Kripto İşlemlerinde Banka Sorumluluğu: Dolandırılan Para Geri Alınır mı?

Kripto işlemlerinde banka sorumluluğu

Kripto İşlemlerinde Banka Sorumluluğu: Dolandırılan Para Geri Alınır mı? (2026)

İçindekiler

Kripto İşlemlerinde Banka Sorumluluğu Nedir?

Kripto varlık alım-satım platformlarına yapılan Türk Lirası transferlerinde bankaların sorumluluğu, paranın ilgili platformun hesabına güvenli bir şekilde ulaştırılmasıyla sınırlıdır.

Bankalar güven kurumu ve basiretli tacir sıfatlarının bir gereği olarak, yalnızca transfer sürecinin teknik güvenliğinden, kimlik doğrulama işlemlerinin doğruluğundan ve şüpheli işlem bildirimlerinden mesuldür.

Kripto varlık platformunun kendi iç işleyişinden, siber saldırıya uğramasından veya üçüncü kişilerin haksız fiillerinden doğan zararlardan ötürü bankanın transfer sürecinde ağır kusuru veya ihmali bulunmadığı müddetçe bankaların objektif özen yükümlülüğü kapsamında bir sorumluluğuna gidilmesi hukuken mümkün değildir.

Diğer taraftan bankalar, Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi (MASAK) mevzuatı kapsamında, kripto platformlarına yapılan transferlerde yüksek özen göstermekle yükümlüdür.

Hesap sahibinin rızası dışında yapılan yetkisiz işlemlerde veya bankanın güvenlik açıklarından faydalanılarak gerçekleştirilen transferlerde, bankanın güven kurumu olmasının bir neticesi olarak zarardan sorumluluğu doğmaktadır. Ancak paranın yasal platforma sorunsuz ulaşmasının ardından, kullanıcının kendi iradesiyle yaptığı yatırımlardan veya platform bazlı risklerden kaynaklanan kayıplar, bankanın hukuki sorumluluk alanı dışında kalmaktadır.

Kripto Yatırım Dolandırıcılığı Nasıl Gerçekleşir? (Sahte Platform ve “Pig Butchering”) 

Kripto varlık dolandırıcılığı, çoğunlukla mağdurun güveninin belirli bir süre boyunca kademeli olarak kazanılması esasına dayanan planlı bir yapı arz etmektedir. Uluslararası literatürde “pig butchering” olarak adlandırılan yöntemde; sosyal medya, mesajlaşma uygulamaları veya tanışma platformları üzerinden kurulan iletişim, zamanla bir yatırım fırsatı önerisine dönüştürülmektedir.

Bu aşamada mağdur, gerçek borsaları taklit eden sahte bir platforma veya uygulamaya yönlendirilmekte; ilk yatırımlarda gösterilen yüksek ve gerçek dışı “kâr” ekranlarıyla daha büyük tutarlar transfer etmeye teşvik edilmektedir.

Süreç, mağdurun bakiyesini çekmek istemesiyle birlikte tıkanmakta; kâr olarak gösterilen tutarların çekilebilmesi için “vergi”, “komisyon” veya “teminat” adı altında ek ödemeler talep edilmektedir. Bu tür eylemler, bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle işlendiğinden, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun 158/1-f maddesinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturmaktadır.

Bankanın Hukuki Statüsü: Güven Kurumu ve Basiretli Tacir Olması

Kripto işlemlerinde bankaların sorumluluğunun kapsamı, doğrudan bankaların hukuk düzenindeki özel konumundan kaynaklanmaktadır. Bu konum, iki temel kavram üzerine inşa edilmektedir. Güven kurumu sıfatı ve basiretli tacir olma yükümlülüğü. Aşağıdaki başlıklarda, bankaların neden sıradan bir sözleşme tarafından daha ağır bir sorumluluğa tabi tutulduğu bu iki kavram üzerinden ele alınmaktadır.

Banka Neden “Güven Kurumu” Olarak Kabul Edilir?

Hukuk literatüründe güven kurumu kavramı; faaliyet gösterdiği alan itibarıyla toplumda mutlak bir inanış ve itimat yaratmış, kamu yararını gözeterek hizmet sunan kuruluşları ifade etmek üzere kullanılmaktadır.

Kendilerine duyulan bu nitelikli güven sebebiyle, söz konusu kurumlar ile hizmet alanlar arasında sıradan bir sözleşme ilişkisinin ötesinde, özel bir güven ortamı ihdas edilmektedir. Bu hukuki statünün doğal bir sonucu olarak, güven kurumlarına mevzuat ve doktrin tarafından genel kurallara nazaran çok daha ağır ve katı bir hukuki sorumluluk yüklenmektedir.

Bankalar, bu kavramın hukuk düzenindeki en somut ve önde gelen temsilcileri olarak kabul edilmektedir. Topluma ait mevduatın korunması, müşteri sırrının saklanması ve finansal işlemlerin tam bir şeffaflık içinde yürütülmesi, bankalar bakımından yasal birer yükümlülüktür. Bankacılık faaliyetlerinin kamusal niteliği ve bu kurumların sahip olduğu yüksek profesyonellik düzeyi, kendilerine objektif özen yükümlülüğü yüklemektedir.

Bu doğrultuda, işlemler sırasında meydana gelen her türlü hata ve zarardan ötürü bankaların kusursuzluğa yakın, objektif bir sorumluluk altında olduğu kabul edilmektedir. Netice itibarıyla bankalar, ihdas ettikleri bu özel güven ortamına ve bunun getirdiği en yüksek özen standardına uymak zorunda olduklarından, hukuk düzeninde güven kurumu olarak nitelendirilmektedir.

Basiretli Tacir ve En Üst Düzeyde Özen Yükümlülüğü Ne Anlama Gelir?

Tacir, bir ticari işletmeyi, kısmen veya tamamen kendi adına işleten esnaflık gereğini aşmış gerçek veya tüzel kişiyi ifade etmektedir. Türk Ticaret Kanunu‘nun 18. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, her tacirin ticari faaliyetlerinde basiretli bir iş insanı gibi hareket etmesi gerekmektedir.

Hukuki bakımdan basiret kavramı; sıradan bir gerçek kişinin göstereceği ortalama dikkatin ötesinde, yürütülen ticari işin gerektirdiği uzmanlık, öngörü, sağduyu ve sektörel bilince sahip olunmasını ifade etmektedir. Bu itibarla basiretli tacir yalnızca mevcut durumu değil, gelecekte doğabilecek riskleri de önceden tahmin etmek ve buna uygun tedbirleri almakla yükümlü olan profesyonel kimseyi ifade etmektedir.

En üst düzeyde özen yükümlülüğü ise basiret ölçütünün, faaliyet alanı itibarıyla yüksek profesyonellik ve güven arz eden kurumların sorumluluğudur. Sunulan hizmetin niteliği gereği meydana gelebilecek hata ve zararların toplum nezdindeki etki alanının genişliği, bu kurumların uyması gereken özen eşiğini en üst seviyeye çıkarmaktadır.

Güven kurumu niteliğini haiz olan bankalar, bu yükümlülüğün en somut örneğini teşkil etmektedir. Bankacılık faaliyetlerinin gerektirdiği kurumsallık ve teknik uzmanlık, sıradan bir tacirin göstermesi gereken özenin de ötesine geçilerek, objektif ve en üst düzeyde bir özen standardının uygulanmasını zorunlu kılmaktadır.

Kripto Dolandırıcılığında Banka Sorumlu mu?

Bankalar güven kurumu ve basiretli tacir sıfatını haiz olduklarından, dijital bankacılık sistemlerinin güvenliğini sağlamakla yükümlüdür. Teknik altyapı zafiyetleri, siber saldırılar veya sistemsel açıklar neticesinde varlıkların üçüncü kişilerce kripto platformlarına aktarılması hâlinde bankanın kusursuz sorumluluğu doğar ve zararın tazmini gerekir. Paranın yasal platforma sorunsuz ulaşmasından sonraki süreç ise banka sorumluluk alanı dışındadır.

Bankanın Kusursuz Sorumluluğu Hangi Hâllerde Doğar?

Kripto varlık dolandırıcılığı vakalarında bankaların hukuki sorumluluğu kusursuz sorumluluk halidir. Bankaların kusursuz sorumluluğu, internet bankacılığı sisteminin güvenliğinin sağlanamaması, sistemsel güvenlik zafiyetleri veya bankanın koruma alanı içinde bulunan verilere üçüncü kişilerce yetkisiz erişim sağlanması hâllerinde doğmaktadır.

Bankacılık sistemine yönelik siber saldırılar veya sahte sim kart ikizlemesi gibi teknik yöntemlerle gerçekleştirilen yetkisiz işlemlerde, paranın kripto platformlarına aktarılmasına engel olunamamışsa, bankanın objektif özen yükümlülüğünün ihlal edildiği kabul edilir ve zararın tazmini gerekir.

“Şifreyi Siz Verdiniz” Savunması Bankayı Sorumluluktan Kurtarır mı?

Uygulamada sıklıkla ileri sürülen “şifrenin kullanıcı tarafından üçüncü kişilere verilmesi” savunması, bankayı hukuki sorumluluktan kendiliğinden kurtarmamaktadır. Dolandırıcılık eyleminin niteliği, hile ve desisenin boyutu ile bankanın işlemi durdurma imkânının bulunup bulunmadığı her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekmektedir.

Müterafik Kusur (Kusur Bölüşümü) Nasıl Belirlenir?

Hukuk dilinde müterafik kusur (birlikte kusur); zarar gören kişinin, kendi ihmalkar veya özensiz davranışlarıyla zararın meydana gelmesine ya da mevcut zararın daha da artmasına yol açması durumudur. Türk Borçlar Kanunu uyarınca, zarar görenin de sürece kusuruyla etki ettiği tespit edilirse hakim, hükmedilecek tazminat miktarında indirime gidebilir veya tazminat yükümlülüğünü tamamen kaldırabilir.

Bir önceki başlıkta ele aldığımız bankacılık dolandırıcılıklarında müterafik kusurun varlığı, ödenecek tazminatın tarafların zararın doğmasındaki etki derecelerine göre belirlenmesini gerektirir. Örneğin, müşterinin dijital güvenlik kurallarını es geçmesi ile bankanın şüpheli işlem tespit algoritmalarının veya ek doğrulama mekanizmalarının yetersiz kalması aynı olayda bir arada mevcutsa, oluşan finansal zarar kusur oranları dâhilinde taraflara paylaştırılır.

Bu durumu somut bir örnekle açıklamak gerekirse müşterinin güvenli olmayan, yasaklı bağlantılar üzerinden telefonuna indirdiği bir arka plan uygulamasının şifreleri ele geçirmesi bir müşteri kusurudur. Buna karşın, müşteri bilgilerinin doğrudan bankanın kendi veri tabanındaki güvenlik duvarı zafiyeti nedeniyle sızdırılması ise tamamen bankanın sorumluluğundadır. Yargılamada bu iki etkenin olaya katkısı oranlanarak hüküm kurulur.

Günümüzde bankalar, bu tür siber dolandırıcılıklarda kendi kusur oranlarını en aza indirmek ve teknolojik önlemleri eksiksiz aldıklarını kanıtlamak için yeni stratejiler geliştirmektedir. Artık birçok banka, mobil bankacılık uygulamalarının içerisine gömülü antivirüs programları ve siber güvenlik yazılımları tanımlamaktadır. Yapılan bu teknolojik yatırımlar ve güncellemeler, yargı önünde bankaların basiretli bir tacir olarak üzerine düşen tüm güvenlik önlemlerini aldığını ispatlamasını kolaylaştırmakta ve kusur yükünü azaltmayı amaçlamaktadır.

Mağdurun “Ağır Kusuru” Ne Demektir, İspat Yükü Kimdedir?

Oltalama (phishing) saldırılarına maruz kalarak tüm kimlik ve şifre bilgilerini kendi rızasıyla dolandırıcılara teslim eden ve makul bir sürede bankaya bildirimde bulunmayan müşterinin eylemi ağır kusur kapsamında değerlendirilebilmektedir. Bu itibarla müşterinin ağır kusurlu olduğunu ve zararın kendi güvenlik sisteminden kaynaklanmadığını hukuken geçerli delillerle ispat yükü tamamen bankanın üzerindedir. Banka bu ağır kusuru ispat edemediği müddetçe riskten sorumlu tutulmaktadır.

Şüpheli İşlem (Anti-Fraud) Sistemleri ve Bankanın Yükümlülüğü

Bankaların güven kurumu ve basiretli tacir sıfatları, dijital kanallarda yalnızca statik güvenlik önlemleri almalarını değil, aynı zamanda yapay zekâ destekli dinamik dolandırıcılık önleme (anti-fraud) sistemlerini de faal tutmalarını zorunlu kılmaktadır.

Banka, Olağandışı Kripto Transferini Durdurmak Zorunda mı?

Hesap sahibinin olağan finansal davranış kalıplarıyla uyuşmayan, finansal profilini aşan veya suç gelirlerinin aklanması şüphesi uyandıran transferlerde bankaların işlemi geçici olarak askıya alma, bloke koyma ve hesap sahibi ile ek doğrulama kanalları üzerinden iletişime geçme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu kapsamda, yasal mevzuat uyarınca, açıkça risk barındıran olağandışı kripto transferlerinin algoritma sistemlerince tespit edilmesine rağmen işleme onay verilmesi, bankanın objektif özen yükümlülüğünün ihlali olarak kabul edilmektedir.

Gece Yarısı Çekilen Kredi ve Mutat İşlem Profili Dışı Transfer Örnekleri

Uygulamada bankaların sorumluluğunu doğuran en tipik şüpheli işlem örnekleri; gece yarısı gibi mutat dışı zaman dilimlerinde uzaktan bankacılık kanalları üzerinden aniden yüksek tutarlı ihtiyaç kredisi kullandırılması ve bu fonların eş zamanlı olarak yabancı üçüncü kişilere ya da bilinmeyen kripto varlık sağlayıcı hesaplarına transfer edilmesidir.

Müşterinin geçmiş finansal geçmişinde kripto para platformlarına transfer kaydı bulunmamasına rağmen, ilk kez ve yüksek tutarlarda yapılan ani transferlerin anti-fraud sistemlerince riskli işlem olarak algılanması gerekir. Sistemin bu tür anomali arz eden işlemlerde bloke veya arama teyidi mekanizmalarını devreye sokmaması, bankanın kurumsal organizasyon kusuru olarak değerlendirilmektedir.

Bilinmeyen IBAN’lara/Borsalara Ani Yüksek Transferlerde Bloke Yükümlülüğü

İlk defa işlem yapılan, güvenilirlik endeksi düşük veya adli makamlarca yürütülen soruşturmalarda adı geçen platform/IBAN adreslerine yönlendirilen ani ve yüksek hacimli fon transferlerinde bankaların re’sen bloke koyma yükümlülüğü tartışılmaktadır.

BDDK ve MASAK düzenlemeleri doğrultusunda bankalar, risk analizi çerçevesinde şüpheli gördükleri transferleri belirli bir süreyle askıya alma yetki ve ödevine sahiptir. Dolandırıcılık şüphesinin açıkça sırıttığı durumlarda ise transferin gerçekleştirileceği karşı hesabın risk skoru göz ardı edilerek fonların hesaptan çıkışına izin verilmesi, bankayı doğacak zararlardan kusursuz sorumluluk ilkesi gereği sorumlu kılmaktadır.

3D Secure ve SMS Doğrulama Şifresi Bankanın Sorumluluğunu Ortadan Kaldırır Mı?

3D Secure ve SMS işlemleri iki aşamalı doğrulama sistemlerini ifade etmektedir. İşlemlerin 3D Secure, SMS şifresi veya mobil onay gibi tek kullanımlık şifreleme yöntemleriyle gerçekleştirilmiş olması, bankanın hukuki sorumluluğunu kendiliğinden sıfırlamamaktadır.

Söz konusu dijital doğrulama kodları, yalnızca işlemin o esnada cihazı elinde bulunduran kişi tarafından onaylandığını ifade eder.

Bu itibarla dolandırıcıların oltalama (phishing) veya zararlı yazılımlar vasıtasıyla bu şifreleri ele geçirdiği, ancak bankanın anti-fraud sistemlerinin mutat dışı işlem hacmini, coğrafi konum değişikliklerini veya cihaz kimliği anormalliklerini tespit edemediği durumlarda, sırf SMS şifresinin girilmiş olmasına dayanılarak bankanın sorumluluktan kurtulması mümkün değildir.

Bankadan Kripto Borsasına Gönderilen Para Geri Alınır mı?

Para Henüz Transfer Aşamasındaysa: Durdurma ve Bloke Talebi

Bankacılık kanalları üzerinden kripto varlık platformlarına yönlendirilen havale ve EFT/FAST işlemlerinde, gönderilen fonların geri alınabilirliği transferin anlık durumuna göre değişkenlik göstermektedir. Para henüz bankanın takas havuzunda beklemekteyse veya karşı kuruma fiilen iletilmemişse, hesap sahibinin dolandırıcılık ihbarı üzerine transferin re’sen durdurulması yasal olarak mümkündür.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 128/A maddesi uyarınca, bilişim sistemleri vasıtasıyla nitelikli dolandırıcılık şüphesinin varlığı hâlinde, bankalarca ilgili hesaplar üzerinde 48 saate kadar işlemleri askıya alma kararı verilebilmektedir. Ancak fonlar karşı kurumun havuz hesabına fiilen intikal etmişse, bankanın transferi tek taraflı olarak iptal etme veya geri çekme yetkisi sona ermektedir. Bu aşamadan sonra paranın iadesi, ancak adli makamların vereceği bir ihtiyati tedbir veya el koyma kararı ile gerçekleştirilebilmektedir.

Ters İbraz (Chargeback) Kripto İşlemlerinde İşe Yarar mı?

Kredi kartı veya banka kartı vasıtasıyla sanal POS üzerinden yapılan kripto alımlarında, uluslararası kart kuruluşlarının kuralları uyarınca ters ibraz (chargeback) mekanizmasına başvurulması mümkündür. Harcama itirazlarında genel kural, işlemin karta yansıdığı tarihten veya hizmetin ifa edilmesi gereken tarihten itibaren 120 günlük hak düşürücü başvuru süresinin bulunmasıdır.

Bu süre hiçbir koşulda global kurallardaki üst sınır olan 540 günü aşamamaktadır. Kart hamili tarafından hizmetin/ürünün teslim edilmediği gerekçesiyle yapılan başvurularda, işlemin 3D Secure ile onaylanmış olması bankayı sorumluluktan ve chargeback sürecini işletme yükümlülüğünden kurtarmamaktadır.

Zira 3D Secure mekanizması yalnızca “işlemi ben yapmadım” itirazlarını bertaraf etmekte olup, “parayı ödedim ama hizmeti alamadım” iddiasına dayanan itirazların incelenmesine engel teşkil etmemektedir.

“Kendi Rızamla Gönderdim” İhtimalinde Chargeback Mümkün Müdür?

Kullanıcının sosyal mühendislik veya aldatıcı yönlendirmeler neticesinde fonları kendi rızasıyla ve şifre onayıyla göndermiş olması, chargeback mekanizmasının tamamen işlevsiz kalacağı anlamına gelmemektedir.

Dolandırıcılık kastıyla hareket eden sahte platformların vadettikleri finansal hizmeti veya kripto varlığı müşterinin cüzdanına tanımlamamış olması, hizmetin ifa edilmemesi kapsamında değerlendirilerek kart kuruluşları nezdinde bir itiraz gerekçesi oluşturmaktadır.

Para Kripto Varlığa Dönüştüyse Süreç: TXID Takibi ve Borsaya İhbar

Fonların bankacılık sisteminden tamamen çıkarak blockchain ağına dâhil olduğu ve kripto varlığa (BTC, USDT vb.) dönüştüğü senaryolarda ise süreç, borsa nezdinde idari ve adli ihbar prosedürüne evrilmektedir.

Bu aşamada transferin benzersiz işlem kodu olan TXID (Transaction ID) verileri takip edilerek fonların ulaştığı yasal kripto varlık hizmet sağlayıcısı tespit edilmelidir.

Tespit edilen borsaya yasal olarak ivedilikle ihbarda bulunularak, suç geliri teşkil eden ilgili kripto cüzdanının dondurulması talep edilmeli ve eş zamanlı olarak Cumhuriyet Başsavcılığına başvurularak paranın adli emanete alınması yönünde el koyma kararı talep edilmelidir.

Yurt Dışı Borsalardan (Binance Global vb.) İade ve Uluslararası Adli Yardım (MLAT) 

Fonların yurt dışı merkezli bir kripto varlık hizmet sağlayıcısına aktarıldığı durumlarda, mağdurların en sık karşılaştığı engel, ilgili platformun yerel biriminin yetkili olmadığı ve varlıkların küresel birim (Global) nezdinde bulunduğu yönündeki yanıttır. Bu durum, iade sürecinin yalnızca ulusal makamlarla sınırlı kalmasına engel teşkil etmemektedir.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu‘nun 128/A maddesi kapsamında Cumhuriyet savcılığı, makul şüphenin varlığı hâlinde yerli veya yabancı ayrımı gözetmeksizin kripto varlık hizmet sağlayıcılarına askıya alma ve iade talepli müzekkere gönderebilmektedir.

Yabancı platformların bu talebe uyum sağlamadığı hâllerde ise süreç, 6706 sayılı Cezai Konularda Uluslararası Adli İş Birliği Kanunu ve ilgili ikili/çok taraflı adli yardımlaşma anlaşmaları (MLAT) çerçevesinde yürütülmektedir.

Bu yolda; fonların TXID verileriyle desteklenmiş blok zincir analiz raporunun, platformun bulunduğu ülkenin adli makamlarına usulüne uygun biçimde iletilmesi belirleyicidir. Sürecin uluslararası boyutu zaman aldığından, ulusal düzeydeki hızlı bloke tedbirlerinin ilk saatlerde işletilmesi kritik önem arz etmektedir.

P2P İşlemlerde Bloke ve Blokenin Kaldırılması 

Kripto varlıkların kişiden kişiye (peer-to-peer, P2P) alınıp satıldığı işlemler, dolandırıcılık zincirinin bir halkasına farkında olmadan dâhil olan iyiniyetli tarafların hesaplarının da bloke edilmesi riskini beraberinde getirmektedir. Bu bölümde, P2P işlemler nedeniyle uygulanan blokelerin hukuki niteliği ve kaldırılma usulleri ele alınmaktadır.

P2P dolandırıcılığı ve ceza davaları hakkında daha detaylı bilgi için ‘P2P TİCARETİ VE P2P DOLANDIRICILIĞI‘ başlıklı makalemizi inceleyebilirsiniz.

İyiniyetli P2P Satıcısının Hesabına Bloke Konulması 

Kripto varlığını P2P kanalıyla satan bir kişinin hesabına, karşı taraftan gelen paranın bir dolandırıcılık mağduruna ait olduğunun sonradan anlaşılması üzerine bloke konulabilmektedir.

Bu durumda, satışın iyiniyetle gerçekleştirilmiş olması, blokenin başlangıçta uygulanmasına tek başına engel oluşturmamaktadır; zira soruşturma makamları, suç gelirinin izini sürerken fonun ulaştığı tüm hesapları inceleme kapsamına alabilmektedir.

Bu tür bir bloke ile karşılaşan iyiniyetli tarafın izlemesi gereken temel yol, işlemin gerçek ve hukuka uygun bir alım-satıma dayandığını belgelerle ortaya koymaktır.

Bu kapsamda; platform işlem kayıtları, ekran görüntüleri, yazışmalar ve fonun kaynağını (source of funds) gösteren belgeler bir bütün hâlinde ilgili Cumhuriyet başsavcılığına sunulmalıdır.

Her P2P işleminin kaydının titizlikle saklanması, olası bir blokede ispat yükünün karşılanabilmesi bakımından hayati önemdedir.

MASAK İdari Blokesi İle Savcılık Blokesi Arasındaki Fark 

Uygulamada “bloke” olarak adlandırılan tedbirler, dayanaklarına göre farklı hukuki rejimlere tabidir ve bu ayrımın doğru yapılması, izlenecek yolu doğrudan belirlemektedir.

İdari nitelikteki bloke, 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun‘un 19/A maddesi kapsamında MASAK tarafından uygulanmakta olup, kural olarak yedi iş günü ile sınırlı geçici bir tedbir niteliği taşımaktadır. Bu süre içinde suç şüphesinin sürmesi hâlinde tedbir, adli aşamaya taşınmaktadır.

Adli nitelikteki bloke ise CMK kapsamında değerlendirilmektedir. Genel elkoyma tedbiri, CMK m. 128 uyarınca kuvvetli şüphenin varlığı ve kural olarak hâkim kararı ile uygulanmaktadır. Bilişim sistemleri kullanılarak işlenen dolandırıcılık, hırsızlık ve kart suistimali suçlarında ise, 7571 sayılı Kanun ile eklenen CMK m. 128/A özel bir hızlı tedbir öngörmektedir.

Makul şüphe eşiğiyle, banka veya kripto varlık hizmet sağlayıcısı tarafından hesabın en fazla 48 saat re’sen askıya alınması, ardından savcının 24 saat, hâkimin ise 48 saat içinde karar vermesi esası benimsenmiştir. Blokenin hangi kaynaktan doğduğunun tespiti, itiraz merciinin ve süresinin belirlenmesi bakımından ilk ve zorunlu adımdır.

Haksız Blokede Tazminat: CMK m. 141 ve AYM Bireysel Başvurusu 

Uygulanan koruma tedbirinin sonradan haksız olduğunun anlaşılması hâlinde, mağdur bakımından tazminat yolları açıktır. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu‘nun 141. maddesi uyarınca, kanuna aykırı biçimde el konulan veya bloke edilen malvarlığı değerleri nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararların Devletten talep edilmesi mümkündür.

Bu kapsamda, bloke süresince doğan faiz kaybı da tazmin edilebilir nitelikte kabul edilmektedir. Tazminat davası, CMK m. 142 uyarınca Ağır Ceza Mahkemesinde açılmakta olup, kararın kesinleştiğinin ilgiliye tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar kesinleşme tarihinden itibaren bir yıl içinde ikame edilmesi gerekmektedir.

Bunun yanı sıra, ölçüsüz veya süregelen bir blokenin mülkiyet hakkını ihlal ettiği hâllerde, iç hukuk yolları tüketildikten sonra Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulabilmektedir.

Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçülülük ilkesine aykırılık taşıması, başvurunun temel dayanağını oluşturmaktadır. Nitekim, suç şüphesine konu tutarla orantısız biçimde tüm hesabın kapatılması, yerleşik içtihatta mülkiyet hakkının ihlali olarak değerlendirilmektedir.

Kripto Mağduru Ne Yapmalı? Adım Adım Hukuki Süreç

Kripto varlık dolandırıcılığına maruz kalınması hâlinde, hak kayıplarının önlenmesi ve fonların takibinin sağlanabilmesi amacıyla mevzuatta öngörülen hukuki ve teknik prosedürlerin gecikmeksizin işletilmesi gerekmektedir. Bilişim sistemleri vasıtasıyla işlenen suçlarda zamanaşımı ve delillerin karartılması riski yüksek olduğundan, sürecin belirli bir hiyerarşik sıra dâhilinde yürütülmesi zorunluluk arz etmektedir.

  1. Bankaya Derhal Yazılı Bildirim ve Hesap Dondurma Talebi (İlk 24 Saat İçinde): Dolandırıcılık vakasının fark edildiği an, ilgili bankanın müşteri hizmetleri ve şüpheli işlem birimiyle (anti-fraud) ivedilikle iletişime geçilmelidir. Gerçekleştirilen transferlerin durdurulması, mümkünse fonlar üzerine bloke konulması ve mobil bankacılık şifreleri ile müşteri hesaplarının dondurulması talep edilmelidir.
  2. Cumhuriyet Başsavcılığı’na Suç Duyurusu: Türk Ceza Kanunu’nun 158/1-f maddesi uyarınca “Bilişim Sistemlerinin Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Nitelikli Dolandırıcılık” suçundan ötürü Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmalıdır. Dilekçede şüpheli işlemlerin gerçekleştiği saatler, dekontlar, kullanılan IP adresleri, varsa oltalama (phishing) linkleri ve fonların aktarıldığı IBAN/hesap bilgileri açıkça belirtilmelidir. Savcılık makamından, suç geliri barındıran karşı hesaplar üzerine Ceza Muhakemesi Kanunu madde 128 uyarınca ivedilikle el koyma ve ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep edilmelidir.
  3. Borsanın Uyum (Compliance) Birimine Teknik Başvuru (Blockchain Takibi): Fonların bankacılık sisteminden çıkarak kripto varlığa dönüştüğü ve bir borsaya aktarıldığı senaryolarda, transferin benzersiz işlem kodu olan TXID (Transaction ID) verileri üzerinden cüzdan takibi yapılmalıdır. Paranın ulaştığı yasal kripto varlık hizmet sağlayıcısının uyum birimine teknik başvuru yapılabilir. Bu konuda özel uzmanlardan da destek alınabilir. Başvuru içeriğinde savcılık şikayet numarası ve ifade tutanağı ibraz edilerek suç geliri teşkil eden ilgili kripto cüzdanının geçici olarak dondurulması idari olarak talep edilmelidir.
  4. Tüketici Hakem Heyeti veya Mahkemeye Başvuru:Bankanın anti-fraud sistemlerinin yetersizliği veya güvenlik zafiyeti nedeniyle zararın meydana geldiği durumlarda, bankanın hukuki sorumluluğuna gidilmelidir. Uyuşmazlık tutarı, her yıl belirlenen yasal parasal sınırların altında kalmaktaysa Tüketici Hakem Heyetine; bu sınırları aşmaktaysa Tüketici Mahkemelerinde (ticari nitelikteki işlemler için Asliye Ticaret Mahkemelerinde) bankaya karşı tazminat davası açılmalıdır.

kripto-islemlerinde-banka-sorumlulugu-dolandirilan-para-geri-alinir-mi

Dijital Delillerin Güvence Altına Alınması: On-Chain Analiz ve Noter Tespiti 

Bilişim suçlarında delillerin niteliği gereği hızla erişilemez hâle gelebilmesi, delillerin ilk andan itibaren güvence altına alınmasını zorunlu kılmaktadır.

Bu kapsamda öncelikle; transferin benzersiz işlem kodu (TXID), dolandırıcının cüzdan adresleri, platform bağlantı adresleri, tüm yazışmalar, banka dekontları ve ekran görüntüleri gecikmeksizin kaydedilmelidir.

Dolandırıcıların hesaplarını kısa sürede kapatması sebebiyle, bu verilerin saatler içinde muhafaza altına alınması önem arz etmektedir.

TXID verileri üzerinden yürütülen blok zincir analizi (on-chain analiz), fonların hangi cüzdanlara ve nihai olarak hangi yasal kripto varlık hizmet sağlayıcısına ulaştığının teknik kesinlikle tespitine imkân tanımaktadır.

Elektronik delillerin sonradan değiştirilmediğinin ortaya konulabilmesi bakımından, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu‘nun 400 ve devamı maddeleri uyarınca delil tespiti yoluna başvurulması veya dijital içeriğin noter aracılığıyla tespit ettirilmesi, delilin ispat gücünü önemli ölçüde artırmaktadır.

Banka Aleyhine Dava: Hangi Mahkeme, Hangi Süre?

Tüketici Hakem Heyeti Parasal Sınırları Ne Kadar?

Bankacılık işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda idari veya kazai yollara başvurulmadan önce, uyuşmazlık bedelinin yasal olarak belirlenen parasal sınırlar içindeki konumu incelenmelidir.

6502 sayılı Tüketici Kurunması Hakkında Kanun uyarınca, her yıl ilan edilen parasal sınırların altında kalan uyuşmazlıklar için Tüketici Hakem Heyetlerine başvuru yapılması yasal bir zorunluluktur; bu sınırların üzerindeki taleplerde ise doğrudan dava yoluna gidilmesi gerekmektedir.

  • 2026 yılı yasal sınırı: Tüketici Hakem Heyetlerine yapılacak başvurularda 186.000 TL üst sınır olarak uygulanmaktadır. Bu tutarın altındaki uyuşmazlıklarda Tüketici Hakem Heyetinin kararı tarafları bağlayıcı nitelikte olup; tutarın üzerindeki uyuşmazlıklar için doğrudan kazai mercilere müracaat edilmesi gerekmektedir.

Tüketici Mahkemesi mi, Asliye Hukuk Mahkemesi mi?

Sıradan bir vatandaşın şahsi maaş veya tasarruf hesabı üzerinden gerçekleştirilen dolandırıcılık vakalarında, işlem 6502 sayılı Kanun kapsamında tüketici işlemi olarak adlandırıldığından ötürü Tüketici Mahkemeleri görevlidir. Davanın açılmasından önce davanın dava şartı olan arabuluculuk sürecinin işletilmesi yasal bir zorunluluktur.

Eğer zarar gören hesap bir şahıs şirketine veya ticari şirkete aitse, uyuşmazlık 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu uyarınca mutlak ticari dava sayılmakta ve Asliye Ticaret Mahkemeleri görev alanı içinde kalmaktadır. Görevli mahkemenin hatalı seçilmesi davanın usulden reddine sebebiyet vermektedir

Zamanaşımı ve Dava Açma Süreleri

Banka sistemlerindeki siber zafiyetler veya yetkisiz erişimler neticesinde doğan zararların tazmini talebiyle açılacak davalar, temelde banka ile müşteri arasındaki bir nevi vekalet sözleşmesine veya bankanın sözleşmeye aykırılık teşkil eden fiillerine dayanmaktadır.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 146. maddesinde yer alan genel hüküm uyarınca, sözleşmeye aykırılıktan doğan tazminat davalarında genel zamanaşımı süresi 10 yıl olarak belirlenmiştir. Bu süre, şüpheli işlemin gerçekleştiği ve zararın doğduğu tarihten itibaren işlemeye başlamaktadır.

Diğer taraftan, işlemin kart hamili tarafından harcama itirazı (chargeback) yoluyla idari olarak çözülmesi amaçlanıyorsa, uluslararası kart kuruluşu kurallarında öngörülen 120 günlük hak düşürücü başvuru süresine sadık kalınması; bu sürenin kaçırılması hâlinde ise doğrudan 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde genel mahkemelerde tazminat davası açılması gerekmektedir.

Konuya ilişkin diğer hizmetlerimiz hakkında detaylı bilgiyi Kripto Para Suçları Avukatı başlıklı yazımızdan öğrenebilirsiniz.

Yargıtay Kararları Işığında Bankanın Sorumluluğu

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/549, K. 2011/8167, T. 04.07.2011 kararında internet bankacılığı kanalıyla mudinin bilgisi ve rızası dışında üçüncü kişilerin hesabına fon aktarılması neticesinde doğan zararın tazmini talebiyle açılan davada, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne dair verilen karar Yargıtay tarafından onanmıştır.

Yüksek mahkeme; bankaların kendilerine yatırılan mevduatı koruma konusunda en hafif kusurlarından dahi sorumlu olduklarını ve dolandırıcılığı önleyecek mahiyette gerekli ek güvenlik tedbirlerini alma yükümlülüğü taşıdıklarını asıl gerekçe olarak benimsemiştir.

Netice itibarıyla, bilişim sistemleri üzerinden gerçekleştirilen yetkisiz işlemlerde organizasyon ve özen borcuna aykırı hareket eden bankanın, mudinin uğradığı zararı mevduata uygulanan en yüksek faizle birlikte tazmin etmekle yükümlü olduğu hüküm altına alınmıştır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2012/11-550, K. 2012/820, T. 21.11.2012 kararında internet bankacılığı kanalıyla mudinin bilgisi ve iradesi dışında gerçekleştirilen usulsüz transferlerde tarafların sorumluluk sınırları ve kusur dağılımı Hukuk Genel Kurulu tarafından kesin olarak tayin edilmiştir. İlk derece mahkemesinin riski yarı yarıya (%50) paylaştıran direnme kararını bozan Yüksek Kurul; banka ile müşteri arasındaki ilişkiyi usulsüz tevdi ve ödünç sözleşmesi olarak nitelendirmiştir.

Bu hukuki nitelendirme uyarınca, bankaya yatırılan mevduatın mülkiyeti ile hasarı saklayana geçmekte olup, sistem zafiyetleri veya siber saldırılar neticesinde hesaptan çekilen paralar doğrudan doğruya bankanın zararı sayılmaktadır.

Bankanın basiretli bir tacir ve güven kurumu olarak en son teknolojik gelişmelere uygun güvenlik mekanizmalarını kurma yükümlülüğü objektif özen borcunun bir gereğidir.

Banka, mudinin dolandırıcılarla iş birliği yaptığını veya şifre güvenliği konusunda ağır bir müterafik kusuru bulunduğunu yasal delillerle ispat edemediği müddetçe, siber risklerin faturasını müşteriye yansıtamayacak ve rıza dışı çekilen mevduat alacağını aynen iade etmekle sorumlu olacaktır.

Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2025/4535, K. 2026/2256, T. 02.03.2026 kararında kripto para yatırımı vaadiyle güven telkin edilerek mağdurun fonlarının ele geçirilmesi ve piyasadaki düşüş bahane edilerek iade edilmemesi vakasında, ceza soruşturmasının usul ve kapsamı Yargıtay tarafından netleştirilmiştir.

İlk derece savcılığının, taraflar arasındaki rızai şifre paylaşımı ve savunmayı baz alarak uyuşmazlığı hukuki ihtilaf niteliğinde görmesi ve verdiği kovuşturmaya yer olmadığına dair karara (KYOK) karşı yapılan itirazın Sulh Ceza Hakimliğince reddedilmesi, yüksek mahkeme tarafından eksik soruşturma gerekçesiyle kanun yararına bozulmuştur.

Yargıtay; failin para coin piyasasında eridi şeklindeki soyut savunmasının doğrudan doğruya esas alınamayacağını hüküm altına almıştır.

Maddi gerçeğin açığa çıkarılması amacıyla adli makamların; tarafların banka ve kripto varlık hesap hareketlerini (KYC/IP kayıtlarını) temin etmesi, fonların gerçekten yatırıma yönlendirilip yönlendirilmediğini uzman bilirkişi marifetiyle teknik olarak inceletmesi, şüphelinin UYAP üzerindeki benzer dolandırıcılık dosyalarını ve suç işleme kastının sürekliliğini araştırması gerektiği vurgulanmıştır.

Netice itibarıyla, bilişim sistemleri araç kılınarak işlenen kripto dolandırıcılığı iddialarında, gerekli dijital ve finansal deliller toplanmadan uyuşmazlığın salt bir sözleşmeye aykırılık veya şahsi borç ilişkisi olarak nitelendirilemeyeceği esasa bağlanmıştır.

Mevzuat Çerçevesi: KVHS, SPK ve MASAK Düzenlemeleri

Yeni Kripto Kanunu’nda Bankaların Yükümlülükleri

6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nda 7518 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler uyarınca, Kripto Varlık Hizmet Sağlayıcıların (KVHS) kuruluş ve faaliyete geçiş izinleri sıkı şartlara bağlanmıştır.

Bu doğrultuda, KVHS’lerin gerekli mali güce, sektörel dürüstlük ile itibara sahip olmaları ve faaliyetlerinde şeffaflık ile basiret ilkelerine uygun hareket etmeleri yasal bir zorunluluk olarak ihdas edilmiştir.

Mevzuatta açık hüküm bulunmayan hallerde veya bankalara ek yükümlülük getirilecek özel durumlarda, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun (BDDK) görüşünün alınması zorunlu kılınmıştır.

Yeni yasal düzenleme uyarınca kripto varlıkların müşterilerin kendi cüzdanlarında saklanması esas kabul edilmiş; ancak bu yöntemi tercih etmeyen kullanıcıların nakit ve kripto varlıklarının, SPK tarafından yetkilendirilen ve BDDK tarafından uygun görülen bankalar nezdinde saklanması zorunluluğu getirilmiştir.

Müşterilere ait kripto varlıkların, platformların kendi mal varlıklarından ayrı tutulması ilkesi benimsenmiştir. Bu itibarla KVHS’lerin olası bir iflas, tasfiye veya konkordato sürecine girmesi halinde, müşterilere ait nakit ve kripto varlıkların rehnedilmesi, haczedilmesi veya iflas masasına dahil edilmesi yasal olarak açıkça yasaklanmıştır.

Müşteri varlıklarının yatırım kuruluşunun kendi varlıklarından ayrı banka hesaplarında izlenmesi, saklama hizmetini sunan bankaların kurumsal bir ödevi olarak düzenlenmiştir.

Bununla birlikte bankaların bu saklama faaliyetinden doğan hukuki sorumluluğu, yatırım kuruluşu (KVHS) tarafından bankaya yapılan bildirimlerin doğruluğu ve içeriği ile sınırlı tutulmuştur.

Nakit Transfer Zorunluluğu ve MASAK Şüpheli İşlem Bildirimi

Kripto Varlık Hizmet Sağlayıcıların (KVHS) nakit ödeme veya kripto varlık teslim yükümlülüklerini yerine getiremediğinin ya da mali yapılarının taahhütlerini karşılayamayacak derecede zayıfladığının tespiti hâlinde, Sermaye Piyasası Kurulu doğrudan müdahale yetkisini haizdir.

Bu kapsamda Kurul mali yapının güçlendirilmesi amacıyla en fazla üç aylık bir süre tanımaya, herhangi bir süre vermeksizin faaliyetleri geçici olarak durdurmaya veya faaliyet yetkisini tamamen kaldırmaya yetkilidir.

Ayrıca, sorumluluğu tespit edilen yönetici ve çalışanların imza yetkilerinin sınırlandırılması veya iptali de bu idari tedbirler arasında yer almaktadır. KVHS’lerin hukuka aykırı faaliyetlerinden ve edimlerini ifa edememelerinden kaynaklanan tüm zararlardan ötürü platformların hukuki sorumluluğu esastır.

Platformlar; işlemlerin güvenilir, şeffaf, etkin ve dürüst bir şekilde yürütülmesini sağlamak amacıyla kendi bünyelerinde gerekli gözetim sistemlerini kurmak ve önleyici tedbirleri almakla yükümlü kılınmıştır. Bu doğrultuda, nezdlerinde gerçekleştirilen piyasa bozucu nitelikteki eylem ve işlemlerin tespit edilmesi, bu eylemleri gerçekleştiren hesapların kısıtlanması, durdurulması veya kapatılması platformların yasal ödevidir.

KVHS’ler, ulaştıkları bu tür piyasa bozucu tespitleri rapora bağlayarak ivedilikle Kurula bildirmekle yükümlüdür. Diğer taraftan, nakit transfer süreçlerinde ve şüpheli fon hareketlerinde MASAK mevzuatına tam uyum sağlanması; hem platformlar hem de aracı bankalar bakımından zincirleme bir takip ve bildirim sorumluluğu doğurmaktadır.

Kripto Para Hukuku ve Bilişim Hukuku hakkındaki diğer hizmetlerimize buradan erişebilirsiniz.

Kripto işlemlerinde banka sorumluluğu

Sıkça Sorulan Sorular

Kripto Dolandırıcılığında Banka Parayı İade Etmek Zorunda Mı?

Siber dolandırıcılık vakalarında bankanın iade yükümlülüğü, organizasyon ve güvenlik kusurunun bulunup bulunmadığına göre tayin edilmektedir. İnternet bankacılığı altyapısındaki sistemsel zafiyetler, veri tabanı sızıntıları veya bankanın koruma alanındaki güvenlik açıklarından faydalanılarak fonların transfer edilmesi hâlinde, bankanın kusursuz sorumluluğu gereği zararı iade etmesi gerekmektedir. Ancak paranın platforma sorunsuz ulaştırılmasından sonra, platform içi risklerden veya kullanıcının hatalı yatırımlarından doğan zararlardan ötürü bankanın iade yükümlülüğü bulunmamaktadır.

Kendi Rızamla Gönderdiğim Kripto Parayı Geri Alabilir Miyim?

Kullanıcının aldatıcı yönlendirmeler veya sosyal mühendislik neticesinde fonları kendi iradesiyle göndermiş olması, paranın geri alınamayacağı anlamına gelmemektedir. Gönderilen nakit para henüz bankanın takas havuzundaysa veya karşı kuruma iletilmemişse, ivedi olarak yapılacak ihbarla transfer durdurulabilmektedir. Fonların blockchain ağına dâhil olduğu ve kripto varlığa dönüştüğü senaryolarda ise, transferin benzersiz işlem kodu (TXID) üzerinden takibi yapılarak ulaştığı yasal borsaya ihbarda bulunulmalı, ilgili cüzdanın dondurulması talep edilmelidir.

Banka Dolandırıcılık Başvurumu Reddederse Ne Yapmalıyım?

Bankaya yapılan yazılı zararın tazmini başvurusunun haksız olarak reddedilmesi veya yasal süresi içinde cevaplandırılmaması hâlinde, yargı yoluna başvurulması gerekmektedir. Uyuşmazlık bedeli güncel yasal sınır olan 186.000 TL ve altında ise Tüketici Hakem Heyetine doğrudan müracaat edilmelidir. Bu tutarı aşan uyuşmazlıklarda ise dava şartı olan arabuluculuk sürecinin işletilmesinin ardından, uyuşmazlığın niteliğine göre Tüketici Mahkemelerinde veya Asliye Ticaret Mahkemelerinde tazminat davası açılmalıdır.

Dolandırıcının IBAN’I Veya Cüzdan Adresi Varsa Kişiye Ulaşılabilir Mi?

Şüphelilere ait IBAN numarası veya yasal bir kripto borsasında kimlik doğrulaması (KYC) yapılmış cüzdan adreslerinin bulunması durumunda, faillerin gerçek kimlik bilgilerine adli makamlarca ulaşılabilmektedir. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, ilgili bankalara ve kripto varlık hizmet sağlayıcılara yazılacak müzekkereler neticesinde hesap sahiplerinin kimlik, IP ve adres bilgileri tespit edilerek haklarında ceza yargılaması ve icra takibi süreçleri başlatılmaktadır. Ancak soğuk cüzdan olarak tabir edilen ve herhangi bir borsaya bağlı olmayan anonim cüzdan adreslerinde failin kimliğinin tespiti teknik olarak son derece güçtür.

Banka Aleyhine Dava Ne Kadar Sürer, Masrafı Nedir?

Tüketici mahkemelerinde banka aleyhine açılan tazminat davaları, mahkemelerin iş yoğunluğuna ve bilirkişi inceleme süreçlerine bağlı olarak ortalama bir ila iki yıl arasında neticelenmektedir. 6502 sayılı Kanun uyarınca tüketiciler tarafından açılacak davalar harçtan muaf tutulduğundan, başlangıçta yüksek harç masrafları doğmamaktadır; yalnızca tebligat ve bilirkişi giderlerini kapsayan gider avansının yatırılması gerekir. Nitekim davanın ticari nitelikte olması ve Asliye Ticaret Mahkemesinde açılması hâlinde ise nispi harç tarifesi uygulanmakta ve masraf yükü artmaktadır. Davanın kabulü hâlinde tüm yargılama giderleri ve vekalet ücreti haksız çıkan tarafa yükletilmektedir.

3D Secure Şifresinin Girilmiş Olması Bankayı Sorumluluktan Tamamen Kurtarır Mı?

İşlemin tek kullanımlık onay kodu veya SMS şifresi ile gerçekleştirilmiş olması, bankanın hukuki sorumluluğunu kendiliğinden ortadan kaldırmamaktadır. Dijital doğrulama kodları işlemin cihaz sahibi tarafından onaylandığına dair bir karine teşkil etse de, bankanın anti-fraud (dolandırıcılık önleme) sistemlerinin mutat dışı işlem hacmini, coğrafi anormalliği veya şüpheli transfer trafiğini tespit edemediği durumlarda organizasyon kusuru devam etmektedir. Sırf SMS şifresinin girilmiş olmasına dayanılarak bankanın özen yükümlülüğünden muaf tutulması hukuki açıdan mümkün değildir.

Kripto Platformunun İflas Etmesi Veya Kapanması Hâlinde Bankadaki Mevduata Ne Olur?

7518 sayılı Kanun uyarınca, kripto varlık hizmet sağlayıcılarının nezdindeki müşteri varlıkları ile platformun kendi mal varlıklarının ayrı tutulması zorunludur. Kullanıcıların platform hesaplarında bulunan ancak bankalarda saklanan nakit ve kripto varlıkları, platformun olası bir iflas, tasfiye veya konkordato sürecine girmesi hâlinde haczedilemez, rehnedilemez ve iflas masasına dâhil edilemez. Bankalar, bu varlıkları yatırım kuruluşunun kendi varlıklarından ayrı hesaplarda izlemek ve korumakla ödevlendirilmiştir.