İNANÇLI İŞLEM SEBEBİYLE TAPU İPTAL TESCİL DAVASI (2026)
İnançlı işlem sebebiyle tapu iptal ve tescil davası; uygulamada teminat sağlamak amacıyla inançlı işleme sıklıkla başvurulması sebebiyle oldukça rastlanan bir davadır. Bu yazımızda inançlı işlemin hukuki kaynağına ve unsurlarına değindikten sonra inançlı işlem sebebiyle tapu iptal ve tescil davasına ilişkin açıklamalarda bulunacağız.
- İnançlı İşlem Nedir?
- İnanç Sözleşmesinin Hukuki Dayanağı Nedir?
- İnançlı İşlemin Unsurları Nelerdir?
- İnançlı İşlem İle Muvazaa Arasındaki Fark Nedir?
- İnançlı İşlemde Tapu Devri Nasıl Yapılır?
- İnançlı İşlem Sebebiyle Tapu İptal ve Tescil Davası Nedir?
- İnançlı İşlem Sebebiyle Tapu İptal ve Tescil Davasında İspat Yükü Kime Aittir?
- İnançlı İşlem Sebebiyle Tapu İptal ve Tescil Davasında Hangi Deliller Kullanılabilir?
- İnançlı İşlem Sebebiyle Tapu İptal ve Tescil Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme Hangisidir?
- İnançlı İşlemlerde Zamanaşımı Süresi Var Mıdır?
- Yargıtay’ın İnançlı İşlemlerle İlgili Görüşü Nedir?
- İnançlı İşlem Sebebiyle Tapu İptal ve Tescil Davalarında Sık Yapılan Hatalar Nelerdir?
- İnançlı İşlem Sebebiyle Tapu İptal ve Tescil Davasında Uygulamada Dikkat Edilmesi Gerekenler
- İnançlı İşlem Sebebiyle Tapu İptal ve Tescil Davasında Emsal Yargıtay Kararları
- SIKÇA SORULAN SORULAR
- İnançlı İşlem Ne Anlama Gelir?
- İnançlı İşlem İle Muvazaa Arasındaki Fark Nedir?
- İnançlı İşlem Yazılı Olmak Zorunda Mı?
- İnançlı İşlem Sebebiyle Tapu İptal Davası Kim Tarafından Açılabilir?
- İnançlı İşlem Sebebiyle Tapu İptal ve Tescil Davalarında Görevli Mahkeme Hangisidir?
- İnançlı İşlem Sebebiyle Tapu İptal ve Tescil Davalarında Zamanaşımı Süresi Var Mıdır?
- İnançlı İşlem Sebebiyle Tapu İptal ve Tescil Davalarında Hangi Deliller Kullanılır?
- İnançlı İşlem Sebebiyle Tapu İptal ve Tescil Davası Ne Kadar Sürer?
- İnançlı İşlem Nedeniyle Tapu Devralan Kişi Taşınmazı Üçüncü Kişiye Satarsa Ne Olur?
- Sonuç
İnançlı İşlem Nedir?
İnançlı işlem; inananın teminat oluşturmak veya yönetilmek amacıyla malvarlığı kapsamındaki bir hakkını devretmesi ve inanılanın da inanç anlaşmasında yer alan koşullara uygun olarak sözleşmeye konu hakkı kullanması ve amaç gerçekleştiğinde inanana iade etmesini içeren işlemdir. İnançlı işlemlerle ilgili en temel kural, Yargıtay’ın 05.02.1947 tarihli 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile belirlenmiştir. Öyle ki Yargıtay güncel olarak verdiği her kararında istisnasız bir biçimde bu karara atıf yapmaktadır.
Uygulamada inançlı işlemlere kişilerin yasal düzenlemelerle karşılanamayan bazı ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla başvurduğu görülmektedir. En temel örnek ise inananın teminat sağlamak için inanılanla yaptığı işlemlerdir. Uygulamada özellikle nakit para ihtiyacı bulunan ancak bankalardan veyahut başkaca kredi kuruluşlarından kendisine çeşitli nedenlerle kredi sağlanmayan kişilerin “tefeci” olarak bilinen kişilerden borç para aldığı görülmektedir. Bu durumda tefeci olarak bilinen bu kişilerin sıklıkla borç verdikleri kişilerden bir malın mülkiyetini devraldığı böylece alacak haklarını teminat altına aldığı görülmektedir.
Nitekim Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2021 tarihli bir kararında bu konuya ilişkin şu şekilde karar vermiştir: “Somut olaya gelince; davalı …’nün sanık olarak yargılandığı ceza dosyasında, davaya konu taşınmazın tefecilik suretiyle teminat olarak adı geçen davalının eşi olan davalı …’ye devredildiği hususu yapılan yargılama ve Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 11.09.2019 gün 5908-7933 Sayılı kararı ile sabit olmuştur. Bu durumda davacı ile davalılardan … arasında inançlı işlemin varlığı kesinleşmiştir.” (Yarg. 1 Hukuk Dairesi 03.03.2021 Tarih, 2016/17669 Esas, 2021/1158 Karar)
Bunların dışında inançlı işleme; gizlenmek, yönetmek, alacaklılardan mal kaçırmak veya kanunun elverişsiz hükümlerini dolanmak amacıyla da başvurulduğu görülmektedir.
İnanç Sözleşmesinin Hukuki Dayanağı Nedir?
İnançlı işlemin temel 2 unsuru bulunmaktadır. Bunlardan ilki borçlandırıcı işlem olan inanç sözleşmesi diğeri de tasarruf işlemi olan sözleşmeye konu hakkın inanılana devredilmesidir. İnançlı işlem hakkında hukukumuzda yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu yüzden inançlı işlemin hukuki niteliği doktrin ve yargı kararları ile belirlenmiştir. Doktrindeki bir görüşe göre inanç sözleşmesinin hukuki niteliği vekalet sözleşmesi veya vekalet benzeri nitelikte bir ilişkidir. Ağırlıklı olan görüş ise inanç sözleşmesinin kendine özgü (sui generis) bir sözleşme olduğudur. Bu görüşe göre sözleşmenin bünyesine uygun düştüğü ölçüde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun vekalet ve rehin sözleşmesine ilişkin hükümlerinin inanç sözleşmesine de uygulanır. Nitekim Yargıtay da vermiş olduğu kararlarda bu görüşte olduğunu belirtmektedir.
İnançlı İşlemin Unsurları Nelerdir?
İnançlı işlem sebebiyle tapu iptal ve tescil davasında davacı davalı ile aralarında inançlı işlem olduğunu kanıtlamak zorundadır. İnançlı işlemde ise iki temel unsur bulunmaktadır:
- Borçlandırıcı İşlem: İnançlı işlemin borçlandırıcı işlem unsurunu inanç sözleşmesi oluşturmaktadır. İnanç sözleşmesi; inananın inanılana bir hakkını veya şeyini bir amaçla devretmeyi ve inanılanın da kendisine devredilen hak ve şeyi belirlenen amaca uygun olarak kullanıp şartlar gerçekleştiğinde inanana iade etmeyi taahhüt ettiği sözleşmedir. Bu sözleşme kendine özgü bir sözleşme olup bünyesine uygun olduğu ölçüde vekalet veya rehin sözleşmesine ilişkin hükümler kıyasen uygulanır. Geçerlilik şekli bakımından değerlendirmek gerekirse kural olarak alacağın devri borcunu doğuran sözleşmeler herhangi bir şekle tabi değildir. Lakin inanç sözleşmesi taşınmaz mülkiyetini devir borcunu doğuruyorsa Türk Medeni Kanunu’nun m.706/1 uyarınca bu sözleşme tapu sicil görevlileri huzurunda resmi şekilde düzenlenmelidir. Burada akla sık gelen sorulardan biri de muvazaa durumudur. Zira Yargıtay da eski tarihli kararlarında tarafların gerçekte inanç sözleşmesi yapmak istemesi fakat görünüşte satış/bağışlama sözleşmesi yapması sebebiyle nispi muvazaa durumunun oluştuğu ve bu sebeple kesin hükümsüz olduğunu, ayrıca taraflar arasında yapılan gizli inanç sözleşmesinin de resmi şekle aykırı olması nedeniyle kesin hükümsüz olduğunu belirtmekteydi. Lakin bu durum uygulamada çok fazla sıkıntı yaşattığından Yargıtay eski görüşünden dönmüş, inanç sözleşmelerinin TBK m.19 hükmü çerçevesinde ele alınması gerektiğine, bu sözleşmelerin muvazaalı olmadığına hükmetmiştir. Yargıtay bu durumu “yanlış belirtme zarar getirmez” kuralı ile açıklamaktadır.
- Kazandırıcı İşlem: İnançlı işlem açısından kazandırıcı işlem ise inanç konusu hakkım inanan ya da 3. bir kişi tarafından inanılana devredilmesidir. Burada esasen borçlandırıcı işlem olan inanç sözleşmesinin ifa edilmesi söz konusu olmaktadır. Örneğin inanç konusu bir taşınmazsa tapu sicilinde inanılan adına tescil yapılmasıyla veya kambiyo senedi (çek, bono, poliçe) ise inanılana ciro edilerek teslim edilmesiyle kazandırıcı işlem yapılır.
İnançlı İşlem İle Muvazaa Arasındaki Fark Nedir?
Uygulamada taşınmazın mülkiyetini inanç sözleşmesine dayalı olarak devretmek isteyen taraflar tapu uygulamasının buna izin vermemesi nedeniyle genelde tapu müdürlüğünde resmi şekilde satış sözleşmesi yaparak devredip inanç sözleşmesini ise kendi aralarında adi yazılı ya da sözlü olarak yapmaktadır.
Doktrinde bir görüşe göre taşınmazın devrini konu alan sözleşmenin resmi şekilde yapılması gerektiğinden inanö sözleşmesinin resmi şekle aykırılıktan kesin hükümsüz olduğu, görünüşte yapılan satış sözleşmesinin de nispi muvazaa nedeniyle kesin hükümsüz olduğu kabul edilmektedir. Doktrindeki bir diğer görüşe göreyse inanç sözleşmesin kavramının bilinmemesi ve tapuda inanç sözleşmesine izin verilmemesi nedeniyle TBK m.19 hükmü uygulanarak “yanlış belirtme zarar vermez” ilkesine üstünlük tanınmalıdır. Bu durumda tapuda satış sözleşmesi olarak nitelendirilmeye değil tarafların ortak iradeleri olan inanç sözleşmesine bağlı kalınmalıdır.
Yargıtay eski kararlarında ilk görüşü benimsemekteydi. Lakin sonrasında bu görüşten dönerek inançlı işlem kurumuna işlerlik kazandırma maksadıyla bu sözleşmelerin muvazaalı olmadığına ve TBK m.19 hükmü çerçevesinde ele alınması gerektiğine hükmetmiştir.
Nitekim Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2020 tarihli kararında bu konuya ilişkin yaklaşımını belirtmiştir: “öte yandan gerek taşınır, gerek taşınmaz mallara ilişkin olsun nam-ı müstear hadiselerinde, meselenin bir istihkak ve mülkiyet davası niteliğini geçemeyeceğinden, ne resmi senet, ne de şekil meselesinin bahse konu olamayacağı, meselenin akitte ve isimde muvazaayı kapsamına alan TBK’nin 19. maddesi kapsamında düşünülmesinin kanunun amacına uygun düşeceğine, değinildikten sonra sonuçta, nam-ı müstear davalarının dinlenebilir ve yazılı delil ile ispatının mümkün olduğuna, hükmolunmuştur.” (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2018/5527 K. 2020/4386 T. 23.09.2020)
İnançlı İşlemde Tapu Devri Nasıl Yapılır?
İnançlı işlemin borçlandırıcı işlem unsuru inanç sözleşmesi olup kazandırıcı işlem unsuru da sözleşmeye konu hakkın inanılana devredilmesidir. Uygulamada inanç sözleşmesine konu hak çoğu zaman bir taşınmazın mülkiyet hakkıdır. Taşınmazın mülkiyeti, tapu müdürlüğünde resmi şekilde yapılacak satış sözleşmesiyle devredilebilir. Lakin inanç sözleşmesi ile ilgili değinilmesi gereken bir konu taşınmaz mülkiyetinin tescilinin şarta bağlanamayacağıdır. Tapu Sicil Tüzüğü’nün 16/2 maddesine göre tapu sicili üzerinde yapılacak olan değişiklik istemi tescili bozucu veya hükümsüz kılıcı kayıt ve şarta bağlanamaz. Tapu idareleri de bu hükme göre inanç sözleşmelerini tescil talebinin dayanağı olarak kabul etmemektedir. Doktrinde bu husus da oldukla eleştirilmekte olup aslında inanç sözleşmesinin tescili bozmadığı/hükümsüz kılmadığından inanç sözleşmesinin tescil talebinin dayanağı olarak kabul edilmesi gerektiği belirtilmektedir.
Tapu idareleri inanç sözleşmesini tescil talebinin dayanağı olarak kabul etmediği için tapuda taşınmazın devrini satış ya da bağışlama olarak göstererek inanan inanç sözleşmesine konu hakkı inanılana devretmektedir. Bu durumda Yargıtay bu işlemin muvazaalı olmadığını, “yanlış belirtme zarar getirmez” ilkesi gereğince işlemin geçerli sayılması gerektiğini belirtmektedir.
İnançlı İşlem Sebebiyle Tapu İptal ve Tescil Davası Nedir?
İnançlı işlem sebebiyle inanan inanılana bir hakkını devreder ve inanılan da sözleşme amacına uygun olarak bu hakkı kullanır, sonra şartlar gerçekleştiğinde kendisine devredilen hakkı inanana geri devreder. Lakin bazı durumlarda şart gerçekleşse de inanılan kişi inanana hakkı geri devretmez. Eğer inanç sözleşmesi kapsamında inanılana bir taşınmazın mülkiyeti devredilir ve şart gerçekleşmesine rağmen inanılan taşınmazın mülkiyetini inanana geri devretmezse inanan tarafından inançlı işlem sebebiyle tapu iptal ve tescil davası açılması gerekir. Bu dava 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 716. maddesinde düzenlenen tescile zorlama davası niteliğindedir. Zira bu maddede hakimden mülkiyetin hükmen kendisine geçirilmesini talep edebilmek için “hukuki sebep” aranmakta ve inanç sözleşmesi hukuki sebep olarak kabul edilmektedir. Bu konuya ilişkin daha detaylı bilgiler “Tapu İptal ve Tescil Davası” makalemizde mevcuttur.
İnançlı İşlem Sebebiyle Tapu İptal ve Tescil Davasında İspat Yükü Kime Aittir?
İnançlı işlem sebebiyle tapu iptal ve tescil davasında ispat yükü 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre iddia edilen olaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa, yani bunu iddia eden davacıya aittir. İnançlı işlem iddialarının ispatı konusundaki temel kural Yargıtay’ın 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile belirlenmiştir. Bu karara göre inançlı işlem iddiası ancak yazılı delil ile kanıtlanabilir. Bu yazılı delilin şekle bağlı olması zorunlu değildir lakin tarafların imzasını da içermelidir.
Lakin her durumda tarafların elinde yazılı bir delil (örneğin yazılı bir biçimde yapılmış inanç sözleşmesi) olması mümkün olmayabilir. Bu durumda yazılı delil olmasa dahi iddianın varlığını muhtemel kılan bir delil başlangıcı mevcutsa iddianın tanık dahil her türlü delille ispatı mümkün hale gelmektedir. Delil başlangıcına örnek olarak inançlı işlemin varlığını muhtemel kılan mektup, yazışma veya banka dekontları gösterilebilir. İnançlı işlem sebebiyle tapu iptal ve tescil davası açıldığında davacının elinde yazılı bir delilin bulunmaması durumunda taraflar arasındaki inançlı işlemi muhtemel kılan bir mektup, yazışma ya da ödeme dekontu bulunduğu takdirde
İnançlı İşlem Sebebiyle Tapu İptal ve Tescil Davasında Hangi Deliller Kullanılabilir?
İnançlı işlem sebebiyle tapu iptal ve tescil davasında ispat kuralına ilişkin olarak Yargıtay’ın 1947 tarihli vermiş olduğu İçtihadı Birleştirme Kararı önemli rol oynamaktadır. Bu karara göre inançlı işlem iddiası ancak yazılı delil ile ispatlanabilmektedir. Bu yazılı delilin illaki resmi bir şekilde olması gerekmez, örneğin adi yazılı bir sözleşme ile de ispatlanabilmesi mümkündür. Ancak burada mahkemeye sunulacak yazılı delilin tarafların imzasını içermesi gerekmektedir.
İnançlı işlem sebebiyle tapu iptal ve tescil davasında yazılı delil kuralının istisnası da delil başlangıcının bulunmasıdır. Örneğin davacı inançlı işlem sebebiyle tapu iptal ve tescil davasında delil olarak yazılı bir inanç sözleşmesi sunamamış fakat aralarındaki inançlı işlemi muhtemel gösteren ödeme dekontu, yazışma, mektup gibi belgeler sunmuş olabilir. Bu durumda bu belgeler delil başlangıcı olarak kabul edilmektedir. Delil başlangıcının bulunduğu durumlarda davacı tanık dinleterek iddiasını kanıtlayabilmektedir.
Bunun haricinde inançlı işlem sebebiyle tapu iptal ve tescil davasında davacının yemin teklifine dayanması da mümkündür. Lakin yemin delili 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre kesin delil sayıldığından davalıya yemin teklif edilmesi de önemli bir usul işlemidir. Bu sebeple bu alanda uzman bir avukattan destek almak elzemdir. Davacı tarafın yemin deliline muhakkak dava dilekçesinde değinmesi gerekir. Bu durumda hakim esas hakkında karar vermeden önce davacıya yemin teklifini hatırlatmalıdır. Zira bu durumun yapılmaması Yargıtay tarafından bozma sebebi teşkil etmektedir.
İnançlı İşlem Sebebiyle Tapu İptal ve Tescil Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme Hangisidir?
İnançlı işlem sebebiyle tapu iptal ve tescil davasında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda taşınmazın aynından doğan davalarda yetki kuralı düzenlenmiştir. Bu yetki kuralına gör taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin veya ayni hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir. İnançlı işlem sebebiyle tapu iptal ve tescil davası davası da taşınmazın aynından doğan davalardan olduğu için bu davanın da taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılması gerekir.
İnançlı İşlemlerde Zamanaşımı Süresi Var Mıdır?
İnançlı işlemlerde tarafların birbirine karşı ileri sürdüğü haklar ayni değil kişisel nitelikte olduğundan bir zamanaşımına tabidir. Lakin inançlı işlem sebebiyle tapu iptal ve tescil davası ile ilgili olarak özel bir zamanaşımı süresi mevcut değildir. Bu sebeple Türk Borçlar Kanunu’nun 146. maddesindeki hükmü uyarınca inançlı işlem sebebiyle tapu iptal ve tescil davası 10 yıllık zamanaşımı süresine tabidir.
İnançlı işlemde tarafların alacakları bakımından zamanaşımı süresi alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren işlemeye başlar. Bu açıdan özellikle inananın inanılana karşı açacağı inançlı işlem sebebiyle tapu iptal ve tescil davası inanç konusu taşınmazın inanana iade edilmesi gerektiği tarihten itibaren başlar.
Zamanaşımı bir itiraz değil defi olduğu için inançlı işlem sebebiyle tapu iptal ve tescil davasında davalı tarafından cevap süresi içerisinde ileri sürülmelidir. Yine davalı tarafından zamanaşımı defi ileri sürülmedikçe hakim tarafından esen dikkate alınamaz.
Yargıtay’ın İnançlı İşlemlerle İlgili Görüşü Nedir?
Uygulamada taraflar, taşınmazın mülkiyetini gerçekte inanç sözleşmesine dayalı olarak devretmek istemelerine rağmen, tapu sisteminin buna imkân tanımaması sebebiyle işlemi tapuda resmi satış sözleşmesi şeklinde gerçekleştirmekte; aralarındaki inanç ilişkisini ise ayrıca adi yazılı bir belgeyle ya da sözlü olarak kurmaktadır.
Doktrinde bir görüş, taşınmaz devirlerine ilişkin sözleşmelerde resmi şeklin zorunlu olduğunu, bu nedenle inanç sözleşmesinin şekil noksanı sebebiyle kesin hükümsüz olduğunu, tapudaki satış işleminin ise nispi muvazaa niteliği taşıdığı için geçersiz sayılması gerektiğini savunur. Buna karşı ileri sürülen görüş ise, uygulamada inanç sözleşmesinin tanınmaması ve tapuda bu tür işlemlere yer verilmemesi karşısında TBK m. 19’daki “yanlış belirtme zarar vermez” ilkesine ağırlık verilmesi gerektiğini, bu sebeple de işlem tapuda satış olarak görünse dahi esasen tarafların gerçek ve ortak iradesi olan inanç sözleşmesinin dikkate alınması gerektiğini kabul eder.
Yargıtay, eski tarihli kararlarında ilk görüş doğrultusunda hareket ederek hem inanç sözleşmesini hem de görünürdeki satış sözleşmesini geçersiz sayma eğilimindeyken, sonradan bu yaklaşımını terk etmiş; inançlı işlemlerin hukukî geçerliliğini ve işlevselliğini sağlamak amacıyla, bu tür sözleşmelerin muvazaalı işlem olarak nitelendirilemeyeceğini ve TBK m. 19 uyarınca tarafların gerçek iradesine üstünlük tanınması gerektiğini benimsemiştir.
İnançlı İşlem Sebebiyle Tapu İptal ve Tescil Davalarında Sık Yapılan Hatalar Nelerdir?
İnançlı işlem sebebiyle tapu iptal ve tescil davalarına ispat yükü altında olan davacı inançlı işlemi yazılı delil ile ispatlamak zorundadır. Nitekim bu hususa Yargıtay’ın İçtihadı Birleştirme Kararında da değinişmiştir. Bu durumda inançlı işlemi kanıtlamak için davacının dava dilekçesi ile birlikte yazılı bir inanç sözleşmesi sunarak inançlı işlemi kanıtlaması gerekir. Lakin bazen davacının elinde bu tarz yazılı bir inanç sözleşmesi olmaz. Bu durumda inançlı işlem sebebiyle tapu iptal ve tescil davası açılırken delil başlangıcı olarak sayılan ve inançlı işlemi muhtemel kılan davalıya gönderilen banka dekontu veya davalıyla olan yazışmalar dava dilekçesine eklenmeli ve aynı zamanda tanık ve yemin deliline de dayanılmalıdır. Zira delil başlangıcı olan durumlarda senetle ispat zorunluluğu kalkar ve davacı iddiasını tanık dahil her türlü delil ile ispatlayabilir.
Aynı zamanda açılacak olan inançlı işlem sebebiyle tapu iptal ve tescil davasının dava dilekçesinde muhakkak yemin deliline dayanılması gerekir. Zira davacının elinde hiçbir delil olmadığı durumda yemin deliline dayanmışsa davalıya yemin teklifini bulunabilir. Ayrıca bu durumda hakim esas hakkında kararını vermeden önce davacı tarafa yeminini hatırlatması gerekir, aksi takdirde bu durum bozma sebebidir. Unutulmamalıdır ki yemin kesin delil teşkil edeceğinden bu delile son çare olarak başvurulması gerekir.
İnançlı İşlem Sebebiyle Tapu İptal ve Tescil Davasında Uygulamada Dikkat Edilmesi Gerekenler
İnançlı işlem sebebiyle tapu iptal ve tescil davası açılırken öncelikle davacının inanç sözleşmesinden kaynaklanan borcunu ödemesi veya ödemeyi teklif etmiş olması gerekir. Eğer davacı taraf inanç sözleşmesinden kaynaklı borcunu ödememişse davalı taraf ödemezlik defini ileri sürebilecektir. Lakin davacının inanç sözleşmesinden kaynaklanan borcunu ödemeden inançlı işlem sebebiyle tapu iptal ve tescil davası açması halinde mahkeme davayı doğrudan reddetmemeli, bilirkişi marifetiyle davacının borcunu tespit ederek bu tutarın depo edilmesi için davacı tarafa kesin süre vermelidir.
Nitekim Yargıtay da bu görüştedir: “Davacının karşılıklı edimler içeren inanç sözleşmesine dayanarak taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tescilini isteyebilmesi için TBK’nın 97. maddesi gereğince öncelikle kendi edimini yerine getirmesi zorunludur. Ne var ki Mahkemece, bu husus göz ardı edilerek davanın reddine karar verilmesi hatalıdır. Hal böyle olunca, Mahkemece tespit edilen ve itiraza uğramayan, bilirkişi raporundaki 33.031,00 TL asıl alacak ve 18.871,93 TL işlemiş faiz bedelini depo etmesi yönünde davacıya süre verilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.” (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2021/8254 K. 2021/7570 T. 06.12.2021)
İnançlı İşlem Sebebiyle Tapu İptal ve Tescil Davasında Emsal Yargıtay Kararları
- İnançlı İşlem Sebebiyle Tapu İptal ve Tescil Davasında Yazılı Delil Zorunluğu
“Ayrıca sözleşmenin inançlı işlemin yazılı delili olması nedeniyle resmi şekilde yapılması şart olmadığı gibi, devirden önce ya da sonra yapılmasının ve davacının imzasını içermesinin de bir önemi bulunmamaktadır. ” (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2015/11136 K. 2018/11114 T. 07.06.2018)
- İnançlı İşlem Sebebiyle Tapu İptal ve Tescil Davasında Yazılı Delil Olmaması Halinde Delil Başlangıcı
“Gerçekten de, taraflar arasındaki ilişki ve çekişmenin çözüme kavuşturulması bakımından yukarıda değinilen İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca yazılı belge ile ispatı gerekmekte ve fakat böylesine bir belgenin bulunmadığı anlaşılmakta ise de; davalının bankadaki hesabına yatırılan paralara ilişkin dekontların bu ilişki ile bağlantılı olduğunun saptanması halinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 202. maddesi gereğince delil başlangıcı teşkil edeceği ve çekişmenin giderilmesinde gözardı edilemeyeceği, dinlenen tanık beyanlarından taşınmazın teminat amacıyla davalıya devredildiği tartışmasızdır.” (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2018/4409 K. 2018/14490 T. 14.11.2018)
- İnançlı İşlem Sebebiyle Tapu İptal ve Tescil Davasında Davacıya Yemin Teklifinin Hatırlatılmaması
“Somut olayda, davacı İçtihatları Birleştirme Kararının aradığı anlamda yazılı delil ibraz edememişse de dava dilekçesinde açıkça yemin deliline de dayanmış olup mahkemece, davacıya yemin hakkı hatırlatılmadan sonuca gidilmiştir. Hâl böyle olunca, davacıya yemin teklif etme hakkının hatırlatılması, ilk el davalı … yemin ederse davacının iddiasını kanıtlayamadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi, yemin etmez ise temlikin inançlı işleme dayalı olduğu kabul edilerek, davacının ikinci el olan davalı … ile ilişkisinin araştırılması ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, hukuki nitelendirmede yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetsizdir.” (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2016/13162 K. 2019/6039 T. 25.11.2019)
- İnançlı İşlem Sebebiyle Tapu İptal ve Tescil Davasında Zamanaşımı
“İnançlı işlemler gibi bu işlemlerin hangi zamanaşımına tabi tutulacakları da Kanunumuzda düzenlenmemiştir. Gerek bilimsel alanda gerekse uygulamada, inanç konusunun iadesine, inanç konusu üçüncü kişiye devredilmiş, inanılan elinden çıkmışsa tazminat talebine ilişkin dava hakkının 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 125. maddesindeki 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu kabul edilmektedir. ” (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1750 K. 2019/321 T. 19.03.2019)
“İnanç sözleşmesinden doğan davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden mülga 818 sayılı Borçlar Kanununun 125. maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 146. hükmü gereğince inanç sözleşmesinden kaynaklanan davalarda zamanaşımı süresi on yıl olarak kabul edilmektedir. İnanç da bir sözleşme olup, genel zamanaşımı süresine tabi ise de buradaki sürenin başlangıcı, inanç gösterilenin borcunu yerine getirmeyeceği konusundaki tavrının ortaya çıkması ile başlar. Diğer bir anlatımla, inanç gösteren kişinin hakkına yargısız ulaşabileceği umudunun tükendiği tarih zamanaşımı süresinin başlangıcını teşkil eder.” (Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2015/16551 K. 2018/4382 T. 04.06.2018)
SIKÇA SORULAN SORULAR
İnançlı İşlem Ne Anlama Gelir?
İnançlı işlem, bir taşınmazın malikinin tapuda devrini yaparken aslında mülkiyeti kalıcı olarak devretme iradesine sahip olmadığı, belirli bir güven ilişkisi içinde karşı tarafa devrettiği işlemdir. Taşınmaz, güven ilişkisine dayalı olarak devredilir; amaç genellikle teminat sağlamak veya belirli bir işin yerine getirilmesini kolaylaştırmaktır.
İnançlı İşlem İle Muvazaa Arasındaki Fark Nedir?
Muvazaada taraflar üçüncü kişileri aldatmak amacıyla görünüşte bir işlem yaparken, inançlı işlemde taraflar arasında gerçek bir güven ilişkisi vardır. İnançlı işlemde tapu devri gerçekten yapılır, fakat geçici veya teminat amaçlıdır. Doktrinde bir görüş inançlı işlemi nispi muvazaa sebebiyle kesin hükümsüz kabul etse de ağırlıklı olan görüş inançlı işlemin geçerli olduğu yönündedir.
İnançlı İşlem Yazılı Olmak Zorunda Mı?
Evet. İnanç sözleşmesinin varlığı iddia ediliyorsa, bu iddianın yazılı delille ispatı gerekir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da açılacak olan inançlı işlem sebebiyle tapu iptal ve tescil davalarında inançlı işlemin yazılı delil ile kanıtlanması gerektiğine hükmetmiştir.
İnançlı İşlem Sebebiyle Tapu İptal Davası Kim Tarafından Açılabilir?
Taşınmazı güven ilişkisi çerçevesinde devreden (inanan) kişi veya onun mirasçıları, tapunun kendi adlarına tescil edilmesi için bu davayı açabilir.
İnançlı İşlem Sebebiyle Tapu İptal ve Tescil Davalarında Görevli Mahkeme Hangisidir?
İnançlı işlem sebebiyle tapu iptal ve tescil davalarında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise kesin yetki kuralı bulunduğundan taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir.
İnançlı İşlem Sebebiyle Tapu İptal ve Tescil Davalarında Zamanaşımı Süresi Var Mıdır?
İnançlı işlem sebebiyle tapu iptal ve tescil davasında hukuki sebep ayni değil kişisel bir hakka dayandığından genel zamanaşımı hükmü uygulanmaktadır. Bu süre 10 yıldır.
İnançlı İşlem Sebebiyle Tapu İptal ve Tescil Davalarında Hangi Deliller Kullanılır?
Kural olarak inançlı işlem sebebiyle tapu iptal ve tescil davasında davacı taraf inançlı işlemi yazılı inanç sözleşmesi ile kanıtlamalıdır. Lakin banka dekontu veya yazışmalar delil başlangıcı sayılır ve bu durumda inançlı işlemin tanık dahil her türlü delil ile kanıtlanması mümkündür.
İnançlı İşlem Sebebiyle Tapu İptal ve Tescil Davası Ne Kadar Sürer?
Davaların süresi mahkemeye, delil durumuna ve bilirkişi incelemelerine göre değişmekle birlikte genellikle 1-2 yıl arasında sonuçlanmaktadır.
İnançlı İşlem Nedeniyle Tapu Devralan Kişi Taşınmazı Üçüncü Kişiye Satarsa Ne Olur?
Eğer üçüncü kişi iyiniyetli değilse, tapu iptal ve tescil davası ona karşı da açılabilir. Ancak üçüncü kişi Türk Medeni Kanunu’nun 1023. maddesi kapsamında iyiniyetli kabul edilirse, iptal talebi reddedilebilir. Üçüncü kişinin davalı tarafın akrabası olduğu ve inançlı işlemi bilebilecek durumda olan kişinin iyiniyetli olmadığı kabul edilir.
Sonuç
İnançlı işlem sebebiyle tapu iptal ve tescil davası açılırken dava dilekçesine yazılı delilin eklenmesi, bunun olmaması halinde inançlı işlemi muhtemel kılan belgelerin ve tanık bilgilerin mahkemeye verilmesi oldukça önemlidir. Ayrıca bunun yanında yemin deliline de değinilmesi davacının haklarını en etkili kullanmasını sağlayacaktır. İnançlı işlemin belirli bir mevzuatta düzenlenmemesi sebebiyle inançlı işlem sebebiyle tapu iptal ve tescil davası açılırken Yargıtay içtihatları titizlikle incelenmektedir. Zira bu alan Yargıtay içtihatları ve doktrin görüşleri ile şekillenmektedir. Dolayısıyla inançlı işlem sebebiyle tapu iptal ve tescil davası açılmadan önce uzman bir avukattan hukuki destek alınması davacının hak kaybı yaşamasını engelleyecektir.

