YABANCILARIN YURTDIŞINDA İŞLEDİĞİ SUÇLARIN TÜRKİYE’DE YARGILANMASI(2026)
Yabancıların yurtdışında işlediği suçların Türkiye’de yargılanması, ceza hukukunun ülkesellik ilkesine getirilen istisnalar kapsamında değerlendirilmektedir. Bu kapsamda, Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen şahsilik, evrensellik ve koruma ilkeleri doğrultusunda yargılama yetkisinin hangi şartlarda kullanılabileceği belirlenmektedir. Suçun niteliği, failin ve mağdurun vatandaşlığı ile Türkiye’nin hukuki menfaatlerinin etkilenip etkilenmediği hususları dikkate alınarak yetki alanı tespit edilmektedir. Ayrıca, uluslararası sözleşmeler, iade hukuku ve karşılıklılık ilkesi çerçevesinde devletlerin cezai yetkilerinin sınırları çizilmektedir. 2026 yılı itibarıyla konuya ilişkin iç hukuk düzenlemeleri ile uluslararası yükümlülüklerin birlikte yorumlanması suretiyle uygulamada ortaya çıkan sorunlara çözüm üretilmeye çalışılmaktadır.
Yabancıların Yurt Dışında İşlediği Suçların Türkiye’de Yargılanması ve Ülkesellik İlkesi
Yabancıların yurtdışında işlediği suçların Türkiye’de yargılanması Ceza hukukunda yargılama yetkisinin belirlenmesinde temel esaslardan biri ülkesellik ilkesi olarak kabul edilmektedir. Bu ilkeye göre, bir suçun hangi devletin ülkesinde işlendiği, o suça uygulanacak ceza hukukunun belirlenmesinde esas alınmaktadır. Türkiye bakımından da kural olarak, Türk Ceza Kanunu’nun ülkesellik ilkesine dayalı bir sistem benimsediği görülmektedir. Buna göre, Türkiye sınırları içerisinde işlenen suçların, failin veya mağdurun vatandaşlığına bakılmaksızın Türk kanunlarına göre yargılanması öngörülmektedir.
Ancak yabancıların yurtdışında işlediği suçlar bakımından, ülkesellik ilkesinin doğrudan uygulanması mümkün olmamaktadır. Bu durumda, Türk mahkemelerinin yargılama yetkisinin hangi hukuki dayanaklara dayanarak tesis edileceği hususu önem kazanmaktadır. Ülkesellik ilkesinin mutlak bir nitelik taşımadığı, uluslararası ceza hukukunun gelişimiyle birlikte çeşitli istisnalara tabi tutulduğu kabul edilmektedir. Bu çerçevede, yabancıların yurtdışında işlediği suçların Türkiye’de yargılanması, ülkesellik ilkesinin sınırları içinde değil, istisnai yetki kuralları kapsamında değerlendirilmektedir.
Ülkesellik İlkesinin İstisnaları
Yabancıların yurtdışında işlediği suçların Türkiye’de yargılanması ülkesellik ilkesinin ceza hukukunda temel kural olarak kabul edilmesine rağmen, devletlerin egemenlik yetkilerini koruma ve uluslararası toplumun ortak menfaatlerini gözetme amacıyla bu ilkeye çeşitli istisnalar getirildiği görülmektedir. Bu istisnalar, suçun işlendiği yer dışında bir devletin de yargılama yetkisini kullanabilmesine imkân tanımaktadır. Türk Ceza Hukuku bakımından şahsilik, evrensellik ve koruma ilkeleri, ülkesellik ilkesinin başlıca istisnaları arasında sayılmaktadır.
Bu ilkeler aracılığıyla, yabancıların yurtdışında işlediği bazı suçların Türkiye’de yargılanabilmesi mümkün hale getirilmektedir. Özellikle devletin güvenliğine, anayasal düzene veya Türk vatandaşlarının menfaatlerine karşı işlenen suçlarda bu istisnaların uygulama alanı bulduğu görülmektedir. Ayrıca, uluslararası sözleşmelerden doğan yükümlülükler çerçevesinde belirli suçlar bakımından evrensel yargılama yetkisinin tanındığı kabul edilmektedir. Bu istisnaların uygulanmasında, suçun niteliği, failin durumu ve uluslararası hukuk kuralları dikkate alınarak yetki tesis edilmektedir.
Türk Ceza Kanunu’nda Yabancıların Yurtdışında İşlediği Suçlar
Yabancıların yurtdışında işlediği suçların Türkiye’de yargılanması Türk Ceza Kanunu’nda yabancıların yurtdışında işlediği suçlara ilişkin düzenlemeler, kanunun 8 ila 19. maddeleri arasında yer alan yetki hükümleri kapsamında ele alınmaktadır. Bu hükümler aracılığıyla, Türkiye’nin ceza yargılaması yetkisinin hangi hallerde yurtdışına taşabileceği belirlenmektedir. Yabancı bir kişinin Türkiye dışında işlediği bir suçun, Türk kanunlarına göre yargılanabilmesi için kanunda açıkça öngörülen şartların gerçekleşmesi gerekmektedir.
Bu şartlar arasında suçun Türkiye’nin güvenliğine karşı işlenmiş olması, mağdurun Türk vatandaşı olması veya suçun evrensel nitelikte kabul edilen fiillerden biri olması sayılmaktadır. Ayrıca, failin Türkiye’de bulunması ve yabancı ülkede hakkında kesinleşmiş bir hüküm verilmemiş olması gibi koşulların da arandığı görülmektedir. Türk Ceza Kanunu’ndaki bu düzenlemelerle, hem devletin egemenlik haklarının hem de uluslararası ceza adaletinin korunması amaçlanmaktadır. Bu çerçevede, yabancıların yurtdışında işlediği suçların Türkiye’de yargılanması, istisnai ve sınırlı bir yetki alanı olarak düzenlenmektedir.
TCK m.11 Kapsamında Türkiye’nin Yargılama Yetkisi
Yabancıların yurtdışında işlediği suçların Türkiye’de yargılanması Türk Ceza Kanunu’nun 11. maddesi, yabancıların yurtdışında işledikleri suçlar bakımından Türkiye’nin yargılama yetkisini düzenleyen temel hükümler arasında yer almaktadır. Bu madde kapsamında, yabancı bir failin yabancı bir devlete karşı veya yabancı bir mağdura yönelik olarak yurtdışında işlediği suçun Türkiye’de yargılanabilmesi belirli şartlara bağlanmaktadır. Öncelikle, fiilin Türk kanunlarına göre suç teşkil etmesi gerekmektedir.
Ayrıca, failin Türkiye’de bulunması ve suçun işlendiği ülkede hakkında kesinleşmiş bir hüküm verilmemiş olması aranmaktadır. Bunun yanında, suçun alt sınırının kanunda belirli bir ağırlıkta olması şartı da öngörülmektedir. Bu koşulların birlikte gerçekleşmesi halinde, Türkiye’nin ceza yargılaması yetkisini kullanabileceği kabul edilmektedir. Böylece, TCK m.11 ile ülkesellik ilkesine istisnai bir yetki alanı tanınmaktadır.
TCK m.12 Kapsamında Türkiye’nin Yargılama Yetkisi
Yabancıların yurtdışında işlediği suçların Türkiye’de yargılanması Türk Ceza Kanunu’nun 12. maddesi, yabancıların yurtdışında işledikleri suçların Türkiye’de yargılanmasına ilişkin daha özel bir düzenleme içermektedir. Bu hüküm, özellikle yabancı fail ile Türk mağdurun bulunduğu durumlarda Türkiye’nin yargılama yetkisinin sınırlarını belirlemektedir.
Buna göre, yabancı bir kişinin yurtdışında Türk vatandaşına veya Türk hukukuna göre kurulmuş bir tüzel kişiye karşı suç işlemesi halinde, belirli şartların varlığı durumunda Türk mahkemelerinin yetkili olacağı kabul edilmektedir. Suçun Türk kanunlarına göre cezalandırılabilir olması ve failin Türkiye’de bulunması temel koşullar arasında yer almaktadır. Ayrıca, mağdurun şikâyetinin bulunması ve failin iade edilmemiş olması da aranan şartlar arasında sayılmaktadır. Bu düzenleme ile Türk vatandaşlarının yurtdışında da ceza hukuku koruması altında bulunduğu kabul edilmektedir.
Yabancı Fail – Yabancı Mağdur Durumunda Yargılama
Yabancıların yurtdışında işlediği suçların Türkiye’de yargılanması yabancı fail ile yabancı mağdur arasında yurtdışında işlenen suçlar bakımından Türkiye’nin yargılama yetkisi, ceza hukukunda istisnai bir nitelik taşımaktadır. Bu tür durumlarda kural olarak suçun işlendiği devletin yargı yetkisinin geçerli olduğu kabul edilmektedir. Ancak Türk Ceza Kanunu, belirli koşulların varlığı halinde bu tür suçların Türkiye’de yargılanabilmesine imkân tanımaktadır.
Özellikle suçun evrensel nitelikte olması veya uluslararası sözleşmelerle Türkiye’ye yargılama yükümlülüğü getirilmiş olması halinde yetki tesis edilebilmektedir. Bunun yanında, failin Türkiye’de bulunması ve başka bir devlet tarafından yargılanmamış olması şartları aranmaktadır. Bu çerçevede, yabancı fail ve yabancı mağdur durumunda Türkiye’nin yargılama yetkisi sınırlı ve istisnai olarak düzenlenmektedir.
Yabancı Fail – Türk Mağdur Durumunda Yargılama
Yabancıların yurtdışında işlediği suçların Türkiye’de yargılanması yabancı bir failin yurtdışında Türk vatandaşı bir mağdura karşı suç işlemesi halinde, Türkiye’nin yargılama yetkisi daha geniş bir şekilde düzenlenmektedir. Bu durum, Türk Ceza Kanunu’nda şahsilik ilkesinin pasif yönü kapsamında ele alınmaktadır. Türk vatandaşlarının, nerede olurlarsa olsunlar ceza hukuku korumasından yararlanması gerektiği anlayışı bu düzenlemenin temelini oluşturmaktadır.
Bu kapsamda, suçun Türk kanunlarına göre cezalandırılabilir olması ve mağdurun şikâyetinin bulunması gerekmektedir. Ayrıca, failin Türkiye’de bulunması veya iade edilmemiş olması şartları da dikkate alınmaktadır. Bu şartların gerçekleşmesi halinde, yabancı failin yurtdışında işlediği suç nedeniyle Türkiye’de yargılanması mümkün hale gelmektedir. Böylece, Türk vatandaşlarının hak ve menfaatleri uluslararası alanda da korunmaktadır.
Suçun Türkiye’nin Güvenliğine Karşı İşlenmiş Olması
Yabancıların yurtdışında işlediği suçların Türkiye’de yargılanması suçun Türkiye’nin güvenliğine, anayasal düzenine veya devletin temel çıkarlarına karşı işlenmiş olması halinde, failin vatandaşlığına ve suçun işlendiği yere bakılmaksızın Türkiye’nin yargılama yetkisinin bulunduğu kabul edilmektedir. Bu durum, Türk Ceza Kanunu’nda koruma ilkesi kapsamında düzenlenmektedir. Devletin varlığına, egemenliğine ve iç-dış güvenliğine yönelen fiillerin, yurtdışında işlenmiş olsa dahi cezalandırılmasının zorunlu olduğu kabul edilmektedir. Bu kapsamda, yabancı bir failin yurtdışında Türkiye’nin güvenliğine karşı suç işlemesi halinde Türk mahkemeleri yetkili kılınmaktadır. Bu yetkinin kullanılmasında, devletin üstün menfaatlerinin korunması esas alınmaktadır. Böylece, ülkesellik ilkesine en güçlü istisnalardan biri bu tür suçlar bakımından oluşturulmaktadır.
Türkiye’de Yargılama Yapılabilmesi İçin Aranan Şartlar
Yabancıların yurtdışında işlediği suçların Türkiye’de yargılanması yabancıların yurtdışında işledikleri suçların Türkiye’de yargılanabilmesi, Türk Ceza Kanunu’nda öngörülen belirli şartların birlikte gerçekleşmesine bağlı tutulmaktadır. Bu şartlar, ülkesellik ilkesine getirilen istisnaların keyfî şekilde uygulanmasını önlemek ve uluslararası ceza hukukunda yetki çatışmalarını azaltmak amacıyla düzenlenmektedir.
Türkiye’nin yargılama yetkisinin kullanılabilmesi için öncelikle fiilin Türk ceza kanunlarına göre suç teşkil etmesi gerekmektedir. Bunun yanı sıra, failin hukuki durumu, suçun niteliği ve yabancı devletlerde yürütülen yargılamaların varlığı dikkate alınmaktadır. Ayrıca, bazı hallerde mağdurun şikâyeti veya Adalet Bakanı’nın talebi aranan tamamlayıcı koşullar arasında yer almaktadır. Bu şartlar aracılığıyla, Türkiye’nin ceza yargılaması yetkisi sınırlı, öngörülebilir ve hukuki güvenliği sağlayacak biçimde kullanılmaktadır.
Failin Türkiye’de Bulunması Şartı
Yabancıların yurtdışında işlediği suçların Türkiye’de yargılanması failin Türkiye’de bulunması şartı, yabancıların yurtdışında işledikleri suçlar bakımından Türkiye’nin yargılama yetkisini kullanabilmesinin temel unsurlarından biri olarak kabul edilmektedir. Bu şart ile Türkiye’nin fiilen yargılama yapabilme ve cezayı infaz edebilme imkânına sahip olması amaçlanmaktadır. Failin Türkiye’de bulunması, sürekli ikamet, geçici giriş veya yakalanma suretiyle gerçekleşebilmektedir. Bu durum, ceza adaletinin etkinliğini sağlamak ve sembolik nitelikte yargılamaların önüne geçmek amacıyla öngörülmektedir. Failin Türkiye’de bulunmaması halinde, kural olarak Türk mahkemelerinin yargılama yetkisini kullanamayacağı kabul edilmektedir. Bu şart, aynı zamanda iade hukuku ve devletlerin egemenlik alanlarına saygı ilkesiyle de uyumlu bir düzenleme olarak değerlendirilmektedir.
Yabancı Ülkede Hüküm Verilmemiş Olması
Yabancıların yurtdışında işlediği suçların Türkiye’de yargılanması yabancı ülkede hüküm verilmemiş olması şartı, aynı fiil nedeniyle birden fazla yargılama yapılmasını önlemeye yönelik temel bir ceza hukuku güvencesi olarak düzenlenmektedir. Bu şart ile “non bis in idem” ilkesinin uluslararası alanda da korunması amaçlanmaktadır. Yabancı bir fail hakkında suçun işlendiği ülkede veya yetkili başka bir devlette kesinleşmiş bir hüküm verilmiş olması halinde, Türkiye’nin aynı fiil nedeniyle yargılama yapamayacağı kabul edilmektedir.
Bu düzenleme, hem bireyin cezalandırılmasında adaletin sağlanması hem de devletler arasında yetki çatışmalarının önlenmesi açısından önem taşımaktadır. Ancak yabancı ülkede verilen hükmün infaz edilmemiş olması veya şekli nedenlerle sonuçsuz kalması halinde, somut olayın özelliklerine göre yeniden yargılama imkânı değerlendirilmektedir.
Şikâyet veya Adalet Bakanı Talebi Şartı
Yabancıların yurtdışında işlediği suçların Türkiye’de yargılanması bazı suçlar bakımından yabancıların yurtdışında işledikleri fiillerin Türkiye’de yargılanabilmesi, mağdurun şikâyetine veya Adalet Bakanı’nın talebine bağlanmaktadır. Bu şart, özellikle şahsilik ilkesine dayanan yargılama yetkisinin kullanıldığı hallerde karşımıza çıkmaktadır.
Mağdurun şikâyeti, bireysel menfaatlerin korunmasına öncelik tanınmasını sağlarken, Adalet Bakanı’nın talebi ise devletlerarası ilişkiler ve dış politika hassasiyetleri gözetilerek yargılama yetkisinin kullanılmasına imkân tanımaktadır. Bu düzenleme ile ceza yargılamasının siyasal ve diplomatik sonuçlar doğurabilecek yönleri dikkate alınmaktadır. Böylece, Türkiye’nin yargılama yetkisi hem hukuki hem de politik dengeler gözetilerek kullanılmaktadır.
Evrensellik İlkesi ve Türkiye’nin Yargılama Yetkisi
Yabancıların yurtdışında işlediği suçların Türkiye’de yargılanması evrensellik ilkesi, belirli suçların tüm insanlığı ilgilendirdiği ve bu nedenle suçun işlendiği yer veya failin vatandaşlığından bağımsız olarak her devletin yargılama yetkisini kullanabileceği anlayışına dayanmaktadır. Türk Ceza Kanunu’nda da bu ilke kapsamında düzenlenen bazı suçlar bakımından Türkiye’nin yargılama yetkisi kabul edilmektedir.
Soykırım, insanlığa karşı suçlar ve işkence gibi fiiller, evrensel suçlar arasında değerlendirilmektedir. Bu suçların yurtdışında yabancılar tarafından işlenmiş olması, Türkiye’nin yargılama yetkisini ortadan kaldırmamaktadır. Evrensellik ilkesinin uygulanması ile uluslararası cezasızlığın önlenmesi ve ağır insan hakları ihlallerinin yaptırımsız kalmasının engellenmesi amaçlanmaktadır. Bu çerçevede, Türkiye’nin evrensel yargılama yetkisi istisnai ancak önemli bir yetki alanı oluşturmaktadır.
Uluslararası Hukuktan Kaynaklanan Yükümlülükler
Yabancıların yurtdışında işledikleri suçların Türkiye’de yargılanması bakımından uluslararası hukuktan kaynaklanan yükümlülükler önemli bir rol üstlenmektedir. Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler, belirli suçlar bakımından yargılama veya iade etme yükümlülüğünü beraberinde getirmektedir. Bu yükümlülükler, özellikle ağır insan hakları ihlallerine ilişkin suçlar açısından evrensel yargılama yetkisinin kullanılmasını zorunlu kılabilmektedir. Uluslararası ceza hukuku ilkeleri doğrultusunda, cezasızlığın önlenmesi ve suçluların güvenli liman bulmasının engellenmesi amaçlanmaktadır. Bu bağlamda, iç hukuk kurallarının uluslararası sözleşmelere uygun şekilde yorumlanması gerekmektedir. Türkiye’nin yargılama yetkisini kullanırken uluslararası yükümlülükleri gözetmesi, devletlerarası iş birliğinin ve hukuki güvenliğin sağlanması açısından zorunlu görülmektedir.
Yabancı Devlette Verilen Hükmün Türkiye’deki Yargılamaya Etkisi
Yabancıların yurtdışında işlediği suçların Türkiye’de yargılanması yabancı bir devlette verilen hükmün Türkiye’de yürütülecek bir ceza yargılamasına etkisi, uluslararası ceza hukukunun temel ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmektedir. Aynı fiil nedeniyle yabancı bir mahkeme tarafından kesinleşmiş bir hüküm verilmiş olması, kural olarak Türkiye’de yeniden yargılama yapılmasını engellemektedir.
Bu yaklaşım, hukuki güvenliğin sağlanması ve bireyin birden fazla kez yargılanmasının önlenmesi amacına hizmet etmektedir. Ancak yabancı mahkeme kararının niteliği, kesinleşme durumu ve infaz edilip edilmediği hususları ayrıca dikkate alınmaktadır. Bazı durumlarda, yabancı ülkede verilen kararın şekli veya maddi açıdan yetersiz olması halinde Türk hukukunda sınırlı değerlendirme yapılabilmektedir. Bu çerçevede, yabancı hükümlerin Türkiye’deki yargılamaya etkisi istisnai ve dikkatli bir değerlendirmeye tabi tutulmaktadır.
Çifte Yargılama Yasağı (Ne Bis In Idem)
Yabancıların yurtdışında işlediği suçların Türkiye’de yargılanması çifte yargılama yasağı, ceza hukukunun temel güvencelerinden biri olarak kabul edilmektedir. “Ne bis in idem” ilkesi uyarınca, bir kişi aynı fiil nedeniyle kesinleşmiş bir hükümle yargılanmışsa, tekrar yargılanamamakta ve cezalandırılamamaktadır. Bu ilke, ulusal ceza hukukunun yanı sıra uluslararası ceza hukukunda da geçerlilik taşımaktadır.
Türk Ceza Hukuku bakımından da yabancı bir devlet tarafından verilen kesin hükmün varlığı, Türkiye’de yeniden yargılama yapılmasını engelleyici bir etki doğurmaktadır. Bu ilkenin uygulanmasıyla bireyin hukuki güvenliği korunmakta ve devletler arasında yetki çatışmalarının önüne geçilmektedir. Ancak ilkenin uygulanabilmesi için yabancı hükmün kesinleşmiş olması ve aynı fiile ilişkin bulunması gerekmektedir.
Yabancı Mahkeme Kararlarının Hukuki Değeri
Yabancıların yurtdışında işlediği suçların Türkiye’de yargılanması yabancı mahkeme kararlarının Türk ceza yargılamasındaki hukuki değeri, kararın niteliğine ve ilgili mevzuata göre belirlenmektedir. Ceza hukukunda kural olarak yabancı mahkemelerin kararları doğrudan infaz kabiliyeti taşımamaktadır. Ancak bu kararlar, bazı durumlarda delil niteliği taşıyabilmekte veya yargılama yetkisinin kullanılmasında engelleyici bir unsur olarak dikkate alınabilmektedir.
Özellikle kesinleşmiş yabancı mahkeme kararları, çifte yargılama yasağı kapsamında değerlendirilerek Türkiye’de yeni bir yargılamanın yapılmasını engelleyebilmektedir. Bunun yanında, yabancı kararların tanınması ve infazı hususu özel kanun hükümleri çerçevesinde düzenlenmektedir. Bu nedenle, yabancı mahkeme kararlarının hukuki değeri sınırlı ve koşullara bağlı olarak kabul edilmektedir.
İade Kurumu ile Türkiye’de Yargılama Arasındaki İlişki
Yabancıların yurtdışında işlediği suçların Türkiye’de yargılanması iade kurumu ile Türkiye’de yargılama arasındaki ilişki, uluslararası ceza adaletinin sağlanması açısından önemli bir denge alanı oluşturmaktadır. Suçluların iadesi, bir devletin başka bir devletten talep ettiği yargılama veya infaz amacıyla teslim sürecini ifade etmektedir.
Türkiye’de yargılama yetkisinin kullanılması, çoğu zaman iade süreciyle bağlantılı olarak gündeme gelmektedir. İade talebinin kabul edilmesi halinde, yargılama yetkisi talep eden devlete geçmekte; talebin reddedilmesi durumunda ise Türkiye’de yargılama yapılması söz konusu olabilmektedir. Bu ilişki, hem cezasızlığın önlenmesi hem de devletlerin egemenlik haklarının korunması amacıyla düzenlenmektedir. İade ve yargılama arasındaki bu denge, uluslararası iş birliği ilkeleri doğrultusunda şekillendirilmektedir.
İade Talebinin Reddedilmesi Hâlinde Türkiye’de Yargılama
Yabancıların yurtdışında işlediği suçların Türkiye’de yargılanması iade talebinin reddedilmesi hâlinde Türkiye’de yargılama yapılması, uluslararası ceza hukukunda kabul edilen temel ilkelerden biri olarak görülmektedir. Özellikle failin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olması veya siyasi, insani ya da hukuki nedenlerle iade edilememesi durumlarında bu yol tercih edilmektedir.
Bu yaklaşım, “ya iade et ya yargıla” ilkesi doğrultusunda cezasızlığın önlenmesini amaçlamaktadır. İade talebinin reddi sonrasında Türkiye’nin yargılama yetkisini kullanabilmesi için ilgili kanuni şartların gerçekleşmesi gerekmektedir. Failin Türkiye’de bulunması ve fiilin Türk kanunlarına göre suç teşkil etmesi bu şartlar arasında yer almaktadır. Böylece, iadenin mümkün olmadığı hallerde adaletin sağlanması Türkiye’deki yargılama yoluyla temin edilmektedir.
Vatandaşlık ve İade Yasağı Meselesi
Yabancıların yurtdışında işlediği suçların Türkiye’de yargılanması vatandaşlık ve iade yasağı meselesi, Türkiye’de yargılama yetkisinin kullanılmasında belirleyici unsurlardan biri olarak kabul edilmektedir. Anayasa ve ilgili mevzuat uyarınca, Türk vatandaşlarının yabancı bir devlete iadesi kural olarak yasaklanmaktadır.
Bu yasak, devletin vatandaşlarını koruma yükümlülüğünün bir sonucu olarak değerlendirilmektedir. İade yasağının bulunduğu hallerde, suçun yurtdışında işlenmiş olması Türkiye’nin yargılama yetkisini ortadan kaldırmamaktadır. Aksine, iadenin mümkün olmaması nedeniyle Türkiye’de yargılama yapılması gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Bu durum, cezasızlığın önlenmesi ve vatandaşların hukuki sorumluluklarının yerine getirilmesi amacıyla düzenlenmektedir. Böylece, vatandaşlık bağı yargılama yetkisinin tesisinde önemli bir hukuki dayanak oluşturmaktadır.
Yetkili ve Görevli Mahkeme
Yabancıların yurtdışında işledikleri suçların Türkiye’de yargılanması hâlinde, yetkili ve görevli mahkemenin belirlenmesi Türk Ceza Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre yapılmaktadır. Bu tür suçlarda görevli mahkeme, suçun niteliğine göre asliye ceza mahkemesi veya ağır ceza mahkemesi olarak belirlenmektedir. Yetkili mahkeme ise kural olarak failin Türkiye’de yakalandığı yer mahkemesi olarak kabul edilmektedir. Failin Türkiye’de bulunmaması hâlinde ise son yerleşim yeri veya Ankara mahkemeleri yetkili kılınmaktadır. Bu düzenleme ile yargılamanın etkin ve düzenli biçimde yürütülmesi amaçlanmaktadır.
İade Yargılamalarında Yetkili ve Görevli Mahkeme
Yabancı bir devletin, kendi ülkesinde suç işlediği iddia edilen bir yabancının Türkiye Cumhuriyeti’nden iadesini talep etmesi hâlinde yürütülen yargısal süreç, klasik ceza yargılamasından farklı bir nitelik taşımaktadır. Bu tür yargılamalar, suçun esasına girilerek bir mahkûmiyet veya beraat kararı verilmesini değil; iade koşullarının mevcut olup olmadığının denetlenmesini amaçlamaktadır. Türk hukukunda iade yargılamalarında görevli mahkeme açık biçimde ağır ceza mahkemesi olarak belirlenmiştir.
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 18. maddesi uyarınca, yabancı bir devlet tarafından yapılan iade talepleri, talep edilen kişinin bulunduğu yer ağır ceza mahkemesi tarafından incelenir. Kişinin Türkiye’de birden fazla yerde bulunması veya yerinin tespit edilememesi hâlinde ise yetki, uygulamada Ankara ağır ceza mahkemelerine geçmektedir. Ağır ceza mahkemesinin görevli kılınmasının temel nedeni, iade taleplerinin kişi özgürlüğü ve güvenliği üzerinde doğrudan ve ağır sonuçlar doğurmasıdır.
İade yargılamasında ağır ceza mahkemesi; talep edilen fiilin Türk hukukuna göre suç teşkil edip etmediğini (çifte suçluluk ilkesi), suçun siyasi veya askerî nitelikte olup olmadığını, zamanaşımının dolup dolmadığını ve kişinin iade edilmesi hâlinde işkence, insanlık dışı veya onur kırıcı muameleye maruz kalma riskinin bulunup bulunmadığını değerlendirir. Mahkeme, bu inceleme sonucunda iadenin kabul edilebilir olup olmadığına karar verir; ancak nihai iade kararı idari nitelikte olup Cumhurbaşkanı tarafından verilir.
Dolayısıyla iade yargılamalarında ağır ceza mahkemesi, ceza yargılaması yapan bir merci olarak değil; uluslararası yükümlülükler, temel hak ve özgürlükler ile ceza hukuku ilkeleri çerçevesinde bir hukuka uygunluk denetimi yapan yargı organı olarak görev yapmaktadır. Bu yönüyle iade yargılamaları, yabancıların yurtdışında işledikleri suçların Türkiye’de doğrudan yargılanmasından hem amaç hem de usul bakımından ayrılmaktadır. Bu hususta detaylı bilgi edinmek isterseniz ” Suçluların İadesi (İade Yargılaması)” başlıklı makalemize göz atabilirsiniz.
Yurt Dışında İşlenen Suç Sebebiyle İade Talebinde Bulunulması
Yabancıların yurtdışında işlediği suçların Türkiye’de yargılanması yurt dışında işlenen bir suç nedeniyle Türkiye tarafından iade talebinde bulunulması, uluslararası sözleşmeler ve ikili anlaşmalar çerçevesinde gerçekleştirilmektedir. İade talebinin yapılabilmesi için suçun her iki ülke hukukunda da suç teşkil etmesi ve iade edilebilir nitelikte olması gerekmektedir. Ayrıca, siyasi suçlar ve düşünce suçları bakımından iade taleplerinin kabul edilmediği genel bir ilke olarak benimsenmektedir. Türkiye’nin iade talebinde bulunması, cezasızlığın önlenmesi ve uluslararası ceza adaletinin sağlanması amacı taşımaktadır. Bu süreçte diplomatik kanallar ve Adalet Bakanlığı merkezi rol üstlenmektedir.
SIKÇA SORULAN SORULAR(SSS)
Yabancıların Yurt Dışında İşlediği Suçlar Türkiye’de Yargılanabilir Mi?
Yabancıların yurtdışında işledikleri suçlar, Türk Ceza Kanunu’nda öngörülen şartların varlığı hâlinde Türkiye’de yargılanabilmektedir. Bu durum istisnai nitelik taşımakta olup kanuni yetki kurallarına bağlı olarak uygulanmaktadır.
Yurt Dışında Suç İşleyen Yabancı Türkiye’ye Gelirse Ne Olur?
Yabancı failin Türkiye’ye gelmesi hâlinde, Türk Ceza Kanunu’nda öngörülen şartlar mevcutsa hakkında Türkiye’de ceza yargılaması yapılabilmektedir. Aksi hâlde iade süreci değerlendirilmektedir.
Yabancı Bir Ülkede İşlenen Suç Nedeniyle Türkiye’de Dava Açılabilir Mi?
Yabancı bir ülkede işlenen suç nedeniyle Türkiye’de dava açılabilmesi, suçun niteliğine ve kanunda öngörülen yetki şartlarının gerçekleşmesine bağlı bulunmaktadır.
Yurt Dışında İşlenen Suçlar İçin Türkiye Hangi Hâllerde Yargılama Yapar?
Türkiye, şahsilik, koruma ve evrensellik ilkeleri kapsamında sayılan hâllerde yurtdışında işlenen suçlar bakımından yargılama yapabilmektedir.
Yabancı Failin Türkiye’de Yargılanması İçin Mağdurun Türk Vatandaşı Olması Şart Mı?
Mağdurun Türk vatandaşı olması her durumda zorunlu değildir. Ancak bu durum, bazı yetki türleri bakımından yargılama yetkisinin doğmasını kolaylaştırmaktadır.
Yabancı Fail Yabancı Bir Ülkede Yargılanmışsa Türkiye’de Tekrar Yargılanabilir Mi?
Kesinleşmiş yabancı bir hüküm bulunması hâlinde, kural olarak Türkiye’de tekrar yargılama yapılamamaktadır. Bu durum çifte yargılama yasağının bir sonucudur.
Yurt Dışında İşlenen Suç Nedeniyle Türkiye’ye İade Talebinde Bulunulabilir Mi?
Suçun iade edilebilir nitelikte olması ve uluslararası anlaşmaların varlığı hâlinde Türkiye’ye iade talebinde bulunulabilmektedir.
İade Talebi Reddedilirse Türkiye’de Yargılama Yapılır Mı?
İade talebinin reddedilmesi hâlinde, gerekli şartlar mevcutsa Türkiye’de yargılama yapılabilmektedir. Bu durum cezasızlığın önlenmesi amacına dayanmaktadır.
Türkiye Yabancıyı Her Suçta İade Eder Mi?
Türkiye, her suç bakımından iade yükümlülüğü altında değildir. Özellikle siyasi suçlar ve insan hakları ihlali riski bulunan hâllerde iade reddedilmektedir.
Siyasi Suçlar İade Kapsamına Girer Mi?
Siyasi suçlar, uluslararası hukukta genel olarak iade kapsamı dışında bırakılmaktadır. Bu ilke Türk hukukunda da benimsenmektedir.
Türkiye Kendi Vatandaşını Yurt Dışında İşlenen Suçlar Nedeniyle İade Eder Mi?
Türk vatandaşlarının iadesi anayasal güvence altına alınmış olup kural olarak mümkün değildir. Bu hâllerde yargılama Türkiye’de yapılmaktadır.
Yurt Dışında İşlenen Suçlarda Adalet Bakanlığı İzni Gerekli Midir?
Yabancıların yurtdışında işlediği suçların Türkiye’de yargılanması bazı suçlar bakımından Türkiye’de yargılama yapılabilmesi Adalet Bakanlığı’nın talep veya iznine bağlı tutulmaktadır.
Yabancıların Yurt Dışında İşlediği Suçlarda Hangi Mahkeme Yetkilidir?
Yetkili mahkeme, failin Türkiye’de yakalandığı yer mahkemesi olup, bu mümkün değilse Ankara mahkemeleri yetkili kabul edilmektedir.
Yabancı Bir Ülkede Verilen Mahkeme Kararı Türkiye’de Geçerli Sayılır Mı?
Yabancı mahkeme kararları kural olarak doğrudan geçerli değildir; ancak bazı hâllerde hukuki sonuç doğurabilmektedir.
Uluslararası Yakalama Emri (Interpol) Türkiye’de Doğrudan Tutuklama Sebebi Midir?
Yabancıların yurtdışında işlediği suçların Türkiye’de yargılanması Interpol yakalama emri, tek başına tutuklama sebebi olmamakta; ancak geçici yakalama için hukuki dayanak oluşturmaktadır.
Yurt Dışında İşlenen Suçlarda Zamanaşımı Nasıl Uygulanır?
Zamanaşımı, Türk Ceza Kanunu hükümlerine göre değerlendirilmekte ve suçun niteliğine göre hesaplanmaktadır.

