Sel Nedeniyle İdarenin Sorumluluğu (2026)
- Sel Ve Su Baskınlarında İdarenin Sorumluluğu Nedir?
- Sel Nedeniyle İdarenin Tazminat Sorumluluğunun Şartları
- Sel Zararlarında Hizmet Kusuru Nasıl Belirlenir?
- Sel Nedeniyle İdarenin Kusursuz Sorumluluğu Değerlendirilebilir Mi?
- Sel Ve Su Baskınlarında Mücbir Sebep Savunması
- Şiddetli Yağış Ve Meteorolojik Uyarıların İdarenin Sorumluluğuna Etkisi
- Önceden Yaşanan Su Baskınlarına Rağmen Önlem Alınmaması
- Sel Nedeniyle Belediyenin Sorumluluğu
- Sel Zararlarında Büyükşehir Belediyesi Ve İlçe Belediyesinin Görevleri
- Su Baskınlarında Su Ve Kanalizasyon İdaresinin Sorumluluğu
- Dere Taşkınlarında Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Sorumluluğu
- Sel Zararlarında Karayolları Genel Müdürlüğünün Sorumluluğu
- Sel Nedeniyle Birden Fazla İdarenin Sorumlu Tutulması
- Yağmur Suyu Altyapısının Yetersizliği Nedeniyle İdarenin Sorumluluğu
- Mazgal, Kanalizasyon Ve Menfezlerin Temizlenmemesinden Kaynaklanan Zararlar
- Dere Islahının Yapılmaması Ve Taşkın Önlemlerinin Alınmaması
- Yol Ve Alt Geçitlere Biriken Sel Suları Nedeniyle İdarenin Sorumluluğu
- İmar Planı Ve Yapılaşma İzinleri Nedeniyle Oluşan Sel Zararları
- Dere Yatağındaki Yapıların Su Basmasında İdarenin Sorumluluğu
- Ruhsatsız Yapı Ve Bodrum Kat Kullanımının Sel Tazminatına Etkisi
- Sel Zararlarında İdarenin İhmali İle Zarar Arasındaki Bağın İspatı
- Zarar Görenin Kusurunun İdarenin Tazminat Sorumluluğuna Etkisi
- Sel Nedeniyle Evi Ve Eşyaları Zarar Görenlerin Tazminat Hakları
- Sel Nedeniyle İşyerinde Oluşan Zararların İdareden Talep Edilmesi
- Sel Nedeniyle Araç Hasarının Belediyeden Ve İlgili İdareden Karşılanması
- Sel Nedeniyle Tarım Arazisi Ve Ürün Zararlarında İdarenin Sorumluluğu
- Sel Nedeniyle Yaralanma Ve Ölüm Hâlinde İdarenin Sorumluluğu
- Sel Nedeniyle İdareden Maddi Tazminat Talep Edilmesi
- Sel Nedeniyle İdareden Manevi Tazminat Talep Edilmesi
- Sel Zararlarında Delil Tespiti Ve Hasar Tespit Tutanağı
- İdarenin Hizmet Kusurunun İspatında Fotoğraf, Kamera Ve Meteoroloji Kayıtları
- Sel Nedeniyle İdareye Tazminat Başvurusu Zorunluluğu (Dava Öncesi)
- Sel Zararları İçin İdareye Başvuru Süresi Nasıl Hesaplanır?
- İdareye Yapılan Sel Tazminatı Başvurusunun Reddedilmesi
- Sel Tazminatı Başvurusuna Cevap Verilmemesi Ve Zımni Ret
- Sel Nedeniyle İdareye Karşı Tam Yargı Davası Açılması
- Sel Nedeniyle İdarenin Sorumluluğunda Görevli Ve Yetkili Mahkeme
- Sel Nedeniyle Tam Yargı Davası Açma Süresi
- Sel Tazminatı Başvurusunun Yanlış İdareye Yapılması
- Sel Nedeniyle İdareye Başvuru Dilekçesi Örneği
- Sel Nedeniyle Tam Yargı Davası Dilekçe Örneği
- Sel Zararlarında Keşif Ve Bilirkişi İncelemesi
- Sel Nedeniyle Tazminatın Hesaplanması Ve Faiz Talebi
- Sigorta Ödemesi Ve Afet Yardımlarının İdareden İstenen Tazminata Etkisi
- Sel Nedeniyle İdarenin Sorumluluğuna İlişkin Danıştay Kararları
- Sel Nedeniyle Tam Yargı Davasında İstinaf Ve Temyiz
- Sıkça Sorulan Sorular
- Sel Doğal Afet Olduğu İçin İdarenin Sorumluluğu Ortadan Kalkar Mı?
- Her Su Baskınında Belediyeden Tazminat Alınabilir Mi?
- Sel Zararından Büyükşehir Belediyesi Mi, İlçe Belediyesi Mi Sorumludur?
- Su Ve Kanalizasyon İdaresine Karşı Sel Tazminatı Davası Açılabilir Mi?
- Dere Taşması Nedeniyle DSİ’den Tazminat İstenebilir Mi?
- Mazgalların Tıkalı Olması Belediyenin Hizmet Kusuru Sayılır Mı?
- Meteorolojik Uyarıya Rağmen Önlem Alınmaması İdarenin Sorumluluğunu Doğurur Mu?
- Aynı Bölgede Daha Önce Sel Yaşanmış Olması Davayı Etkiler Mi?
- Dere Yatağında Bulunan Ev İçin İdareden Tazminat Alınabilir Mi?
- Ruhsatsız Binada Oluşan Sel Zararı İçin Belediyeye Dava Açılabilir Mi?
- Bodrum Katı Su Basan Kişinin Kusurlu Olduğu Kabul Edilir Mi?
- Sel Zararında Birden Fazla İdareye Birlikte Dava Açılabilir Mi?
- İdarenin Hizmet Kusuru Hangi Belgelerle İspatlanır?
- Sel Sonrasında Hasar Tespiti Yaptırılmadan Onarım Yapılabilir Mi?
- Belediyeye Başvurulmadan Doğrudan Tazminat Davası Açılabilir Mi?
- Sel Nedeniyle İdareye Başvuru Süresi Ne Zaman Başlar?
- İdare Tazminat Başvurusuna Cevap Vermezse Ne Zaman Dava Açılabilir?
- Sel Nedeniyle İdareye Karşı Açılacak Davada Arabuluculuk Zorunlu Mudur?
- Selde Zarar Gören Araç İçin Belediyeden Onarım Bedeli İstenebilir Mi?
- Sel Nedeniyle İşyerinin Kapalı Kaldığı Dönem İçin Kazanç Kaybı Talep Edilebilir Mi?
- Sel Nedeniyle Hayatını Kaybeden Kişinin Yakınları İdareden Tazminat İsteyebilir Mi?
- Sigortadan Ödeme Alınması İdareye Dava Açılmasını Engellemez Mi?
- Afet Yardımı Alan Kişi Ayrıca İdareden Tazminat İsteyebilir Mi?
- Sel Nedeniyle İdareye Karşı Açılan Tazminat Davası Ne Kadar Sürer?
Sel Ve Su Baskınlarında İdarenin Sorumluluğu Nedir?
İdarenin sel ve su baskınları sonucu meydana gelen zararlardan doğan hukuki sorumluluğu, Anayasa’nın 125. maddesinde yer alan “İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür” hükmüne dayanmaktadır. Bu kapsamda idare, kamu hizmetlerinin yürütülmesi, altyapı tesislerinin kurulması ve dere yataklarının ıslahı gibi kanuni görevlerini yerine getirirken gerekli tedbirleri almakla mükelleftir.
Su baskınlarından doğan zararların tazmininde idarenin sorumluluğu kural olarak “hizmet kusuru” ilkesine dayanmaktadır. Hizmetin hiç işlememesi, geç işlemesi veya kötü işlemesi hallerinde idarenin tazminat yükümlülüğü doğmaktadır. Bununla birlikte, idari eylem veya yapıların oluşturduğu özel tehlikeler nedeniyle kusursuz sorumluluk ilkeleri de tatbik edilebilmektedir.
Sel Nedeniyle İdarenin Tazminat Sorumluluğunun Şartları
İdarenin sel zararlarından sorumlu tutulabilmesi için hukuka aykırı bir idari eylem veya işlem (veya eylemsizlik/hizmet kusuru), gerçekleşmiş maddi veya manevi bir zarar ve bu zarar ile idari eylem/hizmet kusuru arasında uygun illiyet bağı bulunmalıdır. Bu üç unsurun eş zamanlı olarak gerçekleşmesi şarttır.
İlliyet bağı, idarenin sorumluluğunu belirleyen en kritik unsurdur. İdare tarafından mücbir sebep (önceden öngörülemeyen ve önlenemeyen olağanüstü doğa olayı) iddiası ileri sürülebilirse de, meteorolojik veriler uyarınca öngörülebilir ve gerekli altyapı tedbirleriyle önlenebilir nitelikteki şiddetli yağışlar mücbir sebep olarak kabul edilmemektedir. İdarenin ihmali veya yetersizliği zarara yol açmışsa tazminat sorumluluğu doğar.
Sel Zararlarında Hizmet Kusuru Nasıl Belirlenir?
Sel zararlarında hizmet kusurunun tespiti; idarenin kanunlarla kendisine verilen görev ve yetkileri mevzuata ve tekniğe uygun olarak yerine getirip getirmediğinin incelenmesiyle yapılır. İmar planlarının dere yataklarını kapsayacak şekilde hatalı düzenlenmesi, ruhsatsız yapılaşmaya göz yumulması, su tahliye kanallarının yetersiz inşa edilmesi veya temizlik ve bakımının aksatılması belirleyici kriterler arasındadır.
Yargı mercileri ve bilirkişi incelemelerinde, olayın meydana geldiği andaki meteorolojik veriler ile altyapı standartları karşılaştırılır. Yağış miktarının bölge için olağan dışı olmaması ve idarenin tedbirsizliği ile zararın oluşumu arasında doğrudan bağlantı saptanması halinde hizmet kusurunun mevcudiyetine karar verilir.
Sel Nedeniyle İdarenin Kusursuz Sorumluluğu Değerlendirilebilir Mi?
İdarenin sel zararlarından sorumluluğunda temel ilke hizmet kusuru olmakla birlikte, belirli koşulların varlığı halinde kusursuz sorumluluk ilkeleri de uygulanabilmektedir.
Özellikle idare tarafından inşa edilen baraj, gölet, su kanalı ve bent gibi tehlikeli yapıların veya altyapı tesislerinin varlığı durumunda, “tehlike (riski) ilkesi” uyarınca idarenin herhangi bir kusuru saptanmasa dahi doğan zararların tazmini gündeme gelmektedir.
Sel Ve Su Baskınlarında Mücbir Sebep Savunması
Mücbir sebep; idarenin faaliyet alanı dışında gerçekleşen, önceden öngörülmesi ve karşı konulması imkânsız olan, idari eylem ile zarar arasındaki illiyet bağını tamamen kesen olağanüstü dış olaylar olarak tanımlanmaktadır. İdareler, sel zararlarında sıklıkla doğal afetin büyüklüğüne ve yağış şiddetine dayanarak mücbir sebep savunmasında bulunmaktadır.
Bir doğa olayının mücbir sebep sayılarak idareyi sorumluluktan kurtarabilmesi için söz konusu olayın kesinlikle öngörülemez ve engellenemez nitelikte olması gerekmektedir. Bölgenin iklim koşulları ve geçmiş meteorolojik verileri dikkate alındığında öngörülebilir nitelikte olan yağışlar mücbir sebep olarak nitelendirilmemekte; idarenin altyapı eksikliği zararın asıl nedeni olarak kabul edilmektedir.
Şiddetli Yağış Ve Meteorolojik Uyarıların İdarenin Sorumluluğuna Etkisi
Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından yapılan erken uyarılar ve hava tahmin raporları, idarenin hizmet kusurunun ve sorumluluğunun tespitinde bağlayıcı birer kanıt niteliği taşımaktadır.
Önceden bildirilen veya iklim yapısı gereği tahmin edilebilir olan şiddetli yağışlar karşısında idarenin gerekli teyakkuz durumuna geçmemesi ve önleyici tedbirleri almaması, sorumluluğu artıran bir hizmet kusuru sayılmaktadır.
Önceden Yaşanan Su Baskınlarına Rağmen Önlem Alınmaması
Aynı bölgede daha önce defalarca sel ve su baskını yaşanmış olmasına rağmen idarenin gerekli kalıcı altyapı tedbirlerini almaması, hukuki anlamda açık bir hizmet kusuru teşkil etmektedir.
Geçmiş tecrübeler ve yaşanan olaylar idare açısından somut birer öngörülebilirlik verisi oluşturduğundan, bu aşamadan sonra meydana gelen benzer zararlarda “öngörülemezlik” veya “mücbir sebep” savunmalarına dayanılması hukuken mümkün olmamaktadır.
Sel Nedeniyle Belediyenin Sorumluluğu
Belediyeler, sınırları içerisindeki imar planlarını hazırlamak, kanalizasyon, yağmur suyu drenaj hatlarını kurmak, bunla ilgili bakım ve onarımları düzenli olarak yapmak ve dere yataklarının güvenliğini sağlamakla görevli ve yetkilidir. Sel ve su baskınları neticesinde ortaya çıkan zararlardan, belediyelerin bu mahalli müşterek nitelikteki altyapı hizmetlerini eksik, kusurlu veya hiç yerine getirmemesi durumunda doğrudan sorumluluğu doğmaktadır.
Belediyelerin sorumluluğunun saptanmasında, menfezlerin temizlenmemesi, rögar kapaklarının yetersiz kalması, kaçak veya ruhsatsız yapılaşmaya göz yumulması gibi somut ihmaller esas alınmaktadır. Hizmetin yürütülmesi esnasında gösterilmesi gereken idari özen yükümlülüğünün ihlal edilmesi sorumluluk durumunu gündeme getirecektir.
Sel Zararlarında Büyükşehir Belediyesi Ve İlçe Belediyesinin Görevleri
5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile 5393 sayılı Belediye Kanunu uyarınca, sel ve su baskınlarına karşı alınacak önlemlerde büyükşehir belediyeleri ile ilçe belediyeleri arasında görev ve yetki paylaşımı bulunmaktadır.
Büyükşehir belediyeleri ana arterler, büyük altyapı sistemleri, ana kolektör hatları ve dere ıslah projelerinden sorumlu iken; ilçe belediyeleri ise kendi bölgelerindeki ara sokaklar, yerel yağmur suyu hatları, rögarların temizliği ve imar uygulamalarından sorumludur.
İdarenin sorumluluğu belirlenirken, zararın meydana geldiği alanın niteliği göz önünde bulundurularak ilgili görevin hangi belediyeye ait olduğu tespit edilir. Eğer zararın doğmasında her iki idarenin de hizmet kusuru bulunuyorsa, mahkemeler tarafından müteselsil sorumluluk kuralları çerçevesinde müşterek bir kusur tespiti de yapılabilir.
Su Baskınlarında Su Ve Kanalizasyon İdaresinin Sorumluluğu
Büyükşehir belediyelerine bağlı olarak faaliyet gösteren su ve kanalizasyon idareleri (İSKİ, İSU vb.), şehir içi atık su ve yağmur suyu altyapı şebekelerinin projelendirilmesi, inşası, bakımı ve işletilmesinden münhasıran sorumludur.
Bu kurumların ana kolektör hatlarının yetersiz kalması, yağmur suyu drenaj kanallarının zamanında temizlenmemesi veya tıkalı rögarların taşkınlara yol açması hallerinde doğrudan hizmet kusuru gündeme gelmektedir.
Dere Taşkınlarında Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Sorumluluğu
Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ), ülke genelindeki akarsuların, nehirlerin ve dere yataklarının ıslahı, taşkın koruma tesislerinin inşası ve akarsu yataklarının güvenliğinin sağlanması konusunda kanuni yetki ve sorumluluk sahibidir.
Dere yataklarının daraltılması, taşkın koruma duvarlarının yetersiz kalması veya zamanında temizlik ile sedde yapımının ihmal edilmesi suretiyle meydana gelen sel taşkınlarında DSİ’nin hizmet kusuru kabul edilmektedir.
Sel Zararlarında Karayolları Genel Müdürlüğünün Sorumluluğu
Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM); sorumluluk sahasında bulunan devlet ve il yolları ile otoyolların yapımı, bakımı ve bu yollara ait sanat yapıları olan köprü, viyadük, menfez ve alt geçitlerin projelendirilmesinden sorumludur.
Karayolu yapım çalışmaları sırasında yetersiz çapta veya yanlış eğimde inşa edilen menfezler ile su tahliye kanallarının tıkanması sonucu yollarda biriken suların çevre taşınmazlara zarar vermesi halinde KGM’nin hizmet kusuru doğmaktadır.
Sel Nedeniyle Birden Fazla İdarenin Sorumlu Tutulması
Sel ve su baskınlarında zararın ortaya çıkmasında birden fazla kamu kurumunun kusurunun bulunduğunun tespiti halinde, idareler müştereken (müteselsilen) sorumlu tutulabilmektedir. Örneğin, ana arterdeki altyapı eksikliğinin Büyükşehir Belediyesi veya Su ve Kanalizasyon İdaresine, ara sokaklardaki mazgal yetersizliğinin İlçe Belediyesine ve akarsu yatağındaki ıslah ihmalinin Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğüne (DSİ) atfedildiği durumlarda, yargı mercileri tarafından müşterek kusur değerlendirmesi yapılmaktadır.
Zarar gören vatandaşlar, idari yargıda açacakları tam yargı davasında sorumluluğu bulunan tüm idareleri davalı olarak gösterebilmektedir. Mahkeme tarafından kusur oranlarına göre yapılan tespiti takiben, hükmedilen tazminat miktarının tahsilinde kurumlar arası rücu ilişkisi saklı kalmak kaydıyla, idarelerin sorumluluğu müşterek ilkelere göre şekillenmektedir.
Yağmur Suyu Altyapısının Yetersizliği Nedeniyle İdarenin Sorumluluğu
Belediyeler ile su ve kanalizasyon idareleri, yerleşim yerlerinin büyüklüğünü, iklim koşullarını ve bölgenin meteorolojik geçmişini dikkate alarak yeterli kapasiteye sahip yağmur suyu drenaj ve kanalizasyon şebekesi kurmakla mükelleftir.
Hızlı kentleşme ve imar yoğunluğuna karşın altyapı sistemlerinin güncellenmemesi, boru çaplarının dar kalması veya sistemin yetersizliği nedeniyle meydana gelen su baskınları açık bir hizmet kusuru teşkil etmektedir.
Mazgal, Kanalizasyon Ve Menfezlerin Temizlenmemesinden Kaynaklanan Zararlar
Kamu altyapısının inşası kadar, bu tesislerin düzenli olarak bakımı, temizliği ve işletilmesi de idarelerin asli yükümlülükleri arasındadır.
Yağmur suyu mazgallarının, rögarların, kanalizasyon hatlarının ve karayolu menfezlerinin yaprak, toprak, çöp ve moloz gibi maddelerle tıkanmasına rağmen idarelerce periyodik temizlik yapılmaması, sel ve su baskınlarının şiddetini artıran somut bir hizmet kusurudur.
Dere Islahının Yapılmaması Ve Taşkın Önlemlerinin Alınmaması
Akarsu ve dere yataklarının güvenliğinin sağlanması, taşkın koruma duvarlarının inşası ve yatak kesitlerinin genişletilmesi çalışmaları, ilgili idarelerin kanuni ve teknik görevleri arasındadır.
Dere yataklarının ıslah edilmemesi, moloz veya toprakla dolmasına göz yumulması ya da taşkın önleyici tesislerin yapılmaması nedeniyle meydana gelen sel baskınlarında idarelerin ağır hizmet kusuru bulunmaktadır.
Taşkın riskinin bilindiği alanlarda gerekli fiziki tedbirlerin alınmaması, doğan maddi ve manevi zararların tamamının idare tarafından tazmin edilmesini zorunlu kılmaktadır.
Yol Ve Alt Geçitlere Biriken Sel Suları Nedeniyle İdarenin Sorumluluğu
Karayolları, bulvar, cadde ve alt geçitlerde yağmur sularının güvenli bir şekilde tahliye edilmesini sağlayacak drenaj sistemlerinin bulunmaması veya mevcut sistemlerin yetersiz kalması, trafikteki araçların ve yaya geçitlerinin su altında kalmasına yol açmaktadır. Bu durum, yolların yapım, bakım ve denetiminden sorumlu olan belediyeler veya Karayolları Genel Müdürlüğü açısından doğrudan hizmet kusuru oluşturmaktadır.
Alt geçitlerde su tahliye pompalarının arızalı olması, yedek güç sistemlerinin bulundurulmaması veya mazgalların tıkalı olması neticesinde yaşanan araç mahsur kalmaları ve can kayıplarında idareler tam sorumludur. İdarenin, fen ve sanat kurallarına uygun yol ve drenaj altyapısı tesis etme yükümlülüğünü ihlal etmesi tazminat davalarının temel gerekçesini teşkil etmektedir.
İmar Planı Ve Yapılaşma İzinleri Nedeniyle Oluşan Sel Zararları
İdarelerin imar planlarını hazırlarken bölgenin jeolojik yapısını, dere yataklarını, taşkın tehlike haritalarını ve hidrolojik verileri dikkate alması zorunludur. Su baskını riski taşıyan dere yataklarının ve mutlak taşkın alanlarının imara açılması, bu alanlarda yapılaşma ruhsatı verilmesi ve denetim görevinden kaçınılması, idarenin sorumluluğunu en üst düzeyde başlatan temel faktörlerdendir.
Doğal afet niteliğindeki yağışlarda dahi, riskli alanların imar planlarıyla yerleşime açılması ve yapılaşmaya izin verilmiş olması idarenin kusurunu ortadan kaldırmamaktadır. İmar mevzuatına aykırı veya hatalı planlama faaliyetleri neticesinde oluşan sel zararlarında, idare, tazminat ödemekle yükümlü kılınmaktadır.
Dere Yatağındaki Yapıların Su Basmasında İdarenin Sorumluluğu
Dere yatakları, taşkın tehlikesi taşıyan ve imara açılmaması gereken mutlak risk alanlarıdır. İdarelerin bu alanların imar planlarına konut veya iş yeri olarak işlenmesine izin vermesi, yapı ruhsatı düzenlemesi ve taşkın riskine rağmen gerekli tahliye veya ıslah işlemlerini yapmaması ağır hizmet kusuru teşkil etmektedir.
Dere yatağında bulunan yapıların su baskınına uğraması durumunda, idarenin hem imar mevzuatına aykırı planlama faaliyetleri hem de önleyici tedbirleri almama yükümlülüğünü ihlal etmesi nedeniyle doğrudan tazminat sorumluluğu doğmaktadır.
Ruhsatsız Yapı Ve Bodrum Kat Kullanımının Sel Tazminatına Etkisi
Sel ve su baskınlarında zarar gören yapıların ruhsatsız olması veya imar mevzuatına aykırı şekilde bodrum katların mesken/iş yeri olarak kullanılması, idarenin sorumluluğunu tamamen ortadan kaldırmamakla birlikte tazminat miktarının belirlenmesinde ve müterafık (ortak) kusur değerlendirmesinde dikkate alınmaktadır.
İdarenin, ruhsatsız yapılaşmaya ve kaçak kat kullanımlarına karşı denetim görevini yerine getirmemesi kendi kusurunu artırırken; malikin veya zilyedin yasaya aykırı yapıyı riski bilerek kullanması da kendi kusuru olarak saptanmaktadır.
Sel Zararlarında İdarenin İhmali İle Zarar Arasındaki Bağın İspatı
İdari yargıda açılacak tam yargı davalarında, idarenin ihmali veya hizmet kusuru ile meydana gelen sel zararı arasında hukuki bir illiyet bağının (nedensellik bağının) bulunması ve bunun davacı tarafça somut delillerle ispat edilmesi esastır. İdarenin hangi eylemsizliğinin (örneğin mazgal temizlememe, yetersiz altyapı, hatalı imar izni) zararı doğurduğu, bilirkişi incelemeleri, meteorolojik raporlar, olay yeri tespit tutanakları ve geçmiş su baskını kayıtlarıyla ortaya konulmalıdır.
İlliyet bağının ispatında, yağışın miktarının o bölge için olağanüstü (mücbir sebep) nitelikte olup olmadığı ve idarenin altyapı tedbirleri alsaydı zararın önlenip önlenemeyeceği teknik olarak incelenmektedir. İdarenin ihmali ile zarar arasında doğrudan bağ kurulduğu takdirde, maddi ve manevi tazminat taleplerinin kabulüne karar verilmektedir.
Zarar Görenin Kusurunun İdarenin Tazminat Sorumluluğuna Etkisi
Sel ve su baskını olaylarında zarar gören vatandaşların kendi kusur veya tedbirsizliklerinin bulunması, idarenin tazminat sorumluluğunu etkileyen önemli bir hukuki unsurdur.
Meteorolojik uyarılar yapılmasına rağmen gerekli kişisel önlemleri almayan, taşıdığı riskleri bilerek bodrum katları mesken veya iş yeri olarak kullanmaya devam eden ya da idarece kapatılan tehlikeli bölgelere giren kişilerin kusurları oranında tazminat miktarında indirim yapılabilmektedir.
Bununla birlikte, zarar görenin kusuru illiyet bağını tamamen kesmediği müddetçe idarenin hizmet kusurunu ortadan kaldırmamaktadır.
Sel Nedeniyle Evi Ve Eşyaları Zarar Görenlerin Tazminat Hakları
Evlerini ve evdeki eşyalarını sel suları basması suretiyle maddi zarara uğrayan mülk sahipleri ve kiracılar, idare aleyhine tam yargı davası açarak uğradıkları zararların tazminini talep etme hakkına sahiptir. Konutlarda meydana gelen yapısal hasarlar (duvarların, zeminlerin yıkılması) mülk sahipleri tarafından talep edilebilirken; beyaz eşya, mobilya, giysi ve kişisel eşyalarda oluşan ekonomik kayıplar ise doğrudan eşya maliki olan kiracı veya ev sahibi tarafından dava konusu yapılabilmektedir.
Tazminat miktarının belirlenmesinde eşyaların piyasa rayicindeki yıpranma payı (eskime oranı) dikkate alınmaktadır. İdarenin hizmet kusuru neticesinde kullanılamaz hale gelen ev ve eşyaların bedelinin tespiti için olay sonrasında tespit tutanakları tutulması ve bilirkişi incelemesi yaptırılması hukuki süreç açısından büyük önem taşımaktadır.
Sel Nedeniyle İşyerinde Oluşan Zararların İdareden Talep Edilmesi
İş yerlerinin sel ve su baskınları nedeniyle zarar görmesi; ticari malların, hammaddelerin, makinelerin ve demirbaşların kullanılamaz hale gelmesinin yanı sıra faaliyetin durması sebebiyle mahrum kalınan karları da kapsamaktadır. Esnaf ve tacirler, idarenin altyapı yetersizliği veya önlem almaması kaynaklı hizmet kusuru dolayısıyla uğradıkları bu doğrudan maddi zararları tam yargı davası yoluyla idareden isteyebilmektedir.
Ticari işletmelerin tazminat taleplerinde, zarar miktarının defter ve kayıtlar üzerinden resmi faturalar, irsaliyeler ve mali bilançolarla somut olarak kanıtlanması gerekmektedir. Ayrıca üretime ve satışa ara verilmesi nedeniyle doğan kazanç kaybı da uzman bilirkişiler aracılığıyla hesaplanarak idareye yöneltilen tazminat taleplerine dahil edilebilmektedir.
Sel Nedeniyle Araç Hasarının Belediyeden Ve İlgili İdareden Karşılanması
Şiddetli yağışlar sırasında alt geçitlerde, cadde ve sokaklarda biriken su kütleleri nedeniyle araçlarında maddi hasar meydana gelen veya araçları tamamen kullanılamaz hâle gelen sürücüler, ilgili belediye veya karayolu bakımından sorumlu idareye karşı tam yargı davası açma hakkına sahiptir. Alt geçitlerdeki su tahliye pompalarının çalışmaması, mazgalların tıkalı olması veya yollarda yeterli drenaj sisteminin bulunmaması gibi hizmet kusurları, araç hasarlarında idarenin tazminat ödeme yükümlülüğünü doğurmaktadır.
Araç sahiplerinin tazminat talebinde bulunabilmesi için olay yerinde tutanak tutturması, hasar tespiti yaptırması ve aracın maruz kaldığı zararı faturalar veya bilirkişi raporlarıyla belgelendirmesi gerekmektedir.
Sel Nedeniyle Tarım Arazisi Ve Ürün Zararlarında İdarenin Sorumluluğu
Dere yataklarının ıslah edilmemesi, taşkın koruma setlerinin yetersiz kalması veya tarım arazilerinin su tahliye kanallarının bakımının yapılmaması neticesinde ekili dikili arazilerin ve tarım ürünlerinin zarar görmesi, idarenin sorumluluğunu gündeme getirmektedir. Devlet Su İşleri (DSİ) ve ilgili yerel idarelerin taşkın riskine karşı gerekli koruma tedbirlerini almaması, çiftçilerin üretim ve mahsul kayıplarına yol açan açık bir hizmet kusuru teşkil etmektedir.
Tarım arazilerinde oluşan zararların tazmininde, İl/İlçe Tarım ve Orman Müdürlükleri tarafından düzenlenen hasar tespit raporları, ziraat odası incelemeleri ve uzman bilirkişi raporları esas alınmaktadır. Ürünlerin ekili olduğu dönemdeki piyasa değeri ve mahrum kalınan kazanç hesaba katılarak, idareden maddi tazminat talep edilebilmektedir.
Sel Nedeniyle Yaralanma Ve Ölüm Hâlinde İdarenin Sorumluluğu
Sel ve su baskınları neticesinde vatandaşların fiziki olarak yaralanması veya hayatını kaybetmesi durumunda, idarenin hizmet kusurundan kaynaklanan ağır bir hukuki sorumluluğu bulunmaktadır. Açıkta kalan rögarlar, taşkın sularına kapılan yaya geçitleri, güvenliği sağlanmamış dere yatakları veya çöken altyapı unsurları nedeniyle meydana gelen bedensel zararlarda, maktulün yakınları veya yaralanan kişiler tam yargı davası açabilmektedir.
Bu gibi vahim durumlarda, yaralananlar için tedavi masrafları, iş göremezlik tazminatları ve manevi tazminat; ölüm halinde ise destekten yoksun kalma tazminatı ve yakınlar için manevi tazminat talep edilmektedir. İdarenin gerekli can güvenliği tedbirlerini almamış ve uyarı görevini yerine getirmemiş olması, mahkemeler tarafından ağır kusur olarak değerlendirilmektedir.
Sel Nedeniyle İdareden Maddi Tazminat Talep Edilmesi
Sel ve su baskınları neticesinde mülk sahipleri, kiracılar, esnaf ve araç sahipleri tarafından uğranılan somut ekonomik kayıpların karşılanması amacıyla idareden maddi tazminat talep edilebilmektedir. Maddi tazminat kapsamına; konut ve iş yerlerindeki yapısal hasarlar, kullanılamaz hâle gelen mobilya, beyaz eşya ve ticari mallar, araç hasarları, tarım ürünleri kayıpları ile tedavi masrafları ve kazanç mahrumiyetleri girmektedir.
İdareden maddi tazminat isteyebilmek için öncelikle kanuni süreler içinde idareye yazılı başvuru yapılması, olumsuz yanıt alınması veya zıtlıkla sürenin dolması hâlinde idari yargıda tam yargı davası açılması gerekmektedir. Talep edilen tazminat miktarının faturalar, tapu/kira sözleşmeleri, resmi kayıtlar ve uzman bilirkişi raporlarıyla somut bir şekilde kanıtlanması zorunludur.
Sel Nedeniyle İdareden Manevi Tazminat Talep Edilmesi
Sel felaketi sırasında yaşanan ölüm, yaralanma, ev veya iş yerlerinin sular altında kalması gibi ağır travmatik olaylar nedeniyle mağdurların ve yakınlarının duyduğu elez, acı ve ruhsal sarsıntının telafisi için idareden manevi tazminat talep edilebilmektedir. İdarenin ağır hizmet kusuru veya ihmali neticesinde can güvenliğinin tehlikeye atılması, manevi tazminatın doğmasında temel unsurdur.
Manevi tazminat miktarı, olayın vahameti, mağdurun veya yakınlarının duyduğu acının derecesi ve idarenin kusur ağırlığı dikkate alınarak idari yargı mercileri tarafından hakkaniyete uygun olarak takdir edilmektedir. Bedensel zararlar ile ölüm hâllerinde maktulün yakınları, doğrudan manevi tazminat davası açma hakkına sahiptir.
Sel Zararlarında Delil Tespiti Ve Hasar Tespit Tutanağı
Sel ve su baskınlarının ardından hukuki sürecin başarıyla yürütülebilmesi ve tazminat taleplerinin reddedilmemesi için zararın ve olay koşullarının derhal belgelendirilmesi hayati önem taşımaktadır. Olayın hemen ardından kolluk kuvvetlerine, belediyeye, itfaiyeye veya İl/İlçe Tarım ve Orman Müdürlüklerine başvurularak resmi hasar tespit tutanakları tutturulmalı, zarara uğrayan eşyaların ve alanların fotoğrafları ile videoları çekilmelidir.
Ayrıca inşai ve maddi zararların tespiti için mahkemeler aracılığıyla “delil tespiti” yaptırılması, ileride açılacak tam yargı davasında hükme esas alınacak en güçlü delil niteliğini taşımaktadır. İdareden talep edilecek tazminat miktarının resmi ve hukuken geçerli belgelerle desteklenmemesi, dava sürecinde hak kayıplarına yol açabilmektedir.
İdarenin Hizmet Kusurunun İspatında Fotoğraf, Kamera Ve Meteoroloji Kayıtları
İdari yargıda açılacak tam yargı davalarında idarenin hizmet kusurunun somut delillerle ortaya konulması gerekmektedir. Sel anına ve sonrasına ait fotoğraf ve kamera kayıtları, su seviyesinin yüksekliğini, mazgalların tıkalı durumunu, altyapı yetersizliğini ve zararın boyutunu görsel olarak kanıtlayan en önemli deliller arasında yer almaktadır.
Bununla birlikte, Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nden temin edilecek resmi hava raporları, yağış miktarını ve bölgenin iklim verilerini doğrulamak için kullanılmaktadır. Bu kayıtlar, yağışın öngörülebilir nitelikte olup olmadığını ve idarenin zamanında teyakkuz durumuna geçip geçmediğini ispat ederek illiyet bağının kurulmasında kritik rol oynamaktadır.
Sel Nedeniyle İdareye Tazminat Başvurusu Zorunluluğu (Dava Öncesi)
Sel zararlarının tazmini amacıyla idari yargıya başvurmadan önce, ilgili idareye (belediye, su ve kanalizasyon idaresi, DSİ veya KGM) yazılı bir dilekçe ile “idari başvuru” yapılması zorunludur. Dilekçede meydana gelen maddi ve manevi zararlar açıkça belirtilmeli, hasar tespit tutanakları, fotoğraflar ve faturalar başvuruya eklenmelidir.
İdarenin bu başvuruya otuz gün içinde zımnen veya açıkça reddetmesi durumunda, dava açma yolu açılmaktadır. İdareye ön başvuru yapılmadan doğrudan tam yargı davası açılması hâlinde, mahkemeler tarafından “idari mercii tecavüzü” gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmektedir.

Sel Zararları İçin İdareye Başvuru Süresi Nasıl Hesaplanır?
İdareye yapılacak yazılı başvurunun süreleri, İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) hükümlerine tabiidir. Zarar gören kişi, zararı öğrendiği tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurmak zorundadır.
Sürelerin hesabında, sel felaketinin gerçekleştiği ve zararın somut olarak ortaya çıktığı gün başlangıç tarihi olarak kabul edilmektedir. Bu yasal hak düşürücü süreler geçirildikten sonra yapılan başvurular idarece reddedildiği gibi, daha sonra açılacak davalar da süre aşımı nedeniyle reddedilmektedir.
İdareye Yapılan Sel Tazminatı Başvurusunun Reddedilmesi
İlgili idareye süresi içinde yapılan yazılı tazminat başvurusunun idare tarafından açıkça reddedilmesi durumunda, zarar gören kişinin idari yargıda tam yargı davası açma hakkı doğmaktadır. İdarenin ret işleminin tebliğ edildiği tarihten itibaren yasal dava açma süresi işlemeye başlamaktadır.
Açık ret işlemine karşı açılacak davalarda, idarenin ret gerekçeleri ve sunduğu savunmalar dava dilekçesinde çürütülmelidir. İdarenin kusursuzluk veya mücbir sebep iddiasına karşılık, hizmet kusurunu kanıtlayan deliller ve bilirkişi raporları dava dosyasına sunulmaktadır.
Sel Tazminatı Başvurusuna Cevap Verilmemesi Ve Zımni Ret
İdareye yapılan yazılı sel tazminatı başvurusuna kanuni süre olan otuz gün içinde herhangi bir cevap verilmemesi durumunda, talep zımnen (örtülü olarak) reddedilmiş sayılmaktadır. Bu durumda başvuru sahibi, otuz günlük sürenin bittiği tarihten itibaren zımni ret kararını dava konusu yapabilmektedir.
Zımni ret halinde, dava açma süresi otuz günlük cevapsızlık süresinin bitimiyle birlikte başlamaktadır. İdarenin sessiz kalarak süreyi geçirmesi, vatandaşın yargı yoluna gitme hakkını ortadan kaldırmamakta olup, yasal süreler içinde idari yargıda tam yargı davası açılabilmektedir.
Sel Nedeniyle İdareye Karşı Tam Yargı Davası Açılması
Sel ve su baskınları neticesinde uğranılan maddi ve manevi zararların tazmini amacıyla idare mahkemelerinde açılan dava türü “tam yargı davası” olarak adlandırılmaktadır. Tam yargı davasında, idarenin hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri çerçevesinde hukuka aykırı eylemi ile zarar arasındaki illiyet bağı kanıtlanarak tazminata hükmedilmesi talep edilmektedir.
Görevli mahkeme, zararın meydana geldiği yeri idari hudutlarında bulunduran idare mahkemesidir. Dava dilekçesinde talep edilen tazminat miktarlarının net olarak belirtilmesi ve idareye yapılan başvuru ile ret işlemlerinin belgelerinin dosyaya eklenmesi zorunludur.
Sel Nedeniyle İdarenin Sorumluluğunda Görevli Ve Yetkili Mahkeme
İdarenin sel ve su baskınları nedeniyle oluşan zararlardan sorumlu tutulması amacıyla açılacak tam yargı davalarında görevli yargı kolu, İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) gereğince idari yargıdır. Görevli ve yetkili mahkeme ise kural olarak zararın meydana geldiği yerin idari sınırlarında bulunan İdare Mahkemesidir.
Bununla birlikte, birden fazla idarenin (örneğin büyükşehir belediyesi, ilçe belediyesi ve DSİ) müştereken sorumlu tutulduğu durumlarda, davanın bu idarelerin bulunduğu yerdeki İdare Mahkemelerinde açılması mümkündür. İdari yargı dışındaki adli yargı mercilerinde açılan tazminat davaları, görevsizlik kararı ile usulden reddedilmektedir.
Sel Nedeniyle Tam Yargı Davası Açma Süresi
İdareye süresinde yapılan başvurunun reddedilmesi veya zımni ret hallerinde idari yargıda tam yargı davası açma süresi, ret kararının tebliğ edildiği veya otuz günlük zımni ret süresinin bittiği tarihten itibaren altmış gündür. Bu altmış günlük yasal dava açma süresi, hak düşürücü nitelikte olup süre aşımı halinde mahkemece davanın reddine karar verilmektedir.
Ön başvuru yapılmaksızın doğrudan dava açılması durumunda ise, İYUK hükümleri uyarınca dava dilekçesinin görevli idareye tevdi edilmesi veya davanın süre aşımı yönünden incelenmesi gibi usuli sorunlar ortaya çıkabilmektedir. Bu nedenle bir yıllık ön başvuru ve altmış günlük dava açma sürelerine riayet edilmesi gerekmektedir.
Sel Tazminatı Başvurusunun Yanlış İdareye Yapılması
Sel zararlarından dolayı idareye yapılacak zorunlu ön başvurunun, görevli ve sorumlu olan doğru kamu kurumuna (ilgili belediye, su ve kanalizasyon idaresi, DSİ veya KGM) yöneltilmesi gerekmektedir. Başvurunun yetkisiz veya yanlış idareye yapılması durumunda, ilgili kurum başvuruyu reddetmekte veya görevsizlik kararı vermektedir.
Yargı süreçlerinde hak kaybı yaşanmaması için, zararın meydana geldiği alandaki altyapı yetkilerinin hangi kuruma ait olduğunun önceden doğru tespiti büyük önem taşımaktadır. Yanlış idareye yapılan başvurular nedeniyle yasal sürelerin geçirilmesi, daha sonra açılacak tam yargı davalarında süre aşımı riskini doğurmaktadır.

Sel Nedeniyle İdareye Başvuru Dilekçesi Örneği
İstanbul Büyükşehir Belediyesi / İSKİ Genel Müdürlüğü Makamına
Konu: Şiddetli Yağış ve Sel Nedeniyle Uğranılan Maddi ve Manevi Zararların Tazmini Talebidir.
Açıklamalar:
Şirketimizin veya şahsımın maliki/kiracısı bulunduğu [Adres Bilgileri] adresindeki taşınmazım, [Tarih] tarihinde meydana gelen şiddetli yağış ve sel felaketi neticesinde, bölgedeki yetersiz altyapı, tıkanmış mazgallar ve dere yatağı ıslahının yapılmaması nedeniyle sular altında kalmıştır.
Yaşanan su baskını neticesinde konutumuzda/iş yerimizde yapısal hasarlar meydana gelmiş, beyaz eşyalarımız, mobilyalarımız ve ticari mallarımız kullanılamaz hâle gelmiştir. İdarenin kamu hizmetini kusurlu işletmesi ve gerekli önleyici tedbirleri almaması, işbu zararın doğmasında doğrudan etkili olmuştur. Ekte sunulan hasar tespit tutanakları ve faturalarla sabit olduğu üzere, toplam [Miktar] TL zararımız doğmuştur.
Hukuki Nedenler: Anayasa m. 125, İYUK ve İlgili Mevzuat.
Sonuç ve İstem: Yukarıda açıklanan nedenlerle, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla, uğramış olduğumuz toplam [Toplam Tutar] TL zararın yasal faiziyle birlikte tarafımıza ödenmesi hususunda gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ve talep ederim.[Tarih]
Ad Soyad İmza
Ekler:
-
Hasar Tespit Tutanağı ve Fotoğraflar
-
Fatura ve Tapu/Kira Sözleşmesi Kopyaları
Sel Nedeniyle Tam Yargı Davası Dilekçe Örneği
– Duruşma Taleplidir-
– İdarenin Cevap Süresinin Kısaltılması Taleplidir –
İstanbul İdare Mahkemesi Başkanlığına
Davacı: [Ad Soyad, T.C. Kimlik No, Adres]
Vekil: Av. Ferdi Kurnaz & Av. Aysel İrem Kap & Av. Berkay Başcı
Davalı: [İlgili İdarenin Tam Unvanı ve Adresi]
Dava Konusu: [Tarih] tarihinde meydana gelen sel ve su baskını neticesinde uğranılan [Miktar] TL maddi ve [Miktar]TL manevi zararın, idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazmini istemidir.
Olay ve Açıklamalar:
- Davalı idarenin sorumluluk sahasında bulunan [Adres] adresindeki taşınmazımız, [Tarih] tarihindeki yağışlarda yetersiz altyapı ve bakım eksikliği sebebiyle su baskınına uğramıştır.
- Durum derhal yetkili mercilere bildirilmiş, olay yerinde resmi tutanaklar tutulmuş ve yasal süresi içinde [Tarih]tarihinde davalı idareye yazılı başvuruda bulunulmuştur.
- Davalı idare başvurumuza zımnen/açıkça ret cevabı vermiş olup, idarenin hizmet kusurundan kaynaklanan zararlarımızın tazmini için işbu tam yargı davasının açılması zarureti hâsıl olmuştur.
Hukuki Nedenler: Anayasa, İYUK ve İlgili Mevzuat.
Sonuç ve İstem: Açıklanan nedenlerle, haklı davamızın kabulü ile [Miktar] TL maddi ve [Miktar] TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idareden tahsiline, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini vekaleten talep ederiz.[Tarih]
Davacı Vekili
Av. Ferdi Kurnaz & Av. Aysel İrem Kap & Av. Berkay Başcı
Ekler:
İdareye Başvuru Dilekçesi ve Ret Cevabı
Hasar Tespit Tutanakları ve Deliller
Sel Zararlarında Keşif Ve Bilirkişi İncelemesi
İdari yargıda açılan tam yargı davalarında, sel sularının yol açtığı inşai tahribatın, eşya ve mal kayıplarının veya altyapı kusurlarının tespiti amacıyla mahkeme tarafından resen veya talep üzerine “keşif ve bilirkişi incelemesi” yaptırılmaktadır.
Mahkeme heyeti, inşaat mühendisi, çevre mühendisi, meteoroloji uzmanı veya mali müşavir gibi alanında uzman bilirkişilerle birlikte olay mahallinde inceleme gerçekleştirerek idarenin kusur oranını ve zararın miktarını teknik olarak raporlamaktadır.
Sel Nedeniyle Tazminatın Hesaplanması Ve Faiz Talebi
Tam yargı davalarında sel zararları hesaplanırken, zararın meydana geldiği tarihteki rayiç bedeller esas alınmaktadır. Konut ve iş yerlerindeki yapısal hasarlar, eşya kayıpları, ticari zararlar ve araç hasarları uzman bilirkişiler tarafından güncel piyasa değerleri üzerinden değerlendirilmekte ve yıpranma payları düşülerek net tazminat miktarı belirlenmektedir.
Faiz talebi hususunda, idari yargı mercileri kural olarak tazminata, idareye yazılı başvuru tarihinden (idarenin temerrüde düşürüldüğü tarihten) itibaren yasal faiz işletilmesine karar vermektedir. Başvuru yapılmadan doğrudan dava açılması halinde ise faiz başlangıç tarihi olarak dava açılış tarihi esas alınmaktadır.
Sigorta Ödemesi Ve Afet Yardımlarının İdareden İstenen Tazminata Etkisi
Zarar gören kişilerin konut, iş yeri veya kasko sigortaları kapsamında sigorta şirketlerinden almış oldukları tazminat ödemeleri, idareden talep edilecek tazminat miktarını doğrudan etkilemektedir. Sigorta hukukundaki halefiyet ilkesi uyarınca, sigorta şirketinin sigortalıya ödediği tutar kadar hak sahibi sıfatıyla idareye rücu etmesi mümkündür; bu nedenle mükerrer (çifte) tahsilatın önlenmesi amacıyla, sigorta tarafından karşılanan kısım idareden istenen tazminat miktarından mahsup edilmektedir.
Bununla birlikte, devlet veya yerel yönetimler tarafından yapılan karşılıksız sosyal afet yardımları veya ayni yardımlar, idarenin tazminat borcunu tamamen ortadan kaldırmamaktadır. Sosyal yardımlar, zararın tamamını karşılamadığı sürece, bakiye kalan gerçek zarar miktarının idareden tam yargı yoluyla tahsiline hukuken engel teşkil etmemektedir.
Sel Nedeniyle İdarenin Sorumluluğuna İlişkin Danıştay Kararları
Danıştay 8. Dairesinin 09.02.2026 Tarihli, E. 2024/4025 ve K. 2026/634 Sayılı Kararı
Yoğun yağış ve altyapı yetersizliği nedeniyle iş yerini sel basması sonucu maddi zarara uğrayan gözlük imalatçısı tarafından açılan tam yargı davasında; ilk derece ve bölge idare mahkemelerince olayın “afet boyutunda” olduğu ve idarenin kusuru bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Temyiz incelemesini yapan Danıştay 8.Dairesi ise, her doğal afetin tek başına idarenin sorumluluğunu ve illiyet bağını ortadan kaldırmayacağını, afet durumunun idarenin kusurlu altyapı hizmetleriyle birleşerek zararı artırabileceğini belirtmiştir. Mahkemece keşif ve meteoroloji uzmanının da yer alacağı bilirkişi incelemesi yaptırılarak idarelerin hizmet kusuru, olayın afet kapsamındaki etkisi ve davacının müterafik kusur durumu somut olarak araştırılmadan eksik incelemeyle karar verilmesinde hukuki isabet görülmemiş; Bölge İdare Mahkemesi kararı oy birliğiyle bozulmuştur.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 10.12.2025 Tarihli, E. 2025/2025 ve K. 2025/3082 Sayılı Kararı
Edirne’de aşırı yağışlar neticesinde taşkın sularının tahliye edilememesi ve iş yerinin su basması nedeniyle açılan maddi tazminat davasında; ilk derece mahkemesince belediye kusurlu bulunarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, Bölge İdare Mahkemesince ise yağışın 160 yılda bir tekrarlanan ve mücbir sebep (doğalgaz/afet) teşkil eden nitelikte olduğu gerekçesiyle karar kaldırılarak davanın reddine hükmedilmiştir.
Temyiz incelemesini yapan Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu; her doğal afetin tek başına idarenin sorumluluğunu ve illiyet bağını ortadan kaldırmayacağını, afet boyutundaki yağışların idarenin kusurlu alt yapı hizmetleriyle birleşerek zararı artırabileceğini belirtmiştir. Uyuşmazlığın çözümü için meteoroloji mühendisinin de yer alacağı uzman bir bilirkişi heyetiyle keşif yapılarak idarelerin hizmet kusuru, uyarılara riayet edilip edilmediği, sulama kanalının etkileri ve müterafik kusur durumları somut olarak araştırılmadan eksik incelemeyle verilen ısrar kararını bozmuştur.
Danıştay 8. Dairesinin 15.09.2025 Tarihli, E. 2024/4973 ve K. 2025/6777 Sayılı Kararı
Ankara genelinde 2022 yılı Haziran ayında meydana gelen sel felaketi neticesinde şirket iş yerinde oluşan maddi zarar ve ticari kazanç kaybının tazmini istemiyle idareler aleyhine açılan davanın, ilk derece ve bölge idare mahkemelerince yağışın “meteorolojik karakterli doğal afet” (mücbir sebep) sayılması ve illiyet bağını kestiği gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
Temyiz incelemesini gerçekleştiren Danıştay 8. Dairesi, bir yağışın afet boyutunda olmasının tek başına idarenin sorumluluğunu ve illiyet bağını ortadan kaldırmayacağını; kamu hizmetlerinin yetersiz yürütülmesinin zararın doğmasına veya boyutunun artmasına yol açabileceğini belirtmiştir. Mahkemece, aralarında meteoroloji mühendisinin de yer alacağı uzman bir bilirkişi heyetiyle keşif ve inceleme yaptırılarak idarelerin hizmet kusuru, olayın afet niteliğindeki etkisi, tacirin müterafik kusuru ve zarar kalemleri somut olarak araştırılmadan verilen eksik incelemeye dayalı karar hukuka aykırı bulunarak Bölge İdare Mahkemesi kararı oy birliğiyle bozulmuştur.
Sel Nedeniyle Tam Yargı Davasında İstinaf Ve Temyiz
İdare mahkemelerince sel ve su baskını zararlarına ilişkin verilen tam yargı davası kararlarına karşı, kararın tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde Bölge İdare Mahkemesi nezdinde “istinaf” kanun yoluna başvurulabilmektedir.
İstinaf incelemesi sonucunda verilen kararlara karşı ise, davanın niteliğine ve parasal sınırlarına bağlı olarak Danıştay nezdinde “temyiz” yolu açık bulunmaktadır.
İdare Hukuku hakkında daha fazla bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular
Sel Doğal Afet Olduğu İçin İdarenin Sorumluluğu Ortadan Kalkar Mı?
Sel olayı tek başına idarenin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Bölgenin iklim şartlarına ve geçmiş meteorolojik verilere göre öngörülebilir nitelikte olan yağışlarda gerekli altyapı, drenaj ve dere ıslahı tedbirlerini almayan idarenin sorumluluğu devam eder. Olayın hukuken mücbir sebep sayılması için kesinlikle öngörülemez ve engellenemez olağanüstü bir doğa olayı olması şarttır.
Her Su Baskınında Belediyeden Tazminat Alınabilir Mi?
Her su baskınında doğrudan tazminat alınamaz. Belediyeden tazminat talep edilebilmesi için selin oluşmasında belediyenin kusurlu olduğunun (hizmetin hiç işlememesi, geç veya kötü işlemesi) somut delillerle ispatlanması gerekmektedir. İdarenin herhangi bir ihmali veya altyapı kusuru bulunmuyorsa tazminata hükmedilmez.
Sel Zararından Büyükşehir Belediyesi Mi, İlçe Belediyesi Mi Sorumludur?
Sorumluluk, zararın meydana geldiği alanın niteliğine ve kanuni görev dağılımına göre değişiklik göstermektedir. Büyükşehir belediyeleri ana arterler, ana kolektör hatları ve büyük altyapılardan sorumlu iken; ilçe belediyeleri ara sokaklar, yerel yağmur suyu hatları ve rögarların bakımından sorumludur. Her iki idarenin de ihmali varsa müşterek (müteselsil) sorumluluk gündeme gelmektedir.
Su Ve Kanalizasyon İdaresine Karşı Sel Tazminatı Davası Açılabilir Mi?
Büyükşehir belediyelerine bağlı olarak faaliyet gösteren su ve kanalizasyon idareleri, şehir içi atık su ve yağmur suyu şebekelerinin inşası, bakımı ve işletilmesinden münhasıran sorumludur. Bu şebekelerin yetersiz kalması veya ana hatların tıkanması nedeniyle oluşan su baskınlarında bu kurumlara karşı doğrudan tam yargı davası açılabilir.
Dere Taşması Nedeniyle DSİ’den Tazminat İstenebilir Mi?
Akarsu ve dere yataklarının ıslahı, taşkın koruma tesislerinin inşası ve akarsu güvenliğinin sağlanması Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nün (DSİ) görev alanındadır. Dere yatağının ıslah edilmemesi veya taşkın önlemlerinin alınmaması neticesinde meydana gelen zararlardan DSİ hukuken sorumlu tutulmaktadır.
Mazgalların Tıkalı Olması Belediyenin Hizmet Kusuru Sayılır Mı?
Yağmur suyu mazgallarının, rögarların ve menfezlerin periyodik olarak temizlenmesi ve bakımının yapılması idarenin asli yükümlülüklerindendir. Meteorolojik uyarılara rağmen mazgalların temizlenmemesi ve bu nedenle suların tahliye edilemeyerek taşması, açık bir hizmet kusuru teşkil etmektedir.
Meteorolojik Uyarıya Rağmen Önlem Alınmaması İdarenin Sorumluluğunu Doğurur Mu?
Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından yapılan erken uyarılar idarenin teyakkuz durumuna geçmesi için bağlayıcıdır. Önceden bildirilen şiddetli yağışlar karşısında gerekli önleyici tedbirleri almayan idarenin sorumluluğu ve hizmet kusuru daha da ağırlaşmaktadır.
Aynı Bölgede Daha Önce Sel Yaşanmış Olması Davayı Etkiler Mi?
Aynı bölgede daha önce defalarca sel yaşanmış olması idare açısından somut bir öngörülebilirlik verisi oluşturur. Geçmiş tecrübelere rağmen kalıcı altyapı tedbirlerinin alınmamış olması, idarenin “öngörülemezlik” veya “mücbir sebep” savunmalarını geçersiz kılmakta ve kusurunu açıkça ortaya koymaktadır.
Dere Yatağında Bulunan Ev İçin İdareden Tazminat Alınabilir Mi?
Dere yatakları imara açılmaması gereken mutlak risk alanlarıdır. Bu alanların imar planlarına işlenmesine izin veren ve yapı ruhsatı düzenleyen idarelerin, dere yatağındaki konutların su basmasında ağır hizmet kusuru bulunmaktadır; bu nedenle hukuki şartlar çerçevesinde tazminat alınabilir.
Ruhsatsız Binada Oluşan Sel Zararı İçin Belediyeye Dava Açılabilir Mi?
Binanın ruhsatsız olması veya imara aykırı kullanılması, idarenin altyapı eksikliği ve dere yatağı ıslah ihmallerini ortadan kaldırmaz. Dolayısıyla belediyeye tam yargı davası açılabilir; ancak binanın ruhsatsızlığı müterafık (ortak) kusur kapsamında değerlendirilerek tazminat miktarında indirim yapılabilmektedir.
Bodrum Katı Su Basan Kişinin Kusurlu Olduğu Kabul Edilir Mi?
Bodrum katların su baskınına karşı savunmasız olduğu bilindiği hâlde gerekli yalıtım ve kişisel tedbirlerin alınmamış olması durumunda, hak sahibinin müterafık kusuru bulunduğu kabul edilebilir. Ancak bu durum, idarenin altyapı yetersizliğine ilişkin asli sorumluluğunu tamamen ortadan kaldırmaz, yalnızca tazminat miktarında oran dahilinde indirim sebebi sayılır.
Sel Zararında Birden Fazla İdareye Birlikte Dava Açılabilir Mi?
Zararın ortaya çıkmasında büyükşehir belediyesi, ilçe belediyesi, su ve kanalizasyon idaresi veya DSİ gibi farklı kurumların kusurunun birlikte bulunduğunun tespiti halinde, bu idarelere karşı müştereken (müteselsilen) tam yargı davası açılabilir.
İdarenin Hizmet Kusuru Hangi Belgelerle İspatlanır?
İdarenin hizmet kusuru; olay anına ve sonrasına ilişkin fotoğraf ve kamera kayıtları, resmi hasar tespit tutanakları, itfaiye raporları, Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün resmi yağış raporları ve en önemlisi mahkeme eliyle yaptırılacak keşif ve bilirkişi incelemesi raporlarıyla ispatlanır.
Sel Sonrasında Hasar Tespiti Yaptırılmadan Onarım Yapılabilir Mi?
Hasar tespiti yaptırılmadan onarım yapılması, zararın miktarını ve niteliğini kanıtlamayı son derece güçleştirmektedir. Hak kaybı yaşanmaması için olay hemen ardından resmi tutanaklar tutturulmalı, fotoğraflar çekilmeli ve gerektiğinde mahkeme aracılığıyla delil tespiti yaptırıldıktan sonra onarıma geçilmelidir.
Belediyeye Başvurulmadan Doğrudan Tazminat Davası Açılabilir Mi?
İYUK hükümleri gereğince idari yargıda tam yargı davası açmadan önce ilgili idareye yazılı ön başvuru yapılması zorunludur. Doğrudan dava açılması halinde mahkemeler “idari mercii tecavüzü” gerekçesiyle davanın usulden reddine karar vermektedir.
Sel Nedeniyle İdareye Başvuru Süresi Ne Zaman Başlar?
İdareye yapılacak yazılı başvuru süresi, sel felaketinin gerçekleştiği ve zararın somut olarak öğrenildiği tarihten itibaren başlamaktadır. Bu süre zararın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıldır.
İdare Tazminat Başvurusuna Cevap Vermezse Ne Zaman Dava Açılabilir?
İdarenin yazılı başvuruya otuz gün içinde cevap vermemesi durumunda talep zımnen reddedilmiş sayılır. Bu durumda başvuru sahibi, otuz günlük cevapsızlık süresinin bittiği tarihten itibaren altmış günlük yasal dava açma süresi içinde idari yargıda tam yargı davası açabilir.
Sel Nedeniyle İdareye Karşı Açılacak Davada Arabuluculuk Zorunlu Mudur?
İdari yargı kolluğunda görülen tam yargı davaları özel hukuk uyuşmazlığı niteliğinde olmadığından, 6325 sayılı Kanun kapsamındaki zorunlu arabuluculuk müessesine tabi değildir. Doğrudan idari başvuru usulü izlenerek idari yargıda dava açılır.
Selde Zarar Gören Araç İçin Belediyeden Onarım Bedeli İstenebilir Mi?
Alt geçitlerde veya yollarda biriken sular nedeniyle araçları zarar gören sürücüler, alt geçit drenaj eksikliği veya mazgal tıkanıklığı gibi hizmet kusurlarına dayanarak belediyeden veya ilgili karayolu idaresinden onarım bedelini talep edebilir.
Sel Nedeniyle İşyerinin Kapalı Kaldığı Dönem İçin Kazanç Kaybı Talep Edilebilir Mi?
İş yerlerinin sel nedeniyle faaliyete ara vermek zorunda kalması sonucu mahrum kalınan karlar (kazanç kaybı), mali defter ve faturalarla somutlaştırılmak suretiyle tam yargı davasında talep edilebilir.
Sel Nedeniyle Hayatını Kaybeden Kişinin Yakınları İdareden Tazminat İsteyebilir Mi?
Sel sularına kapılarak veya altyapı eksiklikleri (açık rögar vb.) nedeniyle hayatını kaybeden kişilerin destekten yoksun kalan yakınları, idarenin ağır hizmet kusuru dolayısıyla maddi (destekten yoksun kalma) ve manevi tazminat davası açma hakkına sahiptir.
Sigortadan Ödeme Alınması İdareye Dava Açılmasını Engellemez Mi?
Sigorta şirketinden alınan tazminat ödemeleri idareye dava açılmasını engellemez. Yalnızca sigorta tarafından karşılanan kısım, mükerrer tahsilatın önlenmesi amacıyla mahsup edilmekte; aşan kısım veya sigortanın rücu hakkı saklı kalmak kaydıyla bakiye zarar için idareye başvurulabilmektedir.
Afet Yardımı Alan Kişi Ayrıca İdareden Tazminat İsteyebilir Mi?
Evet, devlet veya yerel yönetimler tarafından yapılan karşılıksız sosyal afet yardımları, idarenin tazminat sorumluluğunu tamamen ortadan kaldırmaz. Yardımlar zararın tamamını karşılamadığı müddetçe, bakiye gerçek zarar için idari yargıda dava açılabilir.
Sel Nedeniyle İdareye Karşı Açılan Tazminat Davası Ne Kadar Sürer?
İdari yargıdaki tam yargı davalarının süresi; mahkemenin iş yükü, dosyadaki bilirkişi incelemelerinin ve keşiflerin tamamlanma süresine göre değişmekte olup, ilk derece mahkemesi aşaması genellikle birkaç ay ile bir ila iki yıl arasında sürebilmektedir. İstinaf ve temyiz kanun yolları ile birlikte bu süre uzayabilmektedir.

