hangi-durumlarda-tapu-iptal-davasi-acilamaz

HANGİ DURUMLARDA TAPU İPTAL DAVASI AÇILAMAZ (2026)

Tescil işlemlerine karşı başvurulabilecek en önemli hukuki yollardan biri olan tapu iptal davası (tam adıyla tapu iptal ve tescil davası), her durumda kullanılabilen sınırsız bir başvuru imkanı değildir. Tapu sicilinin aleniyeti ve güvenilirliği ilkeleri gereği, kanun koyucu iyiniyetli kişilerin iktisabı gibi hallerde bu davanın açılmasını açıkça sınırlamış veya tamamen engellemiştir. Bu makalede, tapu iptal davasının hangi durumlarda hukuken dinlenemeyeceği, dava şartlarının oluşmadığı veya kanuni engeller nedeniyle açılmasının mümkün olmadığı durumlar, ilgili mevzuat ve yargı içtihatları çerçevesinde sistematik biçimde incelenecektir.

Tapu İptal Davası Şartları Nelerdir? Tapu İptal ve Tescil Davası Açma Koşulları

Tapu iptal ve tescil davası açılabilmesi için öncelikle davacının güncel ve hukuken korunmaya değer bir hakkının bulunması gerekmektedir. Güncel ve hukuken korunmaya değer bu hak; geçersiz bir işlemle tapuda değişiklik yapılması, yolsuz tescil, hukuka aykırı idari işlem veya irade bozukluğu gibi değişik sebeplere dayanabilmektedir. Davacının, tapu kaydının hatalı veya hukuka aykırı olduğunu somut delillerle ortaya koyması ve dava açarken menfaat koşulunu taşıması zorunludur. Bu durum mevzuatta dava şartı olarak düzenlenmektedir.

Tapu İptal Davası Açılabilir Durumlar ve Açılma Sebeplerinin Hukuki Dayanakları

Tapu iptal ve tescil davaları değişik sebeplere dayanarak açılabilmektedir. Bu sebepler kısaca şunlardır:

  1. Yolsuz Tescil/Terkin/Değişikliğe Dayalı Tapu İptal ve Tescil Davası: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 1025. maddesine dayalı olarak açılan bu davada geçerli bir sebebe dayanmayan tapu tescilinin iptali amaçlanmaktadır. Örneğin tescile esas alınan hukuki sebep irade fesadıyla geçersiz ise bu tescil yolsuz olacak ve yolsuz tecile dayalı tapu iptal ve tescil davası açılabilecektir. Lakin burada dikkat edilmesi gereken nokta aynı kanunun 1023. maddesi gereği yolsuz tescile güvenerek taşınmaz devralan iyiniyetli 3. kişilerin iyiniyetinin korunması durumudur.
  2. Haksız Yapı Kaynaklı Tapu İptal ve Tescil Davası: Türk Medeni Kanunu’nun 724. maddesinde başkasının arazisine iyiniyetli bir biçimde haksız yapı yapan kişinin, o arazinin kendi adına tescil edilmesini talep edebileceği düzenlemektedir. Malzeme sahibinin bu maddeye dayalı olarak tescil talep edebilmesi için iyiniyetli olması, yapılan yapının değerinin açıkça arazinin değerinden fazla olması ve arazi sahibine uygun bir bedel vermesi gerekmektedir.
  3. Kazandırıcı Zamanaşımı Sebebiyle Tapu İptal ve Tescil Davası: Türk Medeni Kanunu’nda yer alan olağan zamanaşımı (m.712) ve olağanüstü zamanaşımı (m.713) kaynaklı olarak tapu iptal ve tescil davasının açılması mümkündür. Geçerli bir hukuki sebep olmaksızın tapu kütüğüne malik olarak yazılan kişi, taşınmaz üzerindeki zilyetliğini davasız ve aralıksız olarak on yıl süreyle ve iyiniyetle sürdürürse, olağan zamanaşımı yoluyla taşınmazın mülkiyetini kazanır. Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi de olağanüstü zamanaşımı yoluyla taşınmazın mülkiyetini kazanır.
  4. İnançlı İşlem Nedeniyle Tapu iptal ve Tescil Davası: Eğer inanç sözleşmesi kapsamında inanılana bir taşınmazın mülkiyeti devredilir ve şart gerçekleşmesine rağmen inanılan taşınmazın mülkiyetini inanana geri devretmezse inanan tarafından inançlı işlem sebebiyle tapu iptal ve tescil davası açılması gerekir. Bu konuya ilişkin daha ayrıntılı bilgi için “İnançlı İşlem Sebebiyle Tapu İptal Tescil Davası” adlı yazımıza göz atabilirsiniz.
  5. Muris Muvazaası Sebebiyle Tapu İptal ve Tescil Davası: Muris muvazaası sebebiyle tapu iptal ve tescil davası, miras bırakanın taşınmazını mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla gerçekte bağışlamak istediği halde satış gibi göstermesi durumunda açılır. Bu davayla, tapuda yapılan işlemin gerçeği yansıtmadığı ispat edilerek tapu kaydının iptali ve mirasçılar adına tescili talep edilir. Uygulamada tanık anlatımları, ödeme olup olmadığı ve murisin gerçek iradesi davanın sonucunu belirleyen temel unsurlardır. Muris Muvazaası Sebebiyle Tapu İptal ve Tescil Davası yazımıza buradan ulaşabilirsiniz.
  6. Kullanım Kadastrosu Kesinleşen 2b Arazilerinde Tapu İptal Tescil Davası Açılamaz: 2B arazilerinde yapılan kullanım kadastrosu işlemleri kesinleştiğinde, artık bu tespitlere karşı tapu iptal ve tescil davası açılması kural olarak mümkün değildir. Çünkü kullanım kadastrosu sonuçları askı süresi içinde itiraz edilmediği takdirde kesinleşir ve hukuki kesinlik kazanır. Bu aşamadan sonra kişiler, kendilerinin kullanıcı olduğu veya kullanım tespitinin hatalı yapıldığı iddiasıyla doğrudan tapu iptal davası açamaz. Ancak istisnai durumlarda, örneğin açık bir maddi hata, sahtecilik veya yetkisiz işlem gibi hukuka aykırılıklar söz konusuysa farklı hukuki yollar gündeme gelebilir. Bu nedenle 2B arazilerine ilişkin hak iddialarının, kadastro askı süresi içinde yapılacak itirazlarla ileri sürülmesi büyük önem taşır.

Hangi Durumlarda Tapu İptal Tescil Davası Açılamaz

Durum Neden Dava Açılamaz
Tapu kaydında hata olmaması Kayıt hukuka uygun ve doğruysa iptal talep edilemez.
Zamanaşımının dolması İlgili süreler içinde dava açılmamışsa hak düşer.
Hukuki menfaatin bulunmaması Davacı açısından somut bir hak kaybı yoksa dava şartı oluşmaz.
Taşınmazın devlet tasarrufunda olması Orman, yaylak, kamulaştırılan veya kamuya ait alanlar dava konusu yapılamaz.
Rıza ile yapılan işlemler Tarafların özgür iradesiyle yapılan işlemler kural olarak iptal edilemez.
Muvazaa veya sahteciliğin ispatlanamaması İddialar delille kanıtlanamazsa tapu kaydı geçerliliğini korur.
Yetkisiz mahkemeye başvuru Taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi dışında açılan dava reddedilir.
  • Tapu kaydında hata olmaması: Tapu iptal ve tescil davası, tapu sicilinde hukuka aykırı bir tescil veya maddi hata bulunduğu hallerde açılabilir. Bu nedenle tapu kaydının hukuken geçerli, usulüne uygun ve herhangi bir yanlışlık içermediği durumlarda söz konusu dava açılamaz.
  • Zamanaşımı süresinin dolması: Özellikle yolsuz tescile dayalı açılan tapu iptal ve tescil davasında tescilin yolsuz olması sebebi irade sakatlığına dayanmaktaysa 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlenen zamanaşımı sürelerine riayet edilerek ilgili davanın açılması gerekmektedir.
  • Davacının hukuki menfaatinin olmaması: Tapu iptal ve tescil davası açabilmek için davacının güncel, kişisel ve meşru bir hukuki menfaatinin bulunması zorunludur. Davacı, tapu kaydındaki hatanın kendisi açısından bir hak kaybı yarattığını veya yaratma ihtimalinin bulunduğunu ortaya koyamazsa, dava şartı eksikliği nedeniyle dava açılamaz.
  • Taşınmazın devlet tarafından kamulaştırılması ya da imar engeli: Ormanlık alanlarda, yaylak-kışlak gibi yerlerde, devletin tasarrufu altında yer alan kumluk, çalılık, kayalık gibi yerler adına tapu iptal ve tescil davası açılamaz. Ayrıca Türk Medeni Kanunu’ndaki iyiniyetli kuralı da bu yerler hakkında uygulanmayacaktır.
  • Rıza ile yapılan işlemler: Tapu işlemi, tarafların özgür iradeleriyle ve hukuka uygun şekilde yapılmışsa sonradan bu işlemin iptali talep edilemez. Rıza ile imzalanan satış sözleşmesi, bağışlama veya diğer tasarrufi işlemler ancak irade sakatlığı, muvazaa veya ehliyetsizlik gibi somut delillerle çürütüldüğünde iptal edilebilir.
  • Sahtecilik veya muvazaanın kanıtlanamaması: Tapu iptal davalarının önemli bir kısmı sahtecilik, muvazaa veya irade bozukluğu iddialarına dayansa da bu iddiaların somut delillerle ispatlanması gerekmektedir. Tapu iptal ve tescil davasında muvazaa ve sahtecilik olgularının ispat yükü davacıya aittir. Sahte belge, gerçeğe aykırı beyan veya gizli anlaşma iddiaları kanıtlanamadığında tapu kaydı geçerliliğini korur. Bu nedenle ispatlanamayan iddialara dayanarak tapu iptal davası açılması mümkün değildir.
  • Yetkisiz mahkemeye başvuru: Tapu iptal ve tescil davaları, taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde açılmak zorundadır. Bu kural kesin yetki niteliğindedir. Taşınmazın bulunduğu yer dışında bir mahkemeye dava açılması halinde dava usulden reddedilir. Dolayısıyla yetkisiz mahkemeye başvurulduğu durumlarda tapu iptal ve tescil davasının görülmesi hukuken mümkün değildir.

Tapu İptal Davası Açılamaz Durumlarda İzlenecek Alternatif Hukuki Yollar

Hukuki yarar yokluğu gibi durumlara tapu iptal ve tescil davası dava şartının olmaması sebebiyle açılamayacaktır. Bu durumlarda tapu iptal ve tescil davası açılamasa da tapu sicilinin düzeltilmesi davası (diğer bir deyişle tapu kaydının düzeltilmesi davası) açılması mümkündür.

Tapu İptal Davasının Açılamadığı Hallerde Tapu Sicilinin Düzeltimi Süreci

Tapu iptal ve tescil davasının açılamadığı veya dava şartlarının oluşmadığı durumlarda, tapu sicilinde yer alan hataların giderilmesi için tapu sicilinin düzeltilmesi yoluna başvurulmaktadır. Bu süreç, tapu kaydında maddi hata, yazım yanlışı, teknik ölçüm hatası veya taraf bilgilerindeki açık yanlışlıkların bulunması halinde mümkündür.

Zaman zaman tapu kaydında malik ismi yanlış ya da eksik bir biçimde yazılabilmektedir. Bu durumda Türk Medeni Kanunu’nun 1027. maddesi uyarınca tapu kaydındaki kimlik bilgilerinin düzeltilmesi davası açılması gerekmektedir. Bu davanın açılması için öncelikle tapu müdürlüğüne başvuru yapılması gerekmektedir. Bu zorunluluk gerçekleştirilmeden doğrudan dava yoluna başvurulması durumunda açılan dava usulden reddedilecektir.

Aynı zamanda 2644 sayılı Tapu Kanunu’nun 31. maddesine göre fiilen taşınmazın yüz ölçümü tapuda yazılan değerden fazla olabilmektedir. Bu fiili fazlalık, bitişik taşınmaza el atmaktan veya sınırların değişmesinden ileri gelmediği takdirde hakim tarafından tespit edilmesi gerekmektedir. Uygulamada bu dava “sınır ve yüzölçümü düzeltimi” veya “mesaha tashihi” olarak adlandırılmakla birlikte bu davada taşınmazın tapu kaydındaki yüz ölçümü ile gerçekteki yüz ölçümü arasındaki farklılık giderilmektedir. Hakim komşu gayrimenkullerin maliklerini dinler ve fen bilirkişisi ya da uzman mühendisi incelemesi yaptırır.

Tapu İptal Davası Açılmasını Engelleyen Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süreler

Tapu iptal ve tescil davası hangi sebebe dayanıldığına bağlı olarak zamanaşımı süresine tabi olabilmektedir. Özellikle kişi yolsuz tescile dayalı tapu iptal ve tescil davası açıyorsa ve tescilin yolsuz olması irade sakatlığı hallerine dayanmaktaysa; bu durumda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlenen sürelere riayet edilmesi gerekmektedir.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda 3 tane irade sakatlığı halleri düzenlenmiştir. Bu haller yanılma, aldatma ve korkutma halleridir. İlgili kanunun 39. maddesine göre yanılma, aldatma veya korkutma sonucu sözleşmeyi yapan taraf yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez ise sözleşmeyi onamış sayılacaktır.

Taşınmaz satış sözleşmesini yapan taraflardan biri sözleşmeyi yanılma, aldatma veya korkutma hallerinden biri ile gerçekleştirir ve kanundaki 1 yıl geçtikten sonra yolsuz tescile dayalı olarak tapu iptal ve tescil davası açarsa açtığı dava zamanaşımı sebebiyle reddedilecektir.

Tapu İptal Davasının Açılamadığı Hallerde İyi Niyetli Üçüncü Kişi Koruması

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nda iyiniyetli üçüncü kişiler adına bazı düzenlemeler mevcuttur. Esasında mevcut düzenlemenin altında tapu siciline itimat prensibi yatmaktadır. Kanunda yer alan düzenlemeye göre tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet hakkı kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur. Üçüncü kişide aranan iyiniyetli taşınmazın mülkiyetinin kazanıldığı anda var olmalıdır. Üçüncü kişi tapu kaydındaki tescilin yolsuz olduğunu bilmemeli ve kendisinden beklenen özeni ve araştırmayı gösterse dahi bilemeyecek durumda olmalıdır. Başka bir deyişle üçüncü kişinin iyiniyetli olup olmadığı sübjektif olarak değerlendirilir.

Tapu İptal Davası Açılmasına Engel Olan Kesinleşmiş Mahkeme Kararları

Aynı taşınmaz ve aynı hukuki sebep hakkında daha önce verilmiş ve kesin hüküm niteliği kazanmış bir karar bulunması halinde, taraflar yeniden tapu iptal davası açamaz. Bu durumda mahkeme, davayı kesin hüküm nedeniyle usulden reddeder. Ayrıca, önceki yargılamada tapu kaydının geçerliliği açıkça tespit edilmiş veya mülkiyet hakkı kesin olarak belirlenmişse, bu karara aykırı şekilde yeni bir dava açılması mümkün değildir. Kesinleşmiş kararlar, yalnızca tarafları değil, tapu sicilinin aleniyeti ve güvenilirliği bakımından üçüncü kişileri de bağladığından, tapu iptal davası yolu bu hallerde tamamen kapanır.

Tapu İptal Davası Açılmasını Engelleyen Noter Satış Sözleşmeleri ve Geçerli İşlemler

Taşınmaz devrine ilişkin işlemlerin geçerli olabilmesi kural olarak tapu müdürlüğünde düzenlenen resmi senetle mümkündür. Ancak uygulamada, özellikle taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri gibi noter huzurunda düzenlenen ve kanunen geçerlilik şartlarını taşıyan işlemler, taraflar arasında bağlayıcı hukuki sonuçlar doğurur.

Taşınmaz satış vaadi sözleşmesi, taraflar arasında ileride yapılacak bir satış işleminin taahhüdünü içeren bir ön sözleşme niteliğindedir. Bu tür sözleşmelerde, taraflardan biri taşınmazın satışını vaat ederken, diğer taraf da belirli bir bedel karşılığında bu taşınmazı satın almayı kabul eder. Ancak, sözleşmenin geçerliliği için resmi şekle uygun olarak düzenlenmesi zorunludur. Özünde kendine özgü yapısıyla şahsi hak doğuran taşınmaz satış vaadi sözleşmelerinde, sözleşmenin taraflardan birinin talebi üzerine taşınmaz siciline şerh verilebileceği belirtilmek suretiyle sözleşmeden doğan hakkın üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilme gücü verilmiştir.

Eğer geçerlilik şekline uyularak taraflar arasında taşınmaz satış vaadi sözleşmesi yapılmış ve ayrıca bu durum tapu siciline şerh verilmişse fakat malik sonradan sözleşmeye konu olan taşınmazı üçüncü bir kişiye satmışsa bu kişiye karşılık tapu iptal ve tescil davası açılabilir. Lakin tapu siciline şerh verilmediği durumlarda sözleşme şahsi hak doğuracağından malik taşınmazı üçüncü bir kişiye devrettiğinde bu kişiye yönelik tapu iptal ve tescil davası açılamaz. Bu durumda taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin tarafı olan taşınmaz malikine sözleşmeye aykırılıktan tazminat davası açılabilir.

Tapu İptal Davası Açılamadığı Hallerde Miras Paylaşımı ve Mirasçıların Hakları

Tapu kaydı geçerliliğini koruduğu sürece mirasçılar, miras bırakanın taşınmaz üzerindeki hakkı oranında pay sahibi olur ve bu pay, tapu iptaline gerek kalmaksızın miras ortaklığı içinde değerlendirilir. Bu kapsamda mirasçılar, tapu iptal davası yerine ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu), denkleştirme, tenkis davası gibi alternatif hukuk yollarına başvurabilir. Özellikle miras payı ihlal edilmediği veya murisin tasarrufları kanuna uygun olduğu sürece tapu iptal ve tescil davası açılamaz.

Tapu İptal Davası Açılmasına Engel Olan Kamulaştırma ve Hazine Taşınmaz İşlemleri

Kamulaştırma işlemleri, kamu yararı amacıyla ve kanunda öngörülen usul çerçevesinde gerçekleştirildiğinde, tapu iptal davası açılmasına engel teşkil etmektedir. Kamulaştırma bedelinin ödenmesi veya bedelin bankaya depo edilmesiyle birlikte mülkiyet idareye geçer ve bu aşamadan sonra taşınmazın tapu kaydının iptali talep edilemez. Kamulaştırma işlemi kesinleşmişse, uyuşmazlık tapu iptal ve tescil yoluyla değil, ancak asliye hukuk mahkemesinde açılacak kamulaştırma bedelinin tespiti davası ile ileri sürülebilir.

Tapu İptal Tescil Davasında Görevli Mahkeme ve Yetki Kuralları

Tapu iptal ve tescil davalarında görevli mahkeme, kural olarak asliye hukuk mahkemesidir. Taşınmazın niteliği, dava konusu hakkın ayni ya da şahsi olması veya tarafların sıfatı, kural olarak görevli mahkemeyi değiştirmez. Yetki bakımından ise tapu iptal ve tescil davası 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 12. maddesi gereği taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılmak zorundadır. Bu yetki kuralı kesin yetki niteliğindedir ve tarafların anlaşmasıyla değiştirilemez. Taşınmazın bulunduğu yer dışında bir mahkemede dava açılması halinde, mahkeme davayı esasa girmeksizin yetkisizlik nedeniyle reddeder. Bu nedenle tapu iptal davasında doğru mahkemeye başvuru, davanın usulden reddedilmemesi açısından büyük önem taşır.

Tapu İptal ve Tescil Davasında Taşınmazın Niteliğine Göre Yetki Kısıtlamaları

Kural olarak taşınmazın niteliği yetkili mahkemeyi etkilememektedir. Taşınmazın aynından kaynaklanan davalar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda bulunan kesin yetki kuralı gereği taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılmalıdır. Tapu iptal ve tescil davaları da taşınmazın aynından kaynaklandığından taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılmalıdır. Burada açılmayan davalar usulden reddedilecektir. Zira kesin yetki kuralı hakim tarafından re’sen (kendiliğinden) gözetilmektedir.

Tapu İptal Davasının Açılamadığı Hallerde İmar ve Kadastro İşlemlerinin Sonuçları

Kesinleşmiş kadastro tespitleri, parselasyon işlemleri ve imar uygulamaları mevzuatta belirtilen süre içinde itiraz veya dava konusu edilmemişse, sonradan tapu iptal davası yoluyla bu işlemlerin dolaylı olarak ortadan kaldırılması mümkün değildir. Bu durumda ilgililerin hak arama imkanı oldukça kısıtlı hale gelir, hatta çoğu zaman ilgililer hak kaybı yaşamaktadır.

Burada 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nda düzenlenen kadastro tutanaklarının kesinleşmesi durumuna değinmekte yarar vardır. İlgili kanuna göre 30 günlük ilan süresi geçtikten sonra, dava açılmayan kadastro tutanaklarına ait sınırlandırma ve tespitler kesinleşmektedir. İlgili tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz.

Tapu İptal Davasında Geçerli Deliller ve Davanın Açılamamasına Yol Açan Delil Eksiklikleri

Tapu iptal ve tescil davalarında iddianın somut ve hukuka uygun delillerle ispatlanması zorunludur. Tapu kayıtları, resmi senetler, bilirkişi raporları, tanık beyanları ve teknik incelemeler somut delillere örnek olarak gösterilebilir. Davacının iddiasının yalnızca soyut beyanlara dayanması, yazılı belge sunulamaması veya hukuki sebebi destekleyen kanıtların eksik olması ispat yükünün kural olarak davacıda olması nedeniyle davanın reddine sebebiyet verecektir.

Tapu İptal Davası Açılmasını Engelleyen Taraf Ehliyeti Sorunları

Tapu iptal ve tescil davasının açılabilmesi için davacı ve davalı tarafların taraf ve dava ehliyetine sahip olması zorunludur. Hak sahibi olmayan kişinin dava açması, ölen kişi adına dava ikame edilmesi, miras ortaklığında tüm mirasçıların davaya dahil edilmemesi veya tüzel kişiler adına yetkisiz kişilerce dava açılması hallerinde taraf ehliyeti oluşmamaktadır. Bu tür ehliyet eksiklikleri, dava şartı niteliğinde olduğundan mahkemece re’sen (kendiliğinden) dikkate alınır ve tapu iptal davasının açılmasına veya esastan incelenmesine hukuken engel teşkil etmektedir.

Tapu İptal Davası Açılamaz Durumlarda Usulî Eksiklikler ve Hukuki Sonuçları

Tapu iptal ve tescil davalarında davacı tarafın yapması gereken belirli usul işlemleri mevcuttur. Bu usul işlemlerinin yapılmaması halinde kişilerin hak kaybı yaşaması gündeme gelebilmektedir. Özellikle taraf teşkilinin sağlanmaması usuli bir eksik olup bu durumda mahkeme davacıya taraf teşkilini sağlamak için kesi süre vermektedir. Mahkeme tarafından verilen bu süre zarfında taraf teşkilinin sağlanamaması halinde davanın usulden reddi söz konusu olmaktadır.

Ayrıca tapu iptal ve tescil davaları taşınmazın aynından kaynaklandığından bu durumda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda yer alan kesin yetki kuralına riayet edilmesi gerekmektedir. İlgili düzenlemeye göre taşınmazın aynından kaynaklanan davalar taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılmalıdır. Dolayısıyla açılacak olan bu davada taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılması gerekmektedir.

Tapu İptal Davası Açılamayan Hallerde Tapu Siciline Güven İlkesinin Uygulanması

Tapuya güven ilkesi, tapu sicilinde kayıtlı bilgilere iyiniyetle dayanarak ayni hak edinen üçüncü kişilerin bu kazanımlarının korunmasını ifade eder. Buna göre sicil gerçeğe aykırı olsa bile, iyiniyetli üçüncü kişinin kazanımı kural olarak geçerliliğini korur.

Bu ilkenin yansıması 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 1023. maddesinde kendini göstermektedir. İlgili madde hükmüne göre tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka aynî hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur.

Tapu İptal Davasının Açılamadığı Durumlarda Tapu Müdürlükleri Üzerinden İdari Düzeltmeler

Tapu iptal davasının açılamadığı durumlarda, tapu sicilinde yer alan bazı açık ve maddi hataların giderilmesi tapu müdürlükleri nezdinde yapılacak idari düzeltmeler yoluyla mümkündür. Yazım yanlışları, kimlik bilgisi hataları, yüzölçümü farklılıkları veya teknik ölçümden kaynaklanan maddi hatalar, ilgililerin başvurusu ve gerekli belgelerin sunulması hâlinde mahkeme kararına gerek olmaksızın düzeltilebilir. Ancak bu idari düzeltmeler, mülkiyetin devrini veya üçüncü kişilerin ayni haklarını etkileyecek nitelikte olamaz; aksi hâllerde işlem ancak yargı kararıyla yapılabilir.

Hangi Durumlarda Tapu İptal Davası Açılamaz Avukat 

Tapu iptal ve tescil davası; tapu kaydında hukuka aykırı bir durum bulunmaması, zamanaşımı veya hak düşürücü sürenin dolmuş olması, davacının hukuki menfaatinin yahut taraf ehliyetinin bulunmaması, geçerli ve rızaya dayalı bir işlemin söz konusu olması, kesinleşmiş mahkeme kararı ya da kamulaştırma gibi işlemlerle mülkiyetin hukuken sona ermiş olması hâllerinde açılamaz. Ayrıca kamu malı niteliğindeki taşınmazlar, Hazine adına tescilli yerler ve idari işlemlere dayalı kesinleşmiş kayıtlar da tapu iptal davası yolunu büyük ölçüde kapatır. Bu sebeplerden herhangi birinin varlığı hâlinde, tapu iptal davası hukuken dinlenemez ve ancak alternatif dava veya başvuru yolları gündeme gelebilir. Bu durumda alanında uzman bir avukattan destek almak gerekir.

Sıkça Sorulan Sorular

Hangi Durumlarda Tapu İptal Davası Açılamaz?

Zamanaşımı süresinin dolması, tapu kaydında maddi hataların olması durumunda tapu iptal ve tescil davası açılamaz.

İyi Niyetli Üçüncü Kişiye Karşı Tapu İptal Davası Açılamayacağı Durumlar Nelerdir?

Türk Medeni Kanunu’nun 1023. maddesine göre tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet hakkı iktisap edenlerin bu hakları korunmaktadır. Örneğin irade sakatlığına bağlı tescilin yolsuz olduğu durumlarda tapu sicilindeki tescil yolsuz olacaktır. Lakin satın alan kişi mülkiyeti iyiniyetli üçüncü kişiye karşı devrettiğinde tapu siciline güven ilkesi nedeniyle iyiniyet korunmaktadır.

Zamanaşımı Sebebiyle Hangi Durumlarda Tapu İptal Davası Açılamaz?

İrade sakatlı durumlarında iradesi sakatlanan kişi 1 yıl içerisinde sözleşmeden dönmesi gerekmektedir. Bu süre içerisinde dönmediği takdirde sözleşme onanmış sayılacaktır.

Kesinleşmiş Yargı Kararları Varken Tapu İptal Davası Açılamaz Mı?

Hayır, açılacak olan dava kesin hüküm olması nedeniyle dava şartı sağlanamadığından usulden reddedilecektir.

Geçerli bir satış sözleşmesi mevcutken hangi durumlarda tapu iptal davası açılamaz?

Geçerli bir satış sözleşmesi mevcutsa ve işlem tarafların özgür iradesiyle, kanunun öngördüğü şekil şartlarına uygun olarak yapılmışsa, irade sakatlığı, muvazaa, ehliyetsizlik veya sahtecilik somut delillerle ispatlanmadıkça tapu iptal davası açılamaz.

Miras Paylaşımı Tamamlandıktan Sonra Hangi Şartlarda Tapu İptal Davası Açılamaz?

Miras paylaşımı usulüne uygun şekilde tamamlanmış, mirasçılar paylarını almış ve yapılan işlemler kesinleşmişse, irade sakatlığı, muvazaa veya hak düşürücü süre içinde ileri sürülmüş açık bir hukuka aykırılık ispatlanmadıkça tapu iptal davası açılamaz.

Kamulaştırma Yapılmış Taşınmazlarda Tapu İptal Davası Hangi Durumlarda Açılamaz?

Kamulaştırma işlemi yapılan taşınmazlarda kamulaştırma işlemi hukuka aykırı yapılmışsa idare mahkemesinde iptal davası açılmalıdır. Eğer tarafların arasında bedel konusunda bir uyuşmazlık varsa asliye hukuk mahkemesinde bedel tespiti davası açılmalıdır.

Tapu Siciline Güven İlkesi Nedeniyle Hangi Hallerde Tapu İptal Davası Açılamaz?

Tapu siciline güven ilkesi nedeniyle iyiniyetli üçüncü kişilerin tapu siciline güvenerek yaptığı mülkiyet hakkı iktisapları korunmaktadır.

Usul Eksikliği veya Ehliyetsizlik Halinde Tapu İptal Davası Açılamaz Mı?

Usul şartlarının (görev, yetki, dava şartları) bulunmaması veya taraf ehliyetinin eksik olması hâlinde tapu iptal davası esastan incelenmez ve bu eksiklikler giderilmedikçe dava açılamaz.

Delil Yetersizliği Bulunduğunda Tapu İptal Davası Hangi Durumlarda Açılamaz?

Davacının ispat yükü üzerinde olması sebebiyle davacının tapu iptal ve tescil nedenini somut deliller ile ispatlayamaması halinde dava esastan reddedilecektir.

Kadastro tespitinin kesinleştiği taşınmazlarda tapu iptal davası açılamaz mı?

Kadastro Kanunu’na göre kadastro tespit tutanağının kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçmekle kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz.

Tapu İptal ve Tescil Davası Açılmasının Mümkün Olmadığı Durumlarda Hangi Yol İzlenir?

Bu durumlarda idareye maddi hatanın düzeltilmesi ya da arada bir sözleşme ilişkisi mevcutsa sözleşmeye aykırılık hükümleri uyarınca tazminat davası açılması gerekmektedir.

Yetkisiz Mahkemede Açılan Tapu İptal Davasına Ne Olur?

Kesin yetki kuralı gereği taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde dava açılması gerekir. Yetkisiz mahkemede açılan dava usulden reddedilecektir.

Bu yazıyı faydalı bulduysan paylaş !