YAŞLI ANNE VE BABAYA VASİ TAYİNİ (2026)
Yaşlı anne ve babaya vasi tayini süreci ilgili kişinin Sulh Hukuk Mahkemesine vereceği dilekçe ile başlamaktadır. Esasında çekişmesiz yargı işlerinden biri olan bu davanın görevli ve yetkili mahkemede açılması oldukça önem arz etmektedir. Bu yazımızda öncelikle vasi tayini sürecini ve bu davanın hukuki dayanağını ele aldıktan sonra hangi durumlarda yaşlı anne ve babaya vasi tayini yapılacağını, vasinin yükümlülülerinin neler olduğunu ve mahkeme sürecinin nasıl işlediğini 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nu hükümleri ve Yargıtay içtihatları ile aktaracağız.
- Vasi Tayini Nedir?
- Yaşlı Anne Babaya Vasi Atanmasının Hukuki Dayanağı
- Yaşlı Anne Babaya Vasi Atanmasını Gerektiren Durumlar
- Kimler Vasi Olabilir?
- Vasi Atanması İçin Nereye Başvurulur?
- Vasi Tayini İçin Gerekli Belgeler
- Mahkeme Süreci Nasıl İşler?
- Geçici Vasi Atanması
- Vasi Olan Kişinin Görevleri ve Sorumlulukları
- Vasinin Görevden Alınma Sebepleri
- Vesayet Makamından İzin Alınması Gereken İşlemler
- Vasi Atandıktan Sonra Yapılması Gerekenler
- Vesayetin Sona Ermesi
- Uygulamada Sık Karşılaşılan Sorunlar
- Sık Sorulan Sorular
- Vasi Tayini Ne Kadar Sürer?
- Vasi Değişikliği Yapılabilir mi?
- Yaşlı Kişi İtiraz Edebilir mi?
- Vasi Tayini Davasında Kardeşler Arasında Anlaşmazlık Olursa Ne Olur?
- Anneme Ben Bakıyorum Başka Biri Vasi Atanır mı?
- Babama Ben Bakıyorum Başka Biri Vasi Atanır mı?
- Babam Yaşlı, Malvarlığını Yönetemiyor, Dava Açma Hakkım Var mı?
- Vasi Olarak Kısıtlının Evini Satabilir miyim?
- Sonuç
Vasi Tayini Nedir?
Vasi tayini kavramından önce vasi kavramını tanımlamakta fayda vardır. Vasi, vesayet koruması altında bulunan küçük ve kısıtlı kimselerin gerek kişisel gerekse mali nitelikteki bütün menfaatlerini korumak ve anılan kişilerin temsil edilmesini sağlamak üzere vesayet makamı tarafından atanan kişi olarak tanımlanabilir. Vasi tayini ise ayırt etme gücü olmayan ya da belirli sebeplerden ötürü kısıtlanması gereken bir kişinin kişisel ve malvarlığına ilişkin işlemleri yönetmesi için mahkeme tarafından vasi atanması işlemidir.
Atanan vasinin en temel görevlerinin başında kısıtlının malvarlığını yönetmek gelmektedir. Uygulamada da çoğu zaman kişi malvarlığını yönetemeyecek dereceye geldiğinde (örneğin bir akıl hastalığı sebebiyle) o kişiye vasi atanarak kısıtlı hale getirilmektedir. Bunun haricinde vasi kısıtlı adına hukuki işlemler yapabilmektedir. Ancak kanunda bazı işlemlerin vasi tarafından yapılması yasaklanırken bazı işlemlerin yapılması için de vasinin vesayet makamından izin alması koşulu konulmuştur.
Vasinin yapması yasaklı işlemler 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 449. maddesinde düzenlenmiştir. Bu kanun hükmüne göre vasinin, kefil olma, vakıf kurma ve önemli bağışlarda bulunma işlemlerini vesayeti altında bulunan kişinin adına ve hesabına yapması mümkün değildir. Burada üzerinde durmak isteriz ki kanun hükmünde vesayet altında olan kişinin, herhangi bir kefalet sözleşmesinde kefil olamayacağı düzenlenmişse de kefil alacaklısı olmasında bir sakınca yoktur.
Bu kanun hükmünün yanı sıra vasi, temsilin caiz olmadığı işlemleri de vesayet altındaki kişi adına ve hesabına yapamayacaktır. Bu doğrultuda vasiyet yapma, nişandan dönme gibi kişiye sıkı sıkıya bağlı hakların kullanılması kapsamında kalan hukuki işlemlerin vesayet altındaki kişiyi temsilen yapılabilmesi mümkün olmamaktadır.
Bunun haricinde bazı işlemler yasak olmasa da vasinin bu işlemleri vesayet altında bulunan kişi adına ve hesabına gerçekleştirebilmesi için vesayet makamının izni (sulh hukuk mahkemesi izni) gerekmektedir. Bu işlemler 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 462. maddesinde düzenlenmiştir. Bu kanun hükmüne göre vasi vesayet makamının izni olmadan vesayet alınta bulunan kişi adına ve hesabına kambiyo taahhüdü altına giremez, üç yıl veya daha uzun süreli taşınmaz kirası sözleşmesi yapamaz ya da taşınmaz alamaz, satamaz, devredemez, üzerinde herhangi bir sınırlı ayni hak kuramaz.
Yaşlı Anne Babaya Vasi Atanmasının Hukuki Dayanağı
Vasi tayini 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 396. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Vasi atanması, kendi işlerini tek başına yürütemeyen ya da kanun gereği korunması gereken kişilerin, hak ve menfaatlerinin zarar görmemesi için mahkeme denetimi altında bir temsilci aracılığıyla korunmasını sağlayan bir hukuki düzenlemedir. Bu kurumun dayanağını Türk Medeni Kanunu’nun vesayete ilişkin hükümleri oluşturmaktadır.
Türk Medeni Kanunu’nun özellikle 413. maddesi, vasi atanmasına ilişkin temel hukuki düzenleme niteliğindedir. İlgili maddeye göre vesayet makamı olan sulh hukuk mahkemesi vasilik görevini yerine getirebilecek yetenekte olan bir ergini vasi olarak atayacaktır. Bu düzenleme yaşlı anne ve babaya vasi ataması usulüne ilişkin vesayet makamına rehberlik eden genel nitelikli düzenlemedir.
Yaşlı Anne Babaya Vasi Atanmasını Gerektiren Durumlar
Yaşlı anne ve babaya vasi tayini talepli açılan davaların hukuki dayanağı çoğu zaman Türk Medenş Kanunu’nun 405. maddesidir. İlgili kanun hükmünde akıl hastalığı ya da akıl zayıflığı nedeniyle işlerini göremeyen, bakımı için kendisine sürekli yardım gereken her ergin kişinin kısıtlanacağı düzenlenmiştir. Aynı şekilde bu kişiler başkalarının güvenliğini tehlikeye sokmaktaysa yine kısıtlanacağı ve kendilerine vasi tayin edileceği düzenlenmektedir. Başka bir deyişle yaşlı anne ve babanın kendi hak ve menfaatlerini koruyamaması, kendi işlerini görememesi veya bakıma muhtaç olması durumlarının varlığında çocukları veya diğer ilgili kişiler bu durumu izah eden dilekçelerini Sulh Hukuk Mahkemesine vererek vasi atanmasını talep edebilmektedir.
Burada üzerinde durulması gereken bir diğer nokta da idari makamların yürüttükleri görev sırasında vesayet altına alınması gereken bir kişiye rastlaması halidir. İdari makamlar yürüttükleri görev esnasında, kişinin vesayet altına alınması gereken bir durumu fark ettiğinde bu durumu derhal yetkili vesayey makamına bildirmekle yükümlüdür. Ayrıca noterler ve mahkemeler de bu yükümlülüğe sahiptir.
Bu durum Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin bir kararında vurgulanmıştır: “görevlerini yaparlarken vesayet altına alınmayı gerekli kılan bir durumun varlığını öğrenen idari makamların, noterlerin ve mahkemelerin bu durumu hemen yetkili vesayet makamına bildirmek zorunda oldukları hüküm altına alınmıştır.” (Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2010/11642 K. 2012/6152 T. 16.04.2012)
Kimler Vasi Olabilir?
Yaşlı anne ve babaya vasi olarak atanan kişide belirli özellikler bulunması gerekmektedir. Vasi olarak atanacak kişinin ayırt etme gücüne sahip reşit bir kişi olması gerekmektedir. Uygulamada yaşlı anne ve babaya çoğu zaman ayırt etme gücüne sahip ergin olan çocukları (diğer bir deyişle fiil ehliyetine sahip olanlar) vasi olarak atanmaktadır. Bunun haricinde kişinin eşinin de vasi olarak atanması mümkündür. Bunların olmadığı durumda kısıtlanması talep edilen kişinin yakın akrabaları (uygulamada genelde kardeşi ya da torunu)vasi olarak atanabilmektedir. Eğer akraba da yoksa veyahut vasi için aranan nitelikleri taşımıyorsa uygun nitelikleri taşıyan 3. bir kişi vasi olarak atanmaktadır.
Vasi Atanması İçin Nereye Başvurulur?
Yaşlı anne ve babaya vasi tayini davasında görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir. Yargıtay kararlarında da bu davalarda vesayet makamı olan Sulh Hukuk Mahkemesi’nin görevli olduğunu istikrarlı bir biçimde vurgulamaktadır. 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun uyarınca bu davalarda Aile Mahkemesi görevli değildir. Lakin ifade etmeliyiz ki kısıtlanan ergin çocuklar vesayet altına alınmayıp velayet altına alınacağından bu davalarda velayet hükümleri uygulanır, dolayısıyla görevli mahkeme Aile Mahkemesidir.
Nitekim Yargıtay 8. Hukuk Dairesi de bir kararında bu durumu vurgulamıştır: “kısıtlanıp velayet altında bırakılmasına karar verilen çocuklar hakkındaki uyuşmazlıklarda “velayet” hükümleri uygulanır. Bu hükümleri uygulayacak görevli mahkeme ise 4787 Sayılı Kanunun 4. maddesi gereğince aile mahkemesidir.” (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2017/1197 K. 2017/4132 T. 23.03.2017)
Vasi Tayini İçin Gerekli Belgeler
Yaşlı anne ve babaya vasi tayini süreci Türk Medeni Kanunu’nda belirtilen vesayeti gerektiren hallerden birinin varlığının öğrenilmesi ile başlamaktadır. Yaşlı anne ve babaya vasi tayininde ilgililer vesayet makamı olan Sulh Hukuk Mahkemesine dilekçe vermektedir. Uygulamada yaşlı anne ve babaya vasi tayini talebi genelde çocukları, eşi veya torunları tarafından gerçekleştirilmektedir. İlgili kişilerin, vesayeti gerektiren bir durumun mevcut olduğuna dair belgelerini de ekleyerek Sulh Hukuk Mahkemesi’ne bir dilekçe vermeleri gerekmektedir.
Genelde vesayet talebinin gerekçesi vesayet altına alınması istenen kişinin bir akıl hastalığına sahip olmasıdır. Bu durumda mahkeme bu iddianın doğru olup olmadığını sağlık kurulu raporuyla tespit etmektedir. Eğer önceden alınmış bir rapor ile mahkeme tarafından alınan rapor arasında çelişki mevcutsa mahkeme tarafından dosyanın Adli Tıp Kurumu’na tevdi edilmesi ve nihai bir bilirkişi raporu alınması gerekmektedir.
Mahkeme Süreci Nasıl İşler?
Yaşlı anne ve babaya vasi tayini sürecinin başlaması için öncelikle ilgili kişilerin vesayet makamı olan Sulh Hukuk Mahkemesi’ne başvuruda bulunarak vasi tayini talep etmesi gerekmektedir. Bu durum mahkemeye verilecek bir dilekçe ile gerçekleştirilmektedir. Bu dava çekişmesiz yargı işlerinden olduğu için hasımsız açılmaktadır. Mahkemeye verilecek dilekçede vesayet altına alınması talep edilen kişinin vesayet altına alınmayı gerektiren sebepleri somut delillerle açıklamalıdır.
Uygulamada yaşlı anne ve babaya vasi tayini talepleri çoğu zaman bu kişilerin akıl hastası olması, hak ve menfaatlerini koruyamaması, işlerini görememesi veya bakıma muhtaç olması sebeplerine dayandırılmaktadır. Bu durumda sebepleri somut delillerle desteklemek gerekmektedir. Özellikle yaşlı anne ve babaya vasi tayini talebi, akıl hastalığı sebebine dayandırılmaktaysa mahkemeden bu yönde bilirkişi raporu alınması talep edilmelidir. Mahkeme bu talep doğrultusunda sağlık kurulundan rapor alınması yönünde hüküm kurmaktadır. Eğer dosyada birden fazla bilirkişi raporu mevcutsa ve bu raporlar arasında bir çelişki varsa; bu çelişkiyi gidermek için Adli Tıp Kurumu’nda rapor alınması gerekmektedir.
Burada yeri gelmişken vasi tayini davasında müdahale durumundan da bahsetmek gerekmektedir. Vasi tayini davasında, üçüncü kişilerin hukuken korunmaya değer menfaatlerinin etkilendiği iddiasına dayalı olarak müdahale talebinde bulunulması mümkün bulunmaktadır. Uygulamada vesayet altına alınması istenen kişinin yakın aile üyeleri davaya müdahil olabilmektedir. Bu konuya ilişkin daha detaylı bilgi için “Vasi Tayini Davasına Müdahale Talebi” adlı yazımızı okuyabilirsiniz.
Geçici Vasi Atanması
Yaşlı anne ve babaya vasi tayini talepli davalarda kimi durumlarda geçici vasi atanması mümkün olabilmektedir. Bu durumun hukuki dayanağı Türk Medeni Kanunu’nun 420. maddesidir. Bu kanun hükmüne göre vesayet makamının zorunluluk hallerini gerçekleşmesi durumunda re’sen geçici önlemlere başvurabileceği düzenlenmiştir. Özellikle vesayet makamı olan Sulh Hukuk Mahkemesi zorunluluk halinde vesayet alınması istenen kişinin fiil ehliyetini geçici olarak kaldırabilmekte ve ona bir temsilci atayabilmektedir.
Vesayet makamının zorunluluk hali sebebiyle vesayet altına alınması istenen kişiye geçici vasi tayin ettiği durumlarda genellikle geçici olarak atanan vasinin yargılama sonucunda esas vasi olarak atandığı görülmektedir.
Vasi Olan Kişinin Görevleri ve Sorumlulukları
Vesayet makamı tarafından vasi olarak atanan kişiye kanun tarafından belirli görev ve yükümlülükler yüklenmiştir. Vasinin kanuni yükümlülüklerini şu şekilde kategorize etmek mümkündür:
- Vasinin Genel Yükümlülüğü: Atanan vasinin genel yükümlülüğü Türk Medeni Kanunu’nun 403. maddesinde tanımlanmıştır. Buna göre vasi vesayet altına alınan kişinin kişiliği ve malvarlığı ile ilgili bütün menfaatlerini korumak ve hukuki işlemlerde onu temsil etmekle yükümlüdür. Başka bir deyişle vasinin asli sorumluluğu, kısıtlıyı korumak ve bütün kişisel işlerinde ona yardım etmektir.
- Vasinin Malvarlığı Yönetimi: Vasi, vesayet altındaki kişinin mal varlığını iyi bir yönetici gibi özenle yönetmek zorundadır. Bu kapsamda malvarlığı yönetimine ilişkin ilk yükümlülük vasinin vasiliğe atanma kararının kesinleşmesi ile defter tutma yükümlülüğüdür. Tutulacak olan bu defter vasinin malvarlığına ilişkin görevlerini yerine getirip getirmediğini ve sorumluluğunun belirlenmesi açısından oldukça önemlidir. Bunun haricinde vasinin kıymetli evrak, değerli eşya, önemli belge ve benzer nitelikteki değerleri muhafaza etme görevi bulunmaktadır. Aynı zamanda vasinin; menfaat gerektirdiği takdirde değerli eşya dışında kalan taşınırların satılması, yönetim için gerekli olmayan paraların bankaya yatırılması veya menkul kıymetlere çevrilmesi, güvenli olmayan yatırımların dönüştürülmesi gibi görevleri mevcuttur.
Vasinin Görevden Alınma Sebepleri
Vasinin görevden alınma sebepleri Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenmiş ve yargı kararlarıyla bu sebepler şekillenmiştir. Türk Medeni Kanunu uyarınca vasi görevini ağır surette savsaklar, yetkilerini kötüye kullanır, güveni sarsıcı davranışlarda bulunur ya da borç ödeme konusunda acze düşerse vesayet makamı tarafından görevinden alınabilmektedir.
Bunların haricinde vasinin vesayet altındaki kişi ile çıkar çatışması yaşaması halinde de görevden alınması Yargıtay tarafından kabul edilmektedir. Aynı şekilde vasi sağlık sorunları nedeniyle de görevine devam edemeyecek durumda olabilir. Bu durumda vasi vesayet makamına sağlık sorunları nedeniyle vasilik görevini bırakmak istediğini bildirmeli ve mahkeme de bu yönde bir karar vermelidir. Kuşku yoktur ki bu durumda da vesayet makamı yeni bir vasi ataması yapmaktadır.
Vesayet Makamından İzin Alınması Gereken İşlemler
Vasinin bazı hukuki işlemleri gerçekleştirebilmesi için vesayet makamının izni gereklidir. Ayrıca öyle hukuki işlemler vardır ki vasinin bu işlemleri yaparken vesayet makamının izninden sonra denetim makamının da iznini alması gerekir.
Vasi şu işlemleri yaparken vesayet makamının iznini alması gerekmektedir:
- Taşınmazların alımı, satımı, rehnedilmesi ve bunlar üzerinde başka ayni bir hak kurulması
- Olağan yönetim ve işletme ihtiyaçları dışında kalan taşınır veya diğer hak ve değerlerin alımı, satımı, devri ve rehnedilmesi
- Olağan yönetim işlerini aşan yapı işleri
- Ödünç verme ve alma
- Kambiyo taahhüdünde bulunma
- 1 yıl veya daha uzun süreli ürün kirası sözleşmesi yapma
- 3 yıl veya daha uzun süreli taşınmaz kirası sözleşmesi yapma
- Vesayet altında bulunan kişinin bir sanat veya meslekle uğraşması
- Dava açma, sulh olma, tahkim veya konkordato yapılması (acele haller saklıdır)
- Mal rejimi sözleşmesi, miras paylaştırılması ya da miras payının devri sözleşmeleri yapma
- Borç ödemeden aciz beyanında bulunma
- Vesayet altındaki kişi adına hayat sigortası yapılması
- Çıraklık sözleşmesi yapılması
- Vesayet altındaki kişinin eğitim, sağlık veya bakım kurumuna yerleştirilmesi
- Vesayet altında bulunan kişinin yerleşim yerinin değiştirilmesi
Bu hukuki işlemler vasi tarafından tek başına gerçekleştirilemeyecektir. Bu işlemler için mutlaka vesayet makamı olan Sulh Hukuk Mahkemesi’nin izni gerekmektedir.
Bazı hallerde ise kanunkoyucu vesayet makamının iznini yeterli görmemiştir. Bu hallerin varlığında vesayet makamının izninden sonra denetim makamının da izin vermesi aranmaktadır:
- Vesayet altında kişinin evlat edinmesi ya da evlat edinilmesi
- Vesayet altındaki kişinin vatandaşlığa girmesi veya çıkması
- Bir işletmenin devralınması veya tasfiyesi, kişisel sorumluluğu gerektiren bir ortaklığa girilmesi veya önemli bir sermaye ile bir şirkete ortak olunması
- Ömür boyu aylık ya da gelir bağlama sözleşmelerinin yapılması
- Ölünceye kadar bakma sözleşmesi yapılması
- Mirasın kabulü, reddi veya miras sözleşmesi yapılması
- Küçüğün ergin kılınması
- Vesayet altında bulunan kişi ile vasi arasında sözleşme yapılması
Bu durumlarda vasinin yalnızca vesayet makamının iznini değil bundan sonra denetim makamının da işlem için iznini alması gerekmektedir. Denetim makamı Asliye Hukuk Mahkemesi’dir.
Vasi Atandıktan Sonra Yapılması Gerekenler
Sulh hukuk mahkemesinin vasi tayini kararı kesinleştikten sonra vasini yükümlülükleri başlamaktadır. Bu yükümlülüklerin en başında defter tutma yükümlülüğü gelmektedir. Bu durum Türk Medeni Kanunu’nun 438. maddesinde düzenlenmiş olup ilgili kanun hükmüne göre vasi vesayet altında olan kişinin yönetilcek malvarlığının defterini tutmakla yükümlüdür. Vasinin bu yükümlülüğü herhangi bir itiraz ya da şikayette vasinin görevini yerine getirip getirmediğinin denetlenmesinde dikkate alınacağı gibi hukuki sorumluluğunu da belirlemesi açısından önem arz etmektedir.
Vasi tayini kararının kesinleşmesi ile vasi kısıtlı adına ve hesabına hukuki işlemler yapmaya yetkili kişi haline gelmektedir. Belirtmek gerekir ki vasi bu yetkisini kullanırken daima kısıtlının menfaatini gözetmelidir. Aksi bir durumun varlığında görevinden alınması durumu meydana gelebileceği gibi vasinin hukuki (tazminat) ve cezai sorumluluğu da gündeme gelebilmektedir.
Vesayetin Sona Ermesi
Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen vasinin görevden alınma sebeplerinin varlığı durumunda vesayetin sona ereceği aşikardır. Kanundaki düzenlemelere göre vasi; görevini ağır surette savsaklar veya yetkilerini kötüye kullanırsa, güven sarsıcı davranışlarda bulunursa, borç ödemeden acze düşerse, vesayet altında olan kısıtlı ile arasında menfaat çatışması bulunursa görevden alınabilir. Ayrıca vasinin görevini yapmakta yetersizliği sebebiyle vesayet altındaki kişinin menfaatlerinin tehlikeye düşmesi durumunda da görevden alınabileceğini söylememiz mümkündür. Bu durumda vasinin görevini yapmakta yetersizliğinde kusuru olmasa dahi görevden alınabilecektir.
Bunların yanı sıra kısıtlanan kişinin vesayet altına alınması gerektiren sebeplerin sona ermesi durumunda da vesayet sona erecektir. Örneğin yaşlı anne ve babaya akıl hastalığı nedeniyle vasi tayin edildiyse ve sonrasında kişi akıl hastalığından kurtulup kendi işlerini idame ettirebilecek duruma geldiyse bu durumda mahkeme kararı ile vesayet sona erdirilebilir.
Uygulamada Sık Karşılaşılan Sorunlar
Uygulamada vesayet altına alınacak kişinin durumu gereği kendisine geçici vasi atanması gerekebilmektedir. Eğer zorunluluk hallerini gerçekleşirse Sulh Hukuk Mahkemesi re’sen önlem alarak geçici vasi atanmasını sağlayabilmektedir. Lakin bu durumun mutlaka dava dilekçesinde belirtilmesi gerekmektedir. Zira verilecek olan dilekçede bu duruma değinilmediği takdirde hakim vesayet altına alınması talep edilen kişiyi fiziki olarak görmediğinden bu yönde bir karar veremeyebilir. Dolayısıyla mutlaka verilecek olan dava dilekçesinde bu hususa değinilmesi gerekir.
Sık Sorulan Sorular
Vasi Tayini Ne Kadar Sürer?
Vasi tayini süresi, gerekli sağlık kurulu raporlarının tamamlanmasına ve mahkemenin iş yoğunluğuna bağlı olarak değişmekle birlikte uygulamada genellikle birkaç ay içinde sonuçlanmaktadır. Acil ve zorunlu hallerde geçici vasi tayini talep edilmesi gerekir.
Vasi Değişikliği Yapılabilir mi?
Evet, mahkemeye başvurarak mevcut vasinin değiştirilmesi talep edilebilmektedir. Bu durum genelde vasinin mali yükümlülüklere uymamasından ya da görevlerini ağır bir biçimde savsaklamasından kaynaklanmaktadır.
Yaşlı Kişi İtiraz Edebilir mi?
Evet, vasi atanmasına ilişkin karara yaşlı kişi, ayırt etme gücü bulunduğu ölçüde itiraz edebilir. İtiraz, kararın tebliğinden itibaren yasal süresi içinde denetim makamı olan Asliye Hukuk Mahkemesi’ne yapılmaktadır.
Vasi Tayini Davasında Kardeşler Arasında Anlaşmazlık Olursa Ne Olur?
Mahkeme bu durumda birkaçını vasi olarak atayabilir ya da kardeşler arasında değerlendirme yaparak hangisi vasilik görevi için liyakatlı ise onu vasi olarak atayabilmektedir.
Anneme Ben Bakıyorum Başka Biri Vasi Atanır mı?
Bu durumda kural olarak bir vasi atanamasa da çıkar çatışması olduğu durumda başka birinin vasi olarak atanması mümkündür.
Babama Ben Bakıyorum Başka Biri Vasi Atanır mı?
Bu durumda kural olarak bir vasi atanamasa da çıkar çatışması olduğu durumda başka birinin vasi olarak atanması mümkündür.
Babam Yaşlı, Malvarlığını Yönetemiyor, Dava Açma Hakkım Var mı?
Evet, uygulamada genelde vesayet altına alınan kişilerin çocukları vasi olarak atanmaktadır.
Vasi Olarak Kısıtlının Evini Satabilir miyim?
Bu durum için kanunen vesayet makamı olan Sulh Hukuk Mahkemesi’nin izni aranmaktadır. Ancak alınacak olan bu izinden sonra vasi olarak kısıtlının taşınmazı satılabilmektedir.
Sonuç
Sonuç olarak, yaşlı anne ve babaya vasi tayini; onların kişisel ve malvarlığına ilişkin menfaatlerinin korunmasını amaçlayan, mahkeme denetimi altında yürütülen hukuki bir işlemdir. Bu sürecin, Türk Medeni Kanunu hükümlerine uygun şekilde ve titizlikle yürütülmesi, hem yaşlı bireylerin haklarının korunması hem de ileride doğabilecek uyuşmazlıkların önlenmesi açısından elzemdir. Aynı zamanda vasinin bazı hukuki işlemleri yapabilmesi için vesayet makamının izninin bulunması gerektiği ve vasinin görevinden kaynaklı yükümlülükleri aksattığında değiştirilebileceği unutulmamalıdır.

