Belediyenin Yola Terk Şartına Karşı Dava (2026)
- Belediyenin Yola Terk Şartı Nedir?
- Yola Terk İşlemi Nedir ve Hangi Durumlarda Yapılır?
- Belediye Yola Terk Şartı Koyabilir Mi?
- Yola Terk Şartının Hukuki Dayanağı Nedir?
- Bedelsiz Yola Terk Zorunlu Mudur?
- Belediyenin Bedelsiz Yola Terk Talebi Hukuka Uygun Mudur?
- Ruhsat Verilmesi Yola Terk Şartına Bağlanabilir Mi?
- İmar Durumu Verilmesi İçin Yola Terk Şartı Konulabilir Mi?
- İfraz ve Tevhit İşlemlerinde Yola Terk Şartı
- Yola Terk ile Düzenleme Ortaklık Payı (DOP) Arasındaki Fark
- Daha Önce Yola Terk Yapılan Taşınmazdan Yeniden Terk İstenebilir Mi?
- Yola Terk Şartı Mülkiyet Hakkının İhlali Sayılır Mı?
- Belediyenin Yola Terk Şartına Karşı Dava Açılabilir Mi?
- Yola Terk Şartına Karşı Hangi Mahkemede Dava Açılır?
- Yola Terk Şartına Karşı Dava Açma Süresi
- Yola Terk Şartına Karşı Yürütmenin Durdurulması Talep Edilebilir Mi?
- Yola Terk Şartının İptali Davasında Bilirkişi ve Keşif
- Danıştay Kararlarında Bedelsiz Yola Terk Şartı
- Yola Terk Edilen Alanın Amacı Dışında Kullanılması
- Yola Terk Edilen Taşınmazın Geri Alınması Mümkün Mü?
- Belediyenin Yola Terk Şartına Karşı Dava Dilekçesinde Nelere Yer Verilmelidir?
- Sıkça Sorulan Sorular
- Belediye Yola Terk Yapmaya Zorlayabilir Mi?
- Yola Terk Yapmadan İnşaat Ruhsatı Alınabilir Mi?
- Belediye Bedelsiz Yola Terk İsteyebilir Mi?
- Yola Terk Şartı Hukuka Uygun Mudur?
- Yola Terk Edilen Yer İçin Bedel Talep Edilebilir Mi?
- Yola Terk İle Kamulaştırma Arasındaki Fark Nedir?
- Yola Terk İle Düzenleme Ortaklık Payı (DOP) Aynı Şey Midir?
- Daha Önce Yola Terk Yapılmış Bir Taşınmazdan Tekrar Terk İstenebilir Mi?
- Yola Terk Edilen Taşınmaz Geri Alınabilir Mi?
Belediyenin Yola Terk Şartı Nedir?
Belediyenin yola terk şartı, imar planı sınırları içerisinde yer alan özel mülkiyete konu bir taşınmazın; imar planında yol, meydan, park, yeşil alan veya otopark gibi kamu hizmetlerine ayrılmış bölümlerinin, idari izin ve ruhsat süreçlerinin yürütülebilmesi adına bedelsiz olarak kamunun kullanımına devredilmesi zorunluluğudur.
3194 sayılı İmar Kanunu kapsamında düzenlenen bu şart, taşınmaz üzerinde imar haklarının kullanılması için idare tarafından öngörülen hukuki ve teknik bir gerekliliktir.
Yola Terk İşlemi Nedir ve Hangi Durumlarda Yapılır?
Yola terk işlemi, özel mülkiyete konu bir taşınmazın imar planında umumi hizmete ayrılmış bölümlerinin, tapu kütüğünden terk edilerek kamunun kullanımına sunulması sürecidir. Bu işlem, malikin taşınmazı üzerinde ifraz (bölme) veya tevhit (birleştirme) talebinde bulunması, yeni bir inşaat ruhsatı başvurusunda bulunulması ya da parselin imar mevzuatına uygun hale getirilmesi durumlarında gerçekleştirilmektedir.
Şahsi mülkiyet sınırlarının kamu yararı doğrultusunda yeniden düzenlenmesini sağlayan bu süreç, harita mühendislerince hazırlanan dosyaların idarece onaylanması ve tapu tescil işleminin tamamlanmasıyla hukuki nitelik kazanmaktadır.
Belediye Yola Terk Şartı Koyabilir Mi?
Belediye, onaylı imar planlarının uygulanmasını sağlamak amacıyla taşınmaz sahiplerinin ifraz, tevhit veya yapı ruhsatı talepleri esnasında yola terk şartı koyabilmektedir.
Ancak bu yetki sınırsız olmayıp, yalnızca imar planında kamu hizmetine ayrılmış alanların varlığı ve malikin idareden bir imar işlemi talep etmesi hallerinde kamu yararına uygun düşecek biçimde kullanılabilmektedir. Taşınmaz sahibinin herhangi bir talebi veya yapılaşma girişimi bulunmaksızın idarece re’sen zorunlu yola terk şartı getirilememektedir.
Yola Terk Şartının Hukuki Dayanağı Nedir?
Yola terk işleminin temel hukuki dayanağı, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 15. ve 16. maddeleridir. Söz konusu maddeler, imar planlarına uygun parselasyon düzenlemelerinin yapılmasını ve umumi hizmetlere ayrılan yerlerin tapu kütüğünden terkin edilmesini düzenlemektedir.
Bunun yanı sıra, Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmelik hükümleri de yola terk süreçlerinin usul ve esaslarını belirleyen alt mevzuat dayanaklarını oluşturmaktadır.
Bedelsiz Yola Terk Zorunlu Mudur?
Bedelsiz yola terk işlemi, malikin taşınmazı üzerinde imar hakkı kazanması ve kendi rızasıyla başvuruda bulunması kaydıyla hukuka uygun kabul edilmekte; aksi durumda mutlak bir zorunluluk teşkil etmemektedir.
Malikin talebi olmaksızın bedelsiz terke zorlanması veya imar planındaki umumi alan miktarının mevzuattaki sınırları aşması halinde, bu durum mülkiyet hakkının ihlali niteliği taşımaktadır. Rıza dışı veya orantısız bedelsiz terk zorlamalarında, taşınmaz bedelinin idarece kamulaştırma usulüyle ödenmesi hukuki bir gerekliliktir.
Belediyenin Bedelsiz Yola Terk Talebi Hukuka Uygun Mudur?
Belediyenin bedelsiz yola terk talebi, ancak taşınmaz sahibinin ifraz, tevhit veya yapı ruhsatı gibi imar durumu değişikliği getiren idari bir talebinin bulunması ve terk edilen alanın parselin imar hakkını artırıcı nitelikte olması durumunda hukuka uygun kabul edilmektedir.
Malikin herhangi bir talebi olmaksızın ya da imar planında yola ayrılan kısmın oran olarak taşınmazın büyük bir bölümünü kapsayacak şekilde bedelsiz terke zorlanması, Anayasa ile güvence altına alınan mülkiyet hakkına aykırılık teşkil etmektedir. İdarenin maliki rızası dışında bedelsiz terke zorlaması hukuka aykırı olup, bu tür durumlar kamulaştırmasız el atma hükümlerinin uygulanmasını gerektirmektedir.
Ruhsat Verilmesi Yola Terk Şartına Bağlanabilir Mi?
Yapı ruhsatı verilmesi, imar planında yola veya umumi hizmet alanına isabet eden kısımların terk edilmesi şartına bağlanabilmektedir. 3194 sayılı İmar Kanunu uyarınca imar parsellerinin oluşturulması ve ruhsat verilebilmesi için parselin yola cephesinin bulunması ve plana uygun hale getirilmesi şarttır.
Ancak idare tarafından koşulan terk şartının, doğrudan başvuruya konu parsel ile ilgili olması ve orantılılık ilkesine uygun bulunması gerekmektedir. Parselin imar durumunu aşan veya kamu yararı sınırlarını aşan ölçüsüz terk talepleri ruhsat verme aşamasında şart olarak ileri sürülememektedir.
İmar Durumu Verilmesi İçin Yola Terk Şartı Konulabilir Mi?
İmar durumu belgesi verilmesi aşamasında yola terk şartının bir ön koşul olarak ileri sürülmesi hukuka aykırılık taşımaktadır. İmar durumu belgesi, taşınmazın mevcut imar planındaki statüsünü gösteren bilgilendirici ve hazırlayıcı bir idari işlem niteliğinde olup, doğrudan bir yapılaşma veya parselasyon hakkı doğurmamaktadır.
Taşınmazın imar durumunun tespit edilmesi istemi idareye bir yükümlülük getirmediğinden, bu belgenin tanzimi için yola terk işleminin tamamlanmasının istenmesi idari vesayet sınırlarının aşılması olarak değerlendirilmektedir. Terk işlemi, belgenin düzenlenmesi aşamasında değil, müteakip ruhsatlandırma ve parselasyon aşamalarında aranabilmektedir.
İfraz ve Tevhit İşlemlerinde Yola Terk Şartı
İfraz (bölme) ve tevhit (birleştirme) işlemleri, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 15. ve 16. maddeleri gereğince imar planına uygunluk şartına bağlı kılınmıştır. Taşınmazın ayrılması veya birleştirilmesi talebinde bulunulduğunda, parselin imar planındaki yol, yeşil alan veya park gibi kamusal alanlara isabet eden kısımlarının yola terk edilmesi idarece şart koşulabilmektedir.
Bu işlemler sonucunda müstakil ve imar mevzuatına uygun parsellerin elde edilmesi amaçlandığından, terk işlemi tamamlanmaksızın ifraz ve tevhit haritalarının tescili gerçekleştirilememektedir.
Yola Terk ile Düzenleme Ortaklık Payı (DOP) Arasındaki Fark
Yola terk işlemi, malikin talebi doğrultusunda parsel bazında gerçekleştirilen ve imar planındaki umumi alanların bedelsiz veya bedelli olarak kamuya devrini sağlayan idari bir işlemdir. Düzenleme Ortaklık Payı (DOP) ise idare tarafından re’sen yürütülen imar uygulamaları (18. madde uygulaması) kapsamında, bölgedeki tüm taşınmazlardan oransal olarak (en fazla %45) kesilen kanuni bir payı ifade etmektedir. Yola terk bireysel başvurulara ve rızaya dayalı bir süreç iken, DOP uygulaması bütüncül bir imar düzenlemesi niteliği taşımakta ve maliklerin rızası aranmaksızın kanun gücüyle tatbik edilmektedir.
Daha Önce Yola Terk Yapılan Taşınmazdan Yeniden Terk İstenebilir Mi?
Daha önce usulüne uygun şekilde yola terk işlemi gerçekleştirilmiş bir taşınmazdan, imar planı değişikliği veya yeni bir idari işlem gerekçesiyle yeniden bedelsiz terk talep edilmesi hukuka aykırıdır.
Mülkiyet hakkının korunması ve idari istikrar ilkeleri gereğince, bir taşınmazdan kamu yararı gerekçesiyle yapılabilecek bedelsiz terk veya DOP kesintisi oranı kanuni sınırları aşamaz. Taşınmaz üzerinde yeni bir plan düzenlemesiyle ilave yola terk ihtiyacı doğması halinde, bu alanın kamulaştırma usulüyle ve bedeli ödenerek idare mülkiyetine geçirilmesi hukuki bir zorunluluktur.
Yola Terk Şartı Mülkiyet Hakkının İhlali Sayılır Mı?
Yola terk şartı, taşınmaz sahibinin kendi iradesiyle imar hakkı elde etmek amacıyla başvuruda bulunması ve terk edilecek alanın orantılı olması halinde mülkiyet hakkının ihlali olarak değerlendirilmemektedir. Ancak idare tarafından malikin talebi bulunmaksızın rıza dışı terke zorlanması, parselin büyük bir kısmının bedelsiz devrinin istenmesi veya imar durumu belgesi gibi hazırlayıcı işlemlere şart koşulması durumunda Anayasa ile güvence altına alınan mülkiyet hakkı ihlal edilmiş sayılmaktadır.
Orantısız ve mevzuata aykırı terk zorlamaları, hukuki niteliği itibarıyla mülkiyet hakkına yönelik ölçüsüz bir müdahale ve kamulaştırmasız el atma olarak kabul edilmektedir.
Belediyenin Yola Terk Şartına Karşı Dava Açılabilir Mi?
Belediye tarafından hukuka aykırı şekilde tesis edilen yola terk şartına karşı idari yargı yoluna başvurulması mümkündür. Taşınmaz sahibi, yola terk şartı içeren idari işlemin (ruhsat vermeme, imar durumu belgesi düzenlememe veya şartlı encümen kararı tesis etme) kendisine tebliğinden itibaren kanuni süreler dâhilinde iptal davası açabilmektedir.
Bunun yanı sıra, rıza dışında veya hukuki dayanaktan yoksun olarak gerçekleştirilen yola terk işlemleri neticesinde uğranılan zararların tazmini maksadıyla adli yargıda kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davası açılması da hukuken imkân dâhilindedir.
Yola Terk Şartına Karşı Hangi Mahkemede Dava Açılır?
Belediyenin yola terk şartı koşılmasına ilişkin encümen kararları, ruhsat vermeme veya şartlı imar işlemi tesis etme gibi idari işlemlerin iptali talebiyle açılacak davalarda idare mahkemeleri görevlidir. Dava, taşınmazın bulunduğu yerdeki idare mahkemesinde açılmaktadır.
Ancak idarece hukuka aykırı şekilde gerçekleştirilen yola terk işlemi sonrasında taşınmaza fiilen el atılması veya bedelsiz terk şartının kamulaştırmasız el atma niteliği taşıdığının ileri sürülmesi durumunda, mülkiyet hakkına dayalı bedel ve tazminat talepleri için taşınmazın bulunduğu yerdeki asliye hukuk mahkemesi görevli kılınmıştır.
Yola Terk Şartına Karşı Dava Açma Süresi
Belediyenin yola terk şartı getiren encümen kararı, şartlı imar durumu belgesi veya ruhsat verilmemesine ilişkin ret işlemi gibi idari işlemlerin iptali amacıyla idare mahkemelerinde açılacak davalarda genel dava açma süresi uygulanmaktadır.
Bu süre, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu gereğince, yola terk şartı içeren idari işlemin ilgiliye yazılı olarak tebliğ edildiği tarihi izleyen günden itibaren altmış 60 gündür. Ancak, yola terk şartının kamulaştırmasız el atma niteliği taşıdığı ve adli yargıda bedel davası açılacağı durumlarda, fiili el atmaya dayalı tazminat talepleri hak düşürücü veya zamanaşımı süresine tabi bulunmamaktadır.
Yola Terk Şartına Karşı Yürütmenin Durdurulması Talep Edilebilir Mi?
Belediye tarafından tesis edilen yola terk şartı işleminin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğma ihtimali ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması durumunda, açılacak iptal davasında yürütmenin durdurulması talep edilebilmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27. maddesi uyarınca, bu iki şartın birlikte gerçekleşmesi halinde idare mahkemesi tarafından yürütmenin durdurulması kararı verilebilmektedir. Yola terk işlemi tapu sicilinde geri dönülemez sonuçlar doğurabileceğinden, yürütmenin durdurulması müessesesi mülkiyet hakkının korunması bakımından kritik bir öneme sahiptir.
Yola Terk Şartının İptali Davasında Bilirkişi ve Keşif
Yola terk şartının iptali maksadıyla idare mahkemelerinde açılan davalarda, işlemin hukuka uygunluğu, taşınmazın konumu ve imar planı ile uyumunun teknik boyutu değerlendirildiğinden, mahkemece genellikle re’sen veya talep üzerine keşif ve bilirkişi incelemesine karar verilmektedir.
Mahkeme heyeti tarafından taşınmaz mahallinde gerçekleştirilen keşif esnasında, harita, şehir ve bölge planlama uzmanlarından oluşan bilirkişi kurulu marifetiyle alan incelemesi yapılmaktadır. Bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen rapor, yola terk şartının mevzuata ve orantılılık ilkesine uygun olup olmadığının tespitinde hakime teknik dayanak sağlamakta ve hükme esas teşkil etmektedir.

Danıştay Kararlarında Bedelsiz Yola Terk Şartı
Danıştay 6. Dairesinin 2024/5841 E. Ve 2025/7275 K. Sayılı İlamı
Danıştay 6. Dairesi’nin 2024/5841 E., 2025/7275 K. sayılı kararında; Muğla İli, Bodrum İlçesi, Yalıkavak Mahallesi’nde bulunan ve Hazine mülkiyetindeki taşınmaza ilişkin Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanan 1/5000 ve 1/1000 ölçekli imar planlarının iptali istemiyle dava açılmıştır. Konu taşınmazın bir kısmının 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı sınırları içerisinde kalması sebebiyle daha önce tesis edilen imar planlarının yargı kararlarıyla iptal edildiği tespit edilmiştir.
İdarenin, yargı kararının gereğini yerine getirmek amacıyla sit alanında kalan kısmı ifraz ederek ve bir kısmını yola/parka terk ettirerek parselasyon işlemi tesis ettiği, ancak taşınmazın kalan kısmına parçacıl olarak yeniden ticaret-konut kullanımı getirdiği görülmüştür. Yüksek Mahkeme, Anayasa’nın 138. ve 2577 sayılı Kanun’un 28. maddesi uyarınca yargı kararlarına uyma zorunluluğuna vurgu yaparak, 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı ile bitişik konumdaki taşınmazın bütüncül bir planlama anlayışıyla ve koruma kurulunun sit alanına olası etkileri değerlendiren görüşü alınmaksızın parçacıl şekilde planlanmasını hukuka aykırı bulmuştur. Kararda ayrıca, özelleştirme imar planlarının çevredeki onaylı planlarla bütünleştirilmeden ve alt/üst yapı dengesi gözetilmeden mevzi nitelikte yapılmasının planlama esaslarına aykırı olduğu belirtilerek dava konusu imar planlarının iptaline karar verilmiştir.
Danıştay 6. Dairesinin 2023/1839 E. Ve 2025/7023 K. Sayılı İlamı
Danıştay 6. Dairesi’nin 2023/1839 E., 2025/7023 K. sayılı kararında; Adana İli, Seyhan İlçesi’nde bulunan 4500 m²’lik Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmazın da dâhil edildiği alanda 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 18. maddesi ile 2981 sayılı Kanun’un Ek-1 maddesi uyarınca parselasyon yapılmasına ilişkin belediye encümeni kararının iptali istenmiştir.
Yüksek Mahkeme, kadastro veya imar çalışmaları esnasında “çakıllı dere yatağı ve yol” niteliğinde olduğu belirlenen alanların Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olması sebebiyle parselasyona dâhil edilmesi durumunda ihdasen Hazine adına tescil edilmesinin zorunlu olduğunu; bu işlem yapılmaksızın yürütülen parselasyonun hukuka aykırı olduğunu belirtmiştir. Ayrıca, 2981 sayılı Kanun’un Ek-1 maddesinin uygulanabilmesi için idarece 09/05/1985 tarihinden önce resmi kurumlarca onaylanmış özel bir parselasyon veya tapuya şerh edilmiş rızai taksim sözleşmesinin bulunması gerektiği, bu şartlar oluşmadan tesis edilen parselasyon işleminin sakatlandığı ifade edilerek davanın reddi yönündeki Bölge İdare Mahkemesi kararı bozulmuştur.
Danıştay 6. Dairesinin 2022/1427 E. Ve 2025/4967 K. Sayılı İlamı
Danıştay 6. Dairesi’nin 2022/1427 E., 2025/4967 K. sayılı kararında; Adana İli, Kozan İlçesi’nde bulunan taşınmazı kapsayan 1/5000 ölçekli nazım imar planı, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ve bu planlar doğrultusunda tesis edilen parselasyon işlemlerine ilişkin belediye encümeni kararlarının iptali istenmiştir. Yüksek Mahkeme, imar planlarına yönelik temyiz istemini reddederek alt mahkemenin planların hukuka uygun olduğuna ilişkin kararını onamıştır.
Ancak parselasyon işlemine ilişkin incelemede; düzenleme sahasındaki bazı kadastro parsellerinden Düzenleme Ortaklık Payı (DOP) kesintisi yapılmadığı, semt pazarı ve ilköğretim alanı gibi kamu donatısına ayrılan alanların DOP hesabına dâhil edilmediği, önceki yargı iptali nedeniyle kök kadastro parsellerine dönülmesi gerekirken bu usule uyulmadığı ve koşulları oluşmadığı halde 2981 sayılı Kanun’un Ek-1 maddesinin uygulandığı tespit edilmiştir. Bu gerekçelerle, hatalı DOP hesabı ve usulsüz parselasyon uygulaması içerdiği anlaşılan belediye encümeni kararlarına yönelik davanın reddi kararı bozulmuştur.
Danıştay 6. Dairesinin 2023/1473 E. Ve 2025/1933 K. Sayılı İlamı
Danıştay 6. Dairesi’nin 2023/1473 E., 2025/1933 K. sayılı kararında; Ordu İli, Ünye İlçesi’nde bulunan taşınmazları kapsayan alanda 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 18. maddesi uyarınca parselasyon yapılmasına ilişkin Ordu Büyükşehir Belediye Encümeni kararlarının ve bu kararlara yapılan itirazın reddi işleminin iptali istenmiştir.
Yüksek Mahkeme yetki yönünden yaptığı incelemede; 5216 sayılı Kanun uyarınca imar uygulaması yapma yetkisinin kural olarak ilçe belediyelerine ait olduğunu, büyükşehir belediyelerinin ise yalnızca kanunla kendilerine verilen özel görev ve hizmetlerin gerektirdiği sınırlar dâhilinde doğrudan parselasyon yapabileceğini vurgulamıştır. Somut olayda ise büyükşehir belediyesinin yetkisini, sadece kendi mülkiyetindeki veya hizmetindeki alanlarla sınırlı tutmayıp üçüncü kişilere ait taşınmazları da kapsayacak şekilde geniş bir alanda doğrudan kullandığı ve düzenleme sınırının usulsüz belirlendiği tespit edilmiştir. Bu gerekçelerle, yetki aşımı içeren parselasyon işlemine karşı açılan davanın reddi kararı bozulmuştur.
Danıştay 6. Dairesinin 1992/4612 E. Ve 1993/5197 K. Sayılı İlamı
Danıştay 6. Dairesi’nin 1992/4612 E., 1993/5197 K. sayılı kararında; davacının, parsellerini birleştirmek amacıyla daha önce bedelsiz olarak yola terk ettiği taşınmazın, imar planı değişikliği sonrasında yol fazlası haline gelmesi üzerine bedelsiz olarak tarafına iadesi/devri istemiyle yaptığı başvurunun reddine ve bedel karşılığı satışının uygun olacağına ilişkin belediye encümeni kararının iptali istenmiştir.
Yüksek Mahkeme, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 17. maddesi kapsamında yaptığı hukuki incelemede; imar uygulamaları neticesinde kamu hizmetine ayrılan ancak plan değişiklikleriyle kapanan yol veya yol artığı haline gelen yerlerin eski maliklerine bedelsiz olarak iade edileceğine dair kanunda bir hüküm bulunmadığını vurgulamıştır. Mevzuatın, bu tür müstakil inşaata elverişli olmayan yol artıklarının imar planına uygunluğu sağlamak amacıyla komşu parsel sahibine bedel takdiri suretiyle satışına imkân tanıdığını belirten Daire, bedelsiz terk edilmiş olsa dahi bu alanların iadesinin bedelsiz yapılamayacağına hükmederek davanın iptali yönündeki İdare Mahkemesi kararını bozmuştur.
Danıştay 6. Dairesinin 1989/901 E. Ve 1990/477 K. Sayılı İlamı
Danıştay 6. Dairesi’nin 1989/901 E., 1990/477 K. sayılı kararında; davacıların daha önce rızaen ifraz işlemi sırasında taşınmazlarının %14’lük kısmını yola terk ettikleri, daha sonra bu alanın da dâhil edildiği parselasyon uygulamasında ise bölgedeki genel kesinti oranı %23 olarak belirlenmesine rağmen davacılardan tekrar bu oranda tam kesinti yapılmasını içeren parselasyon planının iptali istenmiştir.
Yüksek Mahkeme yaptığı hukuki değerlendirmede; 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 18. maddesine ilişkin Yönetmelik hükümleri uyarınca, daha önce ifraz edilerek bedelsiz terk yapılmış parsellerden parselasyon sırasında tekrar kesinti yapılacaksa, önceki terk oranının bölgedeki nihai Düzenleme Ortaklık Payı (DOP) oranına tamamlanması gerektiğini belirtmiştir. Somut olayda düzenleme sahasındaki genel kesinti oranı %23 olarak uygulandığından, önceden %14 terk yapmış olan davacılardan yalnızca aradaki fark (%9) kadar tamamlama kesintisi yapılması gerekirken yeniden %23 oranında kesinti yapılmasını hukuka aykırı bulmuş ve davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararını bozarak parselasyon işleminin davacılara ait kısmını iptal etmiştir.
Danıştay 6. Dairesinin 2007/9377 E. Ve 2009/9874 K. Sayılı İlamı
Danıştay 6. Dairesi’nin 2007/9377 E., 2009/9874 K. sayılı kararında; 2981 sayılı Kanun’un 10/c maddesi uyarınca 1986 yılında tesis edilen ıslah imar planı parselasyonu sonucunda, oluşan imar parseli üzerinde ana parsel maliki lehine tesis edilen ipoteğin ve söz konusu parselasyon işleminin iptali istemiyle 2005 yılında açılan dava konu edilmiştir. Davacı, söz konusu taşınmazı 2005 yılında tapudaki ilk malikten rızasıyla satın almış ve üzerindeki ipotek şerhini gerekçe göstererek parselasyon işleminin iptalini talep etmiştir.
Yüksek Mahkeme usul yönünden yaptığı incelemede; bir taşınmazın satış yoluyla el değiştirmesinin, yeni malik için taşınmazın oluşumuna dayanak teşkil eden eski parselasyon işlemine karşı dava açma süresini yeniden başlatmayacağını vurgulamıştır. Davacının, üzerindeki ipotek şerhini bilerek ve rızasıyla taşınmazı satın alması sebebiyle önceki malik döneminde gerçekleşen işleme karşı dava açma süresini geçirdiğini (süre aşımı bulunduğunu) belirten Daire, işin esasına girerek iptal kararı veren İdare Mahkemesi kararını bozmuştur.
Danıştay 6. Dairesinin 2003/493 E. Ve 2004/3850 K. Sayılı İlamı
Danıştay 6. Dairesi’nin 2003/493 E., 2004/3850 K. sayılı kararında; davacının daha önce gerçekleştirdiği tevhid ve ifraz işlemi sırasında taşınmazının bir kısmını yola terk ettiği, bir kısmını da “yeşil alan” olarak hibe ettiği, daha sonra yapılan parselasyon uygulamasında ise idarece yalnızca yola terk edilen kısmın dikkate alınarak tamamlama kesintisi yapıldığı, hibe edilen yeşil alanın ise Düzenleme Ortaklık Payı (DOP) hesabından düşülmediği gerekçesiyle açılan parselasyon iptal davası incelenmiştir.
Yüksek Mahkeme yaptığı hukuki değerlendirmede; 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 18. maddesi uyarınca umumi hizmet alanları için alınan DOP kesintilerinde, yol veya yeşil alan için yapılan terklerin aynı kamusal amaca hizmet ettiğini vurgulamıştır. İşlemin adının “hibe” olmasının yapılan terkin niteliğini değiştirmeyeceğini belirten Daire, tevhid ve ifrazı sağlamak amacıyla aynı tarihte yapılan bu hibenin de DOP hesabından düşülmesi gerektiğini ifade etmiş ve davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararını bozmuştur.
Yola Terk Edilen Alanın Amacı Dışında Kullanılması
Yola terk işlemi, imar planında yol, park veya yeşil alan gibi kamusal kullanım gereksinimlerini karşılamak amacıyla gerçekleştirilen şartlı ve amacı belirli bir hukuki tasarruftur. İdarenin terk edilen bu alanı imar planındaki kamu yararı amacından saptırarak ticari amaçla kiralaması, üçüncü kişilere devretmesi, üzerine gelir getirici tesis inşa etmesi veya otopark olarak işleterek harç/ücret tahsil etmesi hukuka aykırılık teşkil etmektedir.
Terk niteliğinin ihlal edilmesi durumunda, mülkiyet hakkının özüne müdahale edilmiş sayılmakta ve idarenin hukuki sorumluluğu doğmaktadır.
Yola Terk Edilen Taşınmazın Geri Alınması Mümkün Mü?
Yola terk edilen alanın imar planı değişikliği neticesinde kamu hizmetinden çıkarılması, idarece amacı dışında kullanılması veya terk amacının ortadan kalkması hallerinde taşınmazın eski maliki tarafından geri alınması hukuken mümkündür. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 35. maddesi ve kıyasen uygulanan içtihatlar çerçevesinde, terkin yapıldığı amacın gerçekleşmemesi veya idarece kamu yararı amacına aykırı hareket edilmesi durumunda malik, tapu kaydının terki ile alanın adına tescilini talep edebilmektedir.
Şayet taşınmazın aynen iadesi fiziken veya hukuken mümkün değilse, taşınmazın güncel bedelinin tazminat olarak ödenmesi hususunda idari ve adli yargı mercilerine başvurulabilmektedir.
Belediyenin Yola Terk Şartına Karşı Dava Dilekçesinde Nelere Yer Verilmelidir?
Belediyenin yola terk şartı işlemine karşı açılacak iptal davası dilekçesinde, öncelikle görevli ve yetkili idare mahkemesinin adı belirtilmeli; davacı malik ile davalı belediyeye ait kimlik, adres ve unvan bilgilerine tam olarak yer verilmelidir. Dilekçenin içeriğinde; iptali istenen idari işlemin (encümen kararı, şartlı imar belgesi veya ruhsat reddi) tarihi, sayısı ve tebliğ tarihi net bir şekilde yazılmalı, işlemin Anayasa’nın mülkiyet hakkına ilişkin ilkelerine, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 15. ve 16. maddelerine ve ölçülülük/orantılılık ilkelerine aykırı olduğu somut verilerle açıklanmalıdır.
Ayrıca, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç zararların doğacağı vurgulanarak yürütmenin durdurulması talebinde bulunulmalı; tapu kayıtları, imar durumu belgeleri, imar planı örnekleri ve yazışmalar delil listesinde gösterilmelidir.
İdare Hukuku hakkında daha fazla bilgiye ve hukuki danışmanlık için ilgili bağlantıları takip edebilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular
Belediye Yola Terk Yapmaya Zorlayabilir Mi?
Belediye, taşınmaz sahibinin herhangi bir yapılaşma, parselasyon veya imar işlemi talebi bulunmaksızın tek taraflı olarak yola terk yapmaya zorlayamamaktadır. Yola terk işlemi, ancak malikin idareden ifraz, tevhit veya yapı ruhsatı gibi bir imar hakkı talebinde bulunması halinde bir şart olarak ileri sürülebilmektedir. Malikin rızası veya talebi olmaksızın yapılan zorunlu terk uygulamaları hukuka aykırı olup mülkiyet hakkının ihlali niteliğindedir.
Yola Terk Yapmadan İnşaat Ruhsatı Alınabilir Mi?
İmar planında yola veya umumi hizmet alanına isabet eden kısımları bulunan bir taşınmaz için yola terk işlemi gerçekleştirilmeden inşaat ruhsatı alınamamaktadır. 3194 sayılı İmar Kanunu gereğince yapı ruhsatı verilebilmesi için parselin imar planına uygun hale getirilmesi ve yola cephesinin sağlanması hukuki bir zorunluluktur. Terk işlemi tamamlanmadığı sürece idarece yapı ruhsatı düzenlenmemektedir.
Belediye Bedelsiz Yola Terk İsteyebilir Mi?
Belediye, imar planının uygulanması ve taşınmazın yapılaşmaya uygun hale getirilmesi amacıyla malikin talebine bağlı olarak bedelsiz yola terk isteyebilmektedir. Ancak bu talep, yalnızca imar planındaki kamu alanlarına isabet eden orantılı kısımlar için ve malikin imar hakkı kazanması karşılığında geçerlidir. Malik rızası olmadan veya orantısız alan kayıpları yaratacak şekilde bedelsiz terk istenmesi hukuka aykırılık teşkil etmektedir.
Yola Terk Şartı Hukuka Uygun Mudur?
Yola terk şartı, imar planına uygun kentleşmenin sağlanması amacıyla ve kanunun belirttiği sınırlar dâhilinde ileri sürüldüğü takdirde hukuka uygundur. Şartın hukuka uygun kabul edilebilmesi için taşınmaz sahibinin idareden bir imar işlemi talep etmiş olması, terk istenen alanın imar planında umumi hizmete ayrılmış bulunması ve orantılılık ilkesine riayet edilmesi gerekmektedir. Bu unsurları taşımayan terk şartları idari yargıda iptal konusudur.
Yola Terk Edilen Yer İçin Bedel Talep Edilebilir Mi?
Rıza ile ve imar hakkı elde etmek amacıyla yapılan bedelsiz yola terk işlemlerinde sonradan bedel talep edilmesi kural olarak mümkün değildir. Ancak terkin malikin özgür iradesine dayanmadığı, idarece zorunlu tutulduğu veya orantısız alan kaybına yol açarak kamulaştırmasız el atma boyutuna ulaştığı durumlarda adli yargıda tazminat ve bedel davası açılabilmektedir.
Yola Terk İle Kamulaştırma Arasındaki Fark Nedir?
Yola terk işlemi, malikin talebi üzerine parsel bazında ve kural olarak bedelsiz olarak kamuya devir şeklinde gerçekleşen idari bir süreçtir. Kamulaştırma ise idarenin kamu yararı amacıyla özel mülkiyetteki bir taşınmaza malikin rızası aranmaksızın ve nakden/peşin bedelini ödeyerek el koyması işlemidir. Yola terk bireysel imar taleplerine bağlı iken kamulaştırma idarenin re’sen yürüttüğü bedelli bir satın alma usulüdür.
Yola Terk İle Düzenleme Ortaklık Payı (DOP) Aynı Şey Midir?
Yola terk ile Düzenleme Ortaklık Payı (DOP) aynı şey değildir. Yola terk, malikin başvurusu üzerine parsel ölçeğinde yürütülen ve rızaya dayanan bir işlem niteliğindedir. DOP ise 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 18. maddesi uyarınca idarece bölge genelinde re’sen yürütülen imar uygulamalarında tüm taşınmazlardan eşit ve kanuni oranlarla (en fazla %45) yapılan karşılıksız kesintidir.
Daha Önce Yola Terk Yapılmış Bir Taşınmazdan Tekrar Terk İstenebilir Mi?
Daha önce usulüne uygun olarak yola terk işlemi yapılmış bir taşınmazdan, aynı gerekçeyle veya yeni bir imar planı değişikliği ileri sürülerek yeniden bedelsiz terk talep edilememektedir. Hukuki güvenlik ve idari istikrar ilkeleri gereğince, bir taşınmazdan kamu yararı gerekçesiyle alınabilecek bedelsiz terk veya DOP oranı kanuni üst sınırı aşamaz. İlave alan ihtiyacı doğması halinde idarenin kamulaştırma yapması zorunludur.
Yola Terk Edilen Taşınmaz Geri Alınabilir Mi?
Yola terk edilen alanın imar planı değişikliği ile kamu hizmeti alanından çıkarılması, terk amacına uygun kullanılmaması veya üzerine idarece gelir getirici tesis inşa edilmesi hallerinde eski malik tarafından geri alınması mümkündür. Amacına aykırı kullanım durumunda tapu iptal ve tescil davası açılabileceği gibi, aynen iadenin mümkün olmaması halinde taşınmazın güncel rayiç bedeli idareden tazminat olarak talep edilebilmektedir.
