ANLAŞMALI BOŞANMA PROTOKOLÜ NASIL HAZIRLANIR? (2026)
Anlaşmalı boşanma protokolü; tarafların boşanma iradesini, velayet, kişisel ilişki, nafaka, maddi-manevi tazminat, mal paylaşımı ve diğer tüm hukuki sonuçlara ilişkin mutabakatını açık, net ve icra edilebilir şekilde ortaya koyan, mahkeme tarafından da dikkate alınan temel bir belgedir. Bu makalede, anlaşmalı boşanma protokolü nasıl hazırlanır sorusuna yanıt verirken, protokolde bulunması zorunlu unsurları, dikkat edilmesi gereken hukuki noktaları uygulamada mahkemelerin yaklaşımı ile birlikte ele alacağız.
Anlaşmalı Boşanma Davası Nedir?
Anlaşmalı boşanma müessesesi 1988 yılında 3444 sayılı Kanun ile hukukumuza girmiş olup halihazırda 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 166/3 maddesinde düzenlenmektedir. Kanunda anlaşmalı boşanma evlilik birliğinin sarsılması başlığı altında düzenlenmektedir. Eşlerin birlikte mahkemeye başvurması ya da bir eş tarafından açılan boşanma davasının diğer eş tarafından kabul edilmesi hali evlilik birliğinin temelinden sarsıldığına ilişkin kesin karine teşkil etmektedir. Kanun koyucu anlaşmalı boşanmayı evlilik birliğinin sarsılması temeline dayandırmaktadır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nda yer alan boşanma sebepleri, konu (genel/özel boşanma sebepleri) ve evlilik birliği üzerindeki etkilerine (mutlak/nispi boşanma sebepleri) göre kategorize edilebilir. Bu durumda anlaşmalı boşanma genel ve mutlak bir boşanma sebebidir. Mutlak boşanma sebebi olmasının sonucu ise hakim yalnızca boşanma sebebinin gerçekleşip gerçekleşmediğini tespit etmekte, gerçekleştiğini tespit etmesi halinde boşanma kararı vermek zorundadır. Bu durumda hakim somut olayın ortak hayatı çekilmez kılıp kılmadığını değerlendirmeyecektir.
Anlaşmalı boşanma davasında tarafların serbest iradeleri rol oynamaktadır. Türk Medeni Kanunu uyarınca hakim tarafları bizzat dinleyerek boşanma yönündeki iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmelidir. Hakimin tarafları bizzat dinlemesi; tarafların boşanma yönündeki beyanlarının serbest iradelerinin ürünü olup olmadığına, eşin iradesinin herhangi bir irade sakatlığı (hata, hile, ikram, aşırı yararlanma) ile sakatlanmış olup olmadığına kanaat getirmesi açısından elzemdir. Eğer hakim serbest iradenin olmadığına kanaat getirirse boşanma kararı vermemelidir. Uygulamada bazen kadın eş, kocasının fiziki ve psikolojik zorlaması ile anlaşmalı boşanma yönünde irade göstermektedir. Bu gibi durumların engelenmesi açısından hakim tarafları titizlikle dinlemelidir.
Anlaşmalı Boşanma Davası Şartları Nelerdir?
Anlaşmalı boşanmaya davasında eşlerin boşanmasına karar verilebilmesi için bir takım şartların gerçekleşmesi gerekmektedir. Burada şunu belirtmekte fayda vardır ki anlaşmalı boşanma koşulları kamu düzenine ilişkin olduğundan hakim koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğini kendiliğinden değerlendirecektir. Bu şartlar şunlardır;
- Evliliğin En Az 1 Yıl Sürmüş Olması: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nda anlaşmalı boşanma için aranan ilk şart evliliğin en az 1 yıl sürmüş olmasıdır. Bu sürenin amacı eşlerin birbirini tanımadan fevri davranışlarla boşanma yolunu seçmelerine engel olmaktır. Kanunda belirtilen bu sürenin fiilen birlikte geçirilmesi zorunluluğu yoktur. Eşler beraber yaşamasa da anlaşmalı boşanma davası açılabilir. Bu süre evlilik birliğinin oluştuğu tarihten itibaren hesaplanacaktır. Uygulamada hakim bu süreyi hesaplarken aile nüfus kaydını celp etmektedir. Burada Yargıtay uygulamasına değinmekte fayda vardır. Aile hukukuna ilişkin davaları bakmakla görevli olan Yargıtay 2. Hukuk Dairesi süre dolmadan açılan boşanma davalarında hakimin Türk Medeni Kanunu’nun 166/f.1 ve f.2 maddelerindeki şartların oluşup oluşmadığını araştırarak bir karar verilmesi gerektiğini içtihat etmektedir. Nitekim Yargıtay’ın bu görüşü usul ekonomisi gereği de uygundur.
- Eşlerin Mahkemeye Birlikte Başvurmaları veya Birinin Açtığı Davayı Diğerinin Kabul Etmesi: Boşanma hususunda eşler birlikte mahkemeye başvurur ya da birinin açtığı davayı diğeri kabul ederse boşanmaya dair karşılıklı uygun irade beyanları ortaya konduğundan anlaşmalı boşanmaya karar verilir. Bu doğrultuda taraflar tek bir dilekçe ile dava açabilir ya da dava vekiller vasıtasıyla açılabilir. Lakin bu durumda hakimin tarafları bizzat dinlemesi gerekmektedir. Bunun dışında bir eşin açtığı anlaşmalı boşanma davasının diğer eş tarafından kabul edilmesiyle de anlaşmalı boşanma gerçekleşebilir.
- Hakimin Tarafları Bizzat Dinlemesi: Anlaşmalı boşanma davası, avukatlar aracılığıyla ikame edilebilse de eşlerin hâkim tarafından bizzat huzura çağrılıp dinlenilmesi zorunlu koşuldur. Bu, aynı zamanda eşlere boşanma konusunda tekrardan düşünme fırsatı da sağlamaktadır. Yasa koyucunun buradaki amacı, eşlerin her birinin baskı ve tehditten uzak hür iradeleriyle boşanma kararı aldıklarının hâkim tarafından anlaşılmasıdır.
- Tarafların Yapmış Olduğu Anlaşmanın Hakim Tarafından Uygun Bulunması: TMK m.166/ f.3 hükmü uyarınca, anlaşmalı boşanmanın gerçekleşmesi için, boşanmanın mali sonuçları (tazminat ve nafaka) ile çocukların durumuna (velayet ve kişisel ilişki) dair anlaşma yapma zorunluluğu olup, tarafların boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumuna dair yapmış oldukları anlaşmanın hâkim tarafından uygun bulunması gerekmektedir. Taraflar, bu düzenlemeyi, yazılı bir metin halinde hâkime sunabilecekleri gibi, duruşma sırasında sözlü de açıklanabilir.
Anlaşmalı Boşanma Protokolü Nedir?
Anlaşmalı boşanma protokolü, tarafların boşanma iradesinin yanı sıra boşanmanın fer’î niteliğindeki tüm sonuçları (nafaka, velayet, maddi ve manevi tazminat, mal paylaşımı, ziynet eşyaları vb.) üzerinde tam bir mutabakata vardıklarını gösteren, taraflarca veya vekillerince imzalanmış yazılı bir belgedir. Yargıtay kararlarına göre protokol, dava dilekçesi ekinde sunulabileceği gibi, çekişmeli olarak başlayan bir davanın herhangi bir aşamasında, hatta temyiz veya istinaf aşamasında dahi dosyaya ibraz edilebilir. Protokolün “ıslak imzalı” olması ve tarafların kimlik bilgilerini doğrular nitelikte sunulması, belgenin ispat gücünü artırmaktadır.
Protokol içeriğinin, tarafların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınarak hakkaniyete uygun şekilde düzenlenmesi esastır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, anlaşmalı boşanma protokolünün esasında bir sözleşme niteliğine sahip olduğunu ve genel sözleşme hükümlerine tabi bulunduğunu kabul etmektedir. Bu çerçevede, protokolde kararlaştırılan edimler arasında aşırı dengesizlik bulunması veya sonradan ortaya çıkan olağanüstü durumlar (mücbir sebep, umulmadık hal) nedeniyle mevcut dengenin bozulması halinde, protokolün uyarlanmasının gündeme gelebileceği kabul edilmektedir.
Nitekim bu duruma ilişkin olarak Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2023 yılında verdiği bir kararda şu şekilde içtihatta bulunmuştur: “ilk derece mahkemesince tasdik edilen protokolde, kadın yararına hükmedilen yoksulluk nafakası ve kira yardımına ilişkin maddelerinin davacı erkeğin gelir durumu dikkate alınarak uyarlanmasına ilişkindir. Uyarlama talebinin kabul edilebilmesi için işlemin yapıldığı tarihteki koşulların borçludan kaynaklanmayan bir sebeple olağanüstü derecede değişmesi, bu değişimin sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmemesi ve öngörülmesinin de beklenmemesi ve ayrıca bu değişim nedeniyle gerçekleşen yeni durumun işlemin taraflarından biri için kendisinden ifasının istenmesinin dürüstlük kuralına aykırı düşecek ölçüde katlanılamaz hale gelmiş olması gereklidir.” (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/113 K. 2023/3376 T. 20.06.2023)
Lakin bu konuya ilişkin olarak bir hususa dayanmakta fayda vardır. Taraflardan birinin sırf boşanmayı sağlamak amacıyla ekonomik gücünü aşan derecede bir borcu üstlenmesi ve akabinde boşanma kararından kısa bir süre sonra anlaşmalı boşanma protokolünün uyarlanması talebiyle dava açması iyi niyet ve sözleşmeye bağlılık (pacta sunt servanda) kurallarına aykırıdır. Nitekim Yargıtay da bu görüştedir; “Bunun gibi sırf boşanmayı sağlayabilmek için, bilerek ve isteyerek mali gücünün üzerinde bir yükümlülüğü üstlenen kişinin, sonradan bu yükümlülüğün kaldırılması veya azaltılması yönünde talepte bulunması da iyi niyet ve sözleşmeye bağlılık ilkeleri ile bağdaşmaz” (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 04.07.2019 Tarih, 2019/2282 Esas, 2019/8150 Karar)
TMK m. 166/3 uyarınca hâkim, tarafların sunduğu protokolü onaylamakla yükümlü değildir. Hakim, protokolü özellikle çocukların menfaatleri ve tarafların iradelerinin serbestçe açıklandığı noktasında denetler. Hakimin boşanma protokolünü uygun bulmaması halinde, açılan dava çekişmeli boşanma davası olarak görülmeye devam eder.
Anlaşmalı Boşanma Protokolü Nasıl Hazırlanır?
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 163. maddesinde anlaşmalı boşanma protokolünde olması zorunlu unsurlar sayılmıştır. Bunlar boşanmanın eşler açısından mali sonuçları (tazminat ve yoksulluk nafakası talepleri) ve çocukların durumuna ilişkin (velayet, kişisel ilişki tesisi ve iştirak nafakası) sonuçlardır. Bunlar anlaşmalı boşanma protokolünde yer alması zorunlu unsurlar olup bu durum hakim tarafından re’sen (kendiliğinden) dikkate alınacaktır. Zira kanundaki bu düzenleme kamu düzenine ilişkindir.
Bunların dışında zorunlu olmasa da anlaşmalı boşanma protokolünde taraflar; mal rejiminin tasfiyesine, kadının soyadına ya da müşterek çocuk ile üçüncü kişiler arasındaki kişisel ilişki tesisine ilişkin hükümler koyabilir.
Burada önemle belirtmek isteriz ki anlaşmalı boşanma protokolünün hazırlanması teknik bir konu olması sebebiyle titizlikle hazırlanmalı ve özellikle aile hukuku alanında uzman bir avukattan destek alınmalıdır. Zira hakim anlaşmalı boşanma protokolünü kabul ettiğinde verdiği gerekçeli kararda bu protokolü gerekçeli kararın hüküm kısmına yazmaktadır. Böylece hazırlanan bu protokol ilam niteliğine haiz olmakta ve taraflar açısından icra edilebilir bir duruma gelmektedir.
Anlaşmalı Boşanma Protokolünde Bulunması Gerekenler Nelerdir?
Anlaşmalı boşanma protokolünde yer alması gereken zorunlu unsurlar Türk Medeni Kanunu’nda sayılmıştır. Bunlar boşanmanın eşler açısından mali sonuçları (tazminat ve nafaka talepleri) ve çocukların durumuna ilişkin (velayet, kişisel ilişki tesisi ve iştirak nafakası) sonuçlardır.
Anlaşmalı boşanma protokolünde yer alması zorunlu mali unsurlar şunlardır:
- Maddi Tazminat: Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir. Lakin bu kural anlaşmalı boşanma davasında uygulanmayacaktır. Zira hakim kusur araştırması yapmayacağından “tam kusurlu eş” dahi eşlerin anlaşması halinde maddi tazminat talep edebilecektir. Maddi tazminat hükmü anlaşmalı boşanma protokolünün zorunlu unsurlarından olup tazminat hakların saklı tutulması halinde anlaşmalı boşanmaya karar verilemez.
- Manevi Tazminat: TMK m.174/ f.2 uyarınca, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir. Manevi tazminat talebi de diğer mali talepler gibi boşanmanın feri niteliğindeki mali sonuçlarından ve anlaşma protokolünün kurucu unsurlarındandır. Anlaşmalı boşanma davalarında, zarar ve kusur araştırması yapılmayacağından manevi tazminat talebine dair hükmün protokolde muhakkak düzenlenmesi gerekmektedir. Tarafların sadece “tazminat” başlığı altında düzenleme yapmaları halinde, hâkim, duruma müdahale ederek maddi ve manevi tazminat kalemlerinin içeriğini taraflara açıklatması gerekmektedir. Zira bu durum hakimin davayı aydınlatma ödevinin bir sonucudur. Uygulamada sıkça karşılaştığımız üzere, tarafların bir an evvel boşanmak amacıyla protokolde tazminat talebinde bulunmaması ancak duruşma sırasında tazminatın talebinin ileri sürülmesi halinde, diğer tarafın talebi reddi halinde açılan davaya çekişmeli boşanma davası olarak devam edilecektir.
- Yoksulluk Nafakası: Anlaşmalı boşanma protokolünün mali konulara ilişkin esaslı unsurlarından bir diğeri yoksulluk nafakasıdır. Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafın, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilmesi düzenlemesidir. Kural olarak yoksulluk nafakası talep eden taraf diğer eşten daha ağır kusuru olmamalıdır. Lakin anlaşmalı boşanma davasında hakim kusur değerlendirmesi yapamayacağından anlaşmalı boşanma protokolünde kararlaştırılması halinde kusurlu olan eş lehine de yoksulluk nafakasına hükmedilebilir. Bunun yanı sıra kanunun lafzından farklı olarak taraflar, nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi durumunda dahi iradın kesilmeyeceği yönünde anlaşabilirler. Burada belirtmek gerekir ki hakimin herhangi bir müdahale yetkisinin olmadığını söylemek mümkün değildir. Zira TMK m.166/ f.3 c.3 uyarınca hakim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak anlaşmalı boşanma protokolünde gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Örneğin hakim, taraflarca düzenlenen anlaşmalı boşanma protokolünde kanuna, ahlaka veya kişilik haklarına aykırı hüküm görürse gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilecektir.
Boşanmanın eşler açısından maddi sonuçları, hazırlanacak olan anlaşmalı boşanma protokolünde yer alması zorunlu unsurlardır. Bu unsurların olup olmadığını hakim re’sen (kendiliğinden) gözetecek, ilgili unsurların anlaşmalı boşanma protokolünde yer almaması halinde hakim anlaşmalı boşanmaya karar veremeyecektir. Nitekim Yargıtay’ın içtihatları da bu yöndedir:
“Tazminat haklarının saklı tutulması, bu husustaki ihtilafın devam ettiğini ve bu ihtilafın çözümünün ileriye bırakıldığını gösterir. Başka bir ifade ile “tazminat hakları saklı tutulmak” suretiyle anlaşmalı boşanma kararı verilemez. Bu husus nazara alınmadan “tazminat haklarının saklı tutulması” suretiyle Türk Medeni Kanunu’nun 166/3 maddesi gereğince boşanma kararı verilmesi doğru bulunmamıştır. Taraflar boşanmanın mali sonuçları üzerinde anlaşamadıklarına göre, gösterdikleri deliller toplanarak davanın Türk Medeni Kanunu’nun 166/1-2 maddesi çerçevesinde değerlendirilip, hasıl olacak neticesine göre karar verilmesi gerekirken, bu yön nazara alınmadan hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.” (Yargıtay 2. HD., 13.01.2015 T., 2014/16344 E., 2015/269 K)
Boşanmanın eşler açısından mali sonuçlarının yanında müşterek çocukların durumlarına ilişkin de eşler arasında anlaşmaya varılması gerekmektedir. Boşanmada çocukların durumu ile kastedilen, müşterek çocukların velayetinin hangi eşte kalacağı, velayet verilmeyen eş ile çocuk arasındaki kişisel ilişki ve çocuklar için velayet hakkına sahip eşe, diğer eş tarafından ödenecek katılma nafakası ile ilgili düzenlemelerdir. Bu hususlar da anlaşmalı boşanma protokolünün zorunlu unsurlarındandır:
- Velayet Hakkı: Anlaşmalı boşanma davalarında, taraflar, müşterek çocuklarının bulunması halinde, velayete dair protokolde düzenlemeye yer vermek zorundadırlar. Aksi halde, protokolün bu esaslı unsurunun eksikliği nedeniyle hakimin protokolü tasdik etmemesi gerekir. Velayetin kamu düzenine ilişkin olması sebebiyle kanun koyucu tarafından hakime geniş bir takdir yetkisi verilmiştir. Bu nedenle de hâkim protokoldeki velayete dair düzenleme ile bağlı olmayıp, çocuğun menfaati lehine gördüğü değişiklikleri taraflara önermeli, kabul görmesi halinde anlaşmalı boşanma kararı vermelidir. Çocukla anne babanın yararının çatışması halinde, çocuğun yararına üstünlük tanınması şarttır. Çocuğun yararı ise, çocuğun bedensel, fikri ve ahlaki bakımdan en iyi şekilde yetişebilmesi doğrultusunda çocuğa sosyal, ekonomik, kültürel koşulların sağlanmasıdır. Burada ortak velayet kurumuna dikkat çekmek gerekir. Eşler, protokolde ortak çocuğun velayetinin bir eşe bırakılması konusunda anlaşabilecekleri gibi, ortak velayet konusunda da anlaşabilirler. Ortak velayet, çocuk üzerindeki velayet hakkına anne ve babanın müştereken ve eşit bir biçimde sahip olması olup, anne ve babanın çocuğun bakım, eğitim ve öğretimini birlikte yönetecekleri anlamına gelmektedir. Yargıtay 2017 tarihinde verdiği bir kararında ortak velayet kurumuna izin vermektedir. Bu karar ilk derece ve bölge adliye mahkemelerine emsal teşkil etmesi açısından önemlidir.
- Kişisel İlişki Tesisi: Boşanma sonucunda velayet hakkının eşlerden birine bırakılması ile, diğer eşin velayet hakkı sona ermektedir. Bu aşamada kendisine velayet hakkı bırakılmamış olan eşe müşterek çocuk arasında kişisel ilişki kurma hakkı tanınmaktadır. Kişisel ilişki tesisi hakkının asıl amacı çocuğun üstün yararıdır. Bu hak görüşme ve ziyaret hakkı ve haberleşme haklarını kapsamaktadır. Yargıtay, velayet hakkının gereği gibi kullanılmasına engel olacak şekilde her hafta sonu kişisel ilişki kurulmasını doğru bulmamakta, bu kapsamda her ayın 1. ve 3. veya 2. ve 4. cumartesi-pazar günlerinin kişisel ilişki günleri olarak belirlenmesini kabul edilmektedir. Dolayısıyla anlaşmalı boşanma protokolündeki kişisel ilişki düzenlemesinin de söz konusu Yargıtay içtihatlarına uygun olarak yapılması gerekir. Bu durum hakimin anlaşmalı boşanma protokolünü kabul etmesini ve tarafların zaman kazanmasını sağlayacaktır.
- İştirak (Katılma) Nafakası: Eşler boşandıktan sonra ayrı bir biçimde çocuğun bakım, eğitim ve korunması için gerekli giderlere katılma yükümlülüğünü ifa etmek durumundadır. Türk Medeni Kanunu uyarınca velayet hakkı kendisine bırakılmayan eşe maddi gücü oranında çocuğun bakım ve eğitimiyle ilgili giderlere katılma yükümlülüğü getirmiştir. Anlaşmalı boşanma kararı verilebilmesi için taraflarca çocukların durumu hususunda katılma nafakası düzenlemesinin yapılması ve hâkimin bu düzenlemeyi uygun bulması gerekmektedir. Anlaşmalı boşanma protokolünde velayet hakkına sahip eşin diğer eşten katılma nafakası talep etmemiş olması, daha sonradan katılma nafakası talep etmesine engel değildir. Aynı şekilde süre geçmesi ile çocuğun ihtiyaçlarının artması sonucunda iştirak nafakasının artırılması ya da azaltılması davası açılabilir. İştirak nafakasına ilişkin anlaşmalı boşanma protokolünde yer alan düzenleme infazda tereddüt oluşturur ya da çocuğun menfaatine aykırı görülürse hakim taraflara yeni düzenleme önerisinde bulunacaktır. Öneri kabul edildiği takdirde bu şekilde anlaşmalı boşanmaya karar verilecek, kabul edilmediğinde de dava çekişmeli boşanma davası olarak görülmeye devam edecektir.
Anlaşmalı Boşanma Protokolü Örneği
Bir tarafta … ( T.C No: ..), diğer tarafta … ( T.C No:…) aralarında karşılıklı olarak anlaşarak boşanmaya karar vermiş olup iş bu protokol birlikte tanzim edilmiştir.
Bu protokol gereğince ;
1-… ve … karşılıklı olarak boşanmayı kabul ederler.
2-Taraflar kendilerine ait şahsi eşyalarının ve ziynet eşyalarının tamamını almış olup, birbirlerinden menkul eşya ve ziynet eşyası talepleri yoktur.
3-Boşanma sebebiyle her iki taraf birbirlerinden tedbir nafakası veya yoksulluk nafakası talebinde bulunmamaktadırlar.
4-Boşanma sebebiyle her iki taraf birbirlerinden maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmamaktadırlar.
5-Tarafların birbirlerinden; yasal mal rejiminden kaynaklanan katılma alacağı, değer artış payı, katkı payı vb. herhangi bir alacak/tazminat talepleri yoktur.
6-Taraflar karşılıklı olarak birbirlerinden mahkeme masrafları ve vekâlet ücreti talep etmeyeceklerdir.
7-Taraflar yukarıda yazılı şartlarda anlaşmış olup, iş bu protokol, açılacak boşanma davasında anlaşmalı boşanmanın esası olarak Mahkemede delil olarak kullanılacaktır.
İş bu protokolü okuduk, irademize uygun bulduk ve karşılıklı olarak imza altına aldık. …/…/…
![]()
Anlaşmalı Boşanma Dava Dilekçesi Örneği
İSTANBUL NÖBETÇİ AİLE MAHKEMESİNE
DAVACI :
VEKİLİ : Av. AYSEL İREM KAP & Av.FERDİ KURNAZ& Av. BERKAY BAŞCI
DAVALI :
KONU : Anlaşmalı Boşanma Dava Dilekçemizdir.
AÇIKLAMALAR
1-Davacı müvekkil ile davalı taraf ../../… tarihinde evlenmişlerdir. Tarafların işbu evlilik birliğinden müşterek bir çocuğu bulunmaktadır.
2-Tarafların son zamanlarda aralarında sürekli fikir ayrılıkları, anlaşmazlıklar ve tartışmalar yaşanması nedenleriyle müşterek hayat ikisi için de çekilmez hale gelmiştir. Bu nedenle taraflar arasındaki evlilik birliğini devam ettirmeleri mümkün değildir.
Davalı eş de boşanmayı kabul etmektedir. Müvekkil ile davalı medeni bir şekilde bir araya gelerek şartları ayrıntılı olarak görüştükten sonra, müşterek çocuğun velayeti, boşanmanın mali sonuçları, nafaka ve çocuklar ile baba arasındaki şahsi ilişkiyi düzenleyen ve ekte sunulan Protokolü imzalamıştır. ../../…. tarihinde imzalanan Protokol dilekçemiz ekinde Sayın Mahkemenize sunulmuştur (EK-1 : Anlaşmalı Boşanma Protokolü).
3-TMK md 166/3: “Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır.” Bu itibar ile Medeni Kanunumuzun ilgili maddesi uyarınca anlaşmalı boşanma talebinde bulunma zaruretimiz hasıl olmuştur.
HUKUKİ NEDENLER : TMK m.162,163,166,167 ve devamı hükümler, diğer ilgili mevzuat hükümleri.
HUKUKİ DELİLLER : Nüfus kayıtları, Tapu Kayıtları, Protokol, Medeni Hal Belgeleri, Taşınmaz Kayıtları, Tanık, Tarafların sosyal ve ekonomik ekonomik durumunu belgeleyen kayıtlar, Whatsapp ve sms yazışmaları, Yemin, Yargıtay içtihatları ve diğer sair deliller.
SONUÇ VE İSTEM : Fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydıyla, yukarıda izah ettiğimiz nedenler ve mahkeme tarafından re’sen göz önüne alınacak hususlar da dahil olmak üzere;
1-Tarafların BOŞANMALARINA ve ../../.. Tarihli Boşanma Protokolünün TASDİKİNE,
2-Yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep ederim. ../../..
Davacı Vekili
Av. AYSEL İREM KAP & Av.FERDİ KURNAZ& Av. BERKAY BAŞCI
(e-imzalıdır.)
EKLER :
1-Anlaşmalı Boşanma Protokolü
2- Vekaletname Sureti.
NOT : Anlaşmalı boşanma dava dilekçesi örneği, genel bilgiler ışığında örnek olarak düzenlenmiştir. Anlaşmalı şekilde boşanmaya karar veren çiftler koşulları ortak bir irade ile belirleyecektir. Eşlerin müşterek çocuklarının olup olmadığı, velayet ve kişisel ilişki tesisi hususunda bir anlaşmaya varıp varmadıkları, evlilik birliği içerisinde mal edinip edinmediği, aile konutu olarak kullanılan gayrimenkulde eşyaların kimde kalacağı, tazminat vb. hususların net şekilde belirlenerek kişiye özel hazırlanması gerekir. Zira anlaşmalı boşanma protokolünün anlaşmalı boşanma davasının temelini oluşturacağı hususu göz ardı edilmemelidir.
SONUÇ
Anlaşmalı boşanma protokolü, eşlerin bir an önce boşanmak istemeleri halinde boşanma davası sürecini oldukça minimize etmeye yaramaktadır. Ancak anlaşmalı boşanma davası açılabilmesi için gerekli şartların sağlanması elzemdir. Anlaşmalı boşanma davası yoluna başvurulabilmesi için en önemli şart evliliğin en az 1 yıl sürmüş olmasıdır. Bu süre dolmadan açılan anlaşmalı boşanma davalarında ise hakim davayı reddetmemeli, mevcut davayı evlilik birliğinin temelden sarsılması sebebiyle çekişmeli boşanma davası olarak görmeye devam etmelidir. Bunun haricinde eşler anlaşmalı boşanmak için mahkemeye tek bir dilekçe ile başvurabilecekleri gibi iki ayrı dilekçe ile de başvurabilir. Belirtmek gerekir ki anlaşmalı boşanma davası çekişmesiz yargı işlerindendir.
Anlaşmalı boşanma davası açısından tarafların karşılıklı olarak kanunda sayılan zorunlu unsurlar üzerinde anlaşıp bir anlaşmalı boşanma protokolü hazırlaması gerekmektedir. Bu protokolde taraflar; boşanmanın eşler açısından mali sonuçları (maddi ve manevi tazminat, yoksulluk nafakası) ile müşterek çocukların durumu (velayet hakkının hangi eşe verileceği, velayet hakkına sahip olmayan eş ile kişisel ilişki tesisi ve iştirak nafakası) hususunda anlaşmaya varmalıdır. Bu konularda anlaşmaya varılmaması halinde hakim anlaşmalı boşanmaya karar veremeyecektir.
Anlaşmalı boşanma protokolünün hazırlanması, özellikle içerisinde birden fazla esaslı unsur barındırması sebebiyle teknik bir meseledir. Bu sebeple anlaşmalı boşanma protokolünün aile hukuku alanında uzman bir avukat ile hazırlanması hak kaybı yaşanmasını engelleyecektir.

