İranlıların Savaş Sebebiyle Oturma İzni

İçindekiler

İranlıların Savaş Sebebiyle Oturma İzni Ve Sınır Dışı İşlemleri

İranlıların Savaş Sebebiyle Oturma İzni Ve Sınır Dışı İşlemleri (2026)

İranlıların savaş sebebiyle oturma izni ve sınır dışı işlemleri, özellikle İran’da son dönemde ortaya çıkan savaş ve buna bağlı güvenlik riskleri sonrasında, Türkiye’de yabancılar hukuku bakımından en çok tartışılan konulardan biri haline gelmiştir.  Türkiye’de uzun süredir ikamet eden ya da yeni giriş yapan İran vatandaşları açısından, ülkelerine geri gönderilmelerinin hukuka uygun olup olmadığı, oturma izni alıp alamayacakları ve idarenin bu süreçteki takdir yetkisinin sınırları ciddi şekilde önem kazanmıştır.

İran’daki mevcut durumun yalnızca politik bir kriz olarak değil, aynı zamanda siviller açısından ciddi riskler doğuran bir savaş hali olarak değerlendirilmesi gerekir. Bu tür durumlarda, yabancıların hukuki statüsü klasik ikamet izni rejimiyle sınırlı kalmamakta; uluslararası koruma, insani ikamet izni ve geri gönderme yasağı gibi kavramlar makalede ayrıntılı şekilde değerlendirilmiştir. 

İranlıların Savaş Nedeniyle Oturma İzni 

Türkiye’de yabancıların ikametine ilişkin temel düzenleme 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’dur. Bu kanun çerçevesinde İran vatandaşlarının farklı türlerde ikamet izni alması mümkündür. Ancak savaş gibi olağanüstü durumlar söz konusu olduğunda, klasik ikamet izinlerinden ziyade daha koruyucu nitelikteki izin türleri önem kazanmaktadır.

İnsani ikamet izni, İran’da savaş nedeniyle özellikle Türkiye’de uzun süredir kaçak durumda bulunan İranlılar bakımından değerlendirilmesi gereken bir izin türüdür.  Kanun koyucu, belirli şartları sağlayamayan yabancılara dahi, istisnai durumlarda Türkiye’de kalma imkânı tanımıştır.

İran’daki savaş nedeniyle ülkesine dönmesi halinde hayatı veya fiziksel bütünlüğü tehlikeye girebilecek kişiler bakımından bu izin türü son derece önemlidir. Uygulamada, idarenin bu tür başvuruları değerlendirirken çoğu zaman genel kriterlere bağlı kaldığı görülse de, savaş gibi olağanüstü koşulların varlığı halinde daha geniş bir yorum yapılması gerektiği açıktır.

İnsani ikamet izni dışında uluslararası koruma başvurusu da İran vatandaşları için güçlü bir hukuki dayanak oluşturmaktadır. Özellikle ayrım gözetmeyen şiddet olaylarının yaşandığı bölgelerden gelen kişiler bakımından, geri gönderilme halinde ciddi zarar görme ihtimali, bu başvuruların kabul edilmesini gerektirebilecek niteliktedir.

İranlılar Savaş Nedeniyle İnsani İkamet İznine Müracaat Edebilir mi? 

İnsani ikamet izni, 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (YUKK)’da düzenlenmiş olup 6458 sayılı kanunun 46.ve 47.maddelerinde belirlenen hallerde Türkiye’de zorunlu olarak kalmaya devam etmesi gereken yabancılara verilen ikamet izin türüdür ve istisnaidir, sadece kanunda belirtilen hallerde yabancıya bu ikamet izin türü verilebilmektedir. Yabancıların, insani ikamet iznine başvurabilmesi için belirtilmiş olan diğer ikamet izin türlerinden faydalanamıyor olması gerekmektedir.

Bilindiği üzere ikamet başvurusu yapacak yabancının yasal olarak kalması ön koşuldur. Vize muafiyet süresinde ya da mevcut ikamet izniyle yaşarken ikamet başvurusu (turistik, aile vb.) yapılabilmektedir. Mevcut ikametini uzatmayan ya da hiç ikamet almayan kimse ise yasal pozisyonunu kaybetmektedir. Ülkeden çıkması durumunda ise kaçak kaldığı yıllara oranla hakkında giriş yasağı tesis edilmektedir.

Ancak insani ikamet izninde “vize ihlali yapmama” şartı aranmamakta olup giriş yasağı riski taşımadan ve ülkeden çıkış yapmadan yabancı ikamet izni alabilmektedir.  Başka bir deyişle, insani ikamet iznindeki amaç,  vize veya ikamet ihlali yaparak yasal olmayan şekilde kalsa bile durumu gereği ülkeden ayrılması mümkün olmayan veya sınır dışı edilemeyecek yabancıların belirli bir statüye bağlanarak ikamet etmelerinin sağlanmasıdır.

İran’da savaş, iç çatışma veya ayrım gözetmeyen şiddet ortamı bulunması sebebiyle ülkesine dönemeyen kişiler, can güvenliği riski taşıyanlar ve geri gönderilmesi halinde işkence/insanlık dışı muamele riski bulunanlar insani ikamet izni için başvuru yapabilir.

İnsani ikamet izni başvurusu için bizzat ikamet izni almak isteyen yabancı, yabancının yasal temsilcisi veya avukatı tarafından il göç idaresine başvurulmalıdır. 

İranlılar Hangi Hallerde İnsani İkamet Başvurusu Yapabilir? 

Başvuru SebebiAçıklama
Türkiye’de uzun süredir yaşanması ve ekonomik sebeplerle çıkış yapılamamasıKişinin Türkiye’de uzun süredir bulunması ve maddi imkânsızlıklar nedeniyle ülkesine dönememesi
Siyasi, dini veya şiddet görme endişesi nedeniyle ülkeye dönülememesiÜlkesine dönmesi halinde baskı, zulüm veya şiddet riski altında olması
Geçerli seyahat belgesinin bulunmamasıPasaport veya seyahat belgesinin olmaması nedeniyle çıkış yapamaması
Mahkeme kararı nedeniyle Türkiye’de kalma zorunluluğuDevam eden dava veya alınmış yargı kararı nedeniyle ülkeden ayrılamaması
Aile üyelerinin Türkiye’de yasal olarak bulunmasıAile bağları nedeniyle Türkiye’de kalmasının zorunlu hale gelmesi

 

İnsani ikamet izni başvurularında ilk aşama, Göç İdaresi tarafından yapılan ön değerlendirmedir. Bu aşamada başvuru sahibine “İnsani İkamet İzni Ön Değerlendirme Formu” doldurtulmaktadır. Söz konusu formda başvuru sahibine yöneltilen temel sorular şu şekildedir:

-Uyruğunuz nedir?

-Başvuru sebebi nedir?

Başvuru sebebi kısmında ise başvuru sahibinin durumuna uygun seçenekler yer almakta ve işaretlenmesi beklenmektedir. Bu seçenekler arasında özellikle şu hususlar dikkat çekmektedir:

Türkiye’de uzun süredir yaşanması ve ekonomik sebeplerle çıkış yapılamaması : Bu gerekçe, başvuru sahibinin Türkiye’de belirli bir süre boyunca kesintisiz veya fiilen yaşamış olmasını ifade eder. Uygulamada genellikle birkaç yılı aşan ikametler dikkate alınır. Kişinin Türkiye’de bir yaşam kurmuş olması (ikamet adresi, sosyal çevre, iş bağlantıları vb.) önemlidir.

Ekonomik sebepler ise; uçak bileti, yol masrafları veya dönüş sürecine ilişkin giderlerin karşılanamaması; ülkesine dönmesi halinde geçimini sağlayamayacak olması ve Türkiye’de asgari düzeyde de olsa bir gelir düzeni kurmuş olması şeklinde somutlaştırılmalıdır.

Siyasi, dini veya şiddet görme endişesi nedeniyle ülkeye dönülememesi : Başvuru sahibinin ülkesine dönmesi halinde siyasi görüşleri nedeniyle baskı görme ihtimali;  dini inancı veya mezhebi nedeniyle ayrımcılığa uğrama riski ; toplumsal olaylara katılım, sosyal medya paylaşımları veya geçmiş faaliyetleri nedeniyle hedef alınma ihtimali ve genel güvenlik riski (savaş, iç karışıklık, keyfi gözaltı riski vb.) bulunması gerekir.

Bu gerekçe somut olaylarla desteklenmelidir. Örneğin; daha önce yaşanan bir soruşturma, tehdit, gözaltı, aile bireylerinin yaşadığı benzer olaylar veya ülke genelindeki güncel durumlar dilekçede açıkça belirtilmelidir.

Geçerli seyahat belgesinin bulunmaması : Başvuru sahibinin pasaportunun bulunmaması, süresinin dolmuş olması veya yenilenememesi durumunu ifade eder. Bu kapsamda pasaportun kaybolması veya süresinin bitmesi, Konsolosluk tarafından pasaport verilmemesi veya yenilenmemesi ve ülkesinin diplomatik temsilciliğine erişimde fiili zorluklar yaşanması gibi durumlar gerekçe oluşturur.

Mahkeme kararı nedeniyle Türkiye’de kalma zorunluluğu : Bu gerekçe, başvuru sahibinin Türkiye’de devam eden bir yargı sürecine taraf olması durumunu veyahut hakkında açılan bir idari davanın lehine sonuçlanmış olmasını kapsarlar . Örneğin: ceza soruşturması veya kovuşturması kapsamında şüpheli/sanık olması;  tanık veya müşteki sıfatıyla dosyada yer alması; hakkında verilmiş adli kontrol, yurt dışı çıkış yasağı veya benzeri tedbirlerin bulunması veyahut hakkında açılan idari yargıdaki davalara ilişkin  (ikamet izninin reddi işleminin iptali – sınır dışı kararının iptali vb.)  mahkeme kararları bulunması gerekir.

Bu durumda kişinin Türkiye’den ayrılması hukuken mümkün değildir veya ciddi hak kayıplarına yol açabilir. Bu hususun ilgili mahkeme kararları veya dosya bilgileri ile desteklenmesi gerekir.

Aile üyelerinin Türkiye’de yasal olarak bulunması  : Başvuru sahibinin aile birliğinin Türkiye’de kurulmuş veya devam ediyor olması bu gerekçenin temelini oluşturur. Bu kapsamda eşin Türkiye’de yasal ikamet iznine sahip olması, çocukların Türkiye’de eğitim görüyor olması ve anne, baba veya diğer yakın aile bireylerinin yasal statü ile Türkiye’de bulunması önemlidir. Burada özellikle “aile birliğinin korunması” ilkesi ön plana çıkar.

Nitekim uzun yıllar Türkiye’de ikamet edip de genel yolla vatandaşlık kazanan veyahut yatırım yoluyla Türk vatandaşı olan aile üyeleri bulunan yabancılar da bu sebeple insani ikamet iznine müracaat edebilir.

Not : Bu gerekçelerden biri tek başına yeterli olabileceği gibi, uygulamada birden fazla gerekçenin birlikte sunulması başvurunun kabul edilme ihtimalini artırmaktadır. En kritik nokta ise, bu gerekçelerin soyut değil, somut olaylar ve mümkünse belgelerle desteklenmesidir.

İnsani ikamet ön değerlendirme formunda başvuru sahibinin kendi durumunu detaylı şekilde açıklayabileceği bir alan da bulunmaktadır. Uygulamada bu kısmın özenle ve hukuki bir çerçevede doldurulması büyük önem taşımaktadır. Zira başvurunun kabulü büyük ölçüde bu açıklamanın ikna ediciliğine ve sunulan gerekçelere ilişkin dellillere bağlıdır.

Formun sonunda başvuru sahibine ait kimlik bilgileri (ad-soyad, doğum tarihi, anne-baba adı, iletişim bilgileri) ile imza bölümü yer almakta ve sunulan bilgilerin doğruluğu taahhüt edilmektedir. Bu hususta daha detaylı bilgi edinmek isterseniz ” İnsani İkamet İzni” ve “İnsani İkamet İzni Reddine İtiraz Ve İptal Davası” başlıklı makalelerimize göz atabilirsiniz.

İnsani İkamet Başvurusu İçin Gerekli Belgeler 

İnsani ikamet izni başvurularında yalnızca form doldurulması yeterli olmayıp, başvuruyu destekleyici belgelerin de eksiksiz şekilde sunulması gerekmektedir. Bireysel ilk başvurular için talep edilen evraklar şu şekildedir:

  1. Başvuru sebebini ayrıntılı şekilde açıklayan dilekçe
  2. Çocuk varsa doğum belgesi (18 yaş altı için)
  3. Anne ve babaya ait pasaport fotokopileri (18 yaş altı başvurular için)
  4. Mevcutsa ikamet izni kartı fotokopisi
  5. Noter onaylı kira sözleşmesi veya barınmaya ilişkin taahhütname
  6. 4 adet biyometrik fotoğraf
  7. Başvuru dosyasının sunulacağı pembe dosya

Bu belgelerin hazırlanması sırasında özellikle dilekçenin içeriği kritik öneme sahiptir. Dilekçede başvuru sahibinin ülkesine neden dönemediği, karşılaşabileceği riskler, Türkiye’deki mevcut durumu ve varsa özel koşulları açık ve somut şekilde ortaya konulmalıdır.

İnsani ikamet izni, Türkiye’de hukuki statüsü belirsiz hale gelen veya ülkesine dönmesi mümkün olmayan yabancılar için önemli bir ikamet izin türüdür. İranlı başvuru sahipleri açısından özellikle savaş, siyasi baskı ve güvenlik endişeleri bu iznin verilmesinde temel gerekçeler arasında yer almaktadır.

Ancak uygulamada başvuruların büyük ölçüde somut delillere ve doğru hazırlanmış dilekçelere dayandığı unutulmamalıdır. Bu nedenle sürecin profesyonel şekilde yürütülmesi, hem zaman kaybını önleyecek hem de başvurunun olumlu sonuçlanma ihtimalini artıracaktır.

İranlıların Savaş Sebebiyle Uluslararası Koruma İzni Başvurusu

İranlıların savaş sebebiyle uluslararası koruma iznine müracaat etme hakkı bulunmaktadır. 

İran’daki savaş nedeniyle yapılan uluslararası koruma başvuruları, Türkiye’de 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu çerçevesinde, “ülkede genel bir güvenlik sorunu var mı?” sorusundan çok daha dar ve bireysel şekilde değerlendirilir.  İdare başvuruyu değerlendirirken yalnızca İran’daki çatışma ortamının varlığını değil, başvuru sahibinin bu ortamdan doğrudan ve kişisel olarak etkilenip etkilenmediğini kontrol etmeye çalışır. Başvuru sahibinin ülkesine döndüğünde ciddi zarar görme riskiyle karşı karşıya olup olmadığı somut olay üzerinden değerlendirilir.

Göç İdaresi, başvuruyu incelerken öncelikle ülke menşe raporlarını, uluslararası kuruluşların (UNHCR, Amnesty International gibi) hazırladığı güvenlik ve insan hakları raporlarını dikkate alır. Ancak esas belirleyici olan, başvuru sahibinin bireysel hikayesidir.

Kişinin siyasi görüşü, etnik kökeni, dini aidiyeti, belirli bir sosyal gruba mensubiyeti veya geçmişte maruz kaldığı tehditler, değerlendirmede kritik rol oynar. Sadece “İran’da savaş var” iddiası, tek başına uluslararası koruma verilmesi için yeterli kabul edilmez; buna ek olarak kişinin bu savaş ortamında hedef alınma veya zarar görme riski ortaya konulmalıdır.

İranlıların Savaş Sebebiyle Sınır Dışı İşlemleri

Uygulamada özellikle İran’daki savaşın sınır dışı işlemlerine etkisini somut biçimde ortaya koyan önemli kararlar verilmeye başlanmıştır. İran vatandaşları hakkında verilen sınır dışı kararları bakımından İstanbul 1. İdare Mahkemesi’nin 2026/604 esas, 2026/1142 karar sayılı ve 18.03.2026 tarihli ilamı, son derece önemli bir örnek teşkil etmektedir.

Söz konusu kararda mahkeme, davacı hakkında kamu güvenliği gerekçesiyle sınır dışı kararı alınmış olmasına rağmen, İran’da sonradan ortaya çıkan savaş durumunun idarece yeterince değerlendirildiğini tespit etmiştir. Özellikle kararın verildiği tarihte İran’da yaşanan gelişmelerin, davacının geri gönderilmesi halinde karşılaşabileceği riskleri ciddi şekilde artırdığı izah edilerek İran vatandaşı hakkında tesis edilen sınır dışı kararı iptal edilmiştir. 

İstanbul 1. İdare Mahkemesi’nin 2026/604 esas, 2026/1142 karar sayılı ve 18.03.2026 tarihli ilamında; 

Uyuşmazlık konusu olayda, davacı hakkında her ne kadar kamu düzeni ve güvenliği açısından tehdit oluşturduğundan bahisle iş bu dava konusu işlem tesis edilmiş ise de, davacının İran Ülkesi vatandaşı olduğu, dava konusu işlemin tesis edildiği tarihten sonra ülkesinde meydana gelen savaş nedeniyle ayrım gözetmeyen şiddet olaylarının oluşmaya başladığı, dolayısıyla bahse konu savaş nedeniyle davacının sınır dışı edilmesi halinde insanlık dışı veyahut onur kırıcı ceza veya muameleye maruz kalma riskiyle karşı karşıya olup olmadığı, ülkesinde gerçek bir kötü muamele riski bulunup bulunmadığı hususunda yeterli bir araştırma ya da değerlendirme yapılmadığının görüldüğü, 

her ne kadar dava konusu işlemde davacı hakkında anılan Kanun’un 55’inci maddesi kapsamında olmadığı yönünde değerlendirme yapılmış ise de söz konusu değerlendirmenin yapıldığı dönemde İran ülkesinde yaşanan bir savaş olmadığı, dolayısıyla İran ülkesindeki savaşta göz önüne alındığında anılan değerlendirmeyi haklı kılacak herhangi bir tespit bulunmadığı gibi, davacının sınır dışı edileceği güvenli herhangi bir üçüncü ülkenin belirlenmemiş olması karşısında dava konusu işlemde hukuka uygunluk görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin iptaline” şeklinde karar tesis edilmiştir. 

Sınır Dışı Edilmek Üzere Geri Gönderme Merkezinde Tutulan İranlıların Durumu 

Sınır dışı edilmek üzere Geri Gönderme Merkezinde tutulan İranlıların durumu, özellikle İran’da yaşanan savaş ve buna bağlı güvenlik risklerinin artmasıyla birlikte, yabancılar hukuku uygulamasında en hassas alanlardan biri haline gelmiştir. İranlıların savaş sebebiyle sınır dışı işlemlerinde durumu özel olarak İdare tarafından değerlendirilmelidir. 

Emsal kararda bahsedildiği üzere, 2026 yılında ortaya çıkan savaş ve çatışmalar sebebiyle İran’a deport edildiği takdirde onur kırıcı ceza veya muameleye maruz kalmayacağını veyahut insanlık dışı bir muamele görmeyeceğini araştırmadan sınır dışı kararı verilmesi hukuka aykırıdır.

2026 yılı Mart ayı itibariyle idare mahkemeleri nezdinde bu araştırma yapılmadan verilen sınır dışı kararları iptal edilmektedir. Sınır dışı kararı iptal edilen yabancının da hakkında idari gözetim kararı olsa da sınır dışı edilemeyeceğinden serbest bırakılması gerekmektedir.

İranlıların Deport Kararının Kaldırılması

Türkiye’de bulunan İran uyruklu yabancılar hakkında verilen sınır dışı (deport) kararları,  6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu kapsamında tesis edilmektedir. Bu kararlar; kamu düzeni ve güvenliği gerekçesi, vize/ikamet ihlalleri veya idari değerlendirmeler sonucunda verilebilmektedir.

İranlılar bakımından deport kararının kaldırılması süreci, her somut olayın kendi şartlarına göre değerlendirilir. Özellikle kişinin Türkiye’deki ikamet durumu, aile bağları, çalışma izni, eğitim hayatı ve uluslararası koruma başvuru durumu gibi unsurlar, idari işlemin hukuka uygunluğunun denetlenmesinde belirleyici rol oynar.

Deport kararına karşı en etkili hukuki yol, kararın tebliğinden itibaren 7 gün içinde idare mahkemesinde iptal davası açılmasıdır. Bu dava açıldığında, çoğu durumda sınır dışı işlemi dava sonuçlanana kadar durdurulur.

Ülkesine dönmesi güvenli olmayan veya fiilen mümkün olmayan İran vatandaşları, Türkiye’de insani ikamet izni başvurusunda bulunabilir. Başvurunun kabulü, somut gerekçelere ve sunulan belgelere bağlıdır.

İnsani ikamet izni; savaş, iç karışıklık, siyasi baskı, dini ayrımcılık veya ciddi güvenlik riski nedeniyle ülkesine dönemeyen kişilere verilmektedir. Ayrıca özel durumlar (aile birliği, mahkeme süreci vb.) da değerlendirmeye alınır.

Başvurular İl Göç İdaresi Müdürlüklerine yapılır. Öncelikle başvuru formu doldurulur ve ardından gerekli belgelerle birlikte dosya sunulur. Başvuru sonrası mülakat yapılması mümkündür.

İnsani ikamet izni reddine itiraz dilekçesi, başvurucunun ikamet ettiği ilin valiliğine veya Göç İdaresi Genel Müdürlüğüne verilmekte ve yazılı olarak hazırlanması gerekmektedir. Dilekçede, başvurucunun başvuruya ilişkin gerekçeleri, eksiksiz ve belgelerle desteklenmiş bir şekilde açıklanmakta ve kanuni süreler içinde sunulmaktadır. Dilekçenin eksiksiz sunulması, itirazın kabul edilmesini ve başvurucunun haklarının korunmasını sağlamaktadır. İdare, dilekçeyi inceleyerek başvurunun hukuka uygunluğunu değerlendirmekte ve gerekli durumlarda kararını revize etmektedir. İtiraz dilekçesi, idari prosedürün etkin şekilde yürütülmesini temin etmektedir.

Sınır dışı kararına karşı 7 gün içinde idare mahkemesinde dava açılabilir. Bu süre içinde yapılan başvurular sınır dışı işlemini durdurur.