REDDİ MİRAS NASIL YAPILIR?

İçindekiler

REDDİ MİRAS NASIL YAPILIR

Reddi Miras Nasıl Yapılır? Şartları, Süresi Ve Dilekçe Örneği (2026)

Mirasın reddi, mirasbırakanın ölümü üzerine mirasçılara intikal eden terekenin, içerdiği borç ve yükümlülüklerle birlikte kabul edilmesinin doğurabileceği olumsuz sonuçların önlenmesi amacıyla kanun koyucu tarafından düzenlenmiş bir haktır. Türk Medeni Kanunu uyarınca miras, kural olarak mirasçılar tarafından kendiliğinden kazanılmakta ise de, mirasçılara belirli şartlar ve süreler dahilinde bu mirası reddetme imkânı tanınmıştır. Bu kapsamda mirasın reddi, mirasçının tek taraflı ve açık irade beyanı ile gerçekleştirilen, yenilik doğuran bir hukuki işlem niteliğindedir.

Mirasın reddi işleminin geçerliliği, kanunda öngörülen usul ve esaslara uygun olarak yapılmasına bağlıdır. Bu çerçevede, ret beyanının yetkili sulh hukuk mahkemesine yöneltilmesi, belirli süreler içerisinde gerçekleştirilmesi ve kayıtsız ve şartsız olması gerekmektedir. Aksi takdirde, mirasın zımnen kabul edilmiş sayılması ve mirasçının tereke borçlarından sorumluluğu söz konusu olabilecektir.

Reddi Miras Nedir?

Reddi miras, mirasçının, mirasbırakanın ölümü ile kendiliğinden kazanmış olduğu mirası, kanunda öngörülen süre ve usule uygun şekilde tek taraflı irade beyanı ile reddetmesi sonucunu doğuran bir hukuki işlemdir. Bu işlem ile mirasçı, terekeye dahil olan tüm hak ve borçları üstlenmekten kaçınmakta olup, ret beyanının geçerli şekilde yapılması halinde mirası hiç kazanmamış sayılmaktadır. Böylece ret beyanının geçmişe etkili sonuç doğurmuş olur.

Türk hukukunda reddi miras kurumu, Türk Medeni Kanunu’nun 605 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, mirasçılara tanınmış seçimlik bir hak niteliğindedir. Bu kapsamda mirasçı, mirası kabul etmek veya reddetmek konusunda serbesttir. Bununla birlikte, kanunda öngörülen üç aylık yasal süre içerisinde ret hakkının kullanılmaması halinde mirasın kayıtsız ve şartsız kabul edildiği karinesi doğmakta ve mirasçı, tereke borçlarından kişisel malvarlığı ile sorumlu hale gelmektedir.

Miras, mirasbırakanın ölümü ile birlikte kendiliğinden açılmakta ve bu an itibarıyla mirasçılar bakımından mirasçılık sıfatı kazanılmaktadır. Buna bağlı olarak, mirası reddetme hakkı da kural olarak mirasın açılması ile doğmaktadır. Mirasçının ret hakkını, mirasın kendisine geçtiğini öğrendiği tarihten itibaren üç ay içerisinde kullanması gerekmektedir. Ancak mirasçı murisin ölüm tarihinden sonradan haberdar olduysa (ölüm tarihinden itibaren üç aylık süre geçmiş olsa dahi) bu durumda mirasçı, öğrenme tarihinden başlamak üzere 3 ay içinde mirası reddedebilir.

Reddi Miras Nasıl Yapılır?

Reddi miras yalnızca murisin son yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesinde yapılır. Noterde, konsoloslukta veya başka bir resmi merci önünde yapılan işlemler hukuki sonuç doğurmaz. Başvuru için sulh hukuk mahkemesine yazılı dilekçe verilir. Mahkeme ret beyanını tutanağa geçirir, ayrıca duruşma yapılmaz. Ret beyanı kayıtsız ve şartsız olmalıdır. Koşula bağlı ya da kısmi ret geçersizdir.

Mirasçı işlemi bizzat yapabileceği gibi, reddi mirasa ilişkin özel yetki içeren vekâletname düzenleyerek avukat aracılığıyla da yaptırabilir. Genel vekâletname bu iş için yeterli değildir.

Noterden Reddi Miras Nasıl Yapılır?

Reddi miras ancak murisin son yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesinde yapılır. Noterlerin böyle bir işlem yapma yetkisi bulunmamaktadır.

Reddi Miras Davası Nasıl Açılır​?

Reddi miras davası, murisin son yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesinde açılır. Öncelikle dava dilekçesi hazırlanır. Dilekçede mirasçının kimlik bilgileri, murisin kimliği ve ölüm tarihi ve mirası kayıtsız şartsız reddettiğine dair açık irade beyanı yer alır. Dilekçe fiziki çıktı alınır ve imzalanır.

Dilekçe ekine veraset ilamı (mirasçılık belgesi) ile ölüm belgesi eklenir. Fiziksel başvuruda dilekçe ve veraset ilamıyla birlikte adliyeye gidilir. Hukuk Tevzi kısmından dava açılır. Harç ve gider avansı ödenir ve dava açılır.

E-imza ya da mobil imza sahipleri aynı işlemi UYAP Vatandaş Portalı üzerinden yapabilir. Adliyeye gitmeye gerek kalmaz, harçlar online ödenir. Harç ödemesi için dava açacak kişiye ait Vakıfbank hesabı olması gerekmektedir. UYAP sistemi üzerinden dava harçları sadece Vakıfbank hesaplarıyla ödenebilmektedir.

Kural olarak duruşma yapılmaz. Dosya üzerinden karar verilir.

Reddi Miras Dilekçesi Nasıl Yazılır​?

Aşağıdaki reddi miras dilekçesi örneği yer almaktadır.

İSTANBUL ( ) SULH HUKUK MAHKEMESİNE

DAVACI :

VEKİLİ : Av. AYSEL İREM KAP & Av.FERDİ KURNAZ& Av. BERKAY BAŞCI

DAVALI : Hasımsız

KONU : Mirasın reddi.

AÇIKLAMALAR

Muris ………… , ……… tarihinde vefat etmiştir. Muristen intikal eden mirası kayıtsız ve şartsız reddettiğimizi Türk Medeni Kanunu’nun 606. maddesinde öngörülen yasal sürede sayın mahkemenin bilgilerine sunuyoruz. Mirasın kayıtsız şartsız reddi için işbu davayı ikame etmek gerekmiştir.

HUKUKİ NEDENLER : TMK m.605 ve devamı hükümler, HMK , diğer ilgili mevzuat hükümleri.

HUKUKİ DELİLLER :

  1. Nüfus kayıtları,
  2. Tarafların sosyal ve ekonomik ekonomik durumunu belgeleyen kayıtlar,
  3. Ödeme emirleri,
  4. Bilirkişi,
  5. İlgili Kurumlardan istenecek müzekkere cevapları,
  6. İcra takipleri,
  7. Vergi Ceza İhbarnameleri,
  8. Tanık beyanları,
  9. Yemin,
  10. Sair Yasal Delil.

SONUÇ VE İSTEM : Fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydıyla yukarıda açıklandığı üzere; murisin ölümü ile mirasçı oldukları tespit edilen müvekkil davacının mirası kayıtsız şartsız reddettiğine dair istemin kabulü ile ilgili sicile tesciline karar verilmesini vekaleten talep ederim.

Davacı Vekili

Sağken Reddi Miras Nasıl Yapılır​?

Türk hukukunda kural olarak miras, miras bırakanın ölümünden önce reddedilemez. Henüz açılmamış bir miras üzerinde tasarruf yapılamaz; bu, TMK’nın temel ilkelerinden biridir. Ancak bunun istisnası miras sözleşmesiyle mirastan feragattir.

TMK m. 528 kapsamında mirastan feragat sözleşmesi, miras bırakan hayattayken, mirasçı ile karşılıklı anlaşarak mirastan feragat sözleşmesi yapılabilir. Bu sözleşmeyle mirasçı, ileride açılacak mirasa olan haklarından peşinen vazgeçer. Feragat karşılıksız olabileceği gibi bir bedel (ivaz) karşılığında da yapılabilir. Sözleşme noter huzurunda yapılır. Adi yazılı ya da sözlü olarak yapılan feragat sözleşmeleri geçersizdir.

Mirastan feragat sözleşmesi, miras bırakan ile mirasçı arasında yapılabilir. Üçüncü bir kişiyle ya da miras bırakanın katılımı olmaksızın mirasçılar arasında yapılan feragat geçerli değildir.

Feragat bir bedel karşılığında yapılmışsa, feragat eden mirasçının altsoyu da bu feragattan etkilenir. Onlar da miras hakkını kaybeder. Karşılıksız feragatte ise yalnızca feragat eden etkilenir. Altsoyun hakkı aksi sözleşmede kararlaştırılmamışsa devam eder.

Mirastan feragat, ölüm öncesinde yapılan ve miras bırakanın rızasını gerektiren bir sözleşmedir. Ölüm sonrası reddi miras ise tek taraflı bir irade beyanıdır. Karşı tarafın onayı aranmaz. Feragat noter onaylı sözleşmeyle, reddi miras ise sulh hukuk mahkemesine başvuruyla yapılır.

Mirasın Hükmen Reddi Nedir? (Terekenin Borca Batık Olması)

Mirasın hükmen reddi, miras bırakanın vefatı sonrası mirasçılara intikal eden mirasın borca batık olması halinde ,reddetme beyanı vermeksizin karine olarak reddetmesi anlamına gelir. 

Mirasın hükmen reddi davası, miras bırakanın vefatı sonrası mirasçılara intikal eden mirasın, borçlar nedeniyle kabul edilmek istenmediği durumlarda açılan bir dava türüdür. Bu dava, mirasçının mirası hükmen reddetmesiyle, miras bırakanla olan hukuki bağın tamamen kesilmesini amaçlar. Böylece mirasçı, mirasa ait borçlardan ve yükümlülüklerden sorumlu tutulmaz.

Örneğin: A.Y isimli kişi miras bırakanın yasal mirasçısıdır. Miras bırakan 01.05.2024 tarihinde vefat etmiş, mirasçı mirasın borca batık olduğunu bilmediğinden mirası 3 aylık sürede reddetmemiştir.  01.11.2024 tarihinde A.Y isimli kişiye Vergi Dairesinden ödeme emri gelmiş, miras bırakana ait şirketin vergi borçlarının ödenmediğini görmüştür. Bu aşamada A.Y,  miras bırakananın mal varlığının pasifinin yani borçlarının aktifinden fazla olduğunu öğrendiğinden ve 3 aylık mirası reddi süresi de dolmuş olduğundan mirası “hükmen” reddi istemi ile dava açabilir.

MİRASIN HÜKMEN REDDİ DAVA DİLEKÇESİ ÖRNEĞİ 

İSTANBUL ( ) ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE

İHTİYATİ TEDBİR TALEPLİDİR.

DAVACI                       :

VEKİLİ                         : Av. AYSEL İREM KAP & Av.FERDİ KURNAZ& Av. BERKAY BAŞCI

DAVALI                       : 

MURİS                        : 

KONU                          : Mirasın hükmen reddi ile borçlu müteveffanın terekesinin borca batık olduğunun tespiti taleplerine havidir.

AÇIKLAMALAR

1-Müvekkilin müteveffa abisi .. TC kimlik numaralı … 2026 yılında vefat etmiştir. Müvekkil, müteveffanın yasal mirasçıdır. Müteveffa, amme borçlarını ödemeden vefat ettiğinden müvekkil davacıya davalı tarafın rücu etme imkanı doğmuştur.

Davalı idare müteveffanın vadesinde ödemediği amme alacağına ilişkin müvekkil hakkında cebren tahsil ve takip edilmesi hasebiyle Amme Alacaklar Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre müvekkile 15/12/2023 tarihinde ödeme emirleri tebliğ edilmiştir. (EK-1: Ödeme Emirleri)

2-Kural olarak mirasçılar üç aylık sürede mirası reddetmedikleri takdirde mirası kabul etmiş sayılırlar. Ancak Türk Medeni Kanunu 605/2. Maddesi “Ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır.” hükmünü havidir. Mevzuattan da anlaşılacağı üzere, mirasın hükmen reddi, yasal olarak herhangi bir süreye bağlanmamıştır.

Mirasın hükmen reddi müessesesine başvurulabilmesinin koşulu, murisin ölüm tarihindeki borçlarının alacakları ve tüm hakları da dahil olmak üzere malvarlığından fazla olmasıdır. Yani mirasbırakanın ölümü tarihinde, tereke kapsamındaki pasiflerin aktiflerden fazla olması durumunda, borca batıklık durumundan söz edilecektir. Terekenin borca batıklığı, murisin ölümü tarihinde söz konusu olmalıdır. Söz konusu borca batıklığın resmen tespit edilmiş veya tespit edilebiliyor olması gerekmektedir. Ölen kişinin malvarlığının borçlarını karşılayamayacak halde olduğu, mirasçıları ve yakınları tarafından biliniyorsa da mirasın hükmen reddini talep etmeleri mümkündür.

3-Somut olayda ölüm tarihi itibariyle müteveffa borçlunun malvarlığının pasifi, aktifinden fazladır. Hatta ve hatta müteveffanın ölüm tarihi itibariyle taşınır, taşınmaz veya nakdi herhangi bir malvarlığı bulunmamaktadır. Mahkemece tensiple birlikte borçlu müteveffa adına kayıtlı taşınmaz bulunup bulunmadığının tespiti için Tapu Müdürlüğü’ne, müteveffanın adına kayıtlı taşınır(araç) bulunup bulunmadığının tespiti için Emniyet Müdürlüğü Trafik Tescil Bürosuna müzekkere yazılarak terekenin borca batıklığı tespit edilebilir. Borçlu müteveffanın banka hesaplarının incelenmesi ve herhangi bir mevduatının bulunup bulunmadığının tespiti için müteveffanın son kayıtlı olduğu yerdeki tüm bankalara müzekkere yazılması neticesinde malvarlığının pasifinin aktifinden fazla olduğu tespit edilebilecektir.

Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 11.04.2018 Tarih 2017/438E. 2018/770K. Sayılı kararına göre;

Somut olayda, mirasçılar defi yolunu tercih etmişlerdir. Açılan bu mirasbırakanın ödemeden aczinin açıkça belli olduğunu dile getirmişlerdir. İşte bu halde mirasın reddedilmiş olduğunun kabulü gerekir.” (HGK.nun 16.04.2008 tarih 2008/332-436 E.K.sayılı kararı)

Hakiki redde, red süresi içinde mirasın kayıtsız şartsız reddedildiğinin sulh hâkimine açıklanması ve reddin tescil ettirilmesi gerekmesine, bu konuda iş yapılmamasının veya suskun kalınmasının mirası kabul etmiş olunacağı kuralına karşın, terekenin borca batık olmasının herkesçe, mirasçılarca bilinmesi, bu konunun sabit olması hâlinde suskunluk, terekeye sahip çıkmama mirasın reddedildiği anlamına gelmektedir.

Mirasçı alacaklılara karşı bir süreye bağlı kalmaksızın terekenin borca batık oldu tesbitini açacağı bir dava ile isteyebilir. Hükmen red adından da anlaşıldığı gibi ancak alacaklılara karşı açılacak bir dava ile tesbit edilebilir. İtiraz veya savunma yolu ile de ileri sürülebilecektir ” ( Özuğur, A.İ. : Türk Medeni Kanunundan Önce ve Sonra Miras Hukuku, Cilt I,Ankara 2016, s.345,346). Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.04.2008 tarih ve 2008/4-332 E., 2008/336 K. sayılı kararı da bu yöndedir.

Yine Türk Medeni Kanunu’nun 605. maddesine göre, ölüm tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi, açıkça belli veya tespit edilmiş ise ancak o zaman miras reddedilmiş sayılacaktır. Ödemeden aczin varlığı ise miras bırakanın ölüm tarihi itibari ile mal varlığındaki aktif ve pasiflerin net bir şekilde ortaya konulması ile tespit edilebilecektir.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun kararında da görüleceği üzere müteveffanın borca batıklığının tespiti noktasında davacının talebiyle bağlı olduğu ve işbu hususun aydınlatılması gerektiği ve bu talebe ilişkin herhangi zaman sınırı bulunmadığına vurgu yapılmıştır.

5-Sonuç olarak, muris sağlığında birçok harcama yapmış ve yüklü miktarda borç altına girmiştir. Dolayısı ile müteveffanın terekesi borca batık olup, mirasın hükmen reddi için işbu davayı ikame etme zorunluluğu hasıl olmuştur. Ayrıca alacaklıların haciz işlemine geçip geri dönüşü olmayan hak kayıpları yaşatmaması adına muaccel olan ve olacak olan borçlara ilişkin teminatsız olarak İhtiyati Tedbir kararı verilmesini, ayrıca ilgili Vergi Dairelerine müzekkere yazılarak borçların tahsilinin dava sonuna kadar “Tedbir Olarak Durdurulmasına” karar verilmesini talep ederiz.

HUKUKİ NEDENLER : TMK m.605 ve devamı hükümler, HMK , diğer ilgili mevzuat hükümleri.

DELİLLER :
Nüfus kayıtları,
Tarafların sosyal ve ekonomik ekonomik durumunu belgeleyen kayıtlar,
ödeme emirleri,
bilirkişi,
ilgili Kurumlardan istenecek müzekkere cevapları,
icra takipleri,
Vergi Ceza İhbarnameleri,
tanık beyanları,
yemin ve diğer sair deliller.

SONUÇ VE İSTEM : Fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydıyla yukarıda açıklandığı üzere;

1-İhtiyati tedbir talebimizin KABULÜNE,

2-Müvekkilin mirası hükmen reddi isteminin KABULÜ ile borçlu müteveffanın terekesinin borca batık olduğunun TESPİTİNE,

3-Yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa YÜKLETİLMESİNE,

Karar verilmesini vekaleten talep ederim. ../../…

Davacı Vekili
Av. AYSEL İREM KAP & Av.FERDİ KURNAZ& Av. BERKAY BAŞCI

EKLER
Ödeme Emirleri,
Vekaletname.

NOT: Mirasın reddi dilekçe örneği ve mirasın hükmen reddi dilekçe örneği genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup örnek mahiyetindedir. Miras bırakanın terekesi, miras bırakanın vefat tarihi, mirasçı sayısı vb. hususlar  farklılık göstermekte olup dava dilekçesinin davanın temelini oluşturduğu hususu gözetildiğinde hukuki yardım alınması önem arz etmektedir. 

Mirasın Hükmen Reddi ile Reddi Miras Davası Farkı Nedir?

Miras hükmen reddi (terekenin borca batık olması) ile reddi miras davası arasındaki farklar aşağıdaki tablodaki gibidir.

Kriter Hükmen Red Gerçek Red
Başvuru Gerekmez Sulh hukuk mahkemesine dava açılır
Şart Tereke açıkça borca batık olmalı Herhangi bir şart aranmaz
Süre 3 aylık süreye tabi değil Mirasın öğrenilmesinden itibaren 3 ay
İspat yükü Mirasçı borca batıklığı ispat etmeli İspat gerekmez, beyan yeterli
Güvence Tartışmaya açık olabilir Mahkeme tutanağıyla kesinleşir

Reddi Miras Süresi Ne Kadardır? 

TMK madde 606 uyarınca mirasın reddi için yasal süre üç aydır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup kural olarak uzatılması veya durması mümkün değildir. Süre içinde ret beyanında bulunmayan mirasçı, mirası kayıtsız şartsız kabul etmiş sayılır.

Üç aylık süre, mirasçının mirasın kendisine geçtiğini öğrendiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Yasal mirasçılar için bu tarih, genellikle miras bırakanın ölüm tarihidir. Ancak ölümün sonradan öğrenilmesi durumunda öğrenme tarihi esas alınır. Atanmış mirasçılar açısından ise süre, vasiyetnamenin kendilerine tebliğ edildiği tarihten itibaren başlar.

Mirasçı, miras bırakanın ölümünü geç öğrenmişse, öğrenme tarihini ispat etmek kaydıyla süre bu tarihten itibaren başlar. Bu durumda mahkemeye başvururken geç öğrenmenin gerekçesini ve bunu destekleyen delilleri (tanık beyanı, yazışmalar vb.) sunmak gerekir.

Yurt dışında yaşayan ya da muris ile uzun süredir iletişim kurmayan mirasçılar bu hükmü sıklıkla gündeme getirir. Geç öğrenme iddiasının ispatı, mirasçı üzerindedir.

Vasiyetname ile atanan mirasçılar için üç aylık süre, vasiyetnamenin resmi açılma ve tebliği tarihinden itibaren işlemeye başlar. Vasiyetnamenin içeriği kendilerine tebliğ edilmeden sürenin başladığı kabul edilmez. Mirasçının tebligattan haberdar olduğu durumlarda ise fiili öğrenme tarihi belirleyici olabilir.

Kimler Mirası Reddedebilir? Yasal ve Atanmış Mirasçılar

Mirası reddetme hakkı, Türk Medeni Kanunu çerçevesinde hem yasal mirasçılara hem de atanmış mirasçılara tanınmış bir haktır.

  • Yasal mirasçılar, TMK’da öngörülen zümre sistemi uyarınca murisin mirasçısı olan kişilerdir. Bu kapsamda altsoy, anne-baba ve eş gibi mirasçı grupları yer alır. Yasal mirasçılar, mirasın tüm hak ve borçlarını üstlenmek istemedikleri durumlarda bu hakkı kullanabilir.
  • Atanmış mirasçılar ise murisin ölüme bağlı tasarrufuyla belirlenmiş kişiler olup, vasiyetname veya miras sözleşmesi ile mirasçı konumuna getirilirler. Atanmış mirasçılar, yasal mirasçılarla aynı hak ve sorumluluklara sahip olmasa da, mirası reddetme hakkını kullanabilirler. Ret beyanı, atanmış mirasçının payının yasal mirasçılara veya diğer atanmış mirasçılara geçmesine neden olabilir ve vasiyetnamenin uygulanmasını etkiler.

Saklı Paylı Mirasçıların Red Hakkı

Türk Medeni Kanunu’na göre bazı mirasçılar saklı pay hakkına sahiptir. Bunlar genellikle:

  • Altsoy (çocuklar, torunlar),
  • Anne-baba,
  • Eş (bazı durumlarda).

Saklı paylı mirasçılar da mirası reddedebilir. Saklı paylı olmak, ret hakkını ortadan kaldırmaz; mirası reddeden saklı paylı mirasçı, mirasçı sıfatıyla pay talebinde bulunamayacak duruma gelmektedir.

Atanmış Mirasçının Ret Hakkı

Vasiyetname veya miras sözleşmesi ile atanmış bir mirasçı da mirası reddetme hakkına sahiptir. Bu durumda:

  • Atanmış mirasçı, kendi payını reddettiğinde, reddedilen miras payı ya diğer atanmış mirasçılara ya da yasal mirasçılara geçer.
  • Payın geçiş şekli, vasiyetnamenin içeriğine ve murisin tasarrufuna göre değişebilir. Örneğin, vasiyetnamede payın belirli bir kişi veya kuruma devri öngörülmüşse, mirası reddeden atanmış mirasçının payı bu hükme göre belirlenir.
  • Ret beyanının yapılması, atanmış mirasçının mirasçı sıfatını tamamen ortadan kaldırır; dolayısıyla reddedilen miras payı, mirasçı olmayan bir kişi tarafından talep edilemez.

Çocuklar ve Kısıtlılar Adına Reddi Miras Nasıl Yapılır?

Küçükler ve vesayet altındaki kısıtlılar adına reddi miras işlemi, kanuni temsilcileri aracılığıyla yapılır ve bu işlem için sulh hukuk hakiminin izni zorunludur. Velayet altındaki çocuklar söz konusu olduğunda, anne veya baba çocuğun menfaatini gözeterek sulh hukuk mahkemesine başvurarak mirası reddedebilir. Benzer şekilde, kısıtlılar için vasi, mahkemeye başvurarak ret beyanında bulunur. Mahkeme, bu başvuruları değerlendirirken, mirasın reddinin çocuğun veya kısıtlının lehine olup olmadığını ve murisin borçlarının malvarlığını aşıp aşmadığını göz önünde bulundurur.

TMK’nın 462. maddesi uyarınca, küçük veya kısıtlı adına yapılan reddi miras beyanında sulh hukuk hakiminin izni olmadan yapılan başvurular hukuken geçersiz sayılır. Hakim, başvuruyu incelerken mirasın reddinin başvuru sahibinin maddi çıkarına uygun olup olmadığını değerlendirir ve buna göre izni verir veya reddeder. Bu düzenleme, özellikle çocukların ve kısıtlıların malvarlığının korunmasını ve mirasın onların aleyhine sonuç doğurmasının önlenmesini amaçlamaktadır.

📌 Dikkat: Çocuğunuz adına mirası reddetmeden önce mutlaka sulh hukuk mahkemesinden izin almanız gerekir. İzinsiz yapılan ret işlemi geçerli sayılmaz.

Reddi Miras Sonrasında Miras Payı Kime Geçer?

Mirasçının mirası reddetmesi durumunda, o kişiye düşen pay hukuken hiç kazanılmamış sayılır. Bu pay, Türk Medeni Kanunu çerçevesinde diğer hak sahiplerine belirli kurallar uyarınca intikal eder. Reddeden mirasçının payının hukuki olarak nasıl dağıtılacağı, mirasın zümre sistemi ve mirasçıların sıralamasına göre belirlenir. Temel ilke, reddi miras yapılan payın, reddeden kişinin mirası hiç kabul etmemiş gibi işlem görmesidir.

Alt Soyun Pay Alması

Reddeden mirasçının yasal mirasçıları arasında altsoy bulunuyorsa (çocukları veya torunları), reddedilen miras payı doğrudan altsoyu arasında paylaşılır. Altsoy, reddedenin yerini alarak mirasın kabulünü veya reddini kendi iradesiyle gerçekleştirebilir. Bu düzenleme, miras borçlarının nesilden nesile geçmesini önlemek ve mirasın adil bir şekilde dağıtılmasını sağlamak amacıyla önem taşır. Altsoyun mirası reddetmemesi durumunda, pay otomatik olarak onların malvarlığına geçer.

Diğer Mirasçıların Paylarının Artması

Eğer reddeden mirasçının altsoyu yoksa veya altsoy da mirası reddetmişse, reddi miras yapılan pay aynı zümredeki diğer mirasçılar arasında eşit olarak dağıtılır. Bu durumda, reddedenin payı, diğer mirasçıların paylarını artırır. Yasal mirasçılar arasında kimsenin kalmaması hâlinde, pay bir sonraki zümreye geçer ve bu süreç, mirasın tamamen reddi veya kabulü yoluyla mirasçıların haklarının korunmasını sağlar. Böylece, reddi miras yapılan payın kime intikal edeceği açık bir şekilde belirlenmiş olur.

Tüm Mirasçıların Reddetmesi Halinde Devlete İntikal (TMK m. 612)

Türk Medeni Kanunu’nun 612. maddesi uyarınca, eğer mirasçıların tamamı mirası reddederse, tereke borçları ve alacakları açısından tasfiye edilir. Bu tasfiye süreci, iflas hükümlerine benzer şekilde yürütülür; borçlar ödendikten sonra terekenin aktifinden arta kalan değer varsa, bu tutar en son mirası reddeden mirasçılara intikal eder. Eğer tasfiye sonunda hiçbir artık kalmazsa, miras Hazine’ye, yani devlete geçer. Bu düzenleme, özellikle borca batık terekelerde ve tüm mirasçıların koordineli biçimde ret beyanında bulunduğu hallerde önem taşır. Uygulamada, mirasın devlete geçmesi, hem mirasçıların haklarının sınırlandırılmasını hem de terekenin tasfiye sürecinin hukuka uygun şekilde yürütülmesini garanti altına alır.

Reddi Mirasın Vergisel Sonuçları ve Tereke Tasfiyesi

Mirası reddeden mirasçı, hukuki açıdan mirası hiç kabul etmemiş sayıldığından, veraset ve intikal vergisi yükümlülüğünden de muaf olur. Ret beyanı geriye dönük etki doğurduğu için, mirasçı üzerinde mirası kabul etmiş olmanın doğuracağı herhangi bir vergi borcu oluşmaz. Bu durum, mirasçının hem borç hem de vergi yükümlülüklerinden korunmasını sağlar ve işlemin finansal sonuçlarını net bir şekilde ortaya koyar.

Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu uyarınca, mirası kabul eden mirasçılar tereke değerine göre belirlenen oranlarda vergi ödemekle yükümlüdür. Oysa mirası reddeden mirasçı için böyle bir yükümlülük doğmaz ve kendisi adına vergi tarhiyatı yapılmaz. Bununla birlikte, ret beyanından önce tereke üzerinde tasarruf işlemleri yapılmışsa, örneğin mal veya hak devri gerçekleşmişse, bu durum vergisel sonuçları etkileyebilir. Bu nedenle, reddi miras sürecinde herhangi bir tasarruftan önce uzman görüşü alınması önemlidir.

Tüm mirasçıların reddetmesi veya terekenin borca batık olması hâlinde, sulh hukuk mahkemesi gerek taleple gerekse resen tasfiye memuru atayabilir. Tasfiye memuru, terekenin aktif ve pasifini tespit eder, alacaklılara ödemeleri gerçekleştirir ve kalan değeri hak sahiplerine dağıtır. Bu süreç, mirasçıların ve alacaklıların haklarının korunmasını amaçlar ve mirasın hukuka uygun şekilde tasfiye edilmesini sağlar.

Mirasın reddi, alacaklıların haklarını ortadan kaldırmaz. Tereke tasfiye sürecinde alacaklılar, mevcut alacaklarını ileri sürebilir ve ödemelerini alabilirler. Ayrıca, belirli koşulların varlığı halinde mirasçının ret beyanının iptali için dava açma hakları saklıdır. Bu çerçevede, reddi miras işlemleri yalnızca mirasçı ile tereke arasında değil, aynı zamanda alacaklıların haklarının korunmasını da dikkate alan kapsamlı bir süreci gerektirir.

Reddi Mirasın Geri Alınması veya İptali Mümkün mü?

Reddi miras, genel kural olarak kesin ve geri alınamaz bir işlemdir; mirasçı, ret beyanını verdikten sonra pişman olsa dahi mirası sonradan kabul edemez. Bu nedenle reddi miras süreci başlamadan önce hukuki danışmanlık alınması son derece önemlidir. Ancak istisnai durumlarda, ret beyanının hükümsüzlüğü veya iptali gündeme gelebilir ve bu durumlar yasal olarak öngörülmüştür.

Sulh hukuk mahkemesine ulaşmış ve tutanağa geçirilmiş bir ret beyanı, hukuken bağlayıcıdır ve mirasçı tarafından geri alınamaz. Ret beyanı kesin niteliktedir; bu nedenle mirasçının hak ve borçları bakımından geriye dönük herhangi bir değişiklik söz konusu olmaz. Bu kesinlik, terekenin tasfiye ve alacaklıların haklarının güvence altına alınması açısından kritik öneme sahiptir.

TMK madde 617 uyarınca, mirasçı borçlarını ödemekten kaçınmak amacıyla mirası reddetmişse, alacaklılar belirli koşulların varlığı halinde ret beyanının iptali için dava açabilir. Bu dava, genellikle terekenin tasfiyesi sonrasında alacakların karşılanamaması durumunda gündeme gelir. Alacaklıların iptal davası açma süresi, ret beyanını öğrendikleri tarihten itibaren altı aydır ve bu süre hak düşürücü nitelik taşır.

Mirasçı, ret beyanını hile, yanıltma veya korkutma gibi irade bozuklukları sonucunda vermişse, TMK’nın genel hükümleri çerçevesinde ret beyanının iptali talep edilebilir. Bu durumda mirasçının, yanıltıldığını veya baskı altında bırakıldığını ispat etmesi gerekir. İptal davası, irade bozukluğunun öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl içinde açılmalıdır; aksi hâlde hak düşer. Bu düzenleme, mirasçının korunması ve hukuka uygunluğun sağlanması amacıyla getirilmiştir.

Yurt Dışında Yaşayan Mirasçıların Reddi Miras İşlemleri

Türk vatandaşı olup yurt dışında yaşayan mirasçılar, Türkiye’deki mirası reddedebilirler. Bu işlem için iki temel yol mevcuttur: konsolosluk kanalıyla tutanak düzenlenmesi ve vekâletname aracılığıyla Türkiye’deki avukata yetki verilmesi.

Konsoloslukta Tutanak Düzenlenmesi

Yurt dışında yaşayan mirasçı, bulunduğu ülkedeki Türk konsolosluğuna başvurarak ret beyanını içeren tutanağı düzenletebilir. Konsolosluğa yapılan bu başvuru, sulh hukuk mahkemesine yapılan başvuruyla eşdeğer hukuki sonuç doğurur. Tutanağın orijinali ya da onaylı sureti daha sonra yetkili Türk mahkemesine iletilir.

Yurt Dışında Vefat Eden Kişinin Mirasının Reddi

Miras bırakan yurt dışında yaşıyor ve orada vefat etmişse, mirasın reddi meselesinde hem Türk hem de ilgili yabancı devletin hukuku devreye girebilir. Bu tür durumlarda hangi ülke hukukunun uygulanacağı, uluslararası özel hukuk kuralları çerçevesinde belirlenir. Türkiye’de bulunan mal varlıkları bakımından ise Türk hukuku uygulanır. Söz konusu durumlarda mutlaka uluslararası özel hukuka hâkim bir avukandan görüş alınmalıdır.

Mirasçı, Türkiye’ye gelemiyorsa ya da süreci kendisi yürütmek istemiyorsa, özel yetki içeren bir vekâletname düzenleyerek Türkiye’deki avukata ret işlemi için yetki verebilir. Vekâletnamede reddi miras işlemlerine ilişkin açık ve özel bir yetki cümlesi bulunmalıdır. Konuya ilişkin olarak İstanbul Miras Avukatı başlıklı makaleye göz atabilirsiniz.

Sık Sorulan Sorular

Reddi Miras İçin Dava Açmak Gerekir Mi?

Reddi miras işlemi, murisin son yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesine başvuru yapılmasıyla resmiyet kazanır. Bu nedenle dava niteliğinde olmasa da resmi başvuru yapılması zorunludur. Noterde veya sözlü beyanla reddi miras işlemi gerçekleştirilemez.

Reddi Miras Süresi Kaç Gündür?

Yasal süre üç ay olarak belirlenmiştir. Süre, mirasçının mirasın kendisine geçtiğini öğrenmesiyle işlemeye başlar. Sürenin geçmesi hâlinde ret beyanı yapılması mümkün değildir.

Miras Borca Batıksa Süreye Uymak Zorunlu Mu?

Terekenin borca batık olması hâlinde, miras hükmen reddedilmiş sayılır ve üç aylık süreye uyulmasına gerek yoktur. Ancak ispat kolaylığı açısından mirasın ayrıca mahkemeye başvuru ile reddedilmesi uygun görülmektedir.

Reddi Miras Geri Alınabilir Mi?

Reddi miras beyanı kural olarak geri alınamaz. Mahkemeye ulaşan beyan, kesin sonuç doğurur. Sadece hata, hile veya baskı gibi irade bozukluğu durumlarında iptal talebinde bulunulabilir.

Ret Halinde Miras Payı Ne Olur?

Reddeden mirasçının altsoyu varsa pay altsoya geçer. Altsoy bulunmaması veya onların da reddetmesi hâlinde, pay aynı zümredeki diğer mirasçılara dağıtılır. Tüm mirasçılar reddederse tereke iflas hükümlerine göre tasfiye edilir; artan değer varsa mirasçılara, aksi hâlde Hazine’ye intikal edilir.

Çocuklar Adına Miras Reddi Nasıl Yapılır?

Velayet hakkına sahip anne veya baba, çocuk adına sulh hukuk mahkemesine başvuru yaparak ret beyanında bulunabilir. Ancak mahkeme izni olmadan yapılan ret beyanı geçerli sayılmaz.

Borçlu Kişinin Alacaklıları Ret Kararını İptal Ettirebilir Mi?

TMK madde 617 uyarınca, mirasçı borçlarından kaçınmak amacıyla mirası reddederse, alacaklılar belirli koşullar altında ret beyanının iptalini talep edebilir. Dava süresi, ret beyanının öğrenilmesinden itibaren altı aydır.

Noterde Reddi Miras Yapılabilir Mi?

Reddi miras işlemi sadece sulh hukuk mahkemesinde yapılabilir. Noterde gerçekleştirilen işlemler hukuken geçerli sayılmaz.

Reddi Miras Yapıldıktan Sonra Terekeye Ait Borç Çıkar Mı?

Reddi miras beyanı geriye etkili olduğundan, mirasçı mirası hiç kazanmamış sayılır. Bu nedenle murisin ölümünden sonra ortaya çıkan borçlar reddeden mirasçıya yüklenmez.

Yurt Dışında Yaşayan Mirasçı Türkiye’de Reddi Miras Yapabilir Mi?

Yurt dışında bulunan mirasçı, Türk konsolosluklarına başvurarak ret tutanağı düzenletebilir veya apostilli vekâletname ile Türkiye’deki avukata yetki vererek ret işleminin yapılmasını sağlayabilir.

Bir Kişinin Reddi Miras Yaptığı Nasıl Öğrenilir?

Bir kişinin reddi miras yapıp yapmadığı, miras bırakanın son yerleşim yerindeki Sulh Hukuk Mahkemesi kayıtlarından öğrenilebilir. Mirasçılar veya ilgililer mahkemeden dosya inceleyerek ya da avukatları aracılığıyla UYAP üzerinden bu bilgiyi kontrol edebilir.

Eşime Reddi Miras Nasıl Yapılır?

Reddi miras işlemi, miras bırakanın son yerleşim yerindeki Sulh Hukuk Mahkemesi’ne başvurularak yapılır. Eşiniz bu işlemi bizzat kendisi ya da avukatı aracılığıyla gerçekleştirebilir. Süre mirası öğrendikten sonra 3 aydır.

Kardeşim Öleli 4 Ay Oldu, Reddi Miras Nasıl Yapabilirim?

Reddi miras süresi 3 aydır. Ancak mirasın borca batık olması gibi durumlarda mahkemeden hükmen reddi miras talep edilebilir. Bu nedenle hukuki durumun ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Reddi Miras Kararı Nasıl Kesinleşir?

Reddi miras, Sulh Hukuk Mahkemesi’ne yapılan beyanın tutanağa geçirilmesiyle geçerli olur. Bu işleme karşı dava açılmazsa işlem geçerliliğini korur; dava açılması halinde ise mahkeme kararının kesinleşmesi gerekir. Taraflarca itiraz edilmezse veyahut yapılan itirazlar reddedilirse Mahkeme tarafından kesinleşme şerhi düzenlenir.

Bu yazıyı faydalı bulduysanız paylaşmanızı rica ederiz.