bagis-yoluyla-tapu-devri-bozulur-mu

BAĞIŞ YOLUYLA TAPU DEVRİ BOZULUR MU? (2026)

Bağış yoluyla tapu devri, bağışlayanın sağlararası bir sonuç doğurmak üzere taşınmaz bir malını bağışlanana karşılıksız olarak devrettiği sözleşmedir. Bu sözleşme mülkiyetin devrini içerdiğinden resmi şekilde yapılmalıdır.

BAĞIŞ YOLUYLA TAPU DEVRİ NEDİR?

Mülkiyetin devri borcunu meydana getiren sözleşmelerden biri de bağışlama sözleşmesidir. Bağışlayan sağlığında sonuçlarını doğurmak üzere malvarlığından bağışlanana karşılıksız olarak bir kazandırma yapmayı üstlendiği sözleşmeye bağışlama sözleşmesi denir. Bağışlama sözleşmesi açısından temel düzenlemeler 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda yer almaktadır.

Bağış yoluyla tapu devrinden önce bağışlama sözleşmesinin unsurlarına değinmekte fayda vardır:

  • Bağışlanılan Bir Mal Olmalıdır: Her türlü malvarlığı değeri mal ve hak bağışlama sözleşmesinin konusunu oluşturabilmektedir. Lakin birkaç istisna mevcuttur. Örneğin kullanma ve yararlanma haklarının ivazsız olmaları takdirde kullanım ödüncü sözleşmesi veya tüketim ödüncü sözleşmesi meydana gelmektedir. Aynı şekilde karşılıksız yapılan hizmet edimi de bağışlama sayılamayacaktır. Zira bağışlama ancak bağışlayanın malvarlığında bulunan ekonomik bir değerin buradan çıkarak bağışalanılan kişinin malvarlığına girmesi ile mümkün olup hizmet ediminde bu yönde bir durum söz konusu olmamaktadır.
  • Bağışlama Sözleşmesinin Kurulması: Bu sözleşmenin kurulması açısından tarafların irade beyanları karşılıklı ve birbirine uygun olmalıdır. Sözleşmenin kurulması esnasında birkaç hususa dikkat çekmekte yarar görmekteyiz. İlk olarak sözleşmenin kurulması açısından bağışlayanın bağışlama kastının olması ve bağışlananın da bağışlayanın bağışlama kastını bilmesi gerekir. Aynı zamanda bağışlayanın ve bağışlananın bağışlama ehliyetine sahip olması gerekir. Bağışlayanın fiil ehliyetine sahip olması halinde bağışlama ehliyetine sahip olacağı kanunda düzenlenmekle birlikte bu durumda eşlerin mal rejiminden ve miras hukukundan kaynaklanan sınırlamalar saklıdır. Bağışlama ehliyeti olmayan kişinin veya temsilcilerinin bağışlamaları kesin hükümsüzdür. Buna karşılık olarak fiil ehliyetine sahip olmasa da ayırt etme gücüne sahip olan kısıtlılar, yasal temsilcilerinin izni olmaksızın bağışlamayı kabul edebilmektedir. Son olarak değinilmesi gereken nokta bağışlama sözleşmesinin tabi olduğu şekildir. Bağışlama sözleşmesi taşınır mal ve haklar açısından yazılı şekilde yapılması gerekmektedir. Bunun haricinde sözleşmenin konusu taşınmaz mülkiyeti veya taşınmaz üzerindeki ayni bir hak ise sözleşmenin resmi şekilde yapılmış olması gerekir. Resmi şekli yapacak makam ise tapu müdürlüğüdür. Burada bir noktaya da değinmek gerekir. Resmi şekil şartı tapuya kayıtlı taşınmazlar için olup tapuya kayıtlı olmayan taşınmazlar açısından zilyetliğin devri ve yazılı sözleşme yeterlidir. Nitekim Yargıtay’ın da görüşü bu doğrultudadır.

Bu açıklamalarımızdan sonra bağış yoluyla tapu devrine değinmek gerekir. Bağış yoluyla tapu devri için bağışlama sözleşmesinin resmi şekilde yapılması ve mülkiyetin bağışlanana devredilmesi gerekmektedir.

BAĞIŞ İŞLEMİNİN GEÇERLİ OLMASI İÇİN GEREKLİ ŞARTLAR

Bağışlama sözleşme açısında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 288. maddesinde şekil şartı öngörülmüştür. Bu düzenlemeye göre bağışlama sözü vermenin geçerliliği, bu sözleşmenin yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır. Lakin bir taşınmazın veya taşınmaz üzerindeki ayni bir hakkın bağışlanması söz konusu ise bu durumda sözleşmenin geçerli olması için resmi şekilde yapılması gerekmektedir. Bağışlama sözleşmesinin konusunu taşınmaz mülkiyeti ya da taşınmaz üzerindeki bir ayni hak olduğu durumlarda sözleşmenin resmi şekilde yapılmaması halinde sözleşme mutlak butlan ile geçersizdir.

Nitekim Yargıtay da bir kararında bu hususla ilgili şu şekilde içtihatta bulunmuştur; “davalılardan …, 18.12.2020 tarihli celsede davacı tarafından taşınmazların bağış yoluyla davalılara verildiğini beyan etmişse de; taşınmazların bağış yoluyla temlikinin geçerliliği resmi şekil şartına bağlıdır. Ortada resmi olarak yapılmış bir bağış sözleşmesi yoktur. Dolayısıyla, dava konusu taşınmazların bağış yoluyla devredildiği de söylenemez.” (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2023/953 K. 2024/504 T. 09.10.2024)

TAPUDA BAĞIŞ VE SATIŞ ARASINDAKİ FARK NEDİR?

Bir taşınmazın satış yoluyla mülkiyetinin devredilmesi ile bağış yoluyla mülkiyetinin devredilmesi arasındaki en temel fark bedel unsurudur. Eğer bir taşınmazın mülkiyeti satış sözleşmesi ile alıcıya devredilmekteyse alıcının mülkiyetin kendisine devredilmesi için satıcıya bir bedel ödemesi gerekmektedir. Buna karşılık olarak bağış yoluyla tapu devrinde kendisine taşınmaz mülkiyeti devredilen bağışlanan herhangi bir bedel ödememektedir.

BAĞIŞIN GERÇEK İRADENİN DIŞINDA YAPILMASI (MUVAZAA HALİ)

Türk Borçlar Kanunu sistematiğinde genel kural sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında tarafların gerçek ve ortak iradelerinin esas alınmasıdır. Muvazaa hali ise tarafların gerçekte istemedikleri bir sözleşmeyi 3. kişileri aldatmak maksadıyla yapmaları halidir. Burada sözleşmenin taraflarının iradesi ile beyanları arasında istenerek meydana getirilen bir örtüşmeme durumu söz konusudur. Muvazaalı işlem ile sözleşmenin tarafları 3. kişileri aldatma niyetindedir.

Muvazaayı mutlak muvazaa ve nispi muvazaa olmak üzere 2 türe ayırmamız mümkündür. Mutlak muvazaada taraflar gerçekte herhangi bir işlem yapmayı düşünmezken sırf üçüncü kişileri aldatmak için görünüşte bir işlem yapmaktadır. Örneğin alacaklısının icra takibinden kurtulmak için arkadaşına mallarını satmış gibi gösteren kişinin durumu mutlak muvazaadır. Zira burada aslında taraflar gerçekte herhangi bir işlem yapmayı düşünmezken alacaklısının haciz işlemi yapmasını engellemek için tarafların arasında satış sözleşmesi varmış gibi gösterilmektedir. Nispi muvazaa halinde ise taraflar aralarında yapmak istedikleri sözleşmeyi (gizli işlem) kendi iradelerine uymayan ve dışa karşı yaptıkları başka bir işlem (görünürdeki işlem) ile gizlemektedir.

Bağış yoluyla tapu devrinde nispi muvazaa hali daha çok karşımıza çıkmaktadır. Örneğin mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla muris görünüşte bir kimseyle satış sözleşmesi yapmakta lakin herhangi bir bedel almadan ya da emsallerine nispeten çok daha az bedel ile bir taşınmazını devretmektedir. Burada aslında satıcı muris ile alıcının iradesi bağışlama sözleşmesi yapmaya yöneliktir. Lakin sonrasında mirasçıların dava açmalarını bertaraf etmek maksadıyla bu işlem tapu memuru önünde satış sözleşmesi şeklinde yapılmaktadır.

Bu durum nispi muvazaa kavramının en tipik örneği olmakla birlikte görünürdeki işlem satış sözleşmesi olup gizli işlem ise bağışlama sözleşmesidir. Bu durum uygulamada çoğu zaman murisin erkek çocuğuna taşınmazını satış işlemi şeklinde gösterip aslında herhangi bir bedel almaksızın bağışlaması şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Buradaki amaç murisin kız çocuklarından mal kaçırıp mirastan daha az pay almalarını sağlamaktır. Bu durumda mirasçılar herhangi bir zamanaşımı sınırlaması olmadan muris muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tescil davası açabilmektedir. Bu dava ile bağış yoluyla tapu devri bozularak diğer mirasçıların haklarının korunması sağlanmaktadır. Bu konu ile ilgili olarak “Muris Muvazaası Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davası” adlı yazımızı okuyarak daha detaylı bilgi elde edinebilirsiniz.

BAĞIŞTAN DÖNME NEDİR? HANGİ DURUMLARDA MÜMKÜNDÜR?

Bağış yoluyla tapu devri durumunda taraflar arasındaki bağışlama sözleşmesinin şartlı ya da yüklemeli olarak yapılması mümkündür. Hüküm ve sonuç doğurması veya doğurmuş olduğu hüküm ve sonuçların ortadan kalkması gelecekte belirsiz bir olayın gerçekleşmesine bağlanan bağışlamaya şartlı bağışlama denir. Bağışlama sözleşmesi geciktirici şarta ya da bozucu şarta bağlanarak yapılabilir. Geciktirici şart gerçekleşirse bağışlanan bağışlanılan şeyin mülkiyetini kazanacaktır. Bozucu şartın gerçekleşmesi halinde ise bağışlama sözleşmesi ortadan kalkar ve bağışlayan sözleşme konusu olan şeyi duruma göre istihkak davası ya da sebepsiz zenginleşme davası ile geri ister. Burada ifade etmeliyiz ki geciktirici/bozucu şart da bağışlama sözleşmesinin bağlı olduğu şekle tabidir. Örneğin bağış yoluyla tapu devri halinde bağışlama sözleşmesinde şart resmi şekilde yapılmalıdır.

Bağışlama sözleşmesinde bozucu şart gerçekleşmekle bağışlama sözleşmesi ortadan kalkmakta ve bağışlanan sözleşme konusu şeyi bağışlayana geri verme borcu altına girmektedir. Bağışlayan sözleşmenin konusu bir miktar para ise sebepsiz zenginleşme davası diğer durumlarda ise istihkak (mülkiyet) davası açarak bağışlanandan geri isteyebilmektedir. Bağış yoluyla tapu devrinde bağışlanılan şey bir taşınmaz olduğundan bu durumda tapu kütüğünün düzeltilmesi davası açılması gerekmektedir.

Yüklemeli bağışlama Türk Borçlar Kanunu’nun 291. maddesinde düzenlenmiş olup bu tür bağışlamada bağışlayan bağışlanana belirli bir davranışta bulunmayı emretmektedir. Yüklemeli bağışlama kural olarak herhangi bir şekle bağlı değildir. Lakin ispat kolaylığı sağlaması açısından yazılı şekilde yapılması önemlidir. Yüklemeli bağışlamadan yararlanacak kişi bağışlayanın kendisi olabileceği gibi üçüncü bir kişi de olabilir. Örneğin bağışlamada kendisinin bağışlanan tarafından tedavi ettirilmesi kararlaştırıldığından bağışlayan aynı zamanda yararlanan kişi olmaktadır. Lakin bağışlayan bir taşınmazın mülkiyetini bağışlamış ve sözleşmede bağışlanana okul yaptırılmasını yüklemişse yararlanan kişi üçüncü kişilerdir.

Bağış yoluyla tapu devrinde, bağışlama sözleşmeli yüklemeli bağışlama olarak yapıldığı takdirde bağışlayanın sağ olması halinde bağışlayanın kendisi ölümü halinde ise mirasçıları yüklemenin yerine getirilmesini bağışlanandan talep edebilmektedir. Bağışlayan, bağışlananın haklı bir sebep olmaksızın yüklemeyi yerine getirmemesi durumunda Türk Borçlar Kanunu’nun 295. maddesi uyarınca bağışlamayı geri alabilir ve bağışlananın istem tarihindeki zenginleşmesi ölçüsünde bağışlama konusunun geri verilmesini isteyebilir.

Bunun haricinde yine aynı maddede 2 ayrı durumda daha bağışlamanın geri alınması düzenlenmektedir:

  • Bağışlanan Kişinin Bağışlayana veya Yakınlarından Birine Karşı Ağır Bir Suç İşlemesi: Bağışlananın, bağışlamadan sonra bağışlayana veya yakınlarına ağır bir suç işlemesi halinde bağışlama geri alınabilir. Bağışlananın bu suçtan dolayı kovuşturmaya uğraması veya kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmü kural olarak aranmasa da uyuşmazlık çıktığında ispat açısından bu tarz durumlar avantaj sağlamaktadır. Ayrıca suçun zamanaşımına uğramış olması da önemli değildir. Suç ağır olmak şartıyla teşebbüs aşamasında kalmış olsa bile bu durum geri alma sebebidir. Aynı zamanda suç bağışlayana ya da yakınlarına karşı işlenmelidir. Yakın kavramına akrabalar başta olmak üzere eş, yakın arkadaş, sevgili ve hatta evlilik dışı yaşadığı kişi de girmektedir.
  • Yükümlülüklerine Önemli Ölçüde Aykırı Davranması: Bağışlanan, bağışlayana veya ailesinden bir kimseye karşı kanundan doğan yükümlülüklerine önemli ölçüde aykırı davranması halinde bağışlama sözleşmesi geri alınabilir. Kanundan doğan yükümlülüklere verilebilecek en önemli örnek aile hukukundan doğan yükümlülüklerdir. Örneğin bağışlayan eşine bağışlamada bulunur ve sonrasında eşi zina yapar veya haysiyetsiz bir hayat sürerse aile hukukundan doğan yükümlülüklere önemli ölçüde aykırı davranmış sayılır. Aynı şekilde evlatlığın bağışlayana bakmaması hali de bu duruma örnek olarak verilebilir. Bağış yoluyla tapu devrinde bu durumların gerçekleşmesi halinde bağıştan dönme davası (bağıştan rücu hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil davası) açılabilir.

Özetlemek gerekirse bağış yoluyla tapu devrinde bağışlama sözleşmesinin yüklemeli şekilde gerçekleştirilmesi fakat bağışlananın haklı bir sebep olmaksızın yüklemeyi yerine getirmemesi halinde bağışlama geri alınabilir. Aynı zamanda bağışlanan kişinin bağışlayana veya yakınlarına karşı ağır bir suç işlemesi halinde ya da kanundan doğan yükümlülüklerine önemli ölçüde aykırı davranması durumunda bağışlama geri alınabilir. Bu durumda bağış yoluyla tapu devri bozulabilir.

BAĞIŞTAN DÖNME DAVASI NASIL AÇILIR?

Bağış yoluyla tapu devrinde bağıştan dönme davasının açılabilmesi için aşağıdaki usul ve esaslara uyulması gerekmektedir:

  • Süre: Türk Borçlar Kanunu’nun 297. maddesine göre bağışlayan, bağıştan dönme sebebini öğrendiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde bağışlamayı geri aldığına ilişkin beyanda bulunmak veya dava açmak zorundadır. Bu süre geçtikten sonra açılan davalar reddedilmektedir. Bağışlayan bir yıllık süre dolmadan ölürse geri alma hakkı mirasçılara geçer ve mirasçıları bu sürenin sona ermesine kadar bu hakkı kullanabilir. Bunun haricinde bağışlayan sağlığında geri alma sebebini öğrenememişse mirasçıları bağışlayanın ölümünden başlayarak bir yıl içinde bağışalamayı geri alma hakkını kullanabilir.
  • Yöntem: Dava, bağışlayanın tek taraflı irade beyanıyla veya doğrudan dava yoluyla açılabilir. Ayrıca 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 133. maddesi gereğince, cevap dilekçesiyle veya esasa cevap süresi içinde ayrı bir dilekçe verilmek suretiyle karşı dava olarak da açılabilir.
  • Mirasçıların Durumu: Bağışlayan bir yıllık süre dolmadan ölürse, dava hakkı mirasçılarına geçer ve mirasçılar sürenin bitimine kadar bu hakkı kullanabilirler. Ancak bağışlayan sağlığında süreyi geçirmişse mirasçıların dava hakkı bulunmamaktadır.
  • Görevli Mahkeme: Uyuşmazlığın genel mahkemelerde (Asliye Hukuk Mahkemesi) görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.
  • İspat Yükü: Bağıştan dönme koşullarının oluştuğunu ispat yükü davacıya (bağışlayana) aittir. Özellikle bağışlananın, bağışlayana veya yakınlarından birine karşı ağır bir suç  işlemesi halinde bağışlanan hakkında verilmiş olan mahkumiyet kararı önemli bir delildir.

BAĞIŞTAN DÖNME DAVASINDA ARANAN ŞARTLAR

Bağıştan dönme davası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 295. maddesi hükümlerine dayanılarak açılmaktadır. İlgili kanun maddesinde belirtilen bağıştan dönme sebepleri şunlardır:

  1. Bağışlananın, bağışlayana veya yakınlarından birine karşı ağır bir suç (cürüm) işlemesi.
  2. Bağışlananın, bağışlayana veya ailesine karşı kanundan doğan yükümlülüklerine (örneğin bakım borcu, sadakat yükümlülüğü) önemli ölçüde aykırı davranması.
  3. Yüklemeli bağışlamada, bağışlananın haklı bir sebep olmaksızın yüklemeyi yerine getirmemesi.

Bağış yoluyla tapu devri gerçekleştikten sonra yukarıdaki dönme sebeplerin gerçekleşmesi halinde bağıştan rücu (dönme) hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil davası ya da kısaltılmış adıyla bağıştan dönme davası açılabilir. Dönme sebeplerinin varlığını ispatlama yükü davacının üzerindedir.

BAĞIŞTAN DÖNME SÜRESİ VE ZAMANAŞIMI

Bağış yoluyla tapu devrinde bağıştan dönme sebeplerinin mevcut olması halinde bağışlayan bağıştan dönme davası açabilir. Türk Borçlar Kanunu’nun 297. maddesine göre bağışlayan, bağıştan dönmeyi gerektiren sebebi öğrendiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içinde bağışlamayı geri aldığına dair beyanda bulunmak veya bu konuda dava açmakla yükümlüdür. Bu süre, kanun tarafından kesin olarak belirlenmiş olup, bir yıllık sürenin geçmesinden sonra açılan davalar mahkemeler tarafından süre yönünden reddedilmektedir. Dolayısıyla bağışlayan kişinin süreyi takip etmesi büyük önem taşır.

Bağışlayan bir yıllık süre dolmadan ölürse, geri alma hakkı bu defa mirasçılarına intikal eder ve mirasçılar, kalan süre içinde bu hakkı kullanabilir. Ayrıca bağışlayan, sağlığında geri alma sebebini hiç öğrenmeden vefat etmişse, bu durumda mirasçıların hak düşürücü süreye ilişkin başlangıç noktası farklılık gösterir; mirasçılar, bağışlayanın ölüm tarihinden itibaren bir yıl içinde bağışlamayı geri alma imkânına sahiptir. Bu düzenleme, hem bağışlayanın iradesinin korunmasını hem de mirasçıların hak kaybına uğramamasını amaçlamaktadır.

BAĞIŞIN GERİ ALINMASINI GEREKTİREN HALLER

Türk Borçlar Kanunu’nun 295. maddesinde bentler halinde bağışlamanın geri alınması sebepleri sayılmaktadır. Bu maddeye göre bağışlanan, bağışlayana veya yakınlarına karşı ağır bir suç işlerse bağışlama geri alınabilir. Bunun haricinde bağışlanan, bağışlayana veya onun ailesinden birine karşı kanundan doğan yükümlülüklerine önemli ölçüde aykırı davranırsa da bağışlama geri alınabilmektedir. Son olarak bağışlama sözleşmesi yüklemeli olarak yapılmışsa ve bağışlanan haklı bir sebep olmadan yüklemeyi yerine getirmemişse bağışlama geri alınabilir.

Sayılan bu sebeplerin varlığı halinde bağış yoluyla tapu devri gerçekleşse de açılacak olan bağışlamadan dönme davası ile yerine getirdiği bağış sözünü geri alabilir ve bağışlananın istem tarihindeki zenginleşmesi ölçüsünde bağışlama konusunun geri verilmesini talep edebilir. Bağış yoluyla tapu devrinde bağış konusu taşınmaz olduğundan açılacak olan dava bağıştan rücu (dönme) hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil davası ya da kısaltılmış adıyla bağıştan dönme davasıdır.

BAĞIŞ YOLUYLA TAPU DEVRİ BOZULABİLİR Mİ?

Bağış yoluyla tapu devrinden sonra Türk Borçlar Kanunu’nda yer alan bağıştan dönme sebeplerinin varlığı halinde tapu iptal ve tescil davası açılarak tapu devri bozulabilir. Bağışlanan, bağışlayana veya yakınlarına karşı ağır bir suç işlerse bağışlama geri alınabilir. Ayrıca bağışlanan, bağışlayana veya onun ailesinden birine karşı kanundan doğan yükümlülüklerine önemli ölçüde aykırı davranırsa da bağışlama geri alınabilmektedir. Bunun haricinde bağışlama sözleşmesi yüklemeli olarak yapılmışsa ve bağışlanan haklı bir sebep olmadan yüklemeyi yerine getirmemişse bağışlama geri alınabilir.

YARGITAY’IN BAĞIŞIN İPTALİNE İLİŞKİN KARARLARINDAN ÖRNEKLER

  • Taşınmazın Satış Yoluyla Devredilmesi Durumu

“Dava dilekçesi ve iddianın ileri sürülüş biçiminden bağıştan rücu hukuksal nedenine dayanılarak tapu iptal ve tescil isteğinde bulunulduğu, ancak temlikin satış yoluyla yapıldığı, yargılama sırasında ıslah da yapılmadığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Hâl böyle olunca, dava konusu temlikin satış yoluyla yapıldığı, BK’nun 295. maddesinde düzenlenen bağıştan rücu nedenlerinin uygulama alanının bulunmadığı gözetilerek tapu iptal ve tescil isteği yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.” (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2014/18833 K. 2016/9104 T. 06.10.2016)

BAĞIŞIN GERÇEK BİR SATIŞ GİBİ GÖSTERİLDİĞİ DURUMLAR

Bağış amacıyla yapılan tapu devirlerinde nispi muvazaa olgusuna çok sık rastlanır. Mirasçılardan mal kaçırmak isteyen muris, çoğu zaman gerçekte hiçbir bedel almamasına rağmen tapu memuru huzurunda satış işlemi yapılmış gibi gösterir ya da taşınmazını piyasa değerinin oldukça altında bir bedelle devreder. Gerçekte ise tarafların ortak iradesi bağışlama yönündedir; ancak mirasçıların açabileceği davaları engellemek amacıyla işlem satış gibi gösterilir.

Bu tür işlemler nispi muvazaanın klasik bir görünümüdür. Zira dışarıdan bakıldığında satış sözleşmesi varmış gibi görünürken, tarafların gerçek anlaşması bağışlamadır. Uygulamada özellikle murisin erkek çocuğuna bedelsiz olarak taşınmaz devrettiği hâllerde bu yönteme başvurduğu ve işlemin satış şeklinde gösterildiği sıkça görülür. Amaç çoğu zaman kız çocuklarının mirastan daha az pay almasını sağlamaktır. Böyle bir durumda mirasçılar, herhangi bir zamanaşımı süresine tabi olmaksızın muris muvazaası hukuksal sebebine dayanarak tapunun iptali ve tescili için dava açabilirler. Açılan bu davayla, bağış iradesi satış kisvesi altında gizlendiğinden, gerçek durum ortaya çıkarılır ve mirasçıların hakları korunur.

AİLE İÇİNDE YAPILAN BAĞIŞLARDA SIK KARŞILAŞILAN UYUŞMAZLIKLAR

Aile içinde yapılan bağış yoluyla tapu devrinde sık karşılaşılan bir durum muvazaadır. Özellikle taşınmazın maliki mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla tapu memuru huzurunda satış işlemi yapılmış gibi göstermektedir. Aslında taşınmazın maliki herhangi bir bedel almadan çoğunlukla diğer mirasçısına taşınmazını bağışlar. Görünürdeki işlem satış sözleşmesi iken tarafların ortak ve gerçek iradelerinin uyuştuğu işlem bağışlama sözleşmesidir. Bu durumda görünürdeki işlem olan satış sözleşmesi tarafların iradelerinin uymaması sebebiyle geçersizken gizli işlem olan bağışlama sözleşmesi ile resmi şekilde yapılmadığından geçersizdir. Bu durumda her bir mirasçı muris muvazaasına dayalı olarak tapu iptal ve tescil davası açma hakkına sahiptir.

BAĞIŞTAN DÖNME DAVALARINDA İSPAT VE DELİLLER

Bağış yoluyla tapu devrinde bağıştan dönen bağışlayan tapu iptal ve tescil davası açarak taşınmazın mülkiyetini mahkeme kararı ile geri kazanabilmektedir. Bağış yoluyla tapu devrinde dönme sebeplerinin varlığı halinde öncelikle bağışlanana noter aracılığıyla ihtar gönderilerek bağışlama sözleşmesinden dönüldüğü ve taşınmazın mülkiyetinin kendisine devredilmesinin talep edildiği açıkça bildirilmelidir. Noter aracılığıyla gönderilecek bu ihtarda dönme sebebi kanuni temellere dayandırılarak belirtilmelidir. Bunun yanında noter aracılığıyla ihtar göndermeden doğrudan dava yoluna da başvurulması mümkündür. Dava durumunda davacı olan bağışlayan kişi dönme sebebinin gerçekleştiğini ispat etmek zorundadır.

SIKÇA SORULAN SORULAR

Bağış Yoluyla Yapılan Tapu Devri Sonradan İptal Edilebilir Mi?

Bağış yoluyla tapu devrinde dönme hallerinin mevcut olması halinde bağışlananın iadesi talep edilebilir.

Bağıştan Dönme Hangi Durumlarda Mümkündür?

Bağışlanan, bağışlayana veya yakınlarına karşı ağır bir suç işlerse; bağışlanan, bağışlayana veya onun ailesinden birine karşı kanundan doğan yükümlülüklerine önemli ölçüde aykırı davranırsa da ya da bağışlama sözleşmesi yüklemeli olarak yapılmışsa ve bağışlanan haklı bir sebep olmadan yüklemeyi yerine getirmemişse bağışlama geri alınabilir.

Bağışı Yapan Kişi Tapuyu Geri Alabilir Mi?

Bağış yoluyla tapu devrinde bağışı yapan iki dönme hallerinin var olması halinde tapu iptal ve tescil davası açarak taşınmazın mülkiyetini hükmen geri kazanabilir.

Bağıştan Dönme Davası Açmak İçin Süre Var Mı?

Bağış yoluyla tapu devrinde bağıştan dönme sebeplerinin öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıl içinde bağıştan dönüldüğünün bağışlanana bildirilmesi gerekir.

Bağıştan Dönme Davası Kime Karşı Açılır?

Bağış yoluyla tapu devrinde bağıştan dönme davası (tapu iptal ve tescil davası) bağışlanan kişiye karşı açılmalıdır.

Bağış İşlemi Tapuda Satış Olarak Gösterildiyse İptal Edilebilir Mi?

Bu durumda muvazaa olduğundan muvazaaya dayalı tapu iptal ve tescil davası açılabilir. Zira bu durumda tarafların iradesi uyuşmadığından satış sözleşmesi geçersizdir.

Bağış Yapılan Kişi Bağışlayana Kötü Davranırsa Tapu İptali İstenebilir Mi?

Bağış yapılan kişi aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmezse bu durumda tapu iptal ve tescil davası açılabilir.

Bağıştan Dönmek İçin Mahkeme Kararı Gerekir Mi?

Hayır, bağıştan dönme tek taraflı bir hukuki işlem olup bağışlanana ulaştığı anda hüküm ve sonuçlarını doğurmaktadır. Lakin bağışlanan taşınmazın mülkiyetini devretmediği takdirde tapu iptal ve tescil davası açılması gerekir.

Bağıştan Dönme Davasında Hangi Mahkeme Görevlidir?

Bağıştan dönme davasında Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir.

Bağış Sözleşmesi Noter Huzurunda Yapılmadıysa Geçerli Midir?

Bağış sözleşmesinin geçerlilik şartı yazılı şekilde yapılması olup adi yazılı yapılması halinde de geçerlidir. Lakin bağış sözleşmesinin konusu taşınmaz mülkiyetini oluşturuyorsa resmi şekilde yapılmalıdır. Bu durumda tapu memuru huzurunda yapılmalıdır.

Bağış Yapılan Kişi Taşınmazı Üçüncü Kişiye Satarsa Bağış İptali Davası Açılabilir Mi?

Bu durumda tapunun iptali mümkün değildir. Bunun yerine bağışlanan kişiye tazminat davası açılması mümkündür.

Bağışın İptali Halinde Taşınmazın Yeni Maliki Kim Olur?

Bağış yoluyla tapu devrinde bağıştan dönme halinde taşınmazın mülkiyeti tekrardan taşınmazı bağışlayana dönecektir.

Bağış İşlemi Hile Veya Aldatma İle Yapılmışsa Nasıl İptal Edilir?

Bu durumda irade sakatlığına dayalı olarak sözleşmenin iptal edilmesi mümkündür.

Bağışın İptali Davalarında Vekaletnameyle İşlem Yapılabilir Mi?

Evet, bir avukat vasıtasıyla bağışın iptali davası açılması mümkündür.

Bağıştan Dönme Hakkı Mirasçılara Geçer Mi?

Evet, bağışlayan bir yıllık süre dolmadan ölürse, geri alma hakkı mirasçılarına geçer ve mirasçıları bu sürenin sona ermesine kadar bu hakkı kullanabilirler. Ayrıca bağışlayan, sağlığında geri alma sebebini öğrenememişse, mirasçıları, ölümünden başlayarak bir yıl içinde bağışlamayı geri alma hakkını kullanabilirler.

Bağış Yapılan Kişinin Ölümü Durumunda Tapu Devri Bozulabilir Mi?

Bu durumda muvazaa olması halinde tapu iptal ve tescil davası açılması mümkündür.

Mahkeme Kararıyla Tapu İptal Edilirse Yeniden Tescil İşlemi Nasıl Yapılır?

Mahkeme kararı ile taşınmazın mülkiyeti bağışlayana geçecek, tapuda yapılan tescil açıklayıcı nitelikte olacaktır. Lakin kararın kesinleşmesi ile birlikte ivedilikle tapu müdürlüğüne gidilerek tescil işlemi yapılması hak kaybı yaşanmaması adına önemlidir.

Bağışın İptali Davası Açmak İçin Avukat Tutmak Zorunlu Mu?

Hayır, davacı kendi davasını yürütebilir. Lakin gayrimenkul alanında çalışan bir avukattan hukuki destek almak hak kaybı yaşanmaması adına önemlidir.

SONUÇ 

Bağış yoluyla tapu devrinde, Türk Borçlar Kanunu’nun 295. maddesinde bağıştan dönme nedenleri sayılmış olup bunların varlığı halinde bağışlayan bağışlamadan geri dönerek bağışladığı taşınmazın mülkiyetinin kendisine devredilmesini talep edebilmektedir. Lakin bu durumlarda 1 yıllık süre oldukça önemlidir. Ayrıca bağışlayanın ölmesi halinde mirasçılarının da belirli koşullar altında bağışlamadan dönme hakları mevcuttur. Bu durumda hak kaybı yaşanmaması adına gayrimenkul hukuku alanında çalışan bir avukattan destek alınması önemlidir.

Bu yazıyı faydalı bulduysan paylaş !