bosanmada-mal-paylasimi-davasi

BOŞANMADA MAL PAYLAŞIMI DAVASI

Boşanmada Mal Paylaşımı Nedir?

Boşanmada mal paylaşımı davası, eşlerin evlilik süresince edindikleri malların hangi esaslara göre bölüşüleceğini belirleyen bir hukuki süreçtir. Bu süreç, Türk Medeni Kanunu hükümleri ve Yargıtay uygulamaları çerçevesinde yürütülmektedir. Bu davada mal rejimi (özellikle edinilmiş mallara katılma rejimi), katkı payı, artık değer, kişisel mal, edinilmiş mal ayrımı ve ispat yükü gibi kavramlara açıklık getirilmelidir. İşbu makale ile boşanmada mal paylaşımının nasıl yapıldığı, hangi malların paylaşıldığı, hangilerinin paylaşılmadığı ve bu süreçte usule ilişkin dikkat edilmesi gereken noktalar açıklanmaktadır.

Boşanmada Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır?

Boşanma davasının açıldığı tarihte eşler arasındaki mevcut mal rejimi sona erer. Ancak eşler arasındaki mal rejiminin sona ermesi, malların kendiliğinden paylaşılacağı anlamına gelmez. Malların paylaşımı için eşlerden birinin mal rejiminin tasfiyesi talepli ayrı bir dava açması gerekmektedir. Bu davayı açarken, dava değerinin (paylaşımı istenen malların toplam değerinin) doğru gösterilmesi ve dava değeri üzerinden harç yatırılması gerekmektedir. Ancak mal paylaşımına ilişkin davada mahkemenin karar verebilmesi için boşanma kararının kesinleşmiş olması şarttır.

Başka bir ifadeyle boşanma davası sonuçlanıp karar kesinleşmeden mal rejiminin tasfiyesine (mal paylaşımına) dair davada hüküm verilemez. Bu nedenle boşanma davası ile aynı anda bir mal paylaşımı davası açıldığında, mal paylaşımı davası boşanma davasının sonucunu bekletici mesele yapılarak bekleyecektir. Boşanma kararı kesinleştikten sonra mal paylaşımı davası görülüp karara bağlanacaktır. 

Boşanmada mal paylaşımı davasının içeriği, eşler arasındaki mal rejimine göre farklılık gösterebilir. Türk Medeni Kanunu’na göre eşler arasında yasal mal rejimi olarak edinilmiş mallara katılma rejimi kabul edilmiştir. Bunun yanı sıra kanunda mal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı ve mal ortaklığı gibi farklı mal rejimleri de vardır. Uygulamada boşanmada mal paylaşımı kapsamında dört türlü talep veya davanın gündeme gelebildiği görülmektedir:

  1. Katkı Payı Alacağı Davası: Bu dava türü mülga 743 sayılı Medeni Kanunu döneminde (01.01.2002 öncesi) edinilen ve eşlerden biri adına kayıtlı mallarla ilgilidir. Örneğin, eşlerden biri diğerinin adına kayıtlı bir evin edinilmesine maddi katkı sağladığını ileri sürerek katkı payı alacağı talep edebilir. Mahkeme, taşınmazın edinildiği tarihteki değerine göre davacı eşin katkı oranını (yüzde olarak) belirler. Ardından bu oran, dava konusu malın dava tarihindeki güncel değeri ile çarpılarak katkı payı alacağı hesaplanır. Davacı eş katkısı nedeniyle yalnızca para alacağı talep edebilir, ayni bir hak talep edemez.

  2. Değer Artış Payı Davası: Bu dava, Türk Medeni Kanunu’nun 227. maddesi uyarınca düzenlenmiştir. Niteliği itibariyle katkı payı davasına benzemekle birlikte, 01.01.2002 tarihi ve sonrasında edinilen mallar veya bu dönemde mevcut bir mala yapılan katkılar için gündeme gelir. Eğer dava konusu mal 4721 sayılı TMK’nin yürürlükte olduğu tarihte (01.01.2002 ve sonrası) edinilmişse ya da o malda bu dönemde bir eşin katkısı mevcutsa, ortaya çıkan değer artışı oranında alacak talep edilebilir.Değer artış payı alacağı hesaplanırken, eşin katkı oranı ile malın tasfiye tarihindeki (karara en yakın tarihteki) piyasa değeri çarpılır. Eğer katkıda bulunulan mal değer kaybına uğramışsa, başlangıçtaki katkı tutarı esas alınır. Katkıda bulunulan mal evlilik bitmeden önce elden çıkarılmışsa, hakim değer artış payını hakkaniyete uygun biçimde belirleyecektir.

  3. Katılma Alacağı Davası: 4721 sayılı yeni Medeni Kanun ile yasal mal rejimi olarak edinilmiş mallara katılma rejimi kabul edilmiştir. Bu rejime göre her eşin evlilik birliği devam ettiği sürece elde ettiği mal varlığı değerleri edinilmiş mal sayılır. Evlilik öncesinde eşe ait mallar ile kanunen kişisel sayılanlar ise kişisel mal olarak nitelendirilir. Boşanma davası edinilmiş mallara katılma rejiminin sona ermesiyle birlikte, eşlerin edinilmiş mallarının yarı değerine katılma hakkı doğar. Buna artık değere katılma alacağı ya da sadece katılma alacağı ismi verilir. Bu davada, davacı eşin dava konusu mala katkıda bulunduğuna ilişkin ispat külfeti yoktur. Malların tasfiyesi sırasında, TMK m.229’a göre eklenmesi gereken değerler ve m.230’a göre denkleştirmeler dikkate alınır. Eşlerin borçları çıkarıldıktan sonra kalan tutar artık değer olarak adlandırılır. Kural olarak, her bir eş artık değerin yarısına hak kazanır. 

  4. Olağanüstü Mal Rejimine Geçiş Davası: Bu dava, yukarıda bahsedilen üç dava türünden farklı olarak bir alacak davası değildir. Sadece mevcut mal rejimini değiştirmek amacıyla açılır. Örneğin eşlerden birinin sürekli olarak ayırt etme gücünü yitirmesi (akıl hastalığı gibi) veya bir eşin mal varlığının borca batık olması hallerinde, diğer eş mevcut mal rejiminin mal ayrılığı rejimine (olağanüstü mal rejimi) dönüştürülmesi için mahkemeye başvurabilir. Hakim, şartlar gerçekleşmişse mevcut mal rejiminin kaldırılmasına ve yerine mal ayrılığı rejimine geçilmesine karar verir.

Not: Eğer eşler bir mal rejimi sözleşmesi ile mal ayrılığı, mal ortaklığı gibi farklı bir rejim seçmişlerse mal paylaşımı, o rejimin kurallarına göre yapılır. Örneğin mal ayrılığı rejiminde her eş kendi malını alır. Mal ortaklığı rejiminde ortak mallar kanundaki esaslara göre bölüştürülür. Bu sebeple mal paylaşımı yapılmadan önce mal paylaşımı yapılacak esasın (mal ayrılığı, mal ortaklığı, edinilmiş mallara katılma rejimi gibi) doğru belirlenmesi gerekmektedir.

Çekişmeli Boşanmada Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır?

Çekişmeli boşanmada mal paylaşımı davası, boşanma davası ile birlikte açılabilir. Özellikle çekişmeli boşanmalarda bu yöntemin tercih edilmesinin en önemli nedeni, mal kaçırma riskinin önüne geçmektir. Eşlerden birinin, boşanma sürecinde malvarlığını devretmesi, gizlemesi veya elden çıkarması ihtimali oldukça yüksektir. Bu riskin bertaraf edilmesi için mal paylaşımı davası açılırken ihtiyati tedbir talep edilmesi mümkündür. Mahkeme, uygun görmesi halinde taşınmazlara satış yasağı konulmasına, banka hesaplarının bloke edilmesine veya şirket paylarının devrinin engellenmesine karar verebilir. Bu tedbirler, ileride verilecek tasfiye kararının etkisiz kalmasını önlemek açısından son derece önemlidir.

Bununla birlikte, mal paylaşımı davası boşanma davası ile birlikte açılmış olsa dahi, mahkemenin mal rejiminin tasfiyesine ilişkin nihai karar verebilmesi için boşanma hükmünün kesinleşmesi gerekir. Zira mal rejiminin sona erme anı hukuken boşanma kararının kesinleştiği tarihtir. Bu nedenle mal paylaşımı davası açılmış olsa bile, mahkeme dosyayı bekletici mesele yaparak boşanma davasının sonucunu bekler. Boşanma kararı kesinleştikten sonra ise mal rejiminin tasfiyesine ilişkin yargılama kaldığı yerden devam eder.

Çekişmeli boşanmada mal paylaşımı adım adım aşağıdaki şekilde özetlenebilir:

1-İlk aşamada hangi malın paylaşılacağı, hangisinin paylaşılmayacağı sorusunu netleştirilir. Mal rejiminin sona erme tarihi (boşanma davasının açıldığı tarih) esas alınır. Eşlerin adına kayıtlı tapu kayıtları, araç kayıtları, banka/kripto/menkul hesapları, şirket ortaklıkları, SGK-maaş kayıtları, kredi/borç ilişkileri tespit edilir. Her bir kalem için malın niteliği (edinilmiş mal, kişisel mal) belirlenir.

2-İkinci aşamada mahkeme hesap bilirkişisi aracılığıyla paylaşılacak malın parasal değerini ve tarafların alacaklarını hesaplar. Paylaşım konusu mallar içinde gayrimenkul varsa gayrimenkul değerleme raporu alınır. Malların tasfiye tarihindeki rayiç değeri esas alınır. 

Ardından alacak kalemleri belirlenir:

  • Katılma alacağı: edinilmiş malların artık değerinin kural olarak yarısı üzerinden talep edilir.
  • Değer artış payı alacağı: eşlerden biri diğerinin malına katkı yaptıysa (ör. diğer eş adına kayıtlı eve ödeme yaptıysa) gündeme gelir.
  • Denkleştirme / iade: kişisel maldan edinilmiş mala veya tersine aktarımlar varsa hesaplanır.
  • Varsa borçlar da hesaba katılır (kredi, ipotek vb.). Bu hesaplamanın sonunda mal paylaşımı yapılacak bütün alacaklar belirlenmiş olur.

Anlaşmalı Boşanmada Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır?

Anlaşmalı boşanmada mal paylaşımının yapılması zorunlu değildir. Taraflar boşanmanın mali sonuçları ve çocuklara ilişkin hususlarda anlaşmak zorunda olmakla birlikte, mal rejiminin tasfiyesi konusunda anlaşma sağlamak hukuken bir geçerlilik şartı değildir. Yani eşler isterlerse boşanma protokolünde mal paylaşımını da düzenleyebilir, isterlerse bu konuyu tamamen dışarıda bırakabilirler.

Anlaşmalı boşanmada mal paylaşımı konusunda anlaşma yapılmamışsa bu durumda boşanma kararı kesinleştikten sonra mal paylaşımı davası açılması mümkündür. Çünkü mal rejiminin tasfiyesi, boşanmanın fer’i değil, ayrı bir hukuki taleptir ve boşanma ile kendiliğinden ortadan kalkmaz. Ancak taraflar protokolde mal paylaşımını açıkça düzenlemiş ve karşılıklı olarak bu konuda tüm haklarından feragat ettiklerini belirtmişlerse, sonradan dava açılması mümkün değildir.

Uygulamada tarafların hazırladıkları anlaşmalı boşanma protokolüne mal paylaşımıyla ilgili hükümler koymaları mümkündür. Protokolde hangi taşınmaz veya araçların kime bırakılacağı, banka hesaplarında biriken paranın nasıl bölüşüleceği gibi hususlar ayrıntılı olarak belirtilebilir. Hakim, protokolün kanuna uygun ve tarafların özgür iradesine dayandığını tespit ederse onaylar ve anlaşmalı boşanmaya karar verir. Protokolde mal paylaşımına dair hükümler bulunuyorsa, boşanma sonrası paylaşım bu hükümlere göre yapılır. Eğer taraflar protokolde birbirlerinden mal talep etmeyeceklerini belirtmişlerse, daha sonra mal paylaşımı davası açamazlar.

Anlaşmalı boşanma protokolünde mal paylaşımına ilişkin herhangi bir hüküm yoksa olmaması boşanmaya engel olmaz ve hakim anlaşmalı boşanmaya karar verir. Bu durumda eşler, boşanma sonrasında 10 yıllık yasal süre içinde mal rejiminin tasfiyesi davası açarak evlilik birliği içinde edinilmiş malların paylaşılmasını talep edebilirler.

Boşanmada Hangi Mallar Paylaşılır? 

Boşanmada mal paylaşımı yapılırken temel esas, evlilik süresi içinde edinilen malların paylaşılmasıdır. Türk Medeni Kanunu uyarınca yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi kapsamında, eşlerin evlilik devam ederken emekleri, gelirleri veya ortak yaşamın ekonomik katkısıyla elde ettikleri malvarlığı değerleri paylaşım konusu olur. Burada önemli olan, malın kimin adına kayıtlı olduğundan ziyade, ne zaman ve hangi ekonomik katkıyla edinildiğidir.

Bu kapsamda, eşlerin çalışarak kazandıkları gelirler ile bu gelirler kullanılarak elde edilen tüm ekonomik değerler tasfiye sürecinde dikkate alınır. Evlilik süresi boyunca oluşan birikimler, yatırımlar ve kazanımlar ortak yaşamın sonucu kabul edildiğinden paylaşım kapsamına girer.

Boşanmada paylaşılacak başlıca mallar şunlardır:

  • Maaş ve çalışma karşılığı elde edilen gelirler
  • Bu gelirlerle alınan ev, arsa ve diğer taşınmazlar
  • Araçlar (otomobil, motosiklet vb.)
  • Banka hesaplarındaki birikimler
  • Altın, döviz ve yatırım araçları
  • Bireysel emeklilik birikimleri
  • Kira gelirleri
  • Ticari faaliyetlerden elde edilen kazançlar
  • Şirket ortaklık payları
  • Evlilik süresince yapılan tasarruflar ve yatırımlar

Bu mallar, evlilik süresince edinilmiş olmaları halinde mal paylaşımına dahil edilir.

Boşanmada Hangi Mallar Paylaşılmaz?

Boşanmada mal paylaşımı yapılırken, Türk Medeni Kanunu’nda sayılan kişisel mallar tasfiyeye dahil edilmez. Kişisel mallar ve bu malların yerine geçen değerler şunlardır:

  • Evlilik öncesi malvarlığı: Eşlerin evlenmeden önce sahip oldukları mal, para ve haklar kişisel maldır ve paylaşılmaz.
  • Miras veya bağış yoluyla elde edilenler: Evlilik sırasında miras kalan veya bağışlanan malvarlığı değerleri kişisel mal olarak kabul edilir.
  • Manevi tazminat alacakları: Eşin manevi zarar nedeniyle kazandığı tazminat alacakları kişisel mal sayılır.
  • Kişisel kullanım eşyaları: Eşlerin sadece kişisel kullanımına hizmet eden giysi, takı vb. eşyaları kişisel maldır.
  • Kişisel mal yerine geçen değerler: Bir kişisel mal satılıp yerine yenisi alındığında, alınan yeni mal da kişisel mal sayılır (örneğin evlilik öncesi araba satılıp yenisinin alınması).
  • Kişisel mal borçları: Eşlerin evlilik öncesine ait borçları veya kişisel mallarına ilişkin borçları, mal paylaşımında diğer eşe ortak borç olarak yansımaz.

Dolayısıyla mal rejiminin tasfiyesi yapılırken her bir malın niteliği (kişisel mi edinilmiş mi olduğu), nasıl ve ne zaman elde edildiği, hangi kaynaktan geldiği dikkatle değerlendirilir. Bu değerlendirme sonucunda kişisel mallar ayrıştırılır ve yalnızca edinilmiş malların paylaşımı gerçekleştirilir.

Boşanmada Mal Paylaşımı Davası Ne Kadar Sürer?

Mal paylaşımı davası genellikle ilk derece mahkemesinde 1-2 yıl içinde sonuçlanır. Ancak tarafların malvarlığı çok kapsamlı ise, değer tespiti için bilirkişi raporları, tapu ve banka kayıtlarının incelenmesi, tanık dinlenmesi gibi işlemler süreci uzatabilir. Özetle, malvarlığı unsurları az ve anlaşmazlık konusu sınırlıysa dava daha kısa sürede bitebileceği gibi, malvarlığı geniş ve hesaplamalar karmaşık ise yargılama da aynı oranda uzun sürebilmektedir.

Boşanmada Mal Paylaşımı ve Nafaka

Mal paylaşımı davası ile nafaka talepleri doğrudan birbirine bağlı olmamakla birlikte, her ikisi de boşanmanın ekonomik sonuçları kapsamında değerlendirilebilir ve birbirlerini dolaylı şekilde etkileyebilirler. Nafaka, boşanma nedeniyle ekonomik zorluk yaşayacak eş veya çocuk lehine hükmedilen maddi destek ödemesidir.

Örneğin yoksulluk nafakası, boşanma sonrası yoksulluğa düşecek ve boşanmada daha az kusurlu olan eş lehine takdir edilir. İştirak nafakası ise müşterek çocukların bakım ve eğitim giderlerini karşılamak amacıyla, velayet kendisine verilmeyen ebeveyn tarafından ödenir. Nafaka miktarı belirlenirken eşlerin gelir durumu, evlilik süresince sürdürülen yaşam standardı, çocukların ihtiyaçları ve tarafların kusur durumu gibi hususlar dikkate alınır.

Mal paylaşımı ise evlilik süresince edinilen malların, edinilmiş mallara katılma rejimi kurallarına göre tasfiye edilmesidir. Bu süreçte eşlerin evlilik birliği içinde edindikleri taşınır ve taşınmaz mallar, banka mevduatları, araçlar ve benzeri edinimler kural olarak eşit şekilde paylaşılır. Kişisel mallar ise tasfiye dışında tutulur.

Mal paylaşımı ile nafaka arasında doğrudan bir bağlantı bulunmasa da, boşanmanın bu iki ekonomik sonucu bazen birbirini etkileyebilir. Örneğin, eşlerden birinin mal paylaşımı neticesinde yüksek bir değer elde etmesi, o eşin yoksulluk nafakası ihtiyacını tamamen ortadan kaldırmasa bile nafaka miktarının belirlenmesinde etkili olabilir.

Boşanmada Mal Paylaşımı Çocuğa Verilir Mi?

Boşanmada mal paylaşımı, yalnızca eşler arasında yapılan bir tasfiye işlemidir. Çocuklar bu paylaşımın tarafı değildir. Evlilik birliği sona erdiğinde, müşterek çocukların yararı için velayet kendisine verilmeyen eş aleyhine iştirak nafakası ödenmesine karar verilebilir. Ancak evlilik sürecinde edinilen malvarlığı değerlerinin boşanma ile doğrudan çocuğa devredilmesi söz konusu olmaz. Eşler kendi arzu ve iradeleriyle, nadiren de olsa, mal paylaşımı protokolünde belirli bir malı çocuklarına bırakma konusunda anlaşabilirler. Fakat bu durum tamamen tarafların isteğine bağlıdır.

Boşanmada Mal Paylaşımı Davası Ne Zaman Açılır? 

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 09.02.2021 tarihli kararında da şöyle denilmiştir:

“Mal rejiminin tasfiyesi davalarında zamanaşımı süresi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 146. maddesine göre, on yıl olarak kabul edilmektedir. Yargıtay’ın ve Dairemizin görüşü bu yöndedir.” (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2020/4874, K. 2021/1086, T. 09.02.2021)

Bu içtihatlar ışığında, boşanmada mal paylaşımı taleplerinin boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren 10 yıl içinde ileri sürülmesi gerektiği açıktır.

Boşanmada Ağır Kusurlu Eş Bakımından Mal Paylaşımı

Türk Medeni Kanunu’nun 236. maddesi, boşanmada ağır kusurlu eşin mal paylaşımındaki durumuna dair özel bir düzenleme getirmiştir. Bu düzenlemeye göre, boşanmanın zina veya hayata kast nedenine dayanması halinde hakim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranını hakkaniyete uygun olarak azaltabilir ya da tamamen kaldırabilir. Uygulamada hakimler bu hükmü temkinli uygulamakta ve çok nadir haller dışında kusurlu eşin artık değerden alacağı payı tamamen kaldırmamaktadır. Ancak somut olayın koşullarına göre, özellikle zina durumunda, kusurlu eşin edinilmiş mallara katılma alacağına düşen payında indirim yapılması mümkündür.

Boşanmada Mal Kaçırma Nasıl Önlenir?

Boşanma sürecinde eşlerden birinin malvarlığını üçüncü kişilere aktarması veya gizlemesi (mal kaçırma) riski varsa, boşanma veya mal paylaşımı davası açılırken ihtiyati tedbir talep edilerek bu durum önlenebilir. Mahkeme, sunulan delillerle bu riskin varlığını yaklaşık olarak ispat eden eş lehine, davalı eşin taşınmazlarına, araçlarına ve banka hesaplarına dava süresince tedbir koyabilir. Bu sayede davalı, yargılama boyunca bu malları elden çıkaramaz ve paylaşım aşamasında mevcut malvarlığı korunmuş olur.

Boşanmada Mal Paylaşımı Yargıtay Kararları

Yabancı Ülkede Verilen Mal Paylaşım Kararının Türkiye’de Uygulanması Hakkında

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2010/2915 Esas , 2011/95 Karar
Mahkemece, tanıma ve tenfiz dosyasında mal rejimi yönünden de hüküm kurulduğu ve bu sebeple kesin hüküm bulunduğu gerekçesi ile yazılı şekilde davanın reddine ilişkin hüküm kurulmuş ise de; az yukarıda detaylı olarak açıklanan … ….Aile Mahkemesinin ……..2009 tarihinde kesinleşen 2008/379 Esas 2009/289 Karar sayılı ilamında, sadece boşanmaya ilişkin hüküm bölümü tanınmış, taşınmazın paylaşımı yönündeki kararın tanınmasına yönelik tanıma veya tenfiz kararı verilmemiştir. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanunun 50/… ve 59. maddeleri gereğince, hüküm mal paylaşımı yönünden Türk Mahkemesince tanınmadığından icra edilebilecek, kesin hüküm veya kesin delil oluşturabilecek nitelikte değildir. Bu ilkelerin mahkemece gözardı edilmesi olanağı yoktur. Tenfizine karar verilen yabancı ilamlar Türk Mahkemelerinden verilmiş ilâmlar gibi icra olunur ( MÖHUK. m. 57/…). Bundan ayrı “Yabancı mahkeme ilamının kesin delil veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi yabancı ilamın temyiz şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine bağlıdır (MÖHUK. m. 58/…).” Tüm bunlar ve MÖHUK m…. gözönünde tutularak tenfiz kararı veren mahkemece mal paylaşımını öngören yabancı mahkeme kararı ile ilgili bir hüküm kurulmamış, tanıma veya tenfiz kararı verilmemiştir. Mahkemece, yabancı mahkeme kararının bir bölümü ile ilgili kesin hüküm ve kesin delil teşkil etmesi bakımından tanınmasına karar verilerek bu bölümle ilgili icra edilebilmesi bakımından da tenfiz kararı verilebilmesi mümkündür. Esasen MÖHUK’nun …/…. maddesinde, “taşınırlar ve taşınmazlar üzerindeki mülkiyet hakkı ve diğer ayni haklar, işlem anında malların bulunduğu ülke hukukuna tabidir” denilmektedir. Somut olayda dava konusu taşınmaz Türkiye’de bulunmaktadır. Bu açıklamalar karşısında mahkemece davacının mal rejiminin tasfiyesi isteği dikkate alınarak dava konusu taşınmaza ait tapu kayıtlarının ilk edinme tarihinden itibaren getirtilerek edinme tarihinin belirlenmesi, buna göre uygulanacak mal rejimi türü belirlenerek taraflara dava ile ilgili delillerini sunmaları için süre ve imkan tanınması, bildirildiği takdirde tüm delillerin toplanması ve birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde Türk mahkemeleri tarafından tanınmayan paylaşıma ilişkin yabancı mahkeme kararının esas alınarak davanın kesin hüküm sebebiyle reddedilmesi doğru olmamıştır.

Anlaşmalı Boşanma Protokolün Mal Paylaşımı Talebinden Feragat Sonrası Tekrar Dava Hakkı Olup Olmadığı Hakkında

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2022/9841 Esas, 2023/4886 Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıdaki tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların Mersin 5. Aile Mahkemesinin 2019/420 Esas sayılı dosyasında özgür irade ile imzaladıkları anlaşmalı boşanma protokolü ile boşandıkları, 27.05.2019 tarihli anlaşmalı boşanma protokolünde dava konusu taşınmazın kredi borcunun bitmesinden itibaren 2 ay içinde ortak çocuklara devredileceği,davacının evde çocuklarla birlikte oturmaya devam edeceği,davalının konuttan ayrılacağı,tapunun ortak çocuklara devrinden itibaren 15 gün içinde davacının evden ayrılacağı ve davalının çocuklarla birlikte davaya konu taşınmazda yaşayacağının belirtildiği, 12.06.2019 tarihli duruşmadaki beyanlarında taraflar sözlü olarak bu anlaşma hükümlerini kabul ettiği ve kesinleşen kararda protokolün onaylanmasına karar verildiği, davacının anlaşmalı boşanma protokolünde veya duruşmadaki beyanında taşınmaz üzerindeki mal rejiminden doğan haklarından feragat ettiğine dair beyanı bulunmadığı, buna karşın, tarafların ortak ve özgür iradeleri ile taşınmazın kredi borcu sona erdikten sonra ortak çocuklara devri konusunda anlaştıkları, bu devrin bedelsiz olarak yapılacağı, davalının taşınmazı çocuklara devrine karşılık mal varlığında ikame artı değer oluşmayacağı, davacının bu taşınmazdan önce araba satın almak için bozdurulan ziynet eşyaları olduğunu, daha sonra bu aracın satılarak davaya konu evin satın alınması için kullanıldığını beyan ettiği, protokolü kabul ederken ziynet eşyalarının akibetini bildiği gibi, davalının da taşınmaz üzerinde mal rejiminden doğan hakları bulunduğu, iki tarafın da özgür ortak iradeleri ile taşınmaz üzerindeki mal rejiminden doğan haklarından birlikte vazgeçerek taşınmazın çocuklara bedelsiz devri konusunda anlaştıkları, protokolde taşınmazın çocuklara devrinin ön şarta bağlandığı, kredi borcunun bitmesinden itibaren 2 ay içinde devrin yapılacağının kabul edildiği, dosya arasına alınan konut kredisi geri ödeme planına göre, kredi borcunun devam ettiği, devir için ön şartın gerçekleşmediği, kaldı ki ön şart gerçekleşmesine rağmen çocuklara devrin yapılmadığı düşünülse dahi protokolün yine de geçersiz hale gelmeyeceği, bu nedenlerle davacının, davaya konu taşınmaz için mal rejiminden doğan alacak hakkının bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

2. Temyizen …, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Boşanmada Mal Paylaşımı Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Boşanmada mal paylaşımı davasının doğru mahkemede açılması da son derece önemlidir. Bu davalarda görevli mahkeme Aile Mahkemesi’dir. Yetkili mahkeme ise Türk Medeni Kanunu’nda kesin yetki kuralı ile belirlenmiştir ve hakim tarafından kendiliğinden dikkate alınır. Kanuna göre mal paylaşımı davasında:

  • Mal rejimi ölüm ile sona ermişse, dava ölen eşin son yerleşim yeri mahkemesinde açılmalıdır.
  • Mal rejimi boşanma, evliliğin iptali ya da hakim tarafından mal ayrılığına karar verilmesiyle sona ermişse, dava bu kararı veren mahkemenin bulunduğu yerde (örn. boşanma davasına bakan mahkemede) açılmalıdır.
  • Diğer durumlarda, dava davalı eşin yerleşim yeri mahkemesinde açılır.

Bu yetki kuralları kesin yetki niteliğindedir ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre bir dava şartı olarak kabul edilir. Taraflarca ileri sürülmese bile mahkeme yetki hususunu yargılamanın her aşamasında re’sen denetler. Dolayısıyla mal paylaşımı davasının görevli ve yetkili mahkemede açılması, olası hak ve zaman kayıplarını önlemek adına kritik önemdedir.

Profesyonel Desteğin Önemi

Boşanmada mal paylaşımı süreci, yalnızca hukuki değil aynı zamanda finansal ve stratejik yönleri olan karmaşık bir aşamadır. Hangi malın paylaşım kapsamına girdiğinin belirlenmesi, mal rejiminin doğru şekilde tespit edilmesi, katkı oranlarının ortaya konulması ve değerleme süreçlerinin yönetilmesi uzmanlık gerektirir. Özellikle taşınmazlar, şirket payları, banka hesapları veya yatırım araçları söz konusu olduğunda, yanlış veya eksik bir hukuki yaklaşım ciddi hak kayıplarına yol açabilir. Bu kapsamda boşanma ve mal paylaşımı konusunda uzman bir avukattan hukuki destek almak hak kayıplarının önüne geçmek adına tarafların menfaatinedir.

Sık Sorulan Sorular

1-Evlilik Öncesi Edinilen Mallar Paylaşılır Mı?

Evlilik öncesi mallar kişisel mal sayılır ve boşanmada mal paylaşımına dahil edilmez.

2-Boşanmada May Paylaşımı Yarı Yarıya Mı?

Eğer mallar evlilik birliği içinde edinilmişse ve evlilik birliği içindeki mal rejimi edinilmiş mallara katılma rejimi  ise, evlilik birliği içinde edinilmiş malların eşler arasında yarı yarıya paylaşılır. Ancak kişisel mallar ve onlardan gelen değerler paylaşıma dahil edilmez. Bunun yanı sıra, bazı özel durumlarda (örneğin bir eşin diğerine ait mala yaptığı katkı) denkleştirme yoluyla paylarda küçük farklılıklar oluşabilir.

3-Anlaşmalı Boşanmadadan Sonra Mal Paylaşımı Davası Açılır Mı?

Evet, açılabilir. Anlaşmalı boşanma protokolünde mal paylaşımı açıkça düzenlenmemişse, boşanma kesinleştikten sonra ayrıca mal paylaşımı davası açılması mümkündür.

4-Boşanmada Hangi Durumlarda Mallar Paylaşılmaz?

Kişisel mallar paylaşılmaz. Evlilikten önce edinilen mallar, miras veya bağış yoluyla kazanılan değerler ve kişisel kullanım eşyaları mal paylaşımına dahil edilmez.

5-Çekişmeli Boşanmada Mal Paylaşımı Kaç Yıl Sürer?

Mal paylaşımı davası, boşanma kararının kesinleşmesinden sonra görülür ve genellikle 1 ila 3 yıl arasında sonuçlanır. Süre; malvarlığının kapsamına ve uyuşmazlığın karmaşıklığına göre değişir.

6-Boşanma Sonrasında Mallar Neye Göre Paylaşılır?

Paylaşım, yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimine göre yapılır. Evlilik süresince edinilen mallar kural olarak eşler arasında yarı yarıya paylaştırılır.

7-Zina Aldatma Nedeniyle Boşanmada Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır?

Genel kural, tarafların boşanmadaki kusurunun mal paylaşımının oranını değiştirmeyeceği yönündedir. Ancak Türk Medeni Kanunu m.236/2, zina halinde kusurlu eşin artık değere katılma alacağının hakkaniyet gereği azaltılabileceğini veya tamamen kaldırılabileceğini özel olarak düzenlemiştir. Bu hüküm uyarınca, zina yapan eş, normalde sahip olacağı mal paylaşımı alacağının önemli bir kısmını kaybedebilir. Uygulamada hakimler bu yetkiyi kullanırken temkinli davranmakta, genellikle kusurlu eşin payında makul bir indirimle yetinmektedir. Bununla birlikte, şartlar çok ağır ise hakimin kusurlu eşin payını tamamen kaldırması da mümkündür.

8-Boşanmada Mal Paylaşımı Ne Kadar Sürer?

Boşanmada mal paylaşımı yapılabilmesi için öncelikle boşanma davasının kesinleşmesi gerekir. Boşanma davaları genellikle anlaşmalı ise 1-2 ay, çekişmeli ise 2-3 yıl sürebilmektedir. Mal paylaşım davaları ise malların kapsamında göre ilk derece mahkemesi 1-2 yıl, istinaf sürecinde 1-2 yıl sürebilmektedir.

9-Çekişmeli Boşanmada Mal Paylaşımı Nasıl Olur?

Boşanmada eşlerin kusurlu olup olmaması, mal paylaşımının temel esaslarını doğrudan etkilemez. Mevcut mal rejimi, kusur durumuna bakılmaksızın tasfiye edilir. Yani kusurlu eş de edinilmiş malların yarısı üzerinde hak sahibidir. Kusur, daha çok nafaka ve manevi tazminat taleplerinde önem taşır. Bunun tek istisnası, yukarıda değinilen zina veya cana kast gibi ağır kusur halleridir. Bu durumlarda hakim, kusurlu eşin payını hakkaniyet gereği azaltabilir. Boşanmada mal paylaşımı, eşler arasında yasal edinilmiş mallara katılma rejimi geçerli olduğunda evlilik süresince edinilen malların yarı yarıya bölüşülmesi esasına dayanır. Kişisel mallar paylaşım dışı bırakılır ve edinilmiş malların toplam değerinin yarısı kural olarak her bir eşe verilir.

10-Anlaşmalı Boşanmada Mal Paylaşımı Nasıl Olur?

Anlaşmalı boşanmada taraflar, mal paylaşımına ilişkin anlaşmalarını bir protokol halinde yazılı olarak mahkemeye sunabilir. Protokolde malvarlığı unsurlarının paylaşım şekli ayrıntılı olarak belirtilebilir. Hakim, protokolün kanuna uygun ve tarafların özgür iradesiyle hazırlandığını gördükten sonra anlaşmalı boşanmaya hükmeder. Protokolde mal paylaşımına ilişkin bir düzenleme mevcutsa, mal paylaşımı bu protokol hükümlerine göre yapılır. Eğer protokolde taraflar karşılıklı olarak birbirlerinden mal talep etmeyeceklerini beyan etmişlerse, daha sonra mal paylaşımı davası açmak mümkün değildir.

11-Boşanmada İpotekli Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır?

İpotekli bir malın tasfiyesinde, malın piyasa değerinden kalan ipotek borcu düşülerek net değer hesaplanır ve paylaşım bu değer üzerinden yapılır. Örneğin, 500.000 TL değerindeki ve 200.000 TL borç bakiyesi kalan bir evin net değeri 300.000 TL olarak kabul edilir ve bu tutar üzerinden eşlerin payları hesaplanır.

12-Boşanmada Hacizli Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır?

Hacizli mallar (üzerinde icra haczi bulunan malvarlığı) da tasfiyeye dahildir. Ancak üzerlerindeki borç yükü göz önünde bulundurulur. Örneğin, 500.000 TL değerindeki ve 200.000 TL borç bakiyesi kalan bir evin net değeri 300.000 TL olarak hesaplanır ve paylaşım bu değer üzerinden yapılır.

Boşanmada mal paylaşımı

Bu yazıyı faydalı bulduysan paylaş !