borç ilişkisinin mevcut olması ve borcun muaccel hâle gelmiş bulunması gerekmektedir. Muaccel olmayan bir borç bakımından tevdi talebinde bulunulması kural olarak mümkün değildir.

İkinci olarak, borçlunun ifaya hazır ve istekli olması; ancak ifanın alacaklıdan veya objektif koşullardan kaynaklanan sebeplerle gerçekleştirilememesi gerekmektedir. Bu kapsamda alacaklının ifayı haklı bir neden olmaksızın kabul etmemesi, alacaklının kimliğinin veya yerleşim yerinin belirlenememesi, birden fazla kişinin alacak üzerinde hak iddia etmesi ya da sözleşmede kararlaştırılan ifa yerinin ortadan kalkması gibi hâller dava şartını oluşturabilmektedir.

Ayrıca borçlunun temerrüde düşmemiş olması ve ifayı engelleyen durumun kendi kusurundan kaynaklanmaması gerekir. Tevdi, borçlunun kusuruyla ortaya çıkan bir imkânsızlığı gidermeye yönelik bir yol değildir.

Son olarak, borcun konusunun tevdiye elverişli olması aranır. Para borçları ve misli nitelikteki edimler bakımından tevdi uygulamada daha sık görülmekte olup; tevdi edilecek şeyin muhafazasının mümkün ve hukuken korunabilir nitelikte olması gerekir.

Tevdi Mahallinin Tayini (Ödeme Yeri Belirlenmesi) Davası Görevli ve Yetkili Mahkeme

Tevdi mahalli tayini talebi, niteliği itibarıyla çekişmesiz yargı işi olarak kabul edilmektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca, aksine özel bir düzenleme bulunmadıkça çekişmesiz yargı işlerinde görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir. Bu nedenle tevdi mahallinin tayini davasında görevli mahkeme kural olarak sulh hukuk mahkemesidir.

Yetki bakımından ise genel kural, talepte bulunan borçlunun yerleşim yeri mahkemesinin yetkili olmasıdır. Bununla birlikte somut olayın özelliklerine göre borcun ifa yerinin bulunduğu yer mahkemesi de yetkili kabul edilebilmektedir. Yetki kuralları kamu düzenine ilişkin olmayıp, itiraz edilmediği takdirde kesinleşmektedir.

Mahkeme, başvuru üzerine dosya üzerinden veya gerekli gördüğü hâllerde duruşma yaparak inceleme gerçekleştirmekte; şartların mevcut olduğu kanaatine varması hâlinde tevdi mahallini belirleyen bir karar vermektedir. Bu karar doğrultusunda yapılacak usulüne uygun tevdi işlemi, borcun hukuken ifa edilmiş sayılmasını sağlamaktadır.

Taşınmaz veya Taşınır Mal Borcunda Tevdi

Tevdi kurumu yalnızca para borçlarına özgü değildir; taşınır mal teslimi içeren borç ilişkilerinde de uygulama alanı bulmaktadır. Alacaklının taşınır malı teslim almaktan kaçınması veya kendisine ulaşılamaması durumunda borçlu, mahkemeden tevdi mahalli tayini talep ederek malı belirlenen yere, genellikle yediemin deposuna veya mahkemece uygun görülen güvenli bir depolama alanına bırakabilir. Bu işlemin ardından mal, hukuken alacaklının tasarrufuna geçmiş sayılır ve borçlunun teslim yükümlülüğü sona erer.

Taşınmazlar bakımından ise doğrudan tevdi mümkün olmadığından zilyetliğin devri, tahliye ve teslim tutanağı düzenlenmesi gibi usullere başvurulmaktadır. Taşınmazın anahtarının tevdi edilmesi bu süreçte belirleyici rol oynamaktadır.

Taşınır mallarda tevdiin geçerli sayılabilmesi için malın eksiksiz, hasarsız ve kararlaştırılan nitelikte teslim edilmesi gerekir. Eksik veya hasarlı teslim, borcu sona erdirici etki doğurmaz.

Tevdi Mahalli Belirlendikten Sonra Ne Olur?

Mahkeme tarafından tevdi mahallinin belirlenmesine karar verilmesinin ardından borçluya, edimini kararda gösterilen yere usulüne uygun şekilde tevdi etme imkânı tanınmaktadır. Bu aşamada borçlunun, belirlenen yere eksiksiz ve tam bir ifa gerçekleştirmesi gerekmektedir. Zira eksik veya şartlı tevdi, borcu sona erdirici etki doğurmayacaktır.

Tevdi işleminin usulüne uygun biçimde gerçekleştirilmesiyle birlikte borç, hukuken ifa edilmiş sayılmaktadır. Bu sonuç, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu çerçevesinde alacaklının temerrüdü hükümleriyle bağlantılı olarak ortaya çıkmaktadır. Borçlu, borcunu ifa etmiş kabul edildiğinden temerrüde düşmez; gecikme faizi, cezai şart veya tazminat gibi fer’i sorumluluklardan kurtulur.

Tevdi edilen para veya eşya, alacaklının tasarrufuna hazır hâle gelmekte; alacaklı dilediği anda bunu teslim alabilmektedir. Ancak alacaklının tevdi edilen şeyi almaması, borcun yeniden canlanmasına yol açmamaktadır. Bu yönüyle tevdi, borçlunun hukuki güvenliğini sağlayan ve ifayı tamamlayıcı nitelik taşıyan bir kurumdur.

Bununla birlikte, tevdi kararının tek başına borcu sona erdirmediği; sona erme sonucunun ancak karara uygun şekilde yapılan fiilî tevdi işlemiyle gerçekleştiği önemle vurgulanmalıdır.

Tevdi Mahalli Tayini (Ödeme Yeri Belirlenmesi) Davası Anahtar Teslimi

Kira ilişkilerinde özellikle kiralananın tahliyesi sonrasında anahtarın kiraya verene teslim edilememesi hâlinde tevdi mahallinin tayini kurumu uygulama alanı bulmaktadır. Kiracının taşınmazı fiilen boşaltmasına rağmen kiraya verenin anahtarı teslim almaktan kaçınması veya ulaşılamaz olması durumunda, kiracının kira bedeli ödeme yükümlülüğünün devam edip etmeyeceği sorunu ortaya çıkmaktadır.

Bu gibi hâllerde kiracı tarafından sulh hukuk mahkemesine başvurularak anahtarın tevdi edileceği yerin belirlenmesi talep edilebilmektedir. Mahkemece belirlenecek tevdi mahalline anahtarın usulüne uygun şekilde bırakılmasıyla birlikte kiralananın zilyetliği hukuken kiraya verene geçmiş sayılmakta; kiracının kira ödeme borcu sona ermektedir.

Anahtarın tevdi edilmesi, kiralananın fiilen ve hukuken iade edildiğinin ispatı bakımından önem taşımakta; kiracının tahliye tarihinden sonraki dönemlere ilişkin kira bedeli ve yan giderlerden sorumlu tutulmasının önüne geçmektedir. Dolayısıyla anahtar tevdi süreci, kira sözleşmesinin sona ermesinin hukuki sonuçlarını güvence altına alan tamamlayıcı bir mekanizma işlevi görmektedir.

Alacaklının Temerrüdü Tevdi Mahallinin Tayini Nedir?

Alacaklının temerrüdü, borçlunun edimini gereği gibi ifaya hazır olmasına rağmen alacaklının haklı bir sebep olmaksızın ifayı kabul etmemesi veya ifanın gerçekleşmesi için gerekli iş birliğini sağlamaması hâlini ifade etmektedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu sistematiğinde alacaklının temerrüdü, borçluyu koruyucu hükümler içermekte olup, bu kapsamda borçluya tevdi imkânı tanınmaktadır.

Tevdi mahalli tayini ise alacaklının temerrüdü hâlinde borçlunun başvurabileceği usulî bir yoldur. Alacaklı ifayı kabul etmediğinde veya kendisine ulaşılamadığında borçlu, mahkemeden uygun bir tevdi yerinin belirlenmesini talep ederek borcunu bu yere bırakmak suretiyle ifa etmiş sayılmayı amaçlamaktadır. Mahkemece belirlenecek yer, borcun niteliğine uygun, güvenli ve muhafazaya elverişli bir yer olmalıdır.

Belirlenen tevdi mahalline usulüne uygun şekilde yapılan tevdi ile birlikte borç ifa edilmiş sayılmakta; borçlu temerrüde düşmekten, faiz ve tazminat gibi fer’i yükümlülüklerden kurtulmaktadır. Bu nedenle tevdi mahallinin tayini, alacaklının temerrüdü hükümlerinin uygulama aracı niteliğini taşımaktadır.

Tevdi Sonrası Alacaklının Hakları

Tevdi işleminin usulüne uygun gerçekleştirilmesinin ardından alacaklı, belirlenen tevdi mahalline başvurarak edimi dilediği zaman teslim alabilir. Alacaklının tevdi edilen bedeli almayı geciktirmesi veya reddetmesi, borcun yeniden doğmasına ya da borçlunun sorumluluğunun canlanmasına yol açmaz.

Bununla birlikte tevdi edilen şeyin muhafazasına ilişkin masraflar, kural olarak alacaklıya yükletilir. Zira ifayı kabul etmeyerek temerrüde düşen taraf alacaklıdır. Alacaklı ayrıca tevdi edilen bedelin kendisine ödenmesi için icra yoluna başvurma hakkını saklı tutmaktadır; ancak bu aşamada borçluya karşı faiz veya tazminat talep etme imkânı ortadan kalkmış olacaktır.

Tevdi Mahalli Tayini PTT ile Olur Mu?

Tevdi mahalli tayini belirlenmesi kural olarak mahkeme kararı ile gerçekleşmektedir. Dolayısıyla PTT aracılığıyla doğrudan yapılan bir gönderim, mahkemece belirlenmiş bir tevdi yeri bulunmadıkça tek başına “tevdi mahallinin tayini” anlamına gelmemektedir.

Ancak uygulamada para borçları bakımından alacaklıya PTT aracılığıyla havale gönderilmesi, borçlunun ifaya hazır olduğunu gösterebilir. Buna rağmen alacaklının ödemeyi kabul etmemesi veya havaleyi almaması hâlinde, borcun hukuken sona erdiğinin kabulü için çoğu durumda mahkemece tevdi mahallinin belirlenmesi ve paranın bu yere yatırılması gerekecektir.

Özetle, PTT ile yapılan ödeme girişimi alacaklının temerrüdünü ispat bakımından delil teşkil edebilmekte ise de, mahkeme kararı olmaksızın yapılan gönderim kural olarak borcu sona erdirici tevdi sonucunu doğurmaz. Borcun güvenli ve kesin biçimde sona erdirilebilmesi için mahkemece belirlenen tevdi mahalline usulüne uygun tevdi işleminin gerçekleştirilmesi gerekmektedir.

Tevdi Mahalli Tayini Davasında Vekalet Ücreti Çıkar Mı?

Tevdi mahalli tayini davası, hukuki niteliği itibarıyla çekişmesiz yargı işi olarak kabul edilmektedir. Çekişmesiz yargı işlerinde kural olarak taraflar arasında klasik anlamda bir davalı-davacı karşıtlığı bulunmadığından, yargılama giderleri ve vekâlet ücretine ilişkin değerlendirme de bu niteliğe göre yapılmaktadır.

Bu çerçevede, mahkemece tevdi mahallinin tayinine karar verilmesi hâlinde, kural olarak karşı tarafa yükletilecek nispi vekâlet ücretine hükmedilmemektedir. Zira ortada bir haksız çıkan taraf bulunmamaktadır. Ancak başvuruya itiraz edilmesi ve yargılamanın çekişmeli hâle gelmesi durumunda, somut olayın özelliklerine göre yargılama giderleri ve vekâlet ücreti konusunda farklı bir değerlendirme yapılabilmesi mümkündür.

Uygulamada, başvuran borçlunun kendi vekili ile takip ettiği iş bakımından vekâlet ücreti müvekkil ile vekil arasındaki sözleşmeye göre belirlenmekte; karşı tarafa yükletilen bir vekâlet ücretine ise çoğunlukla hükmedilmemektedir.

Tevdi Mahalli Tayini Davası Harç ve Masrafları Nedir?

Tevdi mahalli tayini talebi, çekişmesiz yargı işi niteliğinde olduğundan nispi harca değil, maktu harca tabidir. Dava açılırken başvurma harcı ve maktu karar ve ilam harcı ödenmektedir. Harç miktarları her yıl yeniden değerleme oranına göre güncellenmekte olup, ilgili yıl tarifesine göre belirlenmektedir.

Bunun yanında, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca gider avansı yatırılması zorunludur. Gider avansı; tebligat giderleri, posta masrafları ve gerekli görülmesi hâlinde yapılabilecek diğer yargılama giderlerini karşılamak amacıyla alınmaktadır. Mahkemece yatırılması gereken avans miktarı tensip zaptında veya tevzi aşamasında bildirilmektedir.

Tevdi işleminin fiilen gerçekleştirilmesi aşamasında ayrıca tevdi edilecek para veya eşyanın muhafazasına ilişkin masraflar da doğabilmektedir. Para borçlarında mahkeme veznesine yatırılan tutar üzerinden muhafaza veya işlem gideri söz konusu olabilmekte; taşınır mallarda ise depo veya yediemin ücreti gündeme gelebilmektedir.

Profesyonel Desteğin Önemi

Tevdi mahalli tayini davası, görünürde basit bir başvuru olsa da hatalı adımlar borçlunun temerrüde düşmesine ve ciddi mali yükümlülüklerle karşılaşmasına yol açabilmektedir. Dilekçenin usulüne uygun hazırlanması, yetkili mahkemenin doğru tespit edilmesi ve tevdi işleminin eksiksiz biçimde gerçekleştirilmesi her biri ayrı hukuki dikkat gerektiren aşamalardır. Kira Hukukunda deneyimli bir avukat, özellikle kira uyuşmazlıkları ve yüksek meblağlı borçlarda olası hak kayıplarının önüne geçilmesi hukuki süreci güvence altına almaktadır. Bu nedenle profesyonel hukuki destek almak tarafların menfaatlerinin korunması, hak kaybı riskinin ortadan kaldırılması için tarafların menfaatine olacaktır.

Sıkça Sorulan Sorular

Tevdi Mahallinin Tayini Davası Ne Kadar Sürer?

Tevdi Mahallinin Tayini Davası, çekişmesiz yargı işi niteliğinde olduğundan genellikle kısa sürede sonuçlandırılmaktadır. Dosyanın yoğunluğuna, tebligat işlemlerine ve somut olayın özelliklerine bağlı olarak süre değişebilmekle birlikte, uygulamada çoğu başvuru birkaç hafta ila birkaç ay içerisinde karara bağlanmaktadır. Çekişmeli hâle gelmesi durumunda ise yargılama süresi uzayabilmektedir.

Tevdi Kararı Kesinleşmeden Tevdi Yapılabilir Mi?

Tevdi Mahalli Tayini Davası bahsinde mahkeme tarafından tevdi mahallinin belirlenmesine karar verilmesiyle birlikte, kararın icra edilebilir nitelikte olması esastır. Çekişmesiz yargı kararları kural olarak kesinleşmeden de yerine getirilebilmektedir. Ancak uygulamada tereddüt yaşanmaması adına mahkeme kaleminden kararın uygulanabilirliğine ilişkin bilgi alınması önem arz etmektedir.

Tevdi Edilen Para Faiz Getirir Mi?

Tevdi edilen para, mahkeme veznesine veya belirlenen kuruma yatırılmakta ve alacaklının tasarrufuna hazır hâlde tutulmaktadır. Paranın nemalandırılması hususu uygulamada mahkemenin işleyişine ve ilgili mevzuata göre değişiklik gösterebilmektedir. Kural olarak tevdi edilen tutar alacaklı adına muhafaza edilmekte olup, faiz işletilmesi otomatik bir sonuç değildir.

Tevdi Mahallinin Tayini Davası Açılmadan Doğrudan Tevdi Yapılabilir Mi?

Borcun ifa yerinin açık ve belirli olduğu hâllerde, alacaklının temerrüdü şartları oluşmuşsa doğrudan tevdi yoluna başvurulması mümkündür. Ancak ifa yerinin belirsiz olması, alacaklıya ulaşılamaması veya tereddüt bulunması durumunda, hukuki güvenliğin sağlanabilmesi için öncelikle mahkemeden tevdi mahallinin tayini talep edilmesi gerekmektedir. Aksi hâlde yapılan ödeme borcu sona erdirici etki doğurmayabilir.

Anahtar Tevdi Edilmezse Kira Borcu Devam Eder Mi?

Tevdi Mahalli Tayini Davası bahsinde kira sözleşmesinin sona ermesinin ardından kiralananın fiilen boşaltılması tek başına yeterli görülmemektedir. Anahtarın kiraya verene teslim edilmemesi veya usulüne uygun şekilde tevdi edilmemesi hâlinde, kiracının zilyetliği devam ediyor kabul edilebileceğinden kira ödeme yükümlülüğü de sürebilir. Bu nedenle anahtarın tesliminin ispatlanabilir şekilde gerçekleştirilmesi veya tevdi yoluna başvurulması hukuki açıdan önem taşımaktadır.

Tevdi Mahallinin Tayini Davasında Avukat Tutmak Zorunlu Mudur?

Tevdi Mahalli Tayini Davası bahsinde avukat ile temsil zorunlu değildir. Başvuru, borçlu tarafından bizzat yapılabilmektedir. Bununla birlikte, özellikle kira ilişkileri veya yüksek meblağlı para borçlarında hak kaybı yaşanmaması adına hukuki destek alınması uygulamada tercih edilmektedir.

Kiracı Anahtarı Nereye Teslim Eder?

Kiraya verenin anahtarı teslim almaktan kaçınması veya ulaşılamaması durumunda kiracı, sulh hukuk mahkemesine başvurarak tevdi mahalli tayini talep etmelidir. Mahkemece belirlenen yere — genellikle mahkeme veznesine veya notere  anahtarın bırakılmasıyla zilyetlik hukuken kiraya verene geçmiş sayılır ve teslim ile birlikte artık kira ilişkisi ortadan kalkar ve kira borcu işlemez.

Ev Sahibi Kapıyı Açmıyorsa veya Telefona Çıkmıyorsa Ne Yapmalıyım?

Kiraya verene ulaşılamaması, kiracının kira ödeme veya anahtar teslim yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Bu durumda noter aracılığıyla ihtarname gönderilmesi ve akabinde tevdi mahalli tayini başvurusunda bulunulması, kiracıyı hukuki açıdan koruyacak en sağlıklı yoldur.

Banka Hesabına Para Yatırmak Borcu Sona Erdirir Mi?

Alacaklının banka hesabına para yatırmak, kural olarak borcu sona erdirmez. Alacaklının hesabı kapatmış olması, ödemeyi reddetmesi veya hesap bilgilerinin değişmesi gibi durumlarda ödeme yapılamayabilir. Borcun kesin olarak sona erebilmesi için mahkemece belirlenen tevdi mahalline usulüne uygun yatırım yapılması gerekir.

Noterden Yapılan İhtar Tevdi Yerine Geçer Mi?

Noter ihtarı, borçlunun ifaya hazır olduğunu belgelemek ve alacaklının temerrüdünü ispat etmek açısından önemli bir adımdır; ancak tek başına tevdiin yerini tutmaz. İhtarnamenin ardından alacaklı yine de ifayı kabul etmezse mahkemeden tevdi mahalli tayini talep edilmesi gerekir.

Yurt Dışında Yaşayan Alacaklıya Borç Nasıl Ödenir?

Alacaklının yurt dışında ikamet etmesi ve ödemenin yapılamaması durumunda, borçlu Türk mahkemelerine başvurarak tevdi mahalli tayini talep edebilir. Mahkemece belirlenen yere yapılan usulüne uygun tevdi ile borç ifa edilmiş sayılır. Alacaklının yurt dışında olması bu hukuki sonucu etkilemez.

Mal Sahibi Yabancı Uyrukluysa Tevdi Mahalli Davası Açılabilir Mi?

Evet, mümkündür. Alacaklının yabancı uyruklu olması tevdi mahalli tayini davasının önünde bir engel değildir. Borçlu Türk mahkemelerine başvurarak tevdi mahalli tayini talep edebilir; mahkemece belirlenen yere yapılan usulüne uygun tevdi borcu hukuken sona erdirir. Ancak yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklarda yetkili mahkeme ve tebligat usulleri bakımından ek hukuki dikkat gerekmektedir.

Mal Sahibi Şirketse Tevdi Mahalli Davası Açılabilir Mi? 

Alacaklının tüzel kişi olması sürecin işleyişini değiştirmez. Şirketin tescilli adresinin kapalı olması, tasfiye sürecine girmiş bulunması veya yetkili temsilcisine ulaşılamaması gibi durumlarda borçlu, ticaret sicil kayıtlarını ve ödemeye hazır olduğunu ifade eden dilekçeyle sulh hukuk mahkemesine başvurabilir. Mahkemece belirlenen yere yapılan eksiksiz tevdi borcu sona erdirir.

Bu yazıyı faydalı bulduysanız paylaşmanızı rica ederiz.