destekten-yoksun-kalma-tazminati-hesaplama

DESTEKTEN YOKSUN KALMA TAZMİNATI HESAPLAMA (2026)

Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Hesaplama













Destekten yoksun kalma tazminatı nasıl hesaplanır sorusu, trafik kazası, iş kazası veya haksız fiil sonucu yakınını kaybeden kişilerin en çok araştırdığı hukuki konuların başında gelmektedir. Bu tazminat hukuka aykırılığın doğrudan muhatabına değil bu aykırılık sebebiyle maddi desteğini kaybeden kişilere ödenmesi sebebiyle tazminat türleri arasında farklı bir niteliğe sahiptir. Bu yazımızda sizlere destekten yoksun kalma tazminatının nasıl hesaplandığını ve şartlarını aktaracağız.

Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Nedir?

Destekten yoksun kalma tazminatı, haksız bir fiil sonucunda bir kişinin ölmesiyle, onun sağlığında düzenli maddi desteğini alan kişilerin bu destekten mahrum kalmaları nedeniyle uğradıkları maddi zararın tazmin edilmesi için ödenen bir tazminattır. Bu tazminat, ölen kişinin hayatta iken bakımını üstlendiği veya düzenli yardımda bulunduğu kişilerin, ölüm nedeniyle artık alamadıkları maddi desteğin telafisi amaçlanmaktadır.

Klasik anlamda tazminattan farklı olarak, destekten yoksun kalma tazminatında tazminat alacaklısı haksız fiilin yöneldiği kişi değil, bu fiil neticesinde ölen kişinin maddi desteğinden yoksun kalmış olan kişidir. Destekten yoksun kalma tazminatı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu‘nun 53. maddesinde ölüm halinde istenebilecek zarar kalemleri arasında düzenlenmiştir. Kanun, “ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar” şeklinde bu tazminatı tanımlamaktadır. Dolayısıyla tazminat hakkı, ölen kişiden miras yoluyla intikal eden bir hak değildir. Tazminata hak kazanmak için destek ilişkisinin ispatı yeterlidir.

Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Şartları

Destekten yoksun kalma tazminatından söz edebilmek için bazı şartların mevcut olması gerekir. Öncelikle maddi bir desteğin bulunması, sonra bu desteği sağlayan kişinin ölümü, son olarak da bu ölüm neticesinde kişinin sağlanan destekten yoksun kalmış olmasıdır.

1-Ölen kişi ile tazminat alacaklısı arasında destek ilişkisi mevcut olmalıdır.

Öncelikle, ölen kişinin sağlığında davacıyı (tazminat talep eden kişiyi) düzenli olarak maddi desteklemiş olması veya ileride hayatın olağan akışına göre destekleyecek olması şarttır. Ölenin, desteğinden mahrum kalan kişiye olan yardımı gerçek destek (ölümden önce fiilen var olan bakım) veya farazi destek (ölüm anında henüz başlamamış, fakat gelecekte başlaması beklenen bakım) şeklinde olabilir. Farazi destekten söz edebilmek için, desteğin ileride başlaması ihtimalinin güçlü ve makul olması gerekir.

Tazminat talebine konu olacak desteğin süreklilik arz etmesi gerekir. Ekonomik değeri çok düşük, arızi nitelikte yardımlar destek sayılmaz. Desteğin illa nakdi (para olarak) sağlanması da şart değildir. Ayni destek de tazminata esas olabilir. Örneğin, kirada oturan bir aileye, ev sahibi tarafından kira alınmayarak ücretsiz barınma imkânı sağlanması da maddi destektir. Kişiyi düzenli bir giderden kurtaran her türlü yardım, destek kapsamına girebilir.

2-Ölüm olayı hukuka aykırı bir eylemden kaynaklanmış olmalıdır. 

Destekten yoksun kalma tazminatı, yalnızca ölüm halinde söz konusu olup TBK m.53’de öngörüldüğü üzere haksız fiil kaynaklı zararlara özgülenmiştir. Destek olan kişi hayatta iken (ölüm gerçekleşmeden) bu tazminat talep edilemez. Ayrıca ölüme sebebiyet veren eylemin de hukuka aykırı olması gerekir. Eğer ölüm, hukuka uygun bir fiilden ileri gelmişse (örneğin öldürme eylemi meşru savunma kapsamında ise veya bir askerin görevi gereği güç kullanması gibi durumlarda) destekten yoksun kalma tazminatı istenemez. Çünkü ortada TBK m.49 anlamında hukuka aykırı bir fiil bulunmamaktadır.

Not: Ölüm olayına ilişkin ceza soruşturması ve davası da genellikle bu tür durumlarda paralel olarak yürütülür. Ceza yargılamasında verilecek kararlar, hukuk davasını da etkileyebilir. Özellikle ceza mahkemesinin beraat veya cezalandırma kararı, fiilin hukuka aykırılığı ve kusur durumu konusunda hukuk hakimini bağlar.

3-Tazminat talep edecek kişinin ölüm sebebiyle destek yoksun kalmış gerekmektedir.

Son şart olarak, davacının gerçekten destekten yoksun kalmış bulunması gerekir. Yani ölen kişinin sağlığında yapmakta olduğu maddi katkının, ölümle birlikte sona ermesi nedeniyle davacı ekonomik zarar içinde olmalıdır. Desteğin ölümle kaybı, tek başına tazminat hakkını doğurur; ayrıca özel bir zararın ispatı gerekmez. Ancak destekten yoksun kalma ile davacının uğradığı maddi zarar miktarı hesaplanırken, somut koşullar (davacının kendi geliri, başka kaynaklardan elde ettiği destekler vs.) dikkate alınır.

Sadece ölüm olayının gerçekleşmiş olması, başlı başına destekten yoksun kalma tazminatı hakkı vermez. Tazminat isteyen kişinin, ölenin sağlığında ondan maddi yardım alıyor olması veya gelecekte alacak olması gereklidir. Başka bir deyişle, tazminat alacaklısının ölen kişinin bakım ve himayesine muhtaç durumda olması şarttır. Bu husus ispatlandığında (örneğin düzenli para gönderdiğine dair dekontlar, tanık beyanları gibi delillerle) tazminat hakkı doğar.

Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Nasıl Hesaplanır?

Türk hukukunda destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasına ilişkin detaylı bir kanuni formül bulunmamaktadır. Hesaplama yöntemi, büyük ölçüde Yargıtay içtihatları ile şekillenmiştir. Genel olarak hesaplama, “bilinen dönem” ve “bilinmeyen dönem” ayrımı yapılarak gerçekleştirilmektedir:

  • Bilinen Dönem: Haksız fiilin (ölümün) gerçekleştiği tarih ile hüküm tarihi (veya hükme en yakın tarihli bilirkişi raporu tarihi) arasındaki süreyi kapsar. Bu dönemdeki zarar kalemleri somut ve bilinir olduğundan, hesaplamada ölenin bilinen son net geliri esas alınır ve bu dönem için ayrıca bir artırım veya iskonto uygulanmaz.
  • Bilinmeyen Dönem: Hüküm tarihinden itibaren, ölen desteğin varsayılan yaşam süresinin sonuna kadar olan dönemi ifade eder. Bu döneme ilişkin hesaplamalar varsayımsaldır; geleceğe dair öngörüler içerir. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre bu dönemde “progressif rant” yöntemi kullanılır. Bu yöntemde, desteğin gelirinin her yıl %10 oranında artacağı ve aynı yıllık oranla (%10) iskonto edileceği kabul edilir.

Hesaplama yapılırken dikkate alınan başlıca unsurlar şunlardır:

  • Desteğin Geliri: Öncelikle ölen kişinin net geliri belirlenir. Bu genellikle işçinin imzasını taşıyan ücret bordrosuyla tespit edilir. Ücret düşük gösterilmişse, gerçekte hak ettiği emsal ücret araştırılır. Bordro yoksa meslek odası bilgileri, piyasa rayiçleri gibi delillerle kişinin geliri belirlenir. Hesaplama net gelir üzerinden yapılır. Brüt ücretten vergi, SGK primi vb. kesintiler düşülür. Gelir belirsizse, mesleğine ve tecrübesine göre emsal kazanç değerlendirmesi yapılır. Ayrıca Yargıtay, geleceğe yönelik makul bir gelir artışı da öngörmektedir. Uygulamada genellikle, enflasyon ve kıdem artışı gibi faktörler de değerlendirilerek gelirde her yıl için %10 artış olabileceği kabul edilir.
  • Yaşam Tabloları: Desteğin ve destekten yararlananların muhtemel bakiye ömürleri hesaplanırken aktüeryal yaşam tablolarından yararlanılır. Bu tablolar istatistiksel ömür beklentilerini gösterir. Yargıtay, eskiden hesaplamalarda Fransız menşeli PMF-1931 yaşam tablosu kullanılması gerektiğini belirtmekteydi. Ancak son yıllarda, Türkiye nüfusunun güncel verilerine dayanan TRH-2010 yaşam tablosunun kullanılması benimsenmiştir. Bu tabloya göre, ölenin yaşı ve cinsiyeti dikkate alınarak kaç yıl daha yaşayacağı (ve destek olacağı) öngörülür.
  • Destek Payları: Ölen kişinin gelirinden, destek sağladığı hak sahiplerine ayıracağı pay oranları belirlenir. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre; eğer ölenin çocuğu yoksa, gelirin yarısını eşi yarısını kendisi tüketiyor varsayılır (%50 eşe, %50 vefat edene). Ölenin çocuğu varsa, genel kural vefat eden ile eşinin 2’şer pay, her bir çocuğun 1’er pay alacağı yönündedir. Eğer vefat edenin hem eşi hem çocuğu hem de anne-babası hayatta ise; vefata eden ile eş 2’şer pay, her bir çocuk ve anne-baba 1’er pay alacak şekilde bir paylaşım uygulanır.
  • Kusur ve İndirim Halleri: Tazminat hesaplanırken, haksız fiilin meydana gelmesinde ölenin de kusuru (müterafik kusur) varsa, TBK m.52 gereğince tazminattan indirim yapılır. Örneğin ölen kendi davranışıyla zararın oluşmasına katkıda bulunmuşsa (karşı tarafı ağır şekilde tahrik etmek gibi), tazminatta uygun bir indirim yapılabilir. Hatır taşıması durumunda da indirim gündeme gelir. Hatır taşıması, kazada ölen kişinin ricası kırılmayarak ücretsiz taşınması anlamına gelir. Bu durumda Karayolları Trafik Kanunu’na göre genel hükümler uygulanır. Uygulamada TBK m.51 gereğince tazminattan %20 oranında indirim yapıldığı görülmektedir. Benzer şekilde, ölüm sonucunda ölenin mirasçılarına sigorta şirketi tarafından ödeme yapılmışsa (örneğin trafik kazasında sigortadan peşin tazminat ödemesi), sigorta tarafından daha önce yapılan bu ödemeler (faiziyle güncellenerek) hesaplanan destek tazminatından mahsup edilir. Ancak sosyal güvenlik kurumlarının yaptığı ve rücu edilemeyen ödemeler, yukarıda belirtildiği gibi tazminattan indirilmez.

Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Kime Ödenir?

Destekten yoksun kalma tazminatı, ölenin desteğinden mahrum kalan kişilerin kendi adlarına talep ettikleri ve yine kendilerine ödenen bir tazminattır. Bu kişiler davayı bizzat (veya vekilleri aracılığıyla) açarak, uğradıkları destek kaybının giderilmesini isterler. Tazminat, mirasın bir parçası değildir; doğrudan doğruya destekten yoksun kalanların şahsi hakkı olarak, her bir hak sahibi için ayrı ayrı hesaplanır ve her birine kendi hakkı oranında ödenir.

Ölen kişinin eşi, çocukları, anne ve babası ilk akla gelen hak sahipleridir. Bu yakınlar arasında yukarıda değindiğimiz gibi fiili destek ilişkisi olduğu varsayılır. Davalı taraf, ancak somut olayda bu kişiler arasında destek ilişkisi bulunmadığını ispatlarsa tazminat ödemekten kurtulabilir. Bunlar dışında, ölenle akrabalığı olmayan kişiler de (örneğin nişanlısı veya birlikte yaşadığı partneri gibi) destek aldıklarını ispatlamak şartıyla destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilirler.

Her hak sahibinin tazminat tutarı ayrı hesaplanıp belirleneceği için, ödeme de her birine kendi payına düşen tutar olarak yapılır. Örneğin ölenin eşi ve iki çocuğu destekten yoksun kalmışsa, her biri için hesaplanan tazminat farklı olabilir ve davalı, toplam tutarı bölüştürerek değil her birine münferit olarak ödemekle yükümlüdür.

Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Zamanaşımı

Destekten yoksun kalma tazminatı talepleri, genel haksız fiil zamanaşımı kurallarına tabidir. Türk Borçlar Kanunu ‘nun 72. maddesi uyarınca, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren 10 yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Başka bir ifadeyle, ölümle sonuçlanan olayın meydana geldiği günden başlayarak en fazla on yıl içinde dava açılmazsa talep zamanaşımına uğrar. Ancak zarar ve sorumlu daha sonra öğrenilmişse öğrenmeden itibaren iki yıllık süre işlemeye başlar ve on yıllık üst sınırı aşamaz.

Zamanaşımı bakımından özel bir durum, ölümle sonuçlanan fiilin aynı zamanda suç oluşturmasıdır. TBK m.72 gereğince fiil, ceza kanunlarına göre daha uzun bir zamanaşımı süresine tabi bir suç teşkil ediyorsa, destekten yoksun kalma tazminatı davasında da ceza zamanaşımının daha uzun süresi uygulanır. Örneğin trafik kazası neticesinde taksirle öldürme suçu oluşmuşsa (Türk Ceza Kanunu m.85), bu suç için ceza zamanaşımı süresi 15 yıl olduğu için, destekten yoksun kalma tazminatı davası da 15 yıl içinde açılabilir.

Ölüm hemen gerçekleşmeyip kişi kazadan veya yaralanmadan bir süre sonra vefat ederse, zamanaşımı süresi ölüm tarihinden başlar. Örneğin bir iş kazasında yaralanan kişi kazadan yıllar sonra vefat ederse, desteğin ölümüyle doğan tazminat hakkı ölüm anında doğar ve zamanaşımı da o tarihten itibaren hesaplanır.

Destekten Yoksun Kalma Tazminatını Kimler Alabilir?

Ölen kişinin hayattayken düzenli ve sürekli maddi destekte bulunduğu herkes, aralarında kan bağı veya yasal bakma yükümlülüğü olup olmamasına bakılmaksızın destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilir. Bu noktada, talep edenin ölenin mirasçısı olması da gerekmez. Zira destekten yoksun kalma tazminatı mirastan bağımsız, destek alanın kendi hakkıdır. Örneğin ölenin nişanlısı, evlilik bağı olmadan birlikte yaşadığı hayat arkadaşı, üvey evlat, yeğen veya komşu dahi, eğer ölen kişi yaşarken kendisine düzenli ve sürekli maddi destekte bulunuyorsa ve bu fiili bakım ilişkisi ispatlanabiliyorsa, destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilir. Önemli olan, somut olayda fiili yardım ve bakım ilişkisinin varlığıdır. Resmi akrabalık bağının bulunması şart değildir.

Bununla birlikte, ölenin eşi, çocukları, anne ve babası gibi yakın aile bireylerinin, hayattayken birbirlerine maddi destek sağladıkları karine (varsayım) olarak kabul edilir. Normal koşullarda eşler birbirine, anne ve baba çocuklarına, yetişkin çocuklar da yaşlandıklarında anne-babalarına bakar. Bu nedenle Türk hukuk uygulamasında bu kişiler arasında destek ilişkisi olduğu farz edilir. Bu karine, aksinin ispatıyla çürütülebilir. Davalı taraf, somut olayda yakın akrabaların gerçekte birbirine maddi destek vermediğini ispat ederse, tazminat yükümlülüğünden kurtulabilir. Örneğin ayrı yaşayan ve uzun süredir hiçbir şekilde maddi destek sağlamayan bir çocuk ile ebeveyni arasında fiili bir destek ilişkisi olmadığı ispatlanabilirse, anne babanın tazminat talebi reddedilebilir.

Vefat Eden Hukuka Aykırı Kazanç Elde Ediyorsa Bu Durumda Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Talep Edilir Mi?

Destekten yoksun kalma tazminatı ile ilgili akla gelen özel durumlardan biri, ölen kişinin hukuka veya genel ahlak kurallarına aykırı bir kazanç ile sağladığı desteğin tazminata konu olup olamayacağıdır. Bu konuda farklı görüşler bulunmaktadır. Bir görüşe göre, somut olayın özelliklerine bakılarak, eğer desteğin ölmemesi halinde destekte bulunmaya devam edeceği ve destek alanların da bu destek kesilirse muhtaç duruma düşecekleri anlaşılıyorsa, kazancın niteliğine bakılmaksızın tazminata hükmedilmelidir. Başka bir görüş ise, hukuka aykırı (yasadışı) kazanç söz konusuysa tazminata hükmedilebileceğini, fakat ahlaka aykırı (örneğin evli birinin metresine sağladığı menfaat gibi) kazanç söz konusuysa tazminat verilmemesi gerektiğini savunmaktadır.

Uygulamada dikkat edilmesi gereken husus şudur. Ölen kişinin gelirinin yasa dışı olduğuna dair kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı yoksa, salt şüphe veya söylenti üzerine, destekten yoksun kalan kişileri tazminatsız bırakmak mümkün değildir. Ceza hukuku ilkeleri de göz önünde bulundurularak, suç geliri olduğu sabit olmayan desteklerin varlığı halinde, bu desteği alanların tazminat talebi sırf bu nedenle reddedilemez. Kısacası, desteğin sağladığı kazanç hukuka aykırı olduğu somut şekilde belirli değilse ve destek ilişkisinin fiilen mevcut olduğu ve devam edeceği kabul ediliyorsa, destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilir.

Nikahsız Eş Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Alabilir Mi?

Resmi nikah olmaksızın birlikte yaşayan (imam nikahlı eş) kişilerin destekten yoksun kalma tazminatı hakkı, uygulamada en tartışmalı konulardan biridir. Destekten yoksun kalma tazminatında önemli olan, destek olan ile destekten faydalanan arasındaki fiili yaşam ve yardım ilişkisidir. Bu nedenle, destek alan kişinin, destek olanın yasal mirasçısı veya kanunen bakmakla yükümlü olduğu kişi olması şart değildir. Nitekim Yargıtay da, genel olarak resmi evlilik bağı olmasa bile fiilen bir arada yaşayan ve birbirine maddi destek sağlayan kişilerin bu ilişkisini destek sayılması gerektiğini kabul etmektedir. Ancak, nikahsız eşe tazminat verilip verilemeyeceği konusunda Yargıtay daireleri arasında bir süre görüş ayrılığı bulunmuştur.

Özellikle Yargıtay 4. Hukuk Dairesi bir kararında, ölen kişinin davacı nikahsız eş ile birlikte yaşayıp onun geçimini sağladığı sabit olmasına rağmen nikahsız eşin destekten yoksun kalma tazminatı talebini reddetmiştir. Bu karar, kendi içinde de çelişkili olup kanaatimizce isabetli değildir. Buna karşılık Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, kişilerin bir arada yaşamasını destek ilişkisi için yeterli sayan bir bakış açısıyla, nikahsız eşin tazminat hakkını kabul etmiştir. Yargıtay 21. Hukuk Dairesi ise nikahsız eşin destekten yoksun kalma tazminatı hakkını tanımakla birlikte, tazminat miktarında indirim yapılması gerektiği yönünde içtihat geliştirmiştir.

Günümüzde Yargıtay’ın yaklaşımı büyük ölçüde netleşmiş olup resmi nikah şart olmaksızın fiili olarak eş gibi yaşayan kişilerin birbirine destek olabileceği ve bu durumda tazminat talep edebilecekleri kabul edilmektedir. Ancak özel durumlarda (örneğin destek kişinin aynı anda resmi nikahlı eşi de varsa) değerlendirme farklı olabilmektedir. Genel ahlak kurallarına açıkça aykırı bir durum olmadığı sürece, imam nikahlı eşin de destekten yoksun kalma tazminatı hakkı vardır. Nitekim doktrinde de, resmi nikahsız karı-koca hayatı yaşayanların fiili destek ilişkisi içinde olabileceği ve bunun hukuk düzenince gözardı edilemeyeceği vurgulanmaktadır.

İş Kazası Sebebiyle Destekten Yoksun Kalma Tazminatı

İş kazası sonucu bir işçinin ölümü halinde, geride kalan hak sahipleri de destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilirler. İş kazası nedeniyle ölüm, hem iş hukukunu hem de borçlar hukukunu ilgilendiren bir durumdur. Bu durumda ölen işçinin yakınlarına iki kaynaktan hak doğar:

1-Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Yardımları

İş kazası sonucunda ölen sigortalının kanunen hak sahibi yakınlarına, SGK tarafından ölüm sebebiyle gelir/aylık bağlanır. Ayrıca cenaze masrafı, cenaze yardımı gibi bazı ödemeler de SGK tarafından yapılır. Ancak, SGK’nın bağladığı dul-yetim aylıkları çoğu zaman ölenin sağlığında sağladığı gelirin tamamını karşılamaz. Önemli bir noktaya değinmek gerekir: SGK’dan gelir bağlanması, işverene veya sorumlu üçüncü kişilere karşı tazminat hakkını ortadan kaldırmaz. Hatta Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, SGK veya Emekli Sandığı tarafından bağlanan aylıklar, kusurlu tarafa haksız bir menfaat sağlamamak için destekten yoksun kalma tazminatından mahsup edilmez.

2-İşverene ve Sorumlu Üçüncü Kişilere Karşı Tazminat Davası

Eğer iş kazasında işverenin veya üçüncü bir kişinin kusuru varsa, ölen işçinin desteğinden mahrum kalanlar bu kusurlu kişilerden destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilirler. İşveren veya işveren vekili kazada kusurlu bulunursa, ölenin yakınları işverene karşı maddi ve manevi tazminat davası açabilirler. Burada talep edilecek maddi tazminat kalemlerinden biri, destekten yoksun kalma zararıdır. İş kazasına dayalı tazminat davalarında görevli mahkeme İş Mahkemesi’dir (7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.5). Mahkeme, ölen işçinin ücret bordrolarını ve gelir durumunu inceleyerek gerçek kazancını esas alır. Ayrıca ölenin bakmakla yükümlü olduğu kişiler ve bunların yaşları gibi kriterler dikkate alınarak tazminat miktarı hesaplanır. İş kazalarında destek tazminatı hesaplama prensipleri, genel olarak trafik kazalarındaki hesaplamalara benzer şekilde yürütülmektedir. Ölenin yaşı, beklenen yaşam süresi, gelir düzeyi, geride kalan destekten yararlananların sayısı ve yaşları, tarafların kusur oranları gibi unsurlar hesaplamada göz önünde bulundurulur.

İş kazası nedeni ile destekten yoksun kalma tazminatı dışında işçi maddi ve manevi tazminat da talep edebilmektedir. Bu konuda detaylı bilgi için “İş Kazası Nedeniyle Tazminat Davası” adlı yazımıza bakabilirsiniz.

Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Arabuluculuğa Tabi Midir?

İş kazası sebebiyle açılacak destekten yoksun kalma tazminatı davalarında, 2018’den beri işçi alacakları için getirilen zorunlu arabuluculuk şartı uygulanmaz. Yani, bir iş kazası sonucunda işverene karşı dava açmadan önce arabulucuya başvurma zorunluluğu yoktur. (7036 sayılı Kanun m.3 uyarınca, iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan tazminat davaları arabuluculuk kapsamı dışında tutulmuştur.) İsteyen taraflar elbette kendi aralarında anlaşarak ihtiyari arabuluculuk yoluna başvurabilir; ancak dava şartı değildir.

Son olarak, SGK’nın rücu hakkı konusuna değinmek gerekir. İş kazası sonucunda SGK, hak sahiplerine bağladığı gelir ve yaptığı cenaze masrafı gibi ödemeler için, kazanın oluşumunda kusuru bulunan işverene veya üçüncü kişilere rücu davası açabilir. Özellikle işverenin iş güvenliği tedbirlerini almaması gibi kusurları varsa, SGK ödediği tutarları işverenden geri isteyebilir. Bu durum, destekten yoksun kalma tazminatı davasından ayrı olarak, doğrudan SGK tarafından işverene karşı başlatılan bir hukuki süreç olup tazminat davasından bağımsızdır.

Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Sigorta Şirketinin Sorumluluğu

Özellikle trafik kazalarında, tazminatın ödenmesi sürecine zorunlu mali sorumluluk sigortası (trafik sigortası) da dahil olur. Sigorta şirketinin sorumluluğu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu (KTK) ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları çerçevesinde belirlenmiştir. Bu kapsamda dikkat edilen hususlar şöyledir:

  • Poliçe Limiti ve Kapsamı: Sigorta şirketi, destekten yoksun kalma tazminatı açısından, sigortalı aracın poliçe teminat limitiyle sınırlı olarak sorumludur. Sigorta poliçesinde belirtilen azami teminat tutarını aşan kısımdan sigortacı sorumlu değildir. Ayrıca tazminat, sadece poliçede teminat altına alınan riskler için ödenir. (Örneğin, trafik sigortası sadece üçüncü kişilerin zararını kapsar. İşletenin kendi zararlarını kapsamaz.)
  • Kusur Oranı: Sigortacı, kendi sigortalısının kusuru oranında tazminat ödemekle yükümlüdür. Eğer sigortalı araç sürücüsü kazada tamamen kusursuzsa (örneğin diğer taraf 100% kusurluysa), bu durumda sigorta şirketinin ödeme yükümlülüğü doğmaz. Zararı tamamen karşı tarafın sigortası veya kendisi öder.
  • Birden Fazla Araç ve Müteselsil Sorumluluk: Bir kazaya birden fazla araç karışmışsa, KTK m.88 gereğince araç işletenleri (ve dolayısıyla onların sigortacıları) müteselsilen (zincirleme) sorumludur. Yani destekten yoksun kalanlar, dilerse tüm sorumlulara birlikte dava açıp tazminatın tamamının ödenmesini herhangi birinden talep edebilir. Sigortacılar aralarında kusur oranına göre paylaşım yaparlar.
  • Sorumluluk Sırası (Güvence Hesabı): Bir trafik kazası olduğunda öncelikle zararı, kazaya sebebiyet veren aracın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) karşılar. Eğer oluşan zarar poliçe limitini aşarsa ve araç için ayrıca İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortası (İMM) yapılmışsa, limiti aşan kısmı ihtiyari sigorta karşılar. Eğer kazaya sebep olan aracın trafik sigortası yoksa veya tespit edilemiyorsa, bu durumda zararların ödenmesinden Güvence Hesabı (trafik sigortalarına ilişkin ortak fon) sorumlu olur.

Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Yetkili Mahkeme

Destekten yoksun kalma tazminatı talepli davalarda, genel yetkili mahkeme, davalı gerçek kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir (HMK m.6). Bunun yanı sıra, haksız fiilden doğan davalarda özel yetki kuralları da uygulanır. Eğer destekten yoksun kalma tazminatı haksız fiilden kaynaklanıyorsa, haksız fiilin işlendiği yer veya zararın meydana geldiği (veya gelme ihtimalinin bulunduğu) yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de davaya bakmaya yetkilidir (HMK m.16). Haksız fiilin işlendiği yer mahkemesi kesin yetkili olmadığından, davacı dilerse fiili işleyenin yerleşim yerinde de dava açabilir. Eğer desteğin ölümüne sebep olan haksız fiil birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmişse, davalılardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde de tümüne karşı dava açmak mümkündür (HMK m.7).

Trafik kazalarından doğan destekten yoksun kalma davalarında, davalılar arasında sigorta şirketi de bulunabilir. Böyle durumlarda, KTK m.110/2 uyarınca sigorta şirketine karşı açılacak davalar için özel yetki kuralları vardır. Kanuna göre, “motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemesinde ya da kazanın meydana geldiği yer mahkemesinde açılabilir.” Dolayısıyla, trafik kazasından doğan destekten yoksun kalma tazminatı davasında, destekten yoksun kalan kişi yetkili mahkemeyi bu seçenekler arasından tercih edebilir.

Sigorta şirketine karşı sözleşmeden doğan davalarda da benzer şekilde, sigortacının merkezinin bulunduğu yer veya ilgili şubenin bulunduğu yer mahkemesi özel yetkili olabilmektedir (HMK m.14).

Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Görevli Mahkeme

Destekten yoksun kalma tazminatı talepli uyuşmazlıklarda, görevli mahkeme, dava konusuna göre değişebilir:

Genel olarak, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.2 gereğince, dava konusunun değer veya miktarına bakılmaksızın mal varlığı haklarına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksi özel bir düzenleme yoksa Asliye Hukuk Mahkemesi’dir. Destekten yoksun kalma tazminatı da bir mal varlığı hakkı olarak kural olarak asliye hukuk mahkemesinde görülür. Ancak uyuşmazlığın niteliğine göre, özel kanun hükümleri gereği görevli mahkeme değişebilir.

Örneğin, destek, trafik kazası sonucunda ölmüşse tazminat davasının davalısı, kazaya karışan aracın işleteni, sürücüsü veya sigortacısı olabilir. Destekten yoksun kalan kişi zararın tazminini bu sorumlulardan birinden isteyebileceği gibi, müteselsil sorumluluk gereği hepsinden birlikte de isteyebilir. Eğer davada sigorta şirketi de davalı olarak gösterilmişse, bu durumda dava bir ticari dava niteliğinde olacağından görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi olacaktır. (Türk Ticaret Kanunu m.4, m.5; 6102 sayılı TTK’da sigorta ilişkileri ticari iş sayılmıştır.) Sigorta şirketi davalı değilse, sadece sürücü veya işletene karşı dava açılmışsa Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir.

Yolcu taşımacılığı sırasında meydana gelen bir kazada, destekten yoksun kalma talebi söz konusu ise, burada da özel bir durum vardır. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (TKHK) m.3/1-l hükmüne göre, tüketicinin taraf olduğu taşıma sözleşmeleri tüketici işlemi sayılmıştır. Yine TKHK m.83/2’ye göre, tüketicinin taraf olduğu uyuşmazlıklarda Tüketici Mahkemesi görevlidir. Bu hükümlere dayanarak Yargıtay, yolcu taşıması sırasında desteği ölen kişinin yakınlarının destekten yoksun kalma tazminatı davasını tüketici mahkemesinde açması gerektiğine karar vermiştir. Özellikle 28.05.2014 tarihinden sonra açılan bu kapsamdaki davaların Tüketici Mahkemesi’nde görülmesi gerekir.

Ölüm bir iş kazası sonucunda meydana gelmişse (örneğin işçi işyerinde hayatını kaybetmişse), destekten yoksun kalan yakınların açacağı davada görevli mahkeme İş Mahkemesi olacaktır. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’na göre, işçi ile işveren veya işveren vekilleri arasındaki iş sözleşmesinden veya İş Kanunu’ndan doğan her türlü tazminat davasına iş mahkemesi bakmakla görevlidir. İş kazası nedeniyle destekten yoksun kalanların davası, her ne kadar haksız fiil temelli olsa da iş olayı kaynaklı olduğundan Yargıtay uygulamasında iş mahkemelerinin görevli olduğu kabul edilmektedir.

Bir kamu görevlisinin veya kamu hastanesinin hizmet kusuru sonucunda meydana gelen bir ölüm varsa (örneğin devlet hastanesinde bir doktorun hatasıyla hasta hayatını kaybetmişse), bu durumda idarenin hizmet kusuruna dayanılarak açılacak destekten yoksun kalma tazminatı davası idare mahkemesinde görülmelidir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.2 gereğince, idarenin eylem ve işlemlerinden doğan zararlara ilişkin tazminat istemleri idari yargı kapsamında olduğundan, kamu hastanesine veya idareye karşı destek tazminatı talebiyle tam yargı davası açılması gerekir.

Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Ne Kadardır? Hesaplama Nasıl Yapılır?

Destekten yoksun kalma tazminatının miktarı, ölen kişinin sağlığında elde ettiği gelir ile bu gelirden desteğine ayıracağı pay ve ölüm olmasaydı ne kadar süre daha destek olmaya devam edeceği gibi kriterler göz önüne alınarak, aktüeryal hesap yöntemleri ile belirlenir. Genel hatlarıyla hesaplama sürecinde şu adımlar izlenir:

1-Ölenin yıllık net geliri tespit edilir.

Gerçek kazanç esas alınır; bordro veya resmi kayıtlardaki ücret gerçeği yansıtmıyorsa, işçinin fiilen kazandığı düşünülen emsal ücret araştırılır. Özellikle düşük gösterilmiş sigorta primleri vs. varsa, mahkeme gerçekte elde edilen gelire odaklanır. Tespit yapılırken brüt kazançtan vergi, SGK primi gibi kesintiler düşülerek net gelir bulunur. Hesaplamada net gelirin son durumu esas alınır ancak gelecekte enflasyon ve ücret artışları olabileceği de dikkate alınarak, uygulamada yıllık %10 artış oranı kabul edilmektedir.

2-Destek payları belirlenir.

Ölen, hayattayken kazancının bir kısmını kendisine harcar, kalanını ailesine veya destek olduğu kişilere ayırır. Bu dengeyi kurmak için Yargıtay, yıllara yayılan bir aile içi paylaşım sistemi kullanır. Yerleşik içtihada göre; çocuğu olmayan bir destek için gelirin %50’sinin eşe, %50’sinin kendisine harcanacağı; çocukların varlığı halinde ise ölen ile eşe 2’şer pay, her bir çocuğa 1’er pay verileceği kabul edilmektedir. Eğer ölenin eşi, çocukları ve anne-babası da hayatta ise, ölen ile eş yine 2’şer pay alır, çocuklar ve anne-baba 1’er pay alır. Bu paylar, ölenin gelirinin aile üyeleri arasında nasıl bölüşüldüğünü gösteren varsayımsal oranlardır.

Örneğin eşi ve iki çocuğu olan bir destek düşünelim: Toplam pay 2 (destek) + 2 (eş) + 1 + 1 (iki çocuk) = 6 paydır. Ölenin kendi tüketim payı 2/6 (%33.3), eşin payı 2/6 (%33.3), her bir çocuğun payı 1/6 (%16.7) olarak varsayılır. Çocuklar büyüyüp destekten çıktığında (örneğin eğitimlerini tamamlayıp çalışmaya başladıklarında veya evlendiklerinde), onların payı ölen ve kalan diğer aile üyelerine dağıtılır. Anne-babadan biri vefat ederse, onun payı diğerine aktarılır. Tüm çocuklar ve anne-baba artık destek alacak durumda değilse, en sonunda eş ile ölen geliri yarı yarıya paylaşır hale gelir. Bu model, genel bir çerçeve sunmakta olup somut olayın özelliklerine göre mahkemece hakkaniyete uygun şekilde ayarlama yapılabilir.

3-Destek süresi belirlenir.

Ölenin muhtemel aktif çalışma süresi ile destek alanların muhtemel yaşam süresi dikkate alınarak, destekliğin devam edeceği süre hesaplanır. Kural olarak destek süresi, ölen kişinin yaşamış olsaydı çalışmaya devam edeceği süreyle sınırlıdır. Yargıtay, uzun yıllar 60 yaşını aktif çalışma hayatının sonu olarak kabul etmiştir (kadın-erkek ayrımı yapılmaksızın genellikle 60 yaşına kadar çalışabileceği varsayılır). Dolayısıyla çoğu hesapta, ölen kişinin 60 yaşına kadar gelir elde edip destek olacağı farz edilir. Bunun ötesindeki dönem “pasif dönem” kabul edilip genellikle eşe bakım vs. şeklinde değerlendirilir.

Destek süresinin üst sınırı, destek alan kişinin muhtemel ömrü de olabilir. Yani destekten yararlanan kişi, ölen kişiden daha yaşlıysa veya onun kadar yaşamayacak durumdaysa, desteğin fiilen o kadar sürmeyeceği kabul edilir. Örneğin ölenin eşi ondan yaşlı ise, eşin hayatta kalması beklenen süre, destek süresini fiilen sınırlar; çünkü eşin vefatı halinde artık desteğe ihtiyacı kalmaz. Hesaplamada bu ömür süreleri için yukarıda bahsedilen yaşam tabloları (TRH-2010 gibi) kullanılır. Hem ölenin, hem de hak sahiplerinin kalan ömürleri tablolarla belirlenip, destekliğin fiili olarak kaç yıl süreceği tespit edilir.

4-Tazminattan gerekli indirimler yapılarak ödenebilir miktar bulunur. 

Ölenin yıllık destek tutarı (yıllık geliri x destek payı oranı) belirlendikten sonra, bu yardımın toplam ne kadar süreyle devam edeceği ortaya konur. Gelecekteki yıllara ilişkin zarar, peşin olarak bugünden ödeneceği için her yılın destek tutarının iskonto edilerek (bugünkü değere getirilerek) toplanması gerekir. Hesaplamada teknik faiz veya iskonto oranı olarak uzun süre %10 kabul edilmiştir. Bu, aynı zamanda yukarıda belirtilen %10’luk gelir artış oranını da dengeler niteliktedir.

Her yıl için varsayılan artış ve iskonto eşitlendiğinden, matematiksel olarak her yılın destek tutarı yaklaşık aynı kabul edilip yıl sayısıyla çarpma kolaylığı da uygulanabilmektedir. Örneğin hak sahibinin 10 yıllık destek süresi varsa, her yılki destek miktarı uygun iskonto ile bugüne indirgenip toplanır. Ayrıca, destek süresi içinde çocuklar için belirli bir tarihte desteğin sona ermesi (çocuğun mezuniyeti veya evlenmesi gibi) veya eşin olası yeniden evlenmesi gibi etkenler varsa, hesaplamaya yıl bazında dahil edilir. Nihai olarak bulunan toplam bugünkü değer, destekten yoksun kalma tazminatı tutarıdır.

Geçmişte hesap yönteminde bazı farklılıklar bulunmaktaydı. Özellikle trafik kazalarındaki tazminat hesaplarında sigorta şirketlerince uygulanan yöntem ile yargı içtihadı farklılık gösteriyordu. Yargıtay 2021 itibariyle TRH-2010 tablolarının kullanılmasına karar vermiş olup aktüeryal hesaplamalar bu tablo esas alınarak yapılmaktadır.

Kardeşlerin Destekten Yoksun Kalma Tazminatı

Kardeşler, Yargıtay’ın yerleşik uygulamasında, birbirlerine karşı kural olarak “destek” sayılmamaktadır. Yani bir kişinin, kardeşine düzenli bakıp onu geçindirmesi alışıldık bir durum olmadığı kabul edilmektedir. Bu nedenle, bir kimse kardeşinin ölümü nedeniyle destek tazminatı talep edebilmesi için destek ilişkisinin varlığını ispatlaması gerekmektedir. Türk Medeni Kanunu 364. maddesine göre de kardeşler ancak yoksulluğa düşecek durumda iseler birbirlerine nafaka yükümlüsü olurlar. Bu da destek sayılmanın sınırını gösterir. Kardeşin diğer kardeşe destekliğinin kabulü için şu koşullar aranır:

  • Destek veren kardeşin “refah içinde” olması: Ölen kardeşin ekonomik durumu oldukça iyi olmalı ve diğer kardeşe düzenli yardım yapabilecek mali gücü bulunmalıdır.
  • Destek alan kardeşin muhtaç veya kısıtlı durumda olması: Destek talep eden kardeş, ölen kardeşin yardımı olmaksızın geçimini sağlayamayacak derecede muhtaç olmalıdır. Özellikle özel bakım ihtiyacı olan engelli kardeş, iyileşmez hastalığı olan veya akıl sağlığı yerinde olmayan kardeş gibi durumlar buna örnektir. Ya da anne ve babaları vefat etmiş, tamamen kimsesiz ve çok yoksul bir kardeş söz konusu olabilir. Bu durumda ölen kişi kardeşine gerçek ya da farazi destek sayılabilir.
  • Fiili, düzenli ve sürekli yardımın ispatı: Ölen kardeşin, sağ kardeşe gerçek bir destek ilişkisi içinde bulunduğu (düzenli para gönderme, birlikte yaşayıp bakımını üstlenme gibi) somut olarak kanıtlanmalıdır. Aksi takdirde salt kardeşlik bağı, destek tazminatı için yeterli görülmez.

Bu koşulların birlikte mevcut olması durumunda sağ kalan kardeşin destekten yoksun kalma tazminatı talep etme hakkı mevcuttur. Ayrıca sağ kalan kardeş, ölen kardeşin ardından acı, elem ve keder duyması sebebiyle manevi tazminat talep edebilmektedir.

İmam Nikahlı Eşe Destekten Yoksun Kalma Tazminatı 

Yukarıda da ifade ettiğimiz gibi destekten yoksun kalma tazminatına hak kazanabilmek için resmi nikah şart değildir. Tarafların arasında imam nikahı olması gibi durumlarda da destek ilişkisinin varlığı halinde diğer koşullar da gerçekleşmişse imam nikahlı sağ kalan eşin de destekten yoksun kalma tazminatına hak kazanacağını söylemek mümkündür.

Ülkemizde resmi nikah olmaksızın birlikte yaşanan ilişkiler genelde iki şekilde görülmektedir: Birincisi, çok genç yaşta evlendirilen kişilerin resmi nikah için yaşları tutmadığından veya ailelerin resmi nikahı özellikle yaptırmadığı durumlar. İkincisi ise “kuma” tabir edilen, erkeğin mevcut resmi eşinin yanı sıra ikinci bir kadınla dini nikahla evlilik hayatı sürdürdüğü durumlardır (çok eşlilik). Bu gibi durumlarda Yargıtay’ın yaklaşımı farklılık göstermektedir.

Öncelikle belirtmek gerekir ki, bir başkası ile resmi nikahlı olmayan desteğin, imam nikahlı olarak karı koca hayatı yaşadığı kişi destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilir. Fakat destek olanın hem resmi nikahlı eşi hem de imam nikahlı eşi olduğu durumda destekten yoksun kalma tazminatı talep edilip edilemeyeceği konusunda görüş birliği yoktur. Bu durumda resmi nikahla evli birinin bir başkasıyla da resmi nikahsız yaşaması halinde genel ahlak kurallarına aykırı bir durum yaratacağı için resmi nikahsız karı koca hayatını yaşadığı partnerinin tazminat talebi kabul edilmemesi gerektiği görüşü Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından benimsenmiştir. Ayrıca bu gibi durumlarda desteğin resmi nikahlı eşi ve ailesinin bulunması karşısında bu durumun ne kadar sürebileceği kestirilemeyeceği, devamlılık ve düzenlilik olgusunun varlığından söz edilemeyeceğinden bahisle tazminat taleplerinin olmayacağı görüşündedir.

Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Ölenin Kusuru Varsa Ne olur? Kusur İndirim Yapılır Mı?

Destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanırken, ölen kişinin haksız fiilin meydana gelmesindeki kusuru (örneğin kendi ölümüne kısmen sebebiyet vermesi) dikkate alınır. Zarar görenin bu şekildeki ortak kusuru (müterafik kusur), TBK m.52 gereğince tazminat miktarından uygun bir indirim yapılmasını gerektirebilir.

Örneğin ölen kişi, davalıyı ağır biçimde haksız tahrik etmiş ve kavga sonucunda karşı tarafın eylemiyle hayatını kaybetmişse, bu durumda tahrik olgusu destekten yoksun kalma tazminatında indirim sebebi yapılabilir. Nitekim ceza davasında fail hakkında haksız tahrik indirimi uygulanmışsa, sonrasında açılan destekten yoksun kalma tazminatı davasında bu durum, ölenin ortak kusuru olarak kabul edilip tazminata yansıtılmalıdır.

Yine, trafik kazalarında ölen kişi emniyet kemeri takmamış ya da gerekli tedbirleri almamışsa, bu da zararını artıran kendi kusuru olarak değerlendirilip tazminattan indirim konusu olabilir. Örneğin Yargıtay, arka koltukta bebek koltuğu olmadan seyahat eden 1 yaşındaki çocuğun ölümünde, ebeveynlerin bu kural ihlalini çocuğun zararını artıran bir etken saymış ve destekten yoksun kalma tazminatından %20 oranında indirim yapılması gerektiğine hükmetmiştir (TBK m.52)

Başka bir örnek olarak, ölen, ücretsiz (hatır taşıması) yolcu olarak bir araca binmiş ve kaza meydana gelmişse, Yargıtay uygulamasında bu durum tazminatta belirli bir indirim (genelde %20) sebebi sayılmaktadır.

Sonuç olarak, ölenin kusurlu davranışı veya zararın artmasına sebebiyet veren halleri varsa, destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanırken hakkaniyete uygun bir indirim uygulanır.

Çocuğun Ölümü Durumunda Destekten Yoksun Kalma Tazminatı

Ölen destek, eğer anne-babasına hayattayken düzenli ve sürekli bakıyorsa (örneğin çalışıp onlara maddi yardım yapıyorsa), anne ve baba için gerçek destek niteliğindedir. Bu durumda çocuğun ölümü halinde anne ve babası, ölüme sebebiyet veren kişiden destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilir.

Peki, çocuk henüz küçük ve çalışma hayatına atılmamışsa durum nedir? Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre, çocuklar için anne-babaya fiilen bakım ve yardım genellikle ileride beklenir. Henüz çalışmayan, reşit olmayan bir evlat, ölüm anında anne-babaya gelir getirmiyor olsa bile, hayatın olağan akışına göre büyüdüğünde anne ve babasına destek olacağı kabul edilir. Bu tür destek, farazi destek sayılır. Özellikle tek çocuk olan veya ekonomik durumu iyi olan evlatların, ebeveynlerini gelecekte maddi anlamda destekleyeceği beklentisi doğal karşılanır.

Yargıtay, çok küçük yaştaki çocukların bile ilerde çalışma çağına gelip anne-babasına bakabileceği ihtimalini göz önüne alır. Ancak hesaplamada 18 yaşından önceki dönem için destek kabul etmez. Örneğin Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 2021 tarihli bir kararında, küçük yaşlardaki çocukların ev işlerinde yardım etmesi gibi olguların destek sayılmayacağını, farazi desteğin çocuğun 18 yaşını doldurup çalışma çağına gelmesiyle başlayacağını vurgulamıştır. Dolayısıyla, küçük yaşta ölen bir çocuk için anne-babaya destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanırken, çocuğun 18 yaşından itibaren gelir elde edeceği varsayılarak anne-babaya destek süresi belirlenir.

Ev Hanımlarının Destekten Yoksun Kalma Tazminatı

Eşler, evlilik birliği içinde birbirlerinin destekleri sayılırlar. Bu nedenle bir eşin ölümü halinde diğeri, destekten yoksun kalma tazminatı talep etme hakkına sahiptir. Burada özel bir durum, ev hanımı olan (çalışmayan) eşin ölümü halidir. Gelir getiren bir işte çalışmayan, ev işleri ve çocuk bakımı ile uğraşan kadın (veya ev işleriyle meşgul erkek eş) de aslında diğer eşine destek sağlamaktadır. Ev işlerini görmek, çocukların bakımını üstlenmek suretiyle, ailenin bir yardımcı istihdam etmesine gerek bırakmamak ekonomik değeri olan bir destektir.

Nitekim Yargıtay kararlarında, ev hanımı eşin ölümüyle kocanın, eşinin yaptığı işleri yapmak veya yaptırmak için para harcamak zorunda kalabileceği, dolayısıyla bir destekten yoksun kalma zararı oluşabileceği kabul edilmektedir. Örneğin, vefat eden kadın evin tüm işlerini yaparak, çocukların bakımını sağlayarak kocasını maddi külfetten kurtarıyorken ölümüyle birlikte erkek eş bu işler için bir yardımcı tutmak zorunda kalabilir. Bu durum koca yönünden maddi kayıp doğurur ve destekten yoksun kalma tazminatına konu olur. Özetle, ev hanımı eşin ölümü durumunda sağ kalan eş, uğradığı bu kayıp için tazminat isteyebilir.

Bunun haricinde, sağ kalan eşin yeniden evlenme ihtimali de tazminat hesabında dikkate alınmaktadır. Yargıtay, genç yaşta eşini kaybeden bir kişinin ileride evlenebileceği olasılığını göz önünde bulundurarak destekten yoksun kalma tazminatını hesaplarken belirli bir indirim uygulamaktadır. Uygulamada hesap raporlarında, sağ kalan eş için aktif dönem (dava tarihine kadar evlenmediği fiili dönem) ile pasif dönem (gelecekte evlenme ihtimali bulunan dönem) ayrılarak, pasif dönem için olasılık indirimli hesap yapılır. Dava sırasında sağ kalan eş evlenmemişse, aktif dönem yönünden bir indirim yapılmaz. Pasif dönem için tabloya göre bulunacak değer hesaplanır.

Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Rücu Edilir Mi? 

Destekten yoksun kalma tazminatında eğer ödeme bir sigorta şirketi tarafından yapılmışsa, sigorta şirketi poliçe şartlarına ve yasaya göre sorumlu sürücüye veya ilgili tarafa rücu etme hakkına sahiptir. Örneğin trafik kazasında kusurlu sürücünün trafik sigortası, destekten yoksun kalma tazminatını ödedikten sonra, kusur oranında sürücüye rücu edebilir (KTK m.95/1; özellikle alkollü araç kullanma, ehliyetsizlik gibi hallerde sınırsız rücu imkanı da vardır.)

Aynı şekilde, yukarıda bahsettiğimiz gibi SGK, iş kazası nedeniyle hak sahiplerine bağladığı aylıklar ve yaptığı masraflar için kusurlu işverene rücu edebilir. Bu rücu davaları, destekten yoksun kalma tazminatını alan hak sahiplerini doğrudan etkilemez; sigorta kurumu ile kusurlu kişi arasında bir iç ilişkiyi ilgilendirir.

Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Yargıtay Kararları 

  • Destek Payları

“Dairemizin yerleşik uygulamasına göre; desteğin çocuğu yok ise gelirini eşi ile eşit paylaşacağı kabul edilerek gelirden destek ile eşin %50’şer pay alacağı; desteğin çocuğu var ise destek ile eşin 2’şer, her bir çocuğun 1’er pay alacağı; desteğin eşi, çocuğu, ana ve babası var ise destek ile eşin 2’şer, çocuklar ile ana ve babanın 1’er pay alacağı kabul edilmektedir. Türk aile yapısıyla da uyumlu olan bu sistemde desteğin geliri aile bireyleri tarafından birlikte paylaşılmakta, aile bireyleri (özellikle çocuklar) arttıkça gelirden alınacak pay düşmekte, azaldıkça gelirden alınacak pay artmaktadır.” (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/7272 K. 2024/2101 T. 27.02.2024)

  • Haksız Tahrik Durumunda Müterafik Kusur Nedeniyle İndirim Sebebi

“Davaya konu olayda; davalının fiilini haksız tahrik altında gerçekleştirdiği maddi vakıa olarak kesinleşmiş ceza kararı ile tespit edilmiştir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, davacıların destekten yoksun kalma tazminatlarının hesaplanması sırasında haksız tahrik nedeni ile herhangi bir indirim yapılmamıştır. Bu durumda; desteğin müterafik kusurunun varlığı göz önünde bulundurularak talep edilen maddi ve manevi tazminattan haksız tahrik gözetilerek uygun bir indirim yapılmak suretiyle karar verilmesi gerekir.” (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2018/3004 K. 2018/5902 T. 04.10.2018)

  • Çocuğun Vefatı Halinde Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Hesaplama

“Ayrıca; trafik kazası sonucu ölen destek ölmeseydi ana ve babaya bakması muhtemeldir. Ancak bu hususta zarar hesabı yapılırken çocuğun çalışarak gelir elde etmeye başlayacağı yaş olan 18 yaşına gelmesi halinde ana ve babasına destek olacağı varsayılmalıdır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda çocukların küçük yaşlardan başlayarak yardım ve hizmet etmek suretiyle anne ve babaya destek olacağı, özellikle kız çocukların küçük yaşlarda ev işlerinde anneye yardım etmek suretiyle destek olduğu kabulü ile ölen desteğin ölüm tarihinden itibaren anne ve babaya destek olacağı varsayımı ile hesaplama yapılması Yargıtayın yerleşik uygulamalarına aykırıdır. ” (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2020/1041 K. 2021/432 T. 03.02.2021)

  • Çocuklar Açısından Destek Süresinin Hesabı

“Davacıların her biri için destekten yoksun kalacakları sürenin, çocuklar için, yaşları, okuldaki eğitim durumları, içinde yaşadıkları sosyal ve ekonomik koşullar değerlendirilerek ayrı ayrı belirlenmesi, yüksek öğrenim yapacaklar ise, öğrenimlerinin sona erdiği tarih, yapmamakta ise yerleşik ve kabul gören uygulamaya göre, erkek çocukları için 18 yaşın, kız çocukları için 22 yaşın desteğin sona ereceği yaş olarak kabulü gerekmektedir. Somut olayda; davacı …. olay tarihinde 16 yaşında olup davacı vekili tarafından dosyaya ibraz edilen belgelerden, … Lisesi 11. Sınıf öğrencisi olduğu ve üniversiteye hazırlık için dershaneye gittiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacı … ’ın öğreniminin sona erdiğinden söz etmek mümkün olamayacağından” (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2014/9850, K. 2016/11484, T. 13.12.2016)

  • Emniyet Kemerinin Takılmaması Sebebiyle Müterafik Kusur

“Somut olayda; davacının kaza tarihinde 1 yaşında olduğu, dosya arasında bulunan ifade tutanaklarına göre davacının arka koltukta, oto koltuğu olmaksızın oturduğu anlaşılmaktadır. Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 150 nci maddesine göre olay tarihinde 1 yaşında olan davacı için yaşı gereği seyahati sırasında çocuk bağlama sisteminin kullanılması gerekli iken bu kurala uyulmadığı ve davacının zararın artmasına katkısının bulunduğu anlaşılmakta olup, İtiraz Hakem Heyetince müterafik kusurun varlığı kabul edilerek TBK’nın 52 nci maddesi uyarınca Dairemiz yerleşik uygulamalarına göre hesaplanan tazminattan %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.” (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/8607 K. 2025/5315 T. 08.04.2025)

Sık Sorulan Sorular

1-Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Yaş Sınırı Var Mı?

Destekten yoksun kalma tazminatı talep etmek için belirli bir yaş sınırı yoktur. Her yaşta destekten yoksun kalan, bu tazminatı isteyebilir. Ancak tazminat miktarını hesaplarken, ölen desteğin ve destek alanın beklenen yaşam süresi dikkate alınır.

2-Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Hukuki Dayanağı Nedir? 

Destekten yoksun kalma tazminatının yasal dayanağı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 53. maddesidir. Kanun, ölüm halinde ölenin desteğinden mahrum kalanların uğradıkları maddi kayıpların tazminini öngörmektedir.

3-Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Kimden İstenir?

Haksız fiil sonucunda desteğini kaybeden kişiler, tazminatı doğrudan haksız fiili gerçekleştiren kusurlu şahıstan talep edebilirler. Örneğin trafik kazasında ölüme neden olan sürücü ve araç işleteni, destekten yoksun kalma tazminatı açısından sorumludur. Bunun yanı sıra, eğer ölüm bir trafik kazası nedeniyle gerçekleşmişse, kusurlu aracın zorunlu trafik sigortacısı da (poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere) tazminattan sorumlu olur. Keza iş kazalarında kusurlu işverenden talep edilebilir. Yani zarara sebep olan kişiye ve onun yasal sorumluluk sigortacısına karşı dava açmak mümkündür.

4-Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Zamanaşımı Nedir?

İş sağlığı ve güvenliği önlemleri alınmaması sonucunda sigortalı işçinin ölümü halinde onun desteğinden yoksun kalanlar iş sözleşmesinin tarafı olmasa bile dava sözleşme zamanaşımına dayanacaktır. Bu durumda zamanaşımı 10 yıldır. Eğer kişi trafik kazası sonucu ölmüşse destekten yoksun kalma tazminatı için zamanaşımı zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde on yıllık süre içinde zamanaşımına uğrar. Ancak fiil aynı zamanda suç teşkil ediyorsa ceza kanunlarında daha uzun sürenin mevcut olması halinde bu süre destekten yoksun kalma tazminatı talebi için de geçerlidir.

5-Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Şartları Nelerdir? 

Bu tazminatı istemenin en önemli şartı, destek ilişkisinin varlığıdır. Yani davacının, ölen kişi tarafından düzenli bir şekilde bakılıp gözetiliyor (destekleniyor) olması gerekir. Kural olarak bu ilişkiyi ispat yükü davacıdadır. Ancak talep eden, ölenin eşi, çocukları ya da anne-babası ise çoğunlukla destek ilişkisinin mevcut olduğu karine olarak kabul edilir. Bunun dışında, ölüme yol açan fiilin hukuka aykırı olması (haksız bir eylem sonucu ölüm gerçekleşmesi) ve davacının ölüm nedeniyle gerçekten o destekten mahrum kalmış bulunması da gereklidir..

6-Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Nasıl Hesaplanır?

Destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanırken, öncelikle müteveffanın geliri belirlenir. Daha sonra bilinen dönem (ölüm ile dava tarihi arası) ve bilinmeyen dönem (dava sonrası geleceğe ilişkin dönem) ayrımı yapılarak hesaplama yapılır. Bilinen dönemde fiilen elde edilen gelir esas alınır; bilinmeyen dönemde varsayımsal artış ve iskonto oranları (%10) uygulanır. Hesaplama sırasında ölenin gelirinden destek alanlara ayıracağı destek payı (eş, çocuk, vs. arasında paylaştırma) dikkate alınır. Hesaplama karmaşık olduğu için mahkemeler mutlaka aktüeryal hesap için bilirkişi raporuyla hesaplaması yaptırmaktadır.

Destekten yoksun kalma tazminatı

Bu yazıyı faydalı bulduysan paylaş !