UYUŞTURUCU TİCARETİ SUÇUNDA GİZLİ SORUŞTURMACI (2026)
Uyuşturucu ticareti suçunda gizli soruşturmacı, ceza yargılamasında hem delil elde etme hem de suçun önlenmesi bakımından en tartışmalı konulardan biridir. Özellikle suçun örgütlü biçimde işlendiği durumlarda, klasik soruşturma yöntemleriyle delil toplamak çoğu zaman mümkün olmadığından, gizli soruşturmacı uygulaması adli makamların başvurduğu istisnai bir araç haline gelmiştir. Ancak bu yöntemin uygulanması, kişisel hak ve özgürlükler bakımından ciddi sınırlandırmalar doğurduğundan, hem yasal çerçevesi hem de yargısal denetimi büyük önem taşır. Bu makalede, uyuşturucu ticareti suçlarında gizli soruşturmacı görevlendirilmesinin hukuki dayanakları, uygulama şartları ve elde edilen delillerin geçerliliği incelenecektir.
Gizli Soruşturmacı Nedir?
Ceza muhakemesinin temel amacı, maddi gerçeğin hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkarılmasıdır. Bu amaç doğrultusunda 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK), suç delillerinin elde edilmesini kolaylaştıran bazı koruma tedbirleri öngörmüştür. Gizli soruşturmacı görevlendirilmesi de bu koruma tedbirlerinden biridir. Teknolojik gelişmelerle birlikte suçun işlenme biçimleri değiştikçe, suç ve suçluyla mücadelede kullanılan yöntemler de çeşitlenmiştir. Nitekim gizli soruşturmacı görevlendirilmesi kurumu, mülga Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nda (CMUK) yer almazken, 5271 sayılı CMK ile hukuk sistemimize girmiştir. Günümüzde örgütlü suçların yalnızca ulusal değil, uluslararası bir nitelik kazanması nedeniyle bu tür güvenlik tedbirlerine duyulan ihtiyaç artmıştır.
Tanımı ve Hukuki Dayanağı
Gizli soruşturmacı, örgütlü suçlarla mücadele amacıyla örgüt içine sızarak, faaliyetleri hakkında araştırma yapan, delil toplayan ve bunları korumakla yükümlü olan kamu görevlisidir. Türk hukukunda bu kavram ilk kez 1999 tarihli mülga 4422 sayılı Kanun’da “gizli görevli” olarak düzenlenmiş, daha sonra 5271 sayılı CMK’da “gizli soruşturmacı” ifadesiyle yer bulmuştur. Her iki düzenlemede de amaç, maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasıdır.
Gizli Soruşturmacı ile Muhbir Arasındaki Fark
Gizli soruşturmacı kavramı çoğu zaman “muhbir” ile karıştırılmaktadır. Ancak aralarında temel farklar vardır. Muhbir, genellikle çıkar karşılığında bilgi sağlayan ve kamu görevlisi olmayan kişidir. Gizli soruşturmacı ise yalnızca kamu görevlisi olabilir ve faaliyeti kanunen düzenlenmiş bir koruma tedbiridir. Dolayısıyla gizli soruşturmacının eylemleri hukuki denetime tabidir; muhbirin verdiği bilgiler ise böyle bir yasal statüye dayanmaz.
Kolluk Görevlisi mi, Sivil Kişi mi Olabilir?
Gizli soruşturmacı görevlendirilebilmesi için kişinin kamu görevlisi olması zorunludur. Bu nedenle gizli soruşturmacı olarak atanacak kişinin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi bir memur olması gerekir. Mehaz Alman Ceza Muhakemesi Kanunu’nda gizli soruşturmacının polis olması şart koşulmuştur. Türk hukukunda böyle bir zorunluluk bulunmamakla birlikte, uygulamada gizli soruşturmacıların çoğunlukla polis memuru oldukları görülmektedir. Zira örgüt içine sızarak delil toplama görevi, belirli bir eğitim ve deneyim gerektirdiğinden bu kişilerin genellikle kolluk kökenli olması uygulamada tercih edilmektedir.
Uyuşturucu Ticareti Suçunda Gizli Soruşturmacı Uygulaması
Uyuşturucu ticareti suçunda gizli soruşturmacı tedbirinini uygulanması için bazı şartların mevcut olması gerekmektedir. Zira bu koruma tedbiri temel hak ve özgürlüklere ciddi bir müdahale olduğundan bu durum ağır şartlara tabi tutularak keyfiliğin önüne geçilmek istenmiştir.
Uyuşturucu ticareti suçunda gizli soruşturmacı tedbirinin uygulanması için aranan ilk şart suçun işlendiği hususunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunmasıdır. Aslında ilk düzenleniş biçiminde yalnızca kuvvetli şüphenin varlığı yeterli görülmüşken 2014 tarihinde yapılan değişiklikle kuvvetli şüphenin somut delillere dayanması ibaresi eklenmiştir. Bu eklemenin amacı gizli soruşturmacı tedbirinin temel hak ve özgürlüklere ağır müdahalelerde bulunması sebebiyle hakimi uyarmak açısından olduğu söylenebilir. Zira somut delil bulunmadığı durumda zaten kuvvetli şüpheden bahsedilemeyecektir. Uyuşturucu ticareti suçunda gizli soruşturmacı tedbirinin uygulanması için kuvvetli şüphe sebebinin varlığı aranmaktadır. Kuvvetli şüphe sebebinden kastedilen ise basit şüphe ile yeterli şüphe derecesi arasındaki bir şüphe durumudur.
Uyuşturucu ticareti suçunda gizli soruşturmacı görevlendirilebilmesi için aranan bir diğer şart ise başka suretle delil elde edilememiş olmasıdır. Bu durumda soruşturma ve kovuşturma aşamasında diğer tedbirlere başvurulmuş olsa bile sonuç alınamayacağı beklentisi varsa veya başka yöntemlere başvurulmasına rağmen delil elde edilememesi halinde gizli soruşturmacı görevlendirilmesi mümkündür. Eğer başkaca yollara başvurarak delil elde edilme yolu varsa bu durumda gizli soruşturmacı tedbiri uygulanamayacaktır.
Uyuşturucu ticareti suçunda gizli soruşturmacı tedbirinin uygulanması açısından bir diğer önemli durum atanacak olan gizli soruşturmacının kamu görevlisi olması gerektiğidir. Kamu görevlisinden kastedilen kamusal faaliyetin yürütülmesinde atama, seçilme ya da herhangi bir suretle sürekli, süreli veyahut geçici olarak katılan kimse anlaşılmalıdır. Kanuna göre polis memuru dışındaki kamu görevlileri de Uyuşturucu ticareti suçunda gizli soruşturmacı olarak atanabilmektedir. Lakin soruşturmanın kolluk görevlileri tarafından bizzat yürütülmesi sebebiyle genellikle polis memurlarının atandığını söyleyebiliriz.
Gizli soruşturmacı tedbirinin yalnızca katalog suçlar açısından hükmedilebileceği Ceza Muhakemeleri Kanunu’nda belirtilmiştir:
- Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (Türk Ceza Kanunu madde 188)
- Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (Türk Ceza Kanunu madde 220)
- Silahlı örgüt (Türk Ceza Kanunu madde 314) veya bu örgütlere silah sağlama (Türk Ceza Kanunu madde 315)
- Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12)
- Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü maddelerinde tanımlanan
suçlar açısından gizli soruşturmacı tedbiri uygulanabilecektir. Önemle belirtmek gerekir ki önceki uygulamada uyuşturucu madde ticareti suçları bir örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmediği takdirde gizli soruşturmacı görevlendirilmesi mümkün değildi. Lakin 2016 tarihinde yapılan değişiklik ile bu şart kaldırılmıştır. Artık uyuşturucu ticareti suçunda gizli soruşturmacı tedbirinin uygulanması açısından bu suç örgüt faaliyeti çerçevesinde gerçekleştirilmese de görevlendirilebileceğini söylemek mümkündür.
5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun ilk halinde gizli soruşturmacı görevlendirilmesine hakim veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet Savcısı karar verebilmekteydi. 2014 tarihinde bu hüküm değiştirilerek ağır ceza mahkemesince oy birliği ile karar verme usulü getirilmiştir. Bu hüküm oybirliği şartı sebebiyle oldukça eleştirilmiştir. Zira aynı mahkeme oy çokluğu ile mahkumiyet hükmü kurabilirken koruma tedbiri için oy birliği aranması tedbirin uygulama alanını daraltmaktadır. Nihayetinde aynı hüküm 2016 tarihinde de değiştirilerek gizli soruşturmacı görevlendirilmesine yalnızca hakimin karar verebileceği düzenlenmiştir. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde dahi Cumhuriyet Savcısı gizli soruşturmacı görevlendirilmesine karar veremeyecektir. Bu sebeple uyuşturucu ticareti suçunda gizli soruşturmacı tedbirinin uygulanması açısından hakim kararının varlığı şarttır. Aksi halde toplanan deliller hukuka aykırı olacaktır.
Gizli soruşturmacı görevlendirilmesi yalnızca soruşturma aşamasında mümkündür. Soruşturma aşamasında gizli soruşturmacı görevlendirilmesi sulh ceza hakimliği kararı ile mümkündür. Dolayısıyla gizli soruşturmacı, yalnızca soruşturma aşaması ile sınırlı olarak faaliyette bulunabilir, kovuşturma aşamasına geçildiğinde gizli soruşturmacının delil toplama faaliyeti sona erecektir.
Gizli soruşturmacının görevlendirilmesine ilişkin kararda; soruşturma numarası, kararın hangi suçun soruşturulması için verildiği, kuvvetli şüphe sebeplerinin neler olduğu, gizli soruşturmacının araştırmada bulunduğu örgüt ya da kişilerin bilgileri ve başka suretli delil elde etme olanağının bulunmadığı belirtilmelidir.
Gizli soruşturmacının görev süresine ilişkin Ceza Muhakemesi Kanunu’nda herhangi bir sınırlama yapılmamıştır. Mehaz Alman Ceza Muhakemesi Kanunu’nda görev süresine ilişkin olarak gizli soruşturmacının sürekli bir biçimde faaliyette bulunacağı belirtilmiştir. Görev süresi yönünden bir sınırlama olmaması gizli soruşturmacı kurumunun niteliğine de uygun düşmektedir. Nitekim büyük çaplı suç örgütlerinde delil toplamak oldukça uzun zamanlar alabilmektedir. Eğer görev süresi ile ilgili bir kısıtlama olsaydı yeniden hakim kararının alınarak sürecin uzamasını ve sürenin bitiminden sonra toplanan delillerin hukuka aykırı olmasına sebebiyet verecekti. Bu yüzden süre yönünden bir sınırlama olmaması isabetlidir.
Gizli Soruşturmacı Hangi Durumlarda Görevlendirilir?
Gizli soruşturmacı koruma tedbirinin uygulanması açısından birtakım şartların bulunması gerekmektedir. Nitekim kanunkoyucu tarafından bu koruma tedbirinin uygulanması ağır şartlara bağlanmıştır. Zira bu tedbir, kişilerin temel hak ve özgürlüklerine ağır bir müdahale etmektedir.
Ceza Muhakemeleri Kanunu, bu tedbire başvurulmasını katalog suçlardan birinin varlığı şartına bağlamaktadır. Bu suçlar şu şekildedir:
- Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçu (Türk Ceza Kanunu madde 188)
- Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu (Türk Ceza Kanunu madde 220)
- Silahlı örgüt (Türk Ceza Kanunu madde 314) veya bu örgütlere silah sağlama (Türk Ceza Kanunu madde 315) suçları
- Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları
- Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar
Bu suçlardan birinin işlenmesi ve diğer şartların da var olması ile birlikte hakim kararı ile gizli soruşturmacı görevlendirilmesi tedbirine başvurulabilir. Tedbirin icra edilmesi ile gizli soruşturmacı tarafından elde edilen deliller yalnızca o suça özgü olan yargılamada verilecek olan hükme esas alınabilir.
Aynı zamanda uyuşturucu ticareti suçunda gizli soruşturmacı görevlendirilmesi tedbirine başvurulması için soruşturma konusu suçun işlenmiş olması, dolayısıyla ortada belirli bir fiilin veyahut şüphelerin var olması gerekir. Nitekim Yargıtay 2016 tarihli bir kararında uyuşturucu ticareti suçunda gizli soruşturmacı görevlendirilmesi ile ilgili olarak, failler ve fiiller somut olarak belirtilmeden gizli soruşturmacı görevlendirilmesi istenmesini önleme amaçlı olduğuna hükmederek toplanan delillerin hukuka aykırı olduğuna hükmetmiştir.
Gizli soruşturmacının görevlendirilmesi hususunda aranan bir diğer önemli şart ise başka suretle delil elde edilememiş olmasıdır. Başka suretle delil elde edilme imkanının olduğu hallerde gizli soruşturmacı görevlendirilemez.
Burada akla gelen sorulardan biriyse koruma tedbirlerinin kendi içinde hangi sıra takip edilerek uygulanacağıdır. Ceza Muhakemesi Kanunu’nda gizli soruşturmacı görevlendirilmesi dışında iletişimin tespiti (CMK m.135) ve teknik araçlarla izleme (CMK m.140) koruma tedbirlerine yer verilmiştir. Bu üç tedbir klasik koruma tedbirlerine göre ikincil niteliktedir. Fakat bunlardan bir sonuç alınamayacağının anlaşılması durumunda bu üç tedbirden hangisine başvurulacağı tartışmalıdır. Yargıtay ise bir kararında öncelikle iletişimin tespiti, sonrasında teknik araçlarla izleme ve delil elde edilememesi halinde ise en sonunda gizli soruşturmacı görevlendirilmesi gerektiğini içtihat etmiştir. Kanımızca her somut olaya göre değerlendirme yapılmalı ve hangi tedbir daha orantılı ve temel hak ve özgürlüklere daha az müdahale ediyorsa o uygulanmalıdır.
Uyuşturucu Ticareti Suçunda Gizli Soruşturmacının Rolü
Uyuşturucu ticareti suçunda gizli soruşturmacı, faaliyetlerini izlemekle görevlendirildiği suç örgütüne ilişkin her türlü araştırmada bulunur ve delilleri toplar.
Gizli soruşturmacının asli yükümlülüğü örgütün içine girerek delil toplamaktır. Burada önemli olan bir durum da uyuşturucu ticareti suçunda gizli soruşturmacı, görevi kapsamında ayrıca iletişim tespiti ve kayda alınması tedbirine başvurup başvuramayacağıdır. Belirtmek gerekir ki Ceza Muhakemeleri Kanunu’nda her koruma tedbiri ayrı ayrı hüküm altına alınmıştır. O sebeple uyuşturucu ticareti suçunda gizli soruşturmacı yalnızca gizli soruşturma açısından verilen karara dayanarak iletişimin tespiti tedbirine başvuramayacaktır. Bu durum gizli soruşturmacının “delil toplama” yükümlülüğünü aşar nitelikte olup aksinin kabulü Anayasa’da ve taraf olduğumuz Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde belirtilen temel hak ve hürriyetlerin korunmasına ilişkin hükümlerle örtüşmeyecektir.
Uyuşturucu Ticareti Suçunda Gizli Soruşturmacı Yargıtay Kararları
- Kışkırtıcı Ajan (Ajan Provokatör) Rolu İle Elde Edilen Delillerin Hukuka Aykırılığı
“Suç işleme düşüncesi bulunmayan bir kişinin heyecanlandırılarak, tahrik edilerek, duygularından yararlanılarak kışkırtılıp suçüstü yakalatmak veya cezalandırılmasını sağlamak amacıyla bir suç işlemeye yöneltilmesi, suç işlemesine yardım edilmesi, suç işlemesi için olanak tanınması halinde ona verilecek ceza adil olmayacaktır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasa’sının 38, CMK.nun 148. maddeleri uyarınca yasak olarak elde edilen delillere dayanılarak hüküm kurulamaz. CMK.nun 206. maddesine göre de, kanuna aykırı şekilde elde edilen deliller reddolunmalı, 217. madde gereğince hukuka uygun şekilde elde edilen delillere dayanılarak karar verilmelidir. Ayrıca CMK.nun 230/1-b maddesinde, hükme esas alınmayan hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin mahkumiyet kararının gerekçesinde gösterilmesi gerektiği hükme bağlanmıştır.” (Yargıtay 8. CD, 22.05.2013 Tarih, 2013/5397 Esas, 2013/15729 Karar)
- Gizli Soruşturmacının Re’sen Diğer Koruma Tedbirlerine Hükmedemeyeceği
“Olayımızda sanıkların 5271 sayılı CMK’nın 140. maddesindeki düzenlemeye göre teknik araçlarla izlenmelerine ilişkin bir karar bulunmamaktadır. CMK’nın 139. maddesine göre alınan Gizli Soruşturmacı görevlendirilmesine ilişkin karara dayanılarak ve CMK’nın 140. maddesine göre ayrıca bir karar alınmadan Teknik Araçlarla izleme yapılamaz. Buna rağmen teknik araçlarla izleme, görüntü ve ses kayıtları yapılmıştır. Mahkemece olayların sübutu gizli soruşturmacının faaliyetleri ile teknik izlemeye dayandırılmıştır. CMK’nın 217. maddesine göre; Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir. Hukuka uygun olmayan teknik izlemelerle elde edilen delillere dayanılarak sübuta gidilmesi mümkün değildir.” (Yargıtay 20. CD, 14.01.2016 Tarih, 2015/15770 Esas, 2016/121 Karar)
- Tesadüfi Elde Edilen Delillerin Akıbeti
” ‘Tesadüfen elde edilen deliller’ başlıklı CMK’nin 138. maddesi gizli soruşturmacı görevlendirilmesini kapsamadığı gibi Kanunda gizli soruşturmacı görevlendirilmesine ilişkin olarak 138. maddedeki düzenlemeye benzer bir hükme yer verilmediğinden, gizli soruşturmacı görevlendirilmesi sırasında tesadüfen elde edilen delillerin soruşturma veya kovuşturma sırasında CMK’nin 217. maddesi kapsamında delil olarak kullanılmasının olanaklı olmadığı nazara alındığında; hükme dayanak yapılan görüşmelere ait iletişimin tespiti ile gizli soruşturmacı kaydı tutanaklarının yasak delil niteliğinde olduğu nazara alınıp, yasaya aykırılığı saptanan bu kanıtların dışlanması” (Yargıtay 5. CD, 18.01.2022 Tarih, 2018/3259 Esas, 2022/532 Karar)
Gizli Soruşturmacı Faaliyetlerinden Elde Edilen Deliller
Uyuşturucu ticareti suçunda gizli soruşturmacının en önemli yetkisi ve aynı zamanda yükümlülüğü faaliyetlerini izlemekle görevlendirildiği suç örgütü hakkında delil toplamaktır. Burada tartışma konusu olan bir husus olan tesadüfi elde edilen delillere değinmekte yarar vardır. Görev süresi içinde görevlendirildiği suç ile ilgili olarak delil toplarken bazen katalogda yer almayan suç ile ilgili de bir delil tespit edebilmektedir. Kanunda buna ilişkin olarak arama, elkoyma ve telekomünikasyon yoluyla iletişimin denetlenmesi açısından hüküm bulunmakla beraber gizli soruşturmacının görevlendirilmesi açısından bu konuda bir düzenleme yer almamaktadır.
Önemle belirtmek gerekir ki kural olarak ceza muhakemesi hukukunda kıyas serbest olmakla birlikte sınırlayıcı hükümler açısından kıyas yasağı mevcuttur. Bu sebeple diğer koruma tedbirleri açısından düzenlenen bu durumun kıyas yoluyla gizli soruşturmacı açısından uygulanması mümkün değildir. Bu durumda suçüstü hükümleri uygulanarak Cumhuriyet Savcılığı’nın durumdan haberdar edilmesi ve delilin akıbeti ile ilgili emir ve talimat alınması gerekir.
Ayrıca uyuşturucu ticareti suçunda gizli soruşturmacı, suç işlemek amacıyla değil bilhassa işlenen veya işlendiği yönde kuvvetli şüphelerin bulunduğu suçlara ilişkin araştırma yapmak ve delil toplamak ile mükelleftir. Fakat gizli soruşturmacının örgüte üye olabilmek için bazen birtakım testlerden geçmesi gerekir ve bunlar çoğu zaman örgüt lehine bir eylemde bulunmaktır. Ceza Muhakemesi Kanunu’nda gizli soruşturmacının suç işleyemeceği ve örgütün işlemekte olduğu suçlardan sorumlu tutulamayacağı düzenlenmiştir. Lakin bu hüküm, öğretide gerçekle örtüşmemesi sebebiyle eleştirilmektedir. Zira gizli soruşturmacının kimliğinin açığa çıkmaması ve görevini yerine getirebilmesi adına zaman zaman suç işlemek durumunda kalabileceği de bir gerçekliktir. Bu sebeple gizli soruşturmacıya görevinin gerektirdiği kadarıyla bazı suçları işleyebilmesine olanak tanımak doğru olacaktır.
Uyuşturucu ticareti suçunda gizli soruşturmacı tedbirinin uygulanabilmesi için hakim kararının gerektiğini belirtmiştik. Cumhuriyet Savcısı, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde dahi bu yönde bir karar veremeyecektir. Uyuşturucu ticareti suçunda gizli soruşturmacı kapsamında karar verilmesi sürecinde Cumhuriyet Savcısının görevi sulh ceza hakiminden bu yönde bir karar verilmesini talep etmektir. Bu yönde bir karar olmadan gizli soruşturmacının görevlendirilip bir suç örgütü ile ilgili araştırma yapması ve delil toplması halinde elde edilen delillerin hukuka aykırı olacağı izahtan varestedir. Örneğin Cumhuriyet Savcısı’nın soruşturma evresinde bu yönde bir karar vererek bir polis memuruna gizli soruşturmacı olması şeklinde talimat vermesi, bu talimata dayanarak ilgili polis memurunun delil toplaması durumunda bu deliller hukuka aykırı yolla elde edilmiş delillerdir.
Uyuşturucu Ticareti Suçunda Gizli Soruşturmacıya İlişkin İleri Sürülebilecek Savunmalar
Uyuşturucu ticareti suçunda gizli soruşturmacı görevlendirilmesi durumunda bu kişinin elde ettiği deliller açısından ileri sürülebilecek birtakım savunmalar bulunmaktadır.
- Gizli Soruşturmacı İçin Aranan Şartların Bulunmaması: Uyuşturucu ticareti suçunda gizli soruşturmacı görevlendirilmesi için kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı olması ve başka yollardan delil temin etmenin mümkün olmaması gerekmektedir. Eğer bu yönde bir şüphe mevcut değilse ya da soruşturma makamı bu tedbir dışında başka koruma tedbirlerine dayanarak delil elde etme olanağına sahipse gizli soruşturmacı görevlendirilmemelidir. Buna rağmen uyuşturucu ticareti suçunda gizli soruşturmacı görevlendirilirse, bu yolla elde edilen deliller hukuka aykırı yolla elde edilmiş sayılır ve hükme esas alınamaz.
- Yetkili Merci Kararı: Uyuşturucu ticareti suçunda gizli soruşturmacı görevlendirilmesi için sulh ceza hakimliğinin bu yönde bir karar vermesi gerekmektedir. Unutulmamalıdır ki; Cumhuriyet Savcısı gecikmesinde sakınca bulunması halinde dahi gizli soruşturmacı görevlendirilmesi yönünde bir karar veremez. Yalnızca sulh ceza hakimliğinden bu yönde bir karar vermesini talep edebilir. Eğer somut olayda sulh ceza hakimliği tarafından verilmiş bir karar yoksa ve gizli soruşturmacı görevlendirilmişse bu yolla elde edilen deliller hukuka aykırı yolla elde edilmiş sayılır ve hükme esas alınamaz.
- Kışkırtıcı Ajan (Ajan Provokatör): Ajan provokatör, suç işleme iradesi bulunmayan bir kimseyi suç işlemeye teşvik eden veya azmettiren ve sonrasında kişinin yakalanmasını sağlayan kişidir. Gizli soruşturmacı ile arasındaki en büyük fark ise gizli soruşturmacı hiçbir zaman şüphelileri suç işlemeye azmettirmez. Türk Ceza Kanunu’nda suça iştirak hükümleri (azmettirme ve yardım etme) düzenlenmiş olup ajan provokatörün bu faaliyeti de aslında suç teşkil eder. Ayrıca ajan provokatörün bu yolla elde ettiği deliller hukuka aykırıdır ve hükme esas alınamaz. Zira devletin suç işleme iradesi olmayan bir kişiye, tuzak kurmak suretiyle suç işleterek cezalandırması hukuk devleti ilkesinin de ihlali anlamına gelir. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin ve Yargıtay’ın görüşleri de bu yöndedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 2009 tarihinde verdiği “Burak Hun v. Türkiye” kararı bu yönden emsaldir. Bu sebeple gizli soruşturmacı olarak görevlendirilen kamu görevlisi ajan provokatör olarak davrandığında elde ettiği deliller hukuka aykırı kabul edilir.
Görüldüğü üzere savunmaya ilişkin bazı hususlar soruşturma ve kovuşturma aşamalarında incelenerek eksik olan noktalara itiraz edilmelidir. Elde edilen delillerin hukuka aykırı olması halinde bu delillere dayanarak mahkumiyet kararı verilemeyecektir. Dolayısıyla özellikle sulh ceza hakimliğinin gizli soruşturmacı tedbirine ilişkin bir kararının olup olmadığı, kararın hangi suç ve örgüt için verildiği, gizli soruşturmacı tedbirine başvurulması için aranan şartların oluşup oluşmadığı titizlikle incelenerek bir savunma yapılmalıdır. Bu durumlarda ceza hukuku alanında uzman bir avukata danışmak hak kaybı yaşanmasını engeller. Zira ceza hukukunun yaptırımı hürriyeti bağlayıcı niteliktedir.
Uyuşturucu Ticareti Suçu Nedir?
Uyuşturucu ticareti suçu, toplum sağlığını korumak ve uyuşturucu madde kullanımını önlemek amacıyla Türk Ceza Kanunu’nun 188. maddesinde düzenlenmiş bir suçtur. Bu suç, yalnızca uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin satılmasıyla değil, imal, ithal, ihraç, nakil, sevk, depolama, bulundurma veya başkalarına temin etme gibi ticari nitelik taşıyan tüm eylemleri kapsar. Dolayısıyla, uyuşturucu maddeyi satmadan dahi, ticari amaçla elinde bulundurmak veya başkasına vermek gibi fiiller de uyuşturucu ticareti suçu kapsamında değerlendirilir.
Uyuşturucu ticareti suçu, tehlike suçu niteliğindedir; yani suçun oluşması için bir zarar meydana gelmesi gerekmez. Kanun koyucu, uyuşturucu maddeye ilişkin her türlü ticari faaliyeti toplum sağlığı açısından doğrudan tehdit olarak kabul eder. Bu nedenle uyuşturucu ticareti suçu, “kamu sağlığına karşı suçlar” arasında yer alır ve oldukça ağır cezai yaptırımlara tabidir.
Uyuşturucu ticareti suçunun faili herkes olabilir. Ancak suçun örgütlü şekilde veya kamu görevlilerince işlenmesi, cezayı artırıcı nitelikli hal olarak düzenlenmiştir. Ayrıca suçun okul, yurt, kışla veya ibadethane gibi çocukların ve gençlerin yoğun bulunduğu alanlarda işlenmesi de cezanın ağırlaştırılmasına neden olur.
Bu suç bakımından failin amacı, uyuşturucu maddeyi ticari kazanç elde etmek için bulundurmak veya temin etmektir. Dolayısıyla kişisel kullanım sınırını aşan miktarda uyuşturucu madde bulunduran kişi, eylemin niteliğine göre “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” değil, “uyuşturucu ticareti” suçundan sorumlu tutulabilir. Failin niyeti, ele geçirilen maddenin miktarı, türü, ambalajlanma şekli ve diğer deliller bir bütün olarak değerlendirilir.
Yargıtay uygulamasında da, uyuşturucu maddeyi bir başkasına temin etme veya başkasının kullanımına sunma eylemleri, “ticaret” kavramı içinde kabul edilmekte; bu tür fiillerde failin kazanç elde etme kastı aranmasa dahi, suçu oluşturduğu yönünde kararlar verilmektedir.
SIKÇA SORULAN SORULAR
Uyuşturucu davasında gizli soruşturmacı kimdir?
Uyuşturucu ticareti suçunda gizli soruşturmacı, ilgili örgütün içine girerek örgüt faaliyetleri ile ilgili araştırma yapan, delil toplayan ve bunları korumakla yükümlü olan kamu görevlisidir.
Gizli soruşturmacı ile muhbir aynı kişi midir?
Muhbir soruşturma makamlarına bir suç ile ilgili bilgi verirken çoğu zaman bunu bir menfaat karşılığında yapmaktadır. Ayrıca kamu görevlisi olmasına gerek yoktur. Lakin gizli soruşturmacı kamu görevlisi olmak zorundadır. Nitekim uygulamada uyuşturucu ticareti suçunda gizli soruşturmacı görevlendirildiğinde bu koruma tedbiri için bir polis memuru görevlendirilmektedir.
Her uyuşturucu davasında gizli soruşturmacı kullanılabilir mi?
Hayır. Bu yöntem, ancak suçun başka türlü ortaya çıkarılamayacağı durumlarda ve sulh ceza hakiminin verdiği kararı ile uygulanabilir.
Gizli soruşturmacının görevlendirilmesi için hâkim kararı şart mı?
Gizli soruşturmanın görevlendirilmesi için hakim kararı şarttır. CMK 139. maddeye göre gizli soruşturmacı ancak Cumhuriyet savcısının talebi üzerine hâkim kararıyla görevlendirilebilir. Karar olmadan yapılan görevlendirmeler ve buna dayalı olarak elde edilen deliller hukuka aykırıdır.
Gizli soruşturmacı delil toplarken gizli ses veya görüntü kaydı alabilir mi?
Evet, gizli soruşturmacının delil toplama yetkisi kapsamında gizli ses veya görüntü kaydı alabilir. Ancak bu kayıtlar görevlendirme kapsamı dahilinde olmalı ve suça azmettirme biçiminde yapılmamalıdır.
Gizli soruşturmacı sanığı suça teşvik ederse ne olur?
Gizli soruşturmacı sanığı suça teşvik edemez. Aksi halde bu durumda gizli soruşturmacıdan değil de ajan provokatörden (kışkırtıcı ajan) bahsedilir. Bu yöntemle elde edilen deliller hukuka aykırı olup hükme esas alınamaz.
Gizli soruşturmacı tarafından elde edilen deliller mahkemede geçerli midir?
Eğer gizli soruşturmacı usulüne uygun olarak sulh ceza hakimi kararı ile görevlendirilmiş ve faaliyetlerini kanuna uygun şekilde yürütmüşse, elde ettiği deliller geçerli kabul edilir ve hükme esas alınır.
Savunma açısından gizli soruşturmacı uygulamasına nasıl yaklaşılmalıdır?
Savunma avukatı, gizli soruşturmacı görevlendirmesinin usule uygun olup olmadığını, özellikle sulh ceza hakiminin kararının olup olmadığı, gizli soruşturmacının şüphelileri suça azmettirip azmettirmediği mutlaka incelemelidir.
Gizli soruşturmacının kimliği sanıkla veya kamuoyuyla paylaşılır mı?
Hayır. Kimlik bilgileri gizlilik ilkesine tabidir ve mahkeme tarafından dahi sınırlı şekilde erişilebilir. Bu kişi hakkında gizlilik tedbirleri uygulanır.
Gizli soruşturmacı ifadesi duruşmada okunabilir mi?
Evet, ancak güvenlik gerekçesiyle kimlik bilgileri gizlenir. Bazı durumlarda video bağlantı veya gizli tanık yöntemiyle ifade alınabilir.
Gizli soruşturmacı ile yapılan iletişim kayıtları hukuka uygun mu?
Eğer kayıtlar hâkim kararıyla yürütülen bir soruşturma kapsamında alınmışsa hukuka uygundur. Aksi durumda elde edilen kayıtlar delil değeri taşımaz.
Yargıtay gizli soruşturmacı delilleri hakkında nasıl karar veriyor?
Yargıtay, genellikle gizli soruşturmacı yönteminin istisnai olduğunu, görevlendirme kararının ve uygulamanın titizlikle denetlenmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Suça teşvik içeren faaliyetlerde elde edilen delilleri reddetmektedir.
SONUÇ
Uyuşturucu ticareti suçunda gizli soruşturmacı uygulaması, örgütlü ve profesyonel yapılarla mücadelede etkili bir araç olmakla birlikte, ancak istisnai ve sıkı denetime tabi bir koruma tedbirdir. Uyuşturucu ticareti suçunda gizli soruşturmacı tedbirinin uygulanması, maddi gerçeğe ulaşmayı kolaylaştırsa da uygulamada zaman zaman görevlendirilen memurun “ajan provokatör” şeklinde hareket ettiği ve suça azmettirme yasağına aykırı davrandığı görülmektedir. Bu durum hak ihlallerine yol açmakla birlikte bu yöntemle elde edilen deliller hukuka aykırıdır.
Bu nedenle, hem soruşturma hem kovuşturma aşamasında, ceza hukuku alanında uzman bir avukattan destek alınması ceza yargılaması sürecinin hak kaybı yaşanmadan yönetilmesini sağlamaktadır.

