MARKA HAKKININ İHLALİ DAVALARI (2026)
Marka hakkının ihlali, işletmelerin itibarını, ayırt edici gücünü ve pazar payını doğrudan etkileyen fikri mülkiyet hukuku sorunlarından biridir. Bu nedenle marka hakkının ihlali ile karşılaşan hak sahiplerinin hızlı, etkin ve stratejik hukuki çözümlere başvurması elzemdir. Bu yazımızda öncelikle marka hakkına değinip sonrasında marka hakkının ihlaline sebebiyet veren haller ve bu durumda hak sahibinin başvurabileceği hukuki yollara değineceğiz.
- Marka Hakkı Nedir ve Nasıl Korunur?
- Marka Hakkı İhlali Ne Anlama Gelir?
- Marka Hakkının İhlali Hangi Durumlarda Söz Konusudur?
- Marka İhlal Hukuki ve Cezai Yaptırımlar
- Marka Hakkı İhlaline Karşı Açılabilecek Davalar
- Marka Hakkına Tecavüzün Tespiti Davası
- Marka Hakkına Tecavüzün Önlenmesi (Men’i) Davası
- Marka Hakkına Tecavüzün Durdurulması Davası
- Marka Hakkına Tecavüz Halinde Tazminat Davaları
- Marka Hakkına Tecavüz Halinde Tazminat Yöntem Türleri
- Marka Hakkına Tecavüz Halinde Maddi Tazminat ve Yoksun Kalınan Kar
- Marka Hakkına Tecavüz Suçu ve Cezası
- Marka Hükümsüzlüğü Davası
- Marka Hakkının İhlalinde Yapılacaklar
- İnternet Ortamında Marka İhlali Durumunda
- Marka Hakkının İhlalinde Haksız Rekabet Hükümleri
- Marka Hakkı İhlali Davalarında Yetkili ve Görevli Mahkeme
- Marka Hakkına Tecavüz Durumunda İhtiyati Tedbir
- Marka Sahibinin Hakları ve Müdahale Olanakları
- İnternette Marka Hakkı İhlali ve Hukuki Süreç
- Marka Hakkı İhlalinde Delil Toplama ve İspat
- Marka Hakkı İhlali Uzlaşma ve Arabuluculuk Süreçleri
- Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
- Marka hakkım izinsiz kullanıldığında hangi yollar izlenebilir?
- Marka hakkı ihlali davası ne kadar sürede sonuçlandırılır?
- Marka hakkının ihlali nedeniyle tazminat alınabilir mi?
- Marka internette izinsiz kullanıldığında nasıl müdahale edilir?
- Benzer markaların kullanımı nasıl engellenebilir?
- Marka tescil yapılmadan da dava açılabilir mi?
- Marka hakkı ihlali cezai yaptırıma tabi midir?
- Yurt dışında gerçekleşen marka ihlallerine karşı nasıl bir yol izlenir?
- Marka Tecavüzü Durumundan Avukat
Marka Hakkı Nedir ve Nasıl Korunur?
Marka; bir teşebbüsün/işletmenin mal veya hizmetlerinin diğer teşebbüs/işletmelerin mal veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlayan kişi adı, işaret, renk, sayı, harf gibi her türlü işarettir. Marka Hakkı, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun yürürlüğe girmesi ile birlikte bu kanun çerçevesinde korunmaktadır.
Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 3. maddesinde marka hakkı korumasından kimlerin yararlanabileceği düzenlemiştir. Bu düzenleme uyarınca:
- Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları
- Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yerleşim yeri olan veya sınai ya da ticari faaliyette bulunan gerçek veya tüzel kişiler
- Paris Sözleşmesi veya Dünya Ticaret Örgütü Kuruluş Anlaşması hükümleri dâhilinde başvuru hakkına sahip kişiler
- Karşılıklılık ilkesi uyarınca, Türkiye Cumhuriyeti uyruğundaki kişilere sınai mülkiyet hakkı koruması sağlayan devletlerin uyruğundaki kişiler
marka korumasından yararlanabilmektedir. Bu kişiler marka haklarını ihlal eden eylemlere yönelik hukuki korumadan faydanalanabilmektedir.
Kural olarak 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nda yer alan hukuki korumalardan yararlanmak için markanın tescil edilmesi gerekmektedir. Lakin markanın tescil edilmesi kanunun zorunda tuttuğu bir durum değildir. Fakat tescil edilmeyen bir marka 6769 sayılı Kanun’da yer alan korumalardan yararlanamayacak yalnızca 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda yer alan haksız rekabet hükümleri çerçevesinde dar bir korumaya sahip olacaktır.
Marka Hakkı İhlali Ne Anlama Gelir?
Markanın 6769 sayılı Kanun uyarınca korunması kural olarak markanın tescili ile mümkündür. Tescilden doğan haklar da münhasıran marka hakkı sahibine aittir. Yani bir markanın sahibi olmak, o markanın haklarına sahip olmak, marka hakkının sağladığı imkanlardan yararlanmak, bir marka yaratmak ve bu markayı sürdürmek, korumak tescil ile mümkündür.
Günümüzde internet kullanımının yaygınlaşması ile birlikte ticari rekabet (özellikle reklamlar açısından) oldukça artmaktadır. Bununla birlikte marka ve marka hakkının korunması, marka hakkının ihlali neticesinde ortaya çıkabilecek ihtilaflar ve bu ihtilafların çözümü giderek önem kazanmaktadır.
Markanın, marka sahibinin izni olmadan kullanılması diğer kişilerce kullanılması, taklit edilmesi, gücünden yararlanılması, markanın sömürülmesi, haksız yarar elde edilmesi marka hakkının ihlalini doğuracaktır. Sınai Mülkiyet Kanunu m.7 ve m.29 hükümlerine göre tescilli markanın kullanılması hakkı, marka sahibinin münhasır hakkıdır. Marka sahibi veya onun münhasır lisans verdiği kişi, marka tecavüzü nitelikli eylemlerin önlenmesi, durdurulması ve zararların tazmin edilmesini isteyebilecektir.
Marka hakkına tecavüz sayılan eylemler 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 29. maddesinde tahdidi olarak sayılmıştır:
- Marka tescilinden doğan hakların (SMK m.7’den doğan haklar) marka sahibinin izni olmaksızın kullanılması.
- Marka sahibinin izni olmadan markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanarak markanın taklit edilmesi.
- Marka sahibi tarafından verilen lisans haklarının izinsiz genişletilmesi ya da 3. kişilere devredilmesi.
- Markanın taklit edildiğini bildiği/bilmesi gerektiği halde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satma, dağıtma, ithal/ihraç etme, ticari bir amaçla bulundurma veya bu ürünlere ilişkin sözleşme yapma önerisinde bulunma.
durumları marka hakkında tecavüz sayılan eylemlerdir. Bu eylemlerin gerçekleşmesi ile marka sahibi Sınai Mülkiyet Kanunu’ndan doğan hukuki yollara başvurabilmektedir. Aynı zamanda koşulların oluşması ile bu eylemler hakkında Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 30. maddesi kapsamında hapis ve adli para cezaları öngörülmektedir.
Marka Hakkının İhlali Hangi Durumlarda Söz Konusudur?
Marka hakkının ihlali 6769 sayılı Kanun’da sınırlı sayıda olacak şekilde düzenlenmiştir:
- SMK 7. Maddede Düzenlenen İhlal Halleri: SMK m. 29 uyarınca, markanın 7. maddedeki şekillerde kullanımı, 7. maddenin marka sahibine verdiği hakları onun yerine geçerek kullanmak markaya tecavüz teşkil etmektedir. Tescilli markaya aykırı kullanım; markayla aynı işaretin markanın korunduğu mal veya hizmetlerde kullanılması, markayla aynı ya da benzer işaretin karıştırılma riski yaratacak şekilde kullanılması ve tanınmış bir markayla aynı ya da benzer işaretin, mal veya hizmet benzerliği olmasa bile markanın itibarından haksız yararlanılması olarak özetlenebilir.
- Markayı veya Ayırt Edilemeyecek Kadar Benzerinin Kullanmak Suretiyle Taklit Etmek: Markanın taklidi, kanunun ifadesinden de anlaşılacağı üzere, markanın bizzat taklit edilmesini ifade etmektedir. Bu taklit, markanın birebir aynısının kullanılması veya küçük ayrıntılarla ayırt edilemeyecek kadar değişiklik yapılarak kullanılması şeklinde olabilir. Örneğin, “BBEYMEN”, “BEYmen” gibi benzer markaların piyasaya sürülmesi, BEYMEN markasının taklit edildiğini ve marka hakkı ihlali oluşturduğunu açıkça göstermektedir. Çünkü bu markalar, BEYMEN markasının birebir aynısı veya ayırt edilemeyecek kadar benzeri olarak algılanabilir ve aynı veya benzer sınıflardaki ürünler için kullanıldığında, tüketicileri yanıltabilir veya markanın itibarını zedelenebilir. Bu durum tespit edilirken “mal ve hizmeti orta düzeydeki alıcı kitlesi üzerinde bıraktığı genel izlenim” ölçütü kullanılmaktadır. Nitekim Yargıtay’ın da bu yönde kararları mevcuttur.
- Lisans Haklarının İzinsiz Genişletilmesi veya 3. Kişilere Devredilmesi: Lisans sözleşmesi, lisans verenin fikri veya sınai hakkın sağladığı koruma kapsamından kısmen veya tamamen bir bedel karşılığında lisans alana devrettiği sözleşmedir. Marka hakkı lisans sözleşmeleri aracılığıyla üçüncü kişilere kullandırılabilir. Ancak belirtilmelidir ki, bu, markanın devri değil, yalnızca marka hakkının kullanım hakkının devri anlamına gelir. Lisans sözleşmesi, marka sahibinin izni olmadan lisans alan tarafından belirlenen şartlar dışında markanın kullanılması, marka hakkının ihlali olarak kabul edilir.
-
Tecavüz Yoluyla Kullanılan Markayı Taşıyan Ürünleri Ticarette Kullanmak: Markanın taklit olduğunun bilen veya bilmesi gereken durumda bu markayı satan, dağıtıma çıkaran, ticaret alanı oluşturan, ithalat eden, ihracatını yapan, ticari bir amaç içinde elinde bulunduran veya markanın taklit ürününü ticari amaç saikiyle sözleşmeye konu eden kişi markaya tecavüz eder ve eylemi marka hakkının ihlaline sebebiyet verir. Yargıtay, markanın taklit olduğunu bilen veya bilmesi gereken kişi kavramını geniş yorumlamaktadır. Örneğin, X markası ile Y markası benzer piyasada faaliyet gösteren işletmelerse ve Y markası da gerçekten piyasada lider ve herkes tarafından biline ve güven duyulan bir markaysa; bu durumda X markasının, Y markasını veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle taklit etmesi ve markayı ticarette kullanması durumunda marka hakkının ihlali söz konusu olacaktır.
Marka İhlal Hukuki ve Cezai Yaptırımlar
| Yaptırım Türü | Hukuki Dayanak | Açıklama | Uygulanabilecek Cezalar |
|---|---|---|---|
| Hapis Cezası | Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) m.30 | Marka hakkına tecavüz niteliği taşıyan fiiller için öngörülür. | 1 yıldan 3 yıla kadar hapis |
| Adli Para Cezası | SMK m.30 | Hapis cezası ile birlikte veya tek başına uygulanabilir. | 5 bin günden 20 bin güne kadar adli para cezası |
| El Koyma ve Müsadere | SMK m.163 ve TCK ilgili hükümleri | Sahte ürünler, üretim makineleri ve ihlale konu malların devlet tarafından alınması. | Ürün ve araçların müsaderesi |
| Faaliyetin Durdurulması | Ceza yargılaması kapsamında | İhlalin gerçekleştiği işyerinin veya faaliyetin geçici olarak kapatılması. | Ticari faaliyetin durdurulması |
| İşyerinin Kapatılması | Hâkimin takdirine bağlı | Marka hakkı ihlalinin sistematik veya ağır olması halinde. | İşyerinin tamamen kapatılması |
| Ticaret veya Sanayi Faaliyetlerinden Men | Hâkimin takdirine bağlı | Failin bir süre ticari faaliyet yapmasının engellenmesi. | Belirli süre meslekten men |
| Sahte Ürünlerin İmhası | SMK ve mahkeme kararı | İhlale konu ürünlerin piyasaya tekrar sürülmesini engellemek için imha edilmesi. | Ürünlerin imhası |
Marka Hakkı İhlaline Karşı Açılabilecek Davalar
Ticaretin doğru bir şekilde yapılması, piyasanın işlerliği ve bir güven ortamı içinde ticari faaliyetlerin yürütülmesi için marka hakkının ihlali açısından marka hakkı sahibine bir takım hukuki korumalar tanımak gerekir.
SMK’nın sağladığı koruma kapsamında marka hakkı ihlallerinde tescilli marka sahibi, tecavüzü tespit, marka hakkına yapılan tecavüzü önleme, giderme, piyasadan ürünleri toplatma, ilan yaptırma, taklit ürünlerin devrini isteme, zararların tazminini isteme gibi haklara sahiptir. Marka hakkı sahibinin dava yoluyla ileri sürebileceği taleplerin yasal dayanağı Sınai Mülkiyet Kanunu m.149’dur. Aynı zamanda ilgili kanunun 159. maddesinde delil tespiti ve ihtiyati tedbir şeklinde geçici hukuki koruma yöntemleri düzenlenmiştir.
Marka Hakkına Tecavüzün Tespiti Davası
Marka hakkı ihlalinde açılacak olan davalardan biri fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti olup Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 149/1-a bendinde düzenlenmiştir. Marka hakkı sahibi, tecavüz eylemini gerçekleştiren kişi veya kişilere önceden ihtarname çekmeksizin veya bir uyarı yapmaksızın tespit davası açabilir. Bu tespit davası, delillerin tespitinden farklı olup yazılı yargılama usulüne tabidir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 106. maddesinden farklı olarak, SMK m. 149/1-a’da bahsedilen eylemin tecavüz olup olmadığının tespiti davası, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığını veya yokluğunu değil, eylemin SMK kapsamında marka hakkına tecavüz teşkil edip etmediğinin belirlenmesine yönelik açılan bir davadır. Bu dava, tecavüzü men, durdurma, ortadan kaldırma ve tazminat davalarıyla birlikte açılabilecek ve bu davalarla birlikte yürütülecektir.
Marka Hakkına Tecavüzün Önlenmesi (Men’i) Davası
Marka hakkı ihlalinde açılacak olan davalardan bir diğeri de var olan tecavüzün men’i amacıyla açılan tecavüzün önlenmesi davası olup bu dava SMK madde 149/1-b bendinde düzenlenmiştir. Tecavüzün meni davası, marka hakkına tecavüz gerçekleşmesinden önce veya tecavüzün tekrarlanma ihtimali bulunan durumlarda açılmaktadır. Burada kanun, marka hakkı sahibinin telafisi zor kayıplarını önlemeyi ve maddi manevi zararlarını en aza indirmeyi amaçlamaktadır.
Bu davanın açılabilmesi bazı şartların varlığına bağlıdır. Adı üstünde var olan veya var olması kuvvetle muhtemel bir tecavüz eyleminin önlenmesini sağlayan bir davadır. Dolayısıyla öncelikle bir tecavüz eyleminin tehlikesi olmalı veya önceki tecavüzün tekrarlanma ihtimali yüksek ise o tehlikenin de varlığı aranmaktadır. Yine bu dava ile birlikte marka hakkı sahibi marka hakkının ihlalini önlemek amacıyla geçici hukuki koruma taleplerine de başvurabilecektir.
Marka Hakkına Tecavüzün Durdurulması Davası
Marka hakkının ihlali davalarından biri de marka hakkına tecavüzün durdurulması davasıdır. Bu dava Sınaı Mülkiyet Kanunu’nun madde 149/1-c bendinde düzenlenmiş olup markaya tecavüz niteliğindeki eylemin başlamış olması gerekir. Marka hakkı sahibi bu durumda mahkemeden tecavüzün durdurulmasını talep edebilir. Taklit marka, etiket, ticari işaret ve ambalajların sökülmesi, silinmesi; taklit veya haksız üretimin durdurulması suretiyle marka tecavüzü ve buna bağlı olarak haksız rekabet ortadan kaldırılmaktadır. Yine bu dava da diğer davalar (diğer talepler) ile birlikte ileri sürülebilmektedir.
Marka Hakkına Tecavüz Halinde Tazminat Davaları
Marka hakkının ihlali sebebiyle marka sahibinin uğradığı zararların tazmini için Sınai Mülkiyet Kanunu m.149/1-ç bendine göre tazminat davası açılması gerekir. SMK, marka hakkının ihlali halinde maddi tazminat, manevi tazminat ve itibar tazminatı davaları açılabileceğini düzenlemiştir. Marka hakkına tecavüz davalarında zarar ve nedensellik bağının kanıtlanması gerekmektedir. Yani tecavüz eyleminde bulunanın, bu eylemiyle marka hakkı sahibinin zarar görmesi ve arada nedensellik bağının bulunması aranacaktır. Ayrıca tazminat davalarında kusur aranmaktadır. Kusur, kast veya ihmal şeklinde gerçekleşebilir ve tazminat miktarının belirlenmesinde rol oynayacaktır.
Markaya tecavüz neticesinde maddi tazminat isteminin yanında manevi tazminat da talep edilebilmektedir. Markanın itibarının sarsılmasıyla marka hakkı sahibinin de itibarının sarsılması, kişilik haklarının önemli ölçüde ihlali, marka hakkı sahibinin onur ve haysiyetinin zedelenmesi gibi konular önem arz eder.
Marka Hakkına Tecavüz Halinde Tazminat Yöntem Türleri
Marka hakkının ihlalinden doğan zararların tazmini açısından Sınai Mülkiyet Kanunu’nda maddi, manevi tazminat ve itibar tazminatı öngörülmüştür. Tazminat davalarında zararın ispat edilmesi gerekmektedir. Yani tecavüz eyleminin sonucunda marka hakkı sahibi bu eylemden dolayı bir zarara uğramış olacaktır.
Marka hakkının ihlali sebebiyle oluşan zarar fiili bir zarar olabileceği gibi eksik kalınan kazanç şeklinde de olabilir. Bu durum SMK madde 151 fıkra 1’de “Hak sahibinin uğradığı zarar, fiili kaybı ve yoksun kalınan kazancı kapsar.” diye düzenlenmiştir. Bunun sonucunda marka hakkı sahibi maddi zarar ve yoksun kalınan karı talep edebilecektir.
Marka hakkının ihlali nedeniyle marka hakkı sahibinin ticari itibarının zarar görmesi, tüketicilerin güveninin sarsılması ve ihlalin sebep olduğu fiziksel veya psikolojik zorluklar, kişilik haklarının ihlali sonuçlarını doğurabilir. Bu sebeple marka hakkı sahibi kişilik hakları sebebiyle uğradığı zararlar için manevi tazminat talep edebilir.
Bunların yanı sıra Sınai Mülkiyet Kanunu madde 150/2’de marka hakkının ihlali sebebiyle marka sahibinin itibar tazminatı talep edebileceği düzenlenmektedir. Marka hakkına konu ürün veya hizmetlerin, tecavüz eden tarafından kötü şekilde kullanılması veya üretilmesi, bu şekilde üretilen ürünlerin temin edilmesi yahut uygun olmayan bir tarzda piyasaya sürülmesi sonucunda sınai mülkiyet hakkının itibarı zarara uğrarsa tecavüz eden kişiden itibar tazminatı isteyebilmektedir. İtibar tazminatı da manevi tazminat gibi bir hesaplama yöntemini haiz değildir. Dolayısıyla uygun bir itibarı tazminatına hakim somut olaya göre kendisi hükmedecektir. Markanın ekonomik değeri, markanın piyasada bulunduğu konum itibarıyla sahip olduğu tanınmışlık düzeyi ve itibar kazandırma için yapılan reklam harcamaları gibi etmenler itibar tazminatının hesaplanmasında dikkate alınır.
Son olarak belirtmek gerekir ki marka hakkının ihlalinden doğan tazminat davaları belirsiz alacak davaları niteliğindedir. Zira Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da marka hakkının ihlalinden doğan tazminat davalarını belirsiz alacak davası olarak nitelemiştir.
Marka Hakkına Tecavüz Halinde Maddi Tazminat ve Yoksun Kalınan Kar
Marka hakkının ihlali nedeniyle marka sahibi çoğu zaman maddi zarara uğramaktadır. Maddi zarar, aktifler azalma, pasif kalemlerinde artış şeklinde gerçekleşebilmektedir. Marka hakkının ihlalini oluşturan eylem olmasaydı hak sahibinin malvarlığında oluşacak olan artışa yoksun kalınan kar denmektedir. Sınai Mülkiyet Kanunu çerçevesinde tescillenmiş marka hakkı sahibi tecavüz halinde maddi tazminat ve yoksun kalınan karı talep etmektedir.
Sınai Mülkiyet Kanunu’nda yoksun kalınan kazanç için hesaplama yöntemleri seçimlik olarak düzenlenmiş olup davacı dava dilekçesinde hangi hesaplama yöntemini seçeceğini belirtmelidir. Bu hesaplama yöntemleri şunlardır:
- Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir
- Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç
- Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeli
Bu hesaplama yöntemlerinden birini davacı belirler ve mahkeme tarafından marka ihlali sebebiyle marka sahibinin yoksun kalınan kazancı seçilen bu yöntem ile hesaplanır. Burada önemli bir husus da davacının yani marka sahibinin yöntemlerden birini seçmesidir. Uygulamada, davacının kanunda belirtilen yöntemlerden birini seçmemesi halinde tazminat davası ret ile sonuçlanacaktır. (Nitekim bu yönde Yargıtay 11. HD 2016/11426 E. 2018/3859 K.)
Marka Hakkına Tecavüz Suçu ve Cezası
Marka hakkına tecavüze ilişkin cezai hükümler Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 30. maddesinde düzenlenmiştir. Burada birden fazla suç tipine yer verilmiştir.
Kanunda düzenlenen ilk suç iktibas veya iltibas yoluyla marka hakkına tecavüz suçudur. Burada iktibas kavramından kastedilen tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılmasıdır. Marka hukuku kapsamında iltibas, işitme ve görmede benzerlik yaratarak tüketiciler nezdinde markaların karıştırılmasına yol açmak biçiminde tanımlanabilir. İltibasta alıcı aldanarak, marka ile işareti kullanan işletmenin aynı olduğu yanılgısına düşmektedir. Bu suçun failleri için kanunda bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası öngörülmektedir.
Bunun dışında düzenlenen bir diğer suç tipi ise marka koruması olduğunu belirten işaretin mal veya ambalaj üzerinden yetkisi olmaksızın kaldırılmasıdır. Bu şekilde yetkisi olmadan işareti kaldıran fail için kanunda bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası öngörülmektedir.
Diğer bir suç tipi de marka hakkı üzerinde yetkisiz tasarruf işlemi yapmaktır. Yetkisi olmadığı halde başkasına ait marka hakkı üzerinde devretmek, lisans veya rehin vermek suretiyle tasarrufta bulunan kişi iki yıldan dört yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılmaktadır.
Sınai Mülkiyet Kanunu’nda düzenlenen tüm suçlar şikayete tabi suçlardır. Dolayısıyla Cumhuriyet Savcısı tarafından soruşturma açılabilmesi ve failin cezalandırılabilmesi için marka hakkı sahibi olan mağdurun şikayette bulunması gerekir. Aynı zamanda bu suç açısından failin cezalandırılması için markanın Türkiye’de tescilli olması aranmaktadır.
Marka Hükümsüzlüğü Davası
Markanın hükümsüzlüğü davası, Türk Patent nezdinde tescil edilmiş bir markanın baştan itibaren hükümsüz kılınmasını ve tescile dayanan haklardan yoksun kalmasını doğurmaktadır. Bu dava geriye dönük etkisi sebebiyle birçok davanın da ön şartını (özellikle gerçek hak sahipliği iddiasında bulunan kişiler açısından) oluşturur ve bu açıdan önemlidir.
Sınai Mülkiyet Kanunu’nda düzenlenen mutlak red nedenlerinin (örneğin kamu düzeni ve genel ahlaka aykırı marka işaretleri) veya nispi red nedenlerinin (örneğin önceki tarihli tescil edilen marka) bulunması halinde marka hükümsüzlüğü talep edilebilecektir. Bu davada görevli mahkeme Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olup bu mahkemelerin olmadığı yerde de Asliye Hukuk Mahkemesi olacaktır. Yetkili mahkeme ise davalının yerleşim yeri mahkemesidir.
Marka Hakkının İhlalinde Yapılacaklar
Marka hakkının ihlalindeki en önemli savunmaların başında gerçek hak sahipliği defi gelmektedir. Gerçek hak sahipliği tescil ilkesinin bir istisnasını oluşturmaktadır. Gerçek hak sahipliği istisnası, tescilsiz olarak markayı kullanan tarafa kendisine karşı sürülen bir tecavüz iddiasında, önceye dayalı kullanımını def’i olarak ileri sürme imkanı tanımaktadır. Bir markanın gerçek hak sahibi önceye dayalı kullanımının bir markasal kullanım olması ile ciddi ve sürekli olması halinde belli bir bilinirlik de sağlamışsa başka bir 3. kişinin tescilini etkisiz hale kılabilmektedir.
İnternet Ortamında Marka İhlali Durumunda
İnternet ortamında marka ihlali durumunda ise marka sahibi Sınai Mülkiyet Kanunu’ndan doğan tecavüzün tespiti, önlenmesi, durdurulması davaları ile birlikte zarara uğramışsa maddi ve manevi tazminat, itibar tazminatı ve yoksun kalınan kazancın tazmin edilmesini isteyebilmektedir. Ayrıca bu davaların yanında ihtiyati tedbirlerin talep edilmesi de mümkündür.
Marka Hakkının İhlalinde Haksız Rekabet Hükümleri
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’ndaki hukuki korumalardan yararlanmanın kuralı, markanın tescil edilmesidir. Bununla birlikte tescil zorunlu değildir; ancak tescil edilmeyen bir işaret, SMK’nın sağladığı korumadan faydalanamaz ve yalnızca 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun haksız rekabet hükümleri çerçevesinde sınırlı bir koruma görür. Aynı zamanda 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nda bulunan cezai hükümlerin uygulanabilmesi için markanın Türkiye’de tescil edilmiş bir marka olması gerekmektedir.
Marka Hakkı İhlali Davalarında Yetkili ve Görevli Mahkeme
Markanın ihlaline karşı açılan davalarda göreve ilişkin düzenleme SMK’nın 156. maddesinde düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile marka ihlali davalarında görev fikri ve sınai haklar hukuk mahkemeleri ile fikri ve sınai haklar ceza mahkemelerinindir. Bu ihtisas mahkemelerinin yer almadığı yerlerde ise fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi yerine asliye hukuk mahkemesi, fikri ve sınai haklar ceza mahkemesi yerine asliye ceza mahkemesi görevlidir.
Marka ihlali davalarında yetkiye ilişkin düzenleme yine SMK’nın 156. maddesinde düzenlenmiştir. SMK madde 156/3 düzenlemesine göre marka hakkı ihlal edilen kişi ya da kişiler tarafından açılacak davalarda HMK’ya benzer düzenleme yapılmıştır. Bu hükümle davacı kendi yerleşim yerinde veya tecavüz eylemi nerede gerçekleşti ise orada ve yahut bu eylemin etkilerinin görüldüğü yerde dava açabilecektir.
SMK’nın yetkiye ilişkin kuralları kesin yetki değildir. Sözleşmeden kaynaklanan davalarda yetki taraflar arasında kararlaştırılabilecektir. Uygulamada taraflarca lisans veya franschise sözleşmeleri ile de yetki hükümlerinin kararlaştırılması rastlanan bir durumdur.
![]()
Marka Hakkına Tecavüz Durumunda İhtiyati Tedbir
Marka hakkının ihlali durumunda hukuki koruma tedbirleri en etkili araçlardan biridir. Marka ihlallerinde koruma amaçlı olarak SMK m.159 hükmü ve HMK hükümlerince geçici koruma uygulanabilir. Geçici koruma tedbirleri yargılama devam ederken ve hatta dava açılmadan önce markanın koruma altına alınmasını sağlar. Bununla birlikte telafisi zor ve imkansız kayıpların önüne geçilmesi amaçlanmaktadır.
Tazminat davası sırasında, marka hakkının ihlali sebebiyle zararlarını talep eden kişi, muhtemel bir tazminat ödemesini önceden güvence altına almak amacıyla ihtiyati haciz talebinde bulunabilir. Bu şekilde, mütecavizin ödeme gücü azaldığında veya yok olma tehlikesi yaşandığında, hak sahibi zararlarını telafi etme şansını koruyabilir.
Marka hakkının ihlali durumunda başvurulan önemli bir diğer koruma yöntemi de delil tespitidir. Bu yöntemle marka hakkının ihlaline ilişkin tespit istenir. Bu ihtiyati tedbir SMK’da açıkça belirtilmemektedir. Talepte bulunan tarafın hukuki yararının bulunması şartıyla HMK m. 400 kapsamında alınır. Delil tespiti için yaklaşık ispat yeterlidir. Delil tespiti, sınai hak ihlali söz konusu olduğunda, ihlale ilişkin ürünün temini ve numunesinin toplanarak saklanması, fotoğraflanması, sınai hakkın kullanımına ilişkin ürün, tabela, broşür vs. gereçlerin saklanması, belgelenmesi şeklinde somutlaşabilir. Buradan hareketle marka hakkı sahibi, delilin bulunduğu yer sulh hukuk mahkemesinden ya da davaya bakan veya bakacak olan sulh hukuk mahkemesinden delillerin toplanmasını isteyebilir.
Marka Sahibinin Hakları ve Müdahale Olanakları
Marka hakkının ihlali sebebiyle Sınai Mülkiyet Kanunu’nu uyarınca marka hakkı sahibi tecavüzün tespiti, önlenmesi ve durdurulmasını talep edebilecektir. Aynı zamanda kusur ve zararın ispatlanması koşuluyla marka sahibi uğradığı zararlar için maddi ve manevi tazminat, yoksun kalınan kazanç ve itibar tazminatı talep edilebilir.
İnternette Marka Hakkı İhlali ve Hukuki Süreç
İnternet üzerinden marka hakkının ihlal edilmesinde de marka sahibinin aynı hukuki haklara sahip olduğunu söyleyebiliriz. Bu durumda da tecavüzün tespiti, önlenmesi ve durdurulması istenebileceği gibi marka hakkının ihlali sebebiyle zararın oluşması halinde tazminat davası da açılabilir.
Burada üzerinde durulması gereken konu internet üzerinden marka hakkının ihlali durumunda delillerin marka hakkı sahibi tarafından hızlı bir biçimde elde edilmesi gerekliliğidir. Bu durumda marka hakkı sahibi Türkiye Noterler Birliği portalından e-delil tespiti istenebilir. Bu durumda elde edilen delillerin güvenilirliği de artacağı da şüphesizdir.
Marka Hakkı İhlalinde Delil Toplama ve İspat
Marka hakkı ihlalinde delil toplama ve ispat açılacak olan davanın somutlaştırılması açısından oldukça önemlidir. Bu durumda genelde delil tespiti ve ihtiyati tedbir talep edilebilmektedir. İnternet vakalarında noter e-tespit, tarih ve saati gösteren ekran görüntüleri önemli delillerdendir. Bunlar dışında numune, ambalaj, reklam broşürleri, fatura-irsaliye-stok kayıtları kullanılır. Karıştırılma ihtimali gibi teknik konular bilirkişiyle, tescil/önceki kullanım TÜRKPATENT kayıtlarıyla desteklenebilir.
Marka Hakkı İhlali Uzlaşma ve Arabuluculuk Süreçleri
Marka hakkının ihlali sebebiyle açılacak davalar kuşkusuzdur ki ticari davalardandır. Bu sebeple marka hakkının ihlali sebebiyle açılacak olan tazminat davalarında 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/A maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk dava şartıdır. Lakin diğer davalar olan tecavüzün tespiti, tecavüzün meni gibi davalarda zorunlu bir arabuluculuk sürecinden bahsetmek mümkün değildir.
![]()
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Marka hakkım izinsiz kullanıldığında hangi yollar izlenebilir?
Bu durumda marka TÜRKPATENT’e tescil edilmişse SMK’da düzenlenen tecavüzün tespiti, önlenmesi, durdurulması davaları açılabileceği gibi zararın tazmini için maddi ve manevi tazminat davaları da açılabilir.
Marka hakkı ihlali davası ne kadar sürede sonuçlandırılır?
Süre; mahkeme yoğunluğu, bilirkişi raporları ve istinaf/temyiz safhalarına göre değişmektedir. Lakin davacı hak kaybı yaşamasını önlemek adına ihtiyati tedbir talep edebilir. Eğer delillerin kaybolma riski mevcutsa delil tespiti isteyebilir.
Marka hakkının ihlali nedeniyle tazminat alınabilir mi?
Marka hakkının ihlali nedeniyle marka sahibi bir zarara uğramışsa maddi, manevi tazminat, yoksun kalınan kazanç ve itibar tazminatı talep edebilir.
Marka internette izinsiz kullanıldığında nasıl müdahale edilir?
Buna ilişkin olarak tecavüze önlenmesi davası açılabilir. Ayrıca açılacak olan muhtemel tazminat davaları açısından delil tespiti de istenebilir.
Benzer markaların kullanımı nasıl engellenebilir?
Tescil başvurusu aşamasındaysa TÜRKPATENT nezdinde itiraz ya da hükümsüzlük davası açılabileceği gibi mahkemeden ihtiyati tedbirle tecavüzün men’i istenebilir.
Marka tescil yapılmadan da dava açılabilir mi?
Tescilsiz markalar, SMK hükümlerinde bulunan korumalardan yararlanamaz. Bu markalar yalnızca Türk Ticaret Kanunu’nun haksız rekabet hükümleri uyarınca korunmaktadır.
Marka hakkı ihlali cezai yaptırıma tabi midir?
SMK m.30’da marka hakkının ihlali neticesinde bu suç failleri açısından hapis ve adli para cezaları getirilmiştir.
Yurt dışında gerçekleşen marka ihlallerine karşı nasıl bir yol izlenir?
Bu durumda marka sahibinin hakları genellikle Madrid Protokolü ve Paris Anlaşması çerçevesinde korunmakta olup marka hakkının ihlalinin durdurulması talep edilebilmektedir.
Marka Tecavüzü Durumundan Avukat
Marka hakkının ihlali durumlarında ticaret hukuku alanında uzmanlık gerektirdiğinden bu alanda uzman bir avukata danışarak başvurulması gereken hukuki yolları planlamak hak kaybı yaşanmamasına ve zararların en etkin şekilde giderilmesine yardımcı olmaktadır. Diğer yazılarımıza buradan ulaşabilirsiniz.
![]()
