FON SATIŞ EMRİ İPTAL EDİLEN VE REDDEDİLENLER NE YAPMALI

fon-satis-emri-iptal-edilen-ve-reddedilenler-ne-yapmali

FON SATIŞ EMRİ İPTAL EDİLEN VE REDDEDİLENLER NE YAPMALI?

16–17 Eylül 2026 tarihlerinde bazı yatırım fonları için verilen satım emirlerinin gerçekleştirilememesi, yatırımcıların “satış bedeli alacağı” ile “tasfiye payı” arasındaki farkı gündeme getirmiştir. Özellikle 17 Eylül 2026 tarihinde saat 13.30’dan önce satım emri veren; ancak emri iptal edilen, reddedilen, aracı kurum sisteminde bekletilen veya TEFAS’a iletilmediği bildirilen yatırımcıların hangi kapsamda değerlendirileceği önem taşımaktadır.

Sermaye Piyasası Kurulunun 17 Eylül 2026 tarihli kararında, tasfiye kapsamındaki fonlar için Takasbank TEFAS Platformu üzerinden verilmiş ve gerçekleştirilememiş iade talimatlarının karşılığının fon hesabına borç olarak kaydedileceği belirtilmiştir. Fon portföyündeki varlıkların nakde dönüştürülmesiyle elde edilen tutarlardan öncelikle bu borçların ödeneceği kabul edilmiştir. Bu nedenle usulüne uygun biçimde verilmiş satım emrinin sistemsel, operasyonel veya kurumsal bir nedenle sonuçlandırılamaması hâlinde yatırımcının doğrudan genel tasfiye dağıtımına bırakılması her durumda hukuka uygun kabul edilemez.

Bununla birlikte, her yatırımcının durumu aynı değildir. Emrin verildiği saat, emrin aracı kurum tarafından alınıp alınmadığı, TEFAS’a iletilip iletilmediği, emir statüsünün ne olduğu ve iptal ya da ret işleminin hangi kuruluş tarafından gerçekleştirildiği ayrı ayrı incelenmelidir. Aracı kurum ekranında “iptal”, “ret”, “beklemede” veya “gerçekleşmedi” şeklinde görülen kayıtların hukuki sonuçları birbirinden farklı olabilecektir. Tasfiye Edilen Yatırım Fonları: Mağdur Yatırımcı Ne Yapmalı? isimli yazımıza ulaşabilirsiniz. 

Not: Bu yazı, SPK’nın 17 Eylül 2026 tarihli 2026/61 sayılı Bülteni ile 20 Eylül 2026 tarihli süre değişikliği esas alınarak genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Her yatırımcının emir saati, fon türü, valör günü ve elektronik kayıtları farklı olduğundan somut dosya ayrıca incelenmelidir.

İçindekiler

16–17 Eylül 2026 Tarihlerinde Fonlarda Ne Oldu?

SPK tarafından 17 Eylül 2026 tarihinde alınan kararlarla, bazı portföy yönetim şirketlerinin kurucusu olduğu yatırım fonlarının Kurulca belirlenen yöntemle tasfiye edilmesine karar verilmiştir. Tasfiyenin yürütülmesi için Tera Portföy Yönetimi AŞ’nin kurucusu olduğu fonlarda Türkiye İş Bankası AŞ; diğer ilgili portföy yönetim şirketlerinin fonlarında ise Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası AŞ görevlendirilmiştir.

Tasfiye kararından önce veya kararın açıklandığı gün satım emri veren bazı yatırımcıların emirleri tamamlanamamıştır. Bu emirlerin bir bölümü aracı kurum veya banka ekranında alınmış görünmesine rağmen TEFAS üzerinde gerçekleşmemiş; bazıları iptal edilmiş, bazıları reddedilmiş, bazıları ise satış valörüne ulaşamadan işlemlerin durdurulması nedeniyle sonuçsuz kalmıştır.

SPK’nın 2026/61 sayılı Bülteninde şu ayrım yapılmıştır:

  • İhbarlı fonlarda 17 Eylül 2026 günü saat 13.30’dan sonra verilen iade talimatları tasfiye esaslarına tabi tutulmuştur.
  • Para piyasası fonlarında izahnamede belirtilen gün sonu valör atlama saatinden sonra verilen iade talimatları tasfiye kapsamına alınmıştır.
  • TEFAS üzerinden verilmiş fakat gerçekleştirilememiş satım emirlerinden doğan tutarların fon hesabına borç olarak kaydedilmesi kararlaştırılmıştır.
  • Bu borçların, fon varlıklarının nakde çevrilmesiyle elde edilecek tutarlardan öncelikli olarak ödenmesi öngörülmüştür.

Dolayısıyla 17 Eylül 2026 günü saat 13.30’dan önce usulüne uygun şekilde verilmiş ve TEFAS’a ulaşmış bir emir ile saat 13.30’dan sonra verilmiş bir emir aynı nitelikte değildir. İlkinde gerçekleşmemiş satış bedelinin fon borcu olarak kaydedilmesi gündeme gelebilirken, ikincisinde yatırımcının tasfiyeye katılma payı sahibi olarak dahil edilmesi söz konusu olabilecektir.

Saat 13.30’dan Önce Verilen Satım Emirleri Neden Önemlidir?

İhbarlı fonlarda emir kabul saatleri ile emrin hangi günün fiyatından yerine getirileceği fon izahnamesinde belirlenmektedir. SPK kararında 17 Eylül 2026 günü saat 13.30 açık bir ayırım noktası olarak kabul edilmiştir.

Saat 13.30’dan önce verilen ve TEFAS’a iletilen bir satım emrinin normal işleyiş içerisinde kabul edilmiş emir niteliğinde olması beklenir. Böyle bir emir, tasfiye kararının açıklanması veya işlemlerin sonradan durdurulması nedeniyle gerçekleştirilememişse yatırımcının iradesinin tasfiyeden önce fondan çıkmaya yönelik olduğu açıktır.

Bu durumda yatırımcı, yalnızca tasfiye tarihindeki katılma payı sahibi olarak değerlendirilemez. Emrin zamanında ve geçerli şekilde verildiği kanıtlanabiliyorsa satış bedelinin fon hesabında borç olarak dikkate alınması istenebilir.

Ancak “13.30’dan önce emir verilmiş olması” tek başına her uyuşmazlığı çözmez. Emrin;

  • Aracı kuruluş sistemine hangi saniyede girdiği,
  • Emir numarası oluşturulup oluşturulmadığı,
  • Aracı kuruluşun emri TEFAS’a hangi saatte ilettiği,
  • TEFAS tarafından kabul edilip edilmediği,
  • Ret veya iptal kodunun hangi sistem tarafından üretildiği,
  • İptalin yatırımcı talebiyle mi yoksa sistemsel müdahaleyle mi yapıldığı,

belirlenmelidir.

Emrin yatırımcı tarafından zamanında girilmesine rağmen aracı kurumun teknik altyapısı veya personel işlemi nedeniyle TEFAS’a geç iletilmiş olması hâlinde, yatırımcının gecikmenin sonucuna katlanması gerektiği peşinen kabul edilemez.

16 Eylül 2026 Tarihinde Verilen Emirler de Fon Borcu Sayılabilir mi?

SPK kararındaki “TEFAS Platformu üzerinden fon satım emri verilen ve gerçekleştirilmeyen iade talimatları” ifadesi yalnızca 17 Eylül günü saat 13.30’dan önceki emirlerle sınırlı bir anlatım içermemektedir. Bu nedenle 16 Eylül 2026 tarihinde verilmiş, henüz valörü tamamlanmamış veya işlemlerin durdurulması sebebiyle ödenmemiş bir satım emrinin de bu hüküm kapsamında değerlendirilmesi mümkündür.

Burada belirleyici olan, emrin yalnızca yatırımcının kendi cihazındaki uygulama ekranında oluşturulmuş olması değildir. Emrin dağıtıcı kuruluş tarafından kabul edilmesi ve TEFAS’a gönderilmesi önem taşır. TEFAS’a ulaşmış, kabul edilmiş ve yalnızca sonradan alınan tedbirler nedeniyle tamamlanamamış emirlerin karşılığının fon borcu olarak kaydedilmesi talep edilebilir.

16 Eylül’de verilen emir için fonun izahnamesindeki ihbar ve valör hükümleri de incelenmelidir. Satış bedelinin hangi tarihte hesaplanacağı, hangi gün ödeneceği ve emrin hangi fiyat üzerinden gerçekleştirileceği bu belgelere göre belirlenir. Yatırımcının alacak miktarı belirlenirken emir tarihinde ekranda görülen yaklaşık tutarın değil, izahname uyarınca uygulanması gereken pay fiyatının esas alınması gerekebilir.

“Fonun Borcu Olarak Kaydedilme” Ne Anlama Gelir?

Gerçekleşmemiş satış emrinin fon borcu olarak kaydedilmesi, yatırımcının sıradan katılma payı sahibi sıfatıyla tasfiye sonundaki bakiye değeri beklemesinden farklıdır. Kabul edilen iade talimatından doğan ödeme yükümlülüğü, fon hesabında bir borç kalemi olarak gösterilir.

SPK’nın belirlediği usulde fon portföyündeki varlıkların yatırımcı menfaati, piyasa derinliği ve likidite koşulları gözetilerek nakde dönüştürülmesi öngörülmüştür. Elde edilen nakitten önce, gerçekleşmemiş satım emirleri nedeniyle fon hesabına kaydedilen borçların ödenmesi gerekir. Kalan nakdin ise mutabakatı yapılmış bireysel saklama hesaplarına, katılma payı sahipliği oranında aktarılması öngörülmüştür.

Bu düzenleme, satış emri daha önce kabul edilmiş yatırımcıyla tasfiye tarihinde fonda kalmaya devam eden yatırımcı arasında farklı bir hukuki konum oluşturabilir. Bununla birlikte “öncelikli ödeme” ifadesi, fon dışında kalan başka bir şirketin malvarlığından sınırsız ve koşulsuz ödeme yapılacağı anlamına gelmez. Öncelikle fon hesabındaki varlıkların nakde dönüşmesi beklenir.

Fon varlıklarının borçların tamamını karşılamaması, satış bedelinin eksik hesaplanması veya emrin hatalı biçimde fon borçları listesine alınmaması hâlinde ayrıca sorumluluk incelemesi yapılması gerekir.

İptal Edilen Emir ile Reddedilen Emir 

Yatırımcı ekranında görülen kısa durum açıklamaları, emrin hangi aşamada sonuçsuz kaldığını tek başına göstermez. “İptal edildi” kaydı şu ihtimallerden birine dayanabilir:

  • Emir yatırımcı tarafından iptal edilmiş olabilir.
  • Aracı kurum tarafından toplu olarak iptal edilmiş olabilir.
  • TEFAS işlemlerinin kapatılması üzerine sistem tarafından iptal kaydı oluşturulmuş olabilir.
  • Emir teknik bir hata nedeniyle sisteme aktarılamamış olabilir.
  • Fonun işleme kapatılması sebebiyle açık emirler otomatik biçimde kaldırılmış olabilir.

“Reddedildi” kaydında ise reddin nedeni ayrıca belirlenmelidir. Bakiye yetersizliği, katılma payı blokajı, haciz veya tedbir kaydı, emir saatinin geçirilmesi, yatırımcı statüsünün uygun olmaması, fonun alım satıma kapatılması veya teknik iletişim sorunu farklı sonuçlar doğurur.

Yatırımcının kendi hatasından veya hesabındaki hukuki kısıtlamadan kaynaklanan ret ile aracı kurumun emri zamanında iletmemesinden kaynaklanan ret aynı şekilde değerlendirilemez. Bu nedenle yalnızca mobil uygulamada görülen “ret” yazısına dayanılarak hak kaybının kabul edilmemesi gerekir.

İptal/Redden Aracı Kurum mu Yoksa Fon mu Sorumludur?

Sorumluluk, emrin hangi aşamada sonuçsuz kaldığına göre belirlenmelidir. Her olayda yalnızca fonun veya yalnızca aracı kurumun sorumlu olduğu söylenemez.

Emrin TEFAS’a Ulaştığı ve Gerçekleşmediği Durum

Emir TEFAS’a ulaşmış, sistem tarafından kabul edilmiş fakat işlemlerin durdurulması nedeniyle tamamlanamamışsa SPK’nın özel tasfiye kararı uygulanır. Bu durumda satış emrinden doğan tutarın fon hesabına borç olarak kaydedilmesi ve tasfiye kapsamında öncelikli ödenmesi gerekir.

Başvurunun fon kurucusuna, tasfiyeyi yürüten bankaya ve SPK’ya yöneltilmesi uygun olur. Satış emrini alan aracı kurumdan da emrin TEFAS’a iletildiğine ilişkin kayıt istenmelidir.

Emrin Aracı Kurum Tarafından TEFAS’a İletilmediği Durum

Yatırımcı emri zamanında vermiş olmasına rağmen emir aracı kurumun sisteminde bekletilmiş, geç gönderilmiş veya hiç gönderilmemişse aracı kurumun sorumluluğu gündeme gelir. Emir iletim hizmeti sunan kuruluşun müşteri talimatlarını zamanında, doğru ve özenli biçimde yerine getirmesi gerekir.

Bu durumda yatırımcı, aracı kurumun ihmali bulunmasaydı emrin TEFAS’a ulaşacağını ve SPK kararındaki öncelikli ödeme kapsamına gireceğini ileri sürebilir. Zararın varlığı ve miktarı; aracı kurum kayıtları, TEFAS cevapları, fon fiyatı ve tasfiye sonunda yapılan ödemeler karşılaştırılarak belirlenir.

Emrin Fon veya Fon Kurucusu Tarafından Hatalı Reddedildiği Durum

TEFAS’a ulaşan emrin fon kurucusunun, fon hizmet biriminin veya ilgili sistemin hatalı uygulaması nedeniyle reddedildiği belirlenirse fon kurucusunun ve kusuru bulunan kuruluşların sorumluluğu incelenir. Fon kurucusu, fonun katılma payı sahiplerinin haklarını koruyacak şekilde yönetilmesinden, temsilinden ve faaliyetlerin mevzuat ile izahnameye uygun yürütülmesinden sorumludur.

Birden Fazla Kuruluşun Kusurunun Bulunduğu Durum

Emrin alınması, TEFAS’a aktarılması, kabul edilmesi, saklama kayıtlarının oluşturulması ve ödeme işlemleri farklı kuruluşlarca yürütülmektedir. Bu nedenle aynı olayda aracı kurumun, fon kurucusunun, fon hizmet biriminin veya diğer görevli kuruluşların birlikte kusurlu olması mümkündür.

Dava açılmadan önce teknik kayıtların incelenmesi ve emrin hangi noktada kesintiye uğradığının belirlenmesi gerekir. Sadece yatırımcının işlem yaptığı banka veya aracı kurumun muhatap alınması, asıl hatanın başka bir kuruluşta bulunması hâlinde eksik incelemeye neden olabilir.

Öncelikli Alacak Listesine Alınmak İçin Başvuru Gerekir mi?

SPK kararı uyarınca, MKK ile tasfiyeyi yürüten bankalar arasında katılma payları, takyidatlar ve gerçekleşmemiş emirler bakımından mutabakat yapılması öngörülmüştür. Dolayısıyla TEFAS üzerinde açıkça görülen gerçekleşmemiş emirlerin kurumlarca kendiliğinden belirlenmesi gerekir.

Buna rağmen yatırımcının kayıtlarda hata bulunmadığından emin olması için yazılı başvuru yapması önemlidir. Özellikle emri iptal edilen, reddedilen veya aracı kurum ekranında bulunmasına rağmen TEFAS kaydı konusunda bilgi verilmeyen yatırımcıların pasif biçimde tasfiye sonucunu beklemesi hak kaybına yol açabilir.

Başvuru yapılırken şu hususların açıkça bildirilmesi yararlı olacaktır:

  • Fonun tam unvanı ve fon kodu,
  • Yatırımcının hesap ve sicil bilgileri,
  • Satım emrinin verildiği tarih, saat ve mümkünse saniye,
  • Emir numarası,
  • Satılması istenen katılma payı adedi,
  • Uygulamada görülen emir durumu,
  • İptal veya ret bildiriminin tarihi ve saati,
  • Emrin TEFAS’a iletilip iletilmediğinin açıklanması talebi,
  • Emrin TEFAS’a iletim zamanının ve cevap kodunun bildirilmesi talebi,
  • Gerçekleşmemiş emrin fon borçları listesine kaydedilmesi talebi,
  • Öncelikli ödeme kapsamına alınıp alınmadığına ilişkin yazılı cevap talebi,
  • İlgili bütün elektronik kayıtların korunması talebi.

Başvuruların ispatlanabilir yöntemlerle yapılması gerekir. Kayıtlı elektronik posta, noter ihtarnamesi, iadeli taahhütlü posta veya kuruluşun kayıt numarası verdiği yazılı başvuru kanalları kullanılabilir. Yalnızca telefon görüşmesi yapılması yeterli olmayacaktır.

SPK’ya, Fona ve Aracı Kuruma Ayrı Ayrı Başvuru Yapılmalı mı?

Uyuşmazlığın henüz hangi kuruluşun işleminden kaynaklandığı bilinmiyorsa başvuruların eş zamanlı olarak ilgili aracı kuruma veya bankaya, fon kurucusu portföy yönetim şirketine, tasfiyeyi yürüten bankaya ve SPK’ya yapılması düşünülebilir.

Aracı kuruma yapılacak başvuruda, emrin alındığı ve TEFAS’a iletildiği zamanların açıklanması istenmelidir. Fon kurucusuna yapılacak başvuruda, emrin fon kayıtlarında hangi statüde yer aldığı ve fon borcu olarak tahakkuk ettirilip ettirilmediği sorulmalıdır. Tasfiyeyi yürüten bankadan ise mutabakat ve öncelikli borç listesinde yatırımcının kaydının bulunup bulunmadığı talep edilmelidir.

SPK’ya yapılacak başvuruda yalnızca genel bir mağduriyet anlatılmamalıdır. Emir numarası, zaman bilgisi, fon kodu, ekran görüntüsü ve kurumlardan alınan cevaplar sunulmalıdır. Kuruldan emrin hangi statüde değerlendirildiğinin incelenmesi ve ilgili kuruluşlardan kayıtların istenmesi talep edilebilir.

SPK’ya şikâyette bulunulması, özel hukuk alacağının kendiliğinden tahsil edilmesini veya dava açma sürelerinin durmasını sağlamaz. Kurul tarafından idari inceleme yapılması ile yatırımcının tazminat talep etmesi birbirinden farklıdır.

Hangi Log ve Elektronik Kayıtlar İstenmelidir?

Bu uyuşmazlıklarda en önemli deliller elektronik kayıtlardır. “Log kaydı” denildiğinde yalnızca yatırımcının mobil uygulamasında görülen işlem geçmişi anlaşılmamalıdır. Emrin oluşmasından sonuçlandırılmasına kadar farklı sistemlerde kayıt meydana gelir.

Şu kayıtların korunması ve sunulması talep edilebilir:

  • Mobil ve internet bankacılığı emir giriş kayıtları,
  • Kullanıcı oturum kayıtları,
  • Emir oluşturma zamanı,
  • Emir numarası ve işlem referansı,
  • Aracı kurumun emir yönetim sistemi kayıtları,
  • TEFAS’a gönderim zamanı,
  • TEFAS mesaj ve cevap kayıtları,
  • Ret veya iptal kodları,
  • Sistemsel hata ve kesinti kayıtları,
  • Fon hizmet birimi kayıtları,
  • MKK sicil ve katılma payı kayıtları,
  • Takasbank mutabakat kayıtları,
  • Müşteri hizmetleri ses kayıtları,
  • SMS, e-posta ve uygulama bildirimi kayıtları,
  • Emir üzerinde sonradan yapılan değişiklikler,
  • Kullanıcı veya kurum tarafından gerçekleştirilen iptal kayıtları,
  • İşlem gününe ait teknik kesinti ve bakım kayıtları.

Yatırımcı tarafından ekran görüntüleri, ekran kayıtları, SMS’ler, e-postalar, müşteri temsilcisi görüşme tarihleri ve başvuru numaraları saklanmalıdır. Uygulamadaki verilerin sonradan değişebilme ihtimaline karşı mümkünse noter tespiti veya mahkemeden delil tespiti talep edilmesi değerlendirilebilir.

Elektronik kayıtların belirli saklama sürelerine tabi olması nedeniyle başvurularda “kayıtların silinmemesi ve muhafaza edilmesi” açıkça istenmelidir.

Emir Reddi ve İptalinde Delil Tespiti Talep Edilebilir mi?

Emir kayıtlarının kaybolması, değiştirilmesi veya saklama süresinin sonunda silinmesi ihtimali varsa mahkemeden delil tespiti talep edilebilir. Delil tespitiyle aracı kurum, banka, Takasbank, MKK veya diğer ilgili kuruluşlardaki elektronik kayıtların getirtilmesi ve gerektiğinde bilirkişi tarafından incelenmesi istenebilir.

Delil tespiti, doğrudan alacağın tahsiline karar verilen bir dava değildir. İleride açılabilecek davada kullanılacak delillerin korunmasını sağlar. Özellikle yatırımcının ekranında emir görünmesine rağmen kuruluş tarafından “TEFAS’a ulaşmamıştır” cevabı verilmesi hâlinde teknik kayıtların erken aşamada güvence altına alınması önem taşır.

Tasfiye Süresinin Üç Aydan Altı Aya Çıkarılması Ne Anlama Gelir?

17 Eylül 2026 tarihli ilk kararda tasfiyenin, duyuru tarihinden itibaren en fazla üç aylık sürenin bitimini izleyen ilk iş gününde sona ermesi öngörülmüştür. Daha sonra SPK’nın 20 Eylül 2026 tarihli ve 59/1710 sayılı kararıyla, yalnızca bu süre üç aydan altı aya çıkarılmıştır.

SPK tarafından uzatmanın, fon portföyündeki varlıkların ve piyasa koşullarının dikkate alınarak mümkün olduğunca uygun koşullarda satış yapılabilmesi amacıyla kabul edildiği açıklanmıştır. Altı aylık süre, tasfiyenin mutlaka altı ay süreceği anlamına gelmemektedir. Koşullar uygun olursa tasfiye daha erken tamamlanabilir. Diğer tasfiye hükümlerinde ise değişiklik yapılmamıştır.

Sürenin uzatılması, öncelikli fon borcu bulunan yatırımcının niteliğini ortadan kaldırmaz. Bununla birlikte ödeme zamanı, fon portföyündeki varlıkların nakde çevrilebilmesine bağlı olarak gecikebilir. Fon portföyündeki kıymetlerin aceleyle ve ciddi değer kaybıyla satılmasının önüne geçilmesi amaçlanmış olsa da yatırımcının gecikme nedeniyle uğrayabileceği zararlar ayrıca değerlendirilebilir.

Ödeme Yapılmazsa veya Eksik Yapılırsa Dava Açılabilir mi?

Başvurulara rağmen gerçekleşmemiş satım emrinin fon borcu olarak kaydedilmemesi, yatırımcının öncelikli ödeme dışında bırakılması veya hesaplanan tutarın eksik ödenmesi hâlinde dava gündeme gelebilir.

Davanın kime yöneltileceği somut olaya göre belirlenmelidir. Fon borcunun kayda alınmaması fon kurucusu veya tasfiyeyi yürüten kuruluşla ilgili olabilir. Emrin TEFAS’a hiç iletilmemesi aracı kurumun sorumluluğuna yol açabilir. Hatalı sistem kaydı, birden fazla kuruluşun sorumluluğunu gerektirebilir.

Talep edilebilecek zarar kalemleri olayın özelliklerine göre şunları içerebilir:

  • Zamanında gerçekleştirilmesi gereken satım emri bedeli,
  • Tasfiye kapsamında yapılan ödeme ile olması gereken satış bedeli arasındaki fark,
  • Geç ödeme nedeniyle oluşan faiz kaybı,
  • Kusurlu emir iletimi sebebiyle doğrudan uğranılan zarar,
  • Fon borcu olarak kaydedilmemesi nedeniyle oluşan eksik ödeme,
  • Şartları bulunuyorsa diğer belgeli maddi kayıplar.

Her fiyat düşüşünün veya her bekleme süresinin otomatik olarak tazminat hakkı doğuracağı söylenemez. Zararın gerçek, belirlenebilir ve kusurlu işlemle bağlantılı olması gerekir. Özellikle satış bedeli ile tasfiye ödemesi arasındaki farkın belirlenmesi için fon izahnamesi, uygulanacak fiyat tarihi, valör ve gerçekleşme koşulları birlikte incelenmelidir.

Aracı Kuruma Karşı Açılacak Davada Nelerin Kanıtlanması Gerekir?

Aracı kurumun sorumluluğuna dayanılması hâlinde genel olarak şu hususların gösterilmesi gerekir:

  1. Yatırımcı tarafından geçerli bir satım emri verilmiştir.
  2. Emir süresi içinde ve yeterli katılma payı mevcutken oluşturulmuştur.
  3. Aracı kurum emri zamanında veya doğru biçimde TEFAS’a iletmemiştir.
  4. Emir gereği gibi iletilmiş olsaydı kabul edilecek veya öncelikli fon borcu kapsamında değerlendirilecekti.
  5. Kurumun işlem veya ihmali nedeniyle ölçülebilir bir zarar doğmuştur.
  6. Kurumun davranışı ile zarar arasında bağlantı bulunmaktadır.

Aracı kurumun yalnızca “işlemler durdurulduğu için emir gerçekleşmemiştir” şeklindeki genel cevabı yeterli görülmemelidir. Emrin hangi saatte alındığı, hangi saatte TEFAS’a gönderildiği ve hangi kodla reddedildiği belgeyle açıklanmalıdır.

Fon Kurucusunun Sorumluluğu Hangi Hâllerde Gündeme Gelir?

Yatırım fonunun tüzel kişiliği bulunmamakla birlikte fon malvarlığı kurucunun malvarlığından ayrıdır. Kurucu, katılma payı sahiplerinin haklarını koruyacak biçimde fonun temsil edilmesinden, yönetilmesinden, yönetimin denetlenmesinden ve faaliyetlerin mevzuat ile fon belgelerine uygun yürütülmesinden sorumludur.

Emrin fon kayıtlarına yanlış işlenmesi, geçerli emrin hukuka aykırı biçimde reddedilmesi, yatırımcılar arasında SPK kararına aykırı farklılık oluşturulması veya gerçekleşmemiş satış emrinin fon borcu olarak gösterilmemesi hâlinde fon kurucusunun sorumluluğu incelenebilir.

Ancak fon kurucusunun sorumluluğu ile fon hesabından yapılacak öncelikli ödeme birbirine karıştırılmamalıdır. Öncelikli ödeme doğrudan fon hesabındaki borca ilişkindir. Kurucunun kendi malvarlığından tazminat ödemesi ise ayrıca kusur, aykırılık ve zarar değerlendirmesini gerektirir.

Başvuru Yaparken Hangi Belgeler Eklenmelidir?

Başvurulara mümkün olduğunca aşağıdaki belgeler eklenmelidir:

  • Emir ekran görüntüsü,
  • Emir numarası ve referans kodu,
  • İşlem tarihini ve saatini gösteren belge,
  • Fon hesap ekstresi,
  • MKK yatırımcı hesap özeti,
  • Emir iptal veya ret bildirimi,
  • Banka ya da aracı kurumla yapılan yazışmalar,
  • Müşteri hizmetleri başvuru numaraları,
  • SMS ve e-posta bildirimleri,
  • Fonun izahname ve yatırımcı bilgi formunun ilgili bölümleri,
  • Satış emrinin verildiği tarihte hesapta yeterli katılma payı bulunduğunu gösteren kayıt,
  • Daha önce yapılan başvurular ve verilen cevaplar.

Başvuruda, satış emrinin fon borcu olarak kaydedilmesi ve elde edilecek nakitten öncelikli olarak ödenmesi açıkça istenmelidir.

Fon Satış Emri İptal Edilen Ve Reddedilenler Ne Yapmalı?

16–17 Eylül 2026 tarihlerinde satış emri veren yatırımcıların öncelikle emirlerinin gerçek statüsünü belirlemeleri gerekir. Aracı kurum ekranında emrin bulunması, emrin mutlaka TEFAS’a ulaştığını göstermeyebilir. Aynı şekilde emrin sonradan iptal edilmiş görünmesi, başlangıçta geçerli olarak kabul edilmediği anlamına da gelmez.

Aşağıdaki hususlar gecikmeden kontrol edilmelidir:

  • Emrin tarih ve saat bilgisi yazılı olarak alınmalıdır.
  • TEFAS’a iletim kaydı ve cevap kodu istenmelidir.
  • İptal veya reddin kim tarafından yapıldığı sorulmalıdır.
  • Fon borcu listesine kayıt yapılıp yapılmadığı öğrenilmelidir.
  • Tasfiyeyi yürüten bankaya yazılı başvuru gönderilmelidir.
  • Fon kurucusu ve aracı kuruma ayrı başvurular yapılmalıdır.
  • SPK’ya belgeli şikâyet iletilmelidir.
  • Elektronik kayıtların korunması talep edilmelidir.
  • Cevap verilmemesi veya çelişkili cevaplar verilmesi hâlinde delil tespiti değerlendirilmelidir.
  • Tasfiye kapsamında yapılan ödemeler ve KAP açıklamaları takip edilmelidir.

Fon Satış Emri İptal Edilen Ve Reddedilenler Ne Yapmalı? Avukat 

16–17 Eylül 2026 tarihlerinde tasfiye kapsamına alınan fonlar için satım emri veren yatırımcıların tamamı aynı hukuki durumda değildir. Özellikle 17 Eylül günü saat 13.30’dan önce verilen ve TEFAS’a ulaşan emirlerle, bu saatten sonra verilen emirlerin birbirinden ayrılması gerekir.

TEFAS üzerinden verilmiş fakat gerçekleştirilememiş satım emirlerinden doğan tutarların fon hesabına borç olarak kaydedilmesi ve fon portföyünün nakde çevrilmesinden elde edilen parayla öncelikli olarak ödenmesi SPK tarafından açıkça kararlaştırılmıştır. Buna karşılık emir aracı kurum sisteminde kalmış, geç iletilmiş veya hiç TEFAS’a gönderilmemişse aracı kurumun sorumluluğu ayrıca incelenmelidir.

Yatırımcının öncelikli ödeme kapsamına girip girmediği yalnızca mobil uygulamadaki “iptal” veya “ret” ibaresine göre belirlenemez. Aracı kurum emir kayıtları, TEFAS mesajları, ret kodları, MKK kayıtları ve tasfiye mutabakat listeleri birlikte incelenmelidir. Başvuruların yazılı yapılması, elektronik kayıtların korunmasının talep edilmesi ve satış emrinin fon borcu olarak kaydedilmesinin açıkça istenmesi önem taşır.

Tasfiye süresinin üç aydan altı aya uzatılmış olması, tasfiyenin mutlaka altı ay süreceği veya öncelikli alacak niteliğinin ortadan kalktığı anlamına gelmez. Sürenin uzatılması yalnızca fon portföyündeki varlıkların uygun koşullarda nakde çevrilebilmesi amacıyla kabul edilmiştir.

Başvurulara rağmen satış emrinin fon borcu olarak kaydedilmemesi, öncelikli ödeme yapılmaması veya aracı kurum hatası nedeniyle emrin TEFAS’a ulaşmaması hâlinde, kusuru bulunan kuruluşlara karşı alacak ve tazminat talepleri ileri sürülebilir. Ancak davanın muhatabı ve talep edilecek tutar belirlenmeden önce emrin teknik hareketlerinin eksiksiz biçimde ortaya çıkarılması gerekir.

Sıkça Sorulan Sorular

17 Eylül 2026 saat 13.30’dan önce verilen satım emri öncelikli ödenir mi?

Emir TEFAS’a ulaşmış ve gerçekleştirilmemişse karşılığının fon hesabına borç olarak kaydedilmesi ve elde edilen nakitten öncelikli ödenmesi gerekir. Emrin yalnızca aracı kurum uygulamasında oluşturulmuş olması yeterli olmayabilir; TEFAS iletim kaydı incelenmelidir.

16 Eylül 2026 tarihinde verilen fakat ödenmeyen emir de kapsama girer mi?

TEFAS üzerinden verilmiş ve işlemlerin durdurulması nedeniyle gerçekleştirilememiş emirlerin kapsamda değerlendirilmesi mümkündür. Emrin valörü, kabul durumu ve TEFAS kayıtları ayrıca incelenmelidir.

Saat 13.30’dan sonra verilen emirler ne olur?

İhbarlı fonlarda 17 Eylül 2026 günü saat 13.30’dan sonra iletilen iade talimatlarının tasfiye esasları kapsamında değerlendirilmesi öngörülmüştür. Bu yatırımcılar kural olarak katılma payı sahipliği oranında tasfiye ödemesine dahil edilir.

Emrim iptal edildi. Fon borcu olarak kaydedilir mi?

İptalin nedeni belirlenmeden kesin cevap verilemez. Emir TEFAS’a ulaştıktan sonra işlemlerin kapatılması nedeniyle sistemsel olarak iptal edilmişse fon borcu kapsamında değerlendirme yapılabilir. İptal yatırımcı tarafından yapılmışsa aynı sonuca ulaşılamayabilir.

Emir reddedildiyse aracı kurum sorumlu olur mu?

Ret, aracı kurumun emri geç veya hatalı iletmesinden kaynaklanmışsa aracı kurumun sorumluluğu gündeme gelebilir. Ret fonun kapatılması veya TEFAS işlemlerinin durdurulmasından kaynaklanıyorsa SPK’nın özel tasfiye hükümleri incelenmelidir.

Öncelikli ödeme için ayrıca başvuru zorunlu mudur?

Kurumlar arasında gerçekleşmemiş emirler bakımından mutabakat yapılması öngörülmüştür. Bununla birlikte kayıtlardaki olası hatalara karşı yazılı başvuru yapılması ve yatırımcının listede bulunup bulunmadığının sorulması önemlidir.

Başvuru önce nereye yapılmalıdır?

Aracı kurum veya bankaya, fon kurucusu portföy yönetim şirketine ve tasfiyeyi yürüten bankaya yazılı başvuru yapılabilir. SPK’ya da belgeler eklenerek şikâyet iletilebilir.

SPK’ya başvuru yapılması dava açma süresini durdurur mu?

Kural olarak SPK’ya şikâyet başvurusu yapılması özel hukuk taleplerine ilişkin süreleri kendiliğinden durdurmaz. İlgili süreler ayrıca takip edilmelidir.

Hangi kayıtlar aracı kurumdan istenmelidir?

Emir giriş zamanı, emir numarası, TEFAS’a gönderim zamanı, TEFAS cevap kodu, ret veya iptal nedeni, sistem kayıtları, müşteri hizmetleri ses kayıtları ve teknik kesinti kayıtları istenmelidir.

Aracı kurum kayıtları vermiyorsa ne yapılabilir?

Yazılı başvuru tekrarlanabilir, SPK’ya şikâyette bulunulabilir ve koşulları varsa mahkemeden delil tespiti istenebilir. Dava sırasında kayıtların ilgili kuruluşlardan getirtilmesi de talep edilebilir.

Tasfiye altı ay boyunca devam etmek zorunda mıdır?

Hayır. SPK, altı aylık sürenin azami süre olduğunu ve koşullara göre tasfiyenin daha erken tamamlanabileceğini açıklamıştır.

Tasfiye süresinin uzatılması öncelikli alacak hakkını kaldırır mı?

Hayır. Süre değişikliği yalnızca tasfiyenin tamamlanmasına ilişkin azami süreyi etkilemiştir. SPK, diğer tasfiye hükümlerinin aynen yürürlükte kaldığını açıklamıştır.

Fonun parası bütün alacakları karşılamazsa ne olur?

Fon varlıklarından yapılabilecek ödeme ile yatırımcının alacağı arasında eksiklik meydana gelebilir. Eksikliğin kusurlu yönetim, hatalı emir iletimi veya başka bir mevzuata aykırılıktan kaynaklanması hâlinde sorumlu kuruluşlara karşı ayrıca talepte bulunulabilir.

Satış bedeli hangi fiyat üzerinden hesaplanır?

Fon izahnamesindeki emir kabul, fiyat ve valör hükümleri esas alınır. Yatırımcının uygulamasında görülen yaklaşık tutar her durumda kesin satış bedeli değildir.

Tasfiye ödemesi ile satış emri bedeli arasındaki fark talep edilebilir mi?

Emrin zamanında ve geçerli biçimde verilmesine rağmen sorumlu kuruluşun kusuru nedeniyle gerçekleştirilemediği kanıtlanırsa aradaki fark zarar olarak talep edilebilir. Zararın miktarı ve kusur bağlantısı somut kayıtlarla belirlenmelidir.

Yatırımcı Tazmin Merkezi bu zararları karşılar mı?

Yatırımcı Tazmin Merkezi mekanizması, her fon zararı veya gerçekleşmeyen emir için otomatik bir güvence oluşturmaz. Tazmin kapsamı, yatırım kuruluşunun müşteriye karşı sermaye piyasası araçları veya nakit teslim yükümlülüğünü yerine getirememesine ve kanundaki diğer şartlara bağlıdır. Somut olay ayrıca incelenmelidir.

Telefonla yapılan başvuru yeterli midir?

Tek başına telefon görüşmesi yeterli görülmemelidir. Başvurunun yazılı ve ispatlanabilir biçimde yapılması; telefon görüşmesi varsa görüşme tarihi, saati ve başvuru numarasının saklanması gerekir.

Dava açmadan önce tasfiyenin bitmesi beklenmeli midir?

Her olayda tasfiyenin sonunun beklenmesi zorunlu değildir. Delillerin kaybolma ihtimali varsa erken dönemde delil tespiti istenebilir. Zarar miktarının tasfiye ödemesinden sonra kesinleşeceği durumlarda ise ödeme sonuçlarının görülmesi gerekebilir.

Davada görevli ve yetkili mahkeme nasıl belirlenir?

Uyuşmazlığın taraflarına, yatırımcının sıfatına, sözleşmenin niteliğine ve ileri sürülen talebe göre görevli mahkeme değişebilir. Tüketici işlemi, ticari işlem ve sermaye piyasası faaliyetinden doğan uyuşmazlık ayrımı yapılmadan dava açılmamalıdır.

Öncelikli listede olup olmadığımı nasıl öğrenebilirim?

Tasfiyeyi yürüten bankaya, fon kurucusuna ve emri alan aracı kuruma yazılı olarak başvurulmalı; emir numarası belirtilerek emrin fon hesabına borç kaydedilip kaydedilmediği ve öncelikli ödeme listesinde bulunup bulunmadığı sorulmalıdır.

Not: Bu yazı, SPK’nın 17 Eylül 2026 tarihli 2026/61 sayılı Bülteni ile 20 Eylül 2026 tarihli süre değişikliği esas alınarak genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Her yatırımcının emir saati, fon türü, valör günü ve elektronik kayıtları farklı olduğundan somut dosya ayrıca incelenmelidir.